×
Xwezî gorr bihata zimên
Zinare Xamo
Xwezî gorr bihata zimên
Aslan, sal zû derbas dibin, me tew nedît 18 sal çawa derbas bû. Îro ez û Hêvî dîsa bûn mîvanê te. Li ber serê te me bi hesreteke kûr û bi xemgîniyeke mezin rojên borî yad kirin. Me bîstekê qala te kir. Hêvîyê got, qey qismet û nesîbê te ev ax, ev gor...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (373)


Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.
Fuad Onen
Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.
Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne. Li gorî rayedarên Sîstema Serwerîya Tirk, ev şer ji bo wan mijara bekayê (mayin-nemayinê) ye. H...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (617)


Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
Zinare Xamo
  Mehmet Aslan Kaya 17 sal berê di rojeke wiha da di 51 saliya xwe da ji nişka ve, bêyî ku kesî nerehet bike, bêyî ku haya kesî pê xe wek çirayekê vemirî û çû gerdûneke din. Mirina wî ne malbata wî tenê, bi sedan, bi hezaran kesên ev kurdê...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1071)


Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Zinare Xamo
Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Min got pismam sal zû dibuhirin, 16 sal derbas bûn. Hemû dost û hevalên te, zarokên te dersa matamatîkê dida wan, xortên te alîkariya wan dikirin hemû mezin bûne û di civata Swêd da hatine der û meqamên muhîm, ji bo gelê xwe xebatên pir baş dikin. &n...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2207)


Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Fuad Onen
Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Di sîyeseta Kurdistanê de du problemên esasî hene. Yek jê, taleba desthilatîya navendî lawaz e, taleba jêr desthelatîye, bi tirkî ”alt îktîdar” ew taleb xurt e. Lê taleba desthelatîyên navendî lawaz e. Sedemek ji, ku sernîvîsa vê panelê j...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2294)


Serxwebûna Kurdistanê
Fuad Onen
Serxwebûna Kurdistanê
Sîyeseta partî, rêxîstin,saziyên bakurê Kurdistanê dev ji hedefa serixwebûnê berda ye. Ji delva hedefênserxwebûnê, otonomî, federalî an demokrasî te parastin. Di vir de anormalîyekheye. Yanî îro ji her demê betir taleba serxwebûn û yekîtîya Kurdistan...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2560)


Qirîza Dewleta Tirk
Fuad Onen
Qirîza Dewleta Tirk
Reyadarên vê dewletê, hertim dibêjin pirsgirêka me pirsgirêka hebûn û nebûna dewletê ye. Rast e. Yalçin Kuçuk dibeje ”em nekevin Musulê dê Diyarbekir ji dest me here”. Dogu Perînçek jî dibêje ”em tekevin Musulê, dê Diyarbekir ji des...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2850)


Kutilkên diya min, qeyda Fuad Onen û biyopolîtîka Foucault
Ferzan ŞÊR
Bîranîneke Fuad Onen ji bo fahmkirina kolonyalîzma biyopolîtîkî ya tirkan di warê teorî û pratîkê de bi awayekî xwezayî destnîşan dike. Ger ez neqil bikim ew ê tu carî nikaribim wekî wî xweş bi lêv bikim, loma rasterast jê digrim, wiha dibêje Fuad On...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2218)


Helwest û çalakî
Fevzi Namli
Helwest û çalakî
Di rewşek weha de gava li Amedê, Cizîrê, Şirnex, Silopya, Hezex, Nisêbîn, Gever û Dêrikê êrîşên hovana yên dewleta dagirker li ser gelê kurd berdewam dikin. Di heman demê de li taxên heman bajaran, an jî li bajarekî din ên Kurdisstanê ji teref rêxist...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2324)


Kurdȇn Ȇzdȋ ȗ Qetlyama Ermeniya / Para duda
Eskerê Boyik
Ferman. Gava vê peyvê dibêjin evdên Ȇzdî bi tirs û saw, bê hemdê xwe neheqî, kuștin û kokbirya civaka xwe bîr tinin. Xûn ji wê peyva xezeb diniqite. Ferman yanê biryar: biryara hêzên hukumdar. hêzên deshiletdar, hêzên dewleta hov. Ev peyv bi dewrana ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (4621)


Page 1 of 6First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  Next   Last   
24

Bilinen bir gerçektir ki Hamidiye Alayları sultan Abdulhamit’in 1892 yılında Kürt ağa ve beylerin çocuklarını İstanbul’daki aşiret mektebinde eğitmeye başlaması ve bunların içinde başarılı olanları askeri okul ve akademiye göndermeye başlamasıyla Kürdistan da yeni bir dönemi başlatmıştır. Bununla hem aşiretler kontrol altında tutulmaya çalışılmış ve hem de sınır boylarının komşu devletlerin istilasında korunması amaçlanmıştır.

Bu okullarda okuyanlardan birisi cibranlı Halit bey, binbaşı Kasım ve Hınzorlu (Kayalıkaleden) Saidê Yusuf ağanın oğlu Reşit beydir. Bunların üçü de aynı aşiretin mensupları ve birbirlerine akraba olan şahıslardır.
Sultan Abdulhamit’in damadı Erzincan’daki 4. Ordu komutanı müşir Zeki paşa, bir askeri görevliyi Erzurum, Malazgirt ve Hınıs’a gönderir, buradaki alaylar kurulduktan sonra görevli Varto’ya gelir ve Xınzor köyünde cibran aşireti arasında bir toplantı yapar, gaye Reşit beye alayın kuruculuğunu verdirmektir. Fakat başta İnaklı (Varto-Yenimahalle) Zeynel Abidin buna karşı çıkar, bunun üzerine ordu mensubu seçim yapılmasını ister. 

Buna göre herkes taraftarlarını çağıracak ve sayısal olarak fazla olan taraf alayın kuruculuğunu üslenecekti. Bu nedenle her aşiret ve köyden temsilci çağrılır ve bu temsilcilerin alaya verecekleri süvari veya şahıs adedi baz alınarak tarafların adayı alay komutanı seçilir. Toplantıda Reşit beyin taraftarları toplamda ancak 80-90 süvari ve bir o kadar piyadeyle alaya katılacaklarını söyleyince, Sıra Halit beye gelir. O, İnaklı Zeynel Abidin’e sorar, Oda 40 süvariyle alaya katılacağını belirtir, bir iki köyün daha sayısı alınınca, toplamda Reşit beyin  sayısının aşıldığı görülür ve “cıbran alayın” kurulma görevi Halit beye verilir. Böylece bu bölgede halk, ilk olarak seçimle de tanışmış olur.

Halit bey, zabit olarak İnaqlı Zeynel Abidin’i yanına almak ister, fakat o yaşlı olduğunu, kardeşi Abdulkadir’in bu işe daha yatkın olduğunu ve oğlu Abdullah’ı da ona yardım etmek üzere vereceğini söyler. İşte o günden itibaren Cıbran aşireti reisi Halit beyin yaşam çizgisinde İnaklı Abdulkadir hep vardır. Birinci dünya savaşındaki Sarıkamış, Pasinler, Zoro komu, Karlıova ve Bulanık-Malazgirt hattındaki savaşlarda, Erzurum’daki “azadi” faaliyetlerinde hep onun yanı başında ve onun can dostu olarak yerini alır. 
Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli iki husus vardır, birincisi Halit beye, askeri okuldan mezun olduktan hemen sonra çok genç olmasına rağmen, “Cıbran Aşireti” idaresi teslim edilecek kadar, bu aşiret mensuplarının ona güven duymasıdır, diğer tarafta İnaklı Zeynel Abdi’nin zabitliği kendisine ve oğluna değil de kardeşine vermeyi önermesi, babadan oğla geçen (intikal eden)  o bencil sisteme itibar etmeyerek bir metanet ve  asalet örneği göstermesidir. 
Bu olayla, Halit beyin üç önemli meziyeti de ortaya çıkacak ve toplum tarafından takdir edilerek daima itibar görmeye devam edecektir. Birincisi Halit beyin yurtsever kişiliği ve milli kimliği ortaya çıkacak, ikincisi dinine bağlı muhafazakar bir kişi olduğu görülecek, üçüncüsü vazifesine düşkün görevinin ehli bir lider olduğu anlaşılacaktır.

Halit beyle birlikte olmak ve cıbran alayının safında Ruslarla savaşmak, bir çok Kürt ileri geleni gibi din alimleri içinde önemli bir şehadet fırsatı olmuştur. 1915 yılında Sarıkamış bölgesindeki savaşa, İnaklı Zeynel Abdi’nın kız kardeşi Gülnaz’ın çocukları Varto Kers (Boylu) köyünden Ehmê İbo ve abisi Mele Yusuf (Gülen cemaatince tahşiyeci olarak adlandırılan Mele Muhammed Doğan’ın dedesi), bu ikilinin aynı köydeki yeğenleri Muhammedê Evcelil de katılır. Yanlarında İnaklı Abdullah ve Gazi de (Xaziyê Yusuf) vardır. 

Abdulkadir ve bu beş akrabası, stratejik bir köyün geri alınması esnasında öncü birlik olarak giderken kendilerini aniden köyün içinde bulurlar, büyük bir çatışma sonucu köy geri alınır fakat mele Yusuf ve yeğeni Muhammedê  Evcelil ağır yaralanır, Erzurum’a kaldırılan ikiliden mele Yusuf şahadete kavuşur ve Hınıs’a getirilir, Mıhemedê Evcelil ölünceye kadar sırtındaki kurşunla yaşamak zorunda kalır. İnak ve Kersliler Hınıs’ta cenazeyi almak isteyince, Şeyh Said’in babası Şeyh Mahmut cenazeyi vermez ve Kolhisar köyüne defneder, Zira mele Yusuf burada medrese tahsilini tamamlamış, Varto Zirink köyünde Şeyh Musa efendinin medresesinde mele Şahabettin’in babası mele Muhammed, Evranlı mele Feyzullah ve Sultaşılı mele Muhammed gibi dini alimlere ders vermiştir.
 İlmi icazetini Kolhisarda Hınıs müftüsü şeyh Said’in kardeşi şeyh Bahattin efendiden, halifelik icazetini de şeyh Mahmut efendiden alan mele Yusuf’un, savaş nedeniyle alimlik  ve müderrislik icazetine ait törenin yapılmadığını belirten Şeyh Mahmut, onu Kolhisar mezarlığına defnetmekle, her sabah ona bir cüzü kuran okuyarak ve dua ederek bu eksikliği gidermeye çalışacağını söyler. 

Köydeki çatışmada silah sesleriyle güya imdada giden cıbran süvarilerinden birisi daha sonra Halit beye şu itirafta bulunur  “biz köye yaklaşınca, Abdulkadir ve akrabalarının sipere yatmadan köyde ayakta savaştıklarını, onları bu haliyle görünce içimizden birkaç kişi, yahu bu adamların şuan gösterdikleri cesaret ve kahramanlık örneği memlekete duyulursa hepimiz için bir eksiklik olacak ve memlekete  gidecek yüzümüz kalmayacak, bırakın Ruslar bunları öldürsün, ondan sonra biz hücum edelim” demişti. 
Bunu duyan Halit bey “şeref ve haysiyetin Allah katında ölçüleceğini, bunu halk arasında kendisi için bir eksik veya şan, şöhret ve paye olarak değerlendirmenin sadece şeytani bir gururdan ibaret olduğunu” belirterek bunları alayın iç işerinden uzak tutmaya başlamış, Abdulkadir ve yanındaki akrabalarına ise daha fazla bel bağlamıştır. Burada önemli olan mele Yusuf gibi bir alimin Ruslarla savaşmada milli ve dini bütün bir lider olarak gördüğü Halit beyin yanında savaşa katılması ve hakka yürümesidir
Halit beyin halk arasındaki prestij ve güven duygusu, Hasenan aşireti ile yaşanan bir sorunda daha önemli bir şekilde anlaşılır. Hasananlı Halit beyin oğlu Rıza (Rızayê Xêlit), Cıbran aşireti ile aralarındaki bir ihtilaf nedeniyle haber gönderir ve “bana gavur Rıza derler, ben iki günde cıbranı talan eder ve Varto’ya kadar inerim” der, bunu duyan Hormek aşireti reisi Selim ağa (Sêlo yê ağê), cıbrana rakip bir alevi aşiretine mensup olmasına rağmen, Sırf Halit beye olan sevgi, saygı  ve güven duygusundan ötürü, onun gıyabında Hasananlılara haber gönderir “Varto’da bizim mensup olduğumuz Ferê ailesine mala gavur derle, Rıza’nın bu lakabımızı çalmasına gönlüm razı gelmez, Rıza ağa zahmet etmesin, Perişan hanıma söyleyin yarın sabah ikimize Bulanık Kasımiyedeki konakta kahvaltı hazırlasın” der. Bunu duyan Rıza ağa, “viya hahayê diya xwe kıro, vi li min çi kir” (bu kendi annesine şöyle yapsın, bu benim başıma ne getirdi) diyerek Halit beye haber gönderir ve cıbranla olan meselesini kavgasız bir şekilde kimse zarar görmeden çözüme kavuşturur.

 Burada önemli olan suni olmayan rakip bir alevi aşiretinin kendiliğinde Halit beyin yanında yer alması ve onun emrine amade olmasıdır. Buda Halit beyin aleviler arasında, en az suniler kadar üstün bir güvene sahip olduğunu göstermesi açısında oldukça önemlidir.  
Halit beyin alayı, Karlıova’dan Bulanık Malazgirt hattına giderken Muş ovasında Ermenilere karşı başlatılan teşhirin devam ettiğini görür ve yol üzerindeki bataklık alanlarda bulunan sazlık ve kamışlıkların arasında ve murat ile karasu kenarındaki ağaçlı alanlarda saklanan Ermenileri toplayarak ve çetelerin eline düşenleri geri alarak, bunları devletin koruma noktalarına teslim ederler. İnaklı Abdulkadir “bu şekilde belki yüzlerce Ermeni’yi topladıklarını” oğluna ve yakınlarına anlatmıştı. 
İşte cıbranlı Halit beyin alayı bir tarafta Ruslarla savaşırken diğer taraftan Ruslarla birlikte hareket eden ve mazlum birçok Kürt köylüsünü öldüren Ermeni çetelerine karşı hiçbir istibdat hareketine girişmemiştir. Hatta Cibran aşiretinin çekirdek kadrosunun yaşadığı Varto’da, birinci dünya savaşı esnasında 46 Ermeni aile ikamet ettiği halde bunlara karşı en ufak bir harekette bulunulmamıştır. Bu dönemde Varto’daki Ermeni Kürt ilişkisine ilerdeki günlerde ayrıca değineceğim.

Halit bey 1918 yılı ilkbaharında Hozat’tan Varto’ya dönünce vaktinin büyük çoğunluğunu civar il ve ilçelerdeki aşiretler arasında, savaş süresince vuku bulan ihtilafların gidermesi konusuna ayırır. Bununla ileride kuracağı örgütün, geniş yelpazede aşiretler arasında hayatiyet bulması (kabul görmesi) açısında bir ön çalışma niteliğinde olmasını amaç edinmiştir.
Bir gün Halit bey kalçıktaki İsmail ê Seyithan’ın konağında, amcası İsmail ağa, İnaklı Zeynel Abidin ve Karaseyitli hacı Devriş ile istişare ederken dışarıda bir arbede yaşandığını görür. Bulanığa bağlı Şahberat ve Şelul köylerinde Mısuri aşireti lideri Muhyedinê Fero, onu Ziyarete gelmiş ve hacı Devriş’in torunu Mahmut, onun atının dizginini tutarak elindeki tüfeğini almıştır. Önce bunu bir nezaket sanan Muhiyettin ağa, işin ciddiyetini kavrayınca yanındaki dokuz akrabasıyla birlikte kendilerini taş ve tümseklerin arkasına atarak sipere yatarlar, karşılıklı silahlar çekilir. Halit bey pencereyi açar ve tarafların huzura gelmelerini emreder. Yanındaki hacı Devriş’e olayın mahiyetini anlatmasını söyler. Hacı Devriş “Ruslar işgale başlayınca biz dünürüm Zeynel Abidin ailesi ve kaynım Darebili Hüsê Şıbo ailesiyle birlikte önce Karlıova Halifa köyüne gittik. Oradan oğlum Ehmê vefat etti ve biz birlikte Siverek beyçeliye göç ettik, orada Zeynel Abdi’nin kızı Gülnazla evli olan oğlum Zeynel de vefat etti, yanımdaki aileler Elazığ’a göç edince, mısuri aşireti çeteleri benim iki öküzümü gasp ettiler, Muhyettin ağaya haber gönderdim ilgilenmedi. Sizin yanınızda alayda olan torunum Mahmut  olayı öğrenince yemin etmiş -Ben nerede Muhiyeddin ağayı görürsem elindeki tüfeğini öküzlerimizin bedeli (gelewa gayên sor) olarak alacağım- demiş, kusura bakmayın, oda burada karşılaşınca bunu yaptı” der. Halit bey Mahmut’a tüfeği geri vermesini, Muhyeddin ağaya da üç gün içerisinde hacı Devriş’in öküzlerinin bedelini teslim etmesi kaydıyla tarafları köylerine gönderir. Gerçektende iki gün sonra Muhyettin ağa Kraseyite giderek hacı Devriş’i memnun eder ve bir müsibet tatlıya bağlanmış olur.

Buda Halit beyin, Hozat’tan, Varto’nun Kalçık köyüne kadar, geniş yelpazede suni ve alevi aşiretlerle görüşmeler yapması, bunların arasındaki ihtilafları çözüme kavuşturması, toplumun dini ve milli dinamiklerine karşı hassas davranması, onun Kürt halkı üzerinde  çok geniş bir etkiye sahip olduğu ve toplumun güvenini kazanan bir lider olarak bunları ileride kuracağı “AZADİ” örgütünü kurma düşüncesiyle yaptığı anlaşılmaktadır. Alayın kurulması ve Ermenilerle ilgili bilgi Abdulkadir oğlu Giyasettin, Mele Yusuf’la ilgili bilgi torunu mele Mehmet ve yeğeni Mehdi Doğan, aşiretlerle ilgili bilgi karaseyitli mele Bahattin Taş’tan alinmıştır

Burada Halit Beyin yaşam çizgisi ve savaştaki başarısı ile Bekir Fikri Grebene’nin yaşam çizgisi ve Balkan savaşındaki başarısı birbirine çok bezediği görülür. Yalnız bir farkla, Bekir Fikri beyin tarafı kazandığı için o kahramanlıkla taltif edilir, Halit Beyin tarafı kaybettiği için oda İdama mahkum olur.29.04.2015
Abdulbari HAN
   Varto Eski Belediye Başkanı


                                             



  



 

 
Posted in: Tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (required)

Website

Irak’ta ABD-İran Savaşı ve Kürtler Üzerindeki Olası Etkileri
Arzu Yılmaz
Irak’ta ABD-İran Savaşı ve Kürtler Üzerindeki Olası Etkileri
Irak’taki bu tehditler karşısında en fazla kaybetme riski taşıyan ise Kürtler. Zira Irak’ta kaybedilecek bir düzene sahip tek bölge Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı topraklar. Özellikle gündelik hayat akışında güvenliğin istikra...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (22)


Mehrdad R. Izady: Sfenks’in Sakalı (ve Kerkük) Kürt Politik Safdilliliği Üzerine Notlar

Mehrdad R. Izady: Sfenks’in Sakalı (ve Kerkük) Kürt Politik Safdilliliği Üzerine Notlar
1992 Yılında Ankara’da kendilerine “Musul Vilayeti Konseyi” diyen Kürt şeyhlerinden ve ağalarından oluşan bir birlik tarafından bir Self-Determinasyon Deklerasyonu yayınlandı. Bu Kürt şeyh ve ağalarının çoktan unutulmuş Osmanlı Türk...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (131)


Di Medya Haber TV de em li ser kêşeyên rojane peyivîn
admin
Di Medya Haber TV de em li ser kêşeyên rojane peyivîn
Türk devletinin beka sorunu Kürdistanın varlığı ve bağımsızlığıdır.  Bunları AKP üzerinden okumak yanlıştır, bunun arkasında stratejik bir devlet aklı vardır ve çok açık söyledikleri şudur ; gücümüz yettiğince sizin kendinizi yönetmenizi, devle...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (415)


Ulusal birlik, içine herkesin her şeyi koyabileceği bir kavram değildir
Fuat Önen
Ulusal birlik, içine herkesin her şeyi koyabileceği bir kavram değildir
Meclisteki “Kürt” milletvekilleri Türk meclisini, kendi şereflerini yerlerde süründürmek pahasına şereflendirmişlerdir. Aslında mecliste Kürt milletvekili yoktur. Meclise Türk olarak gidiyorlar ve Türklük, Atatürkçülük üzerine yemin ediyo...
Hejmara şirova (6)   Lê nerin (754)


Türk toplumunun hassasiyeti
Fuat Önen
Türk toplumunun hassasiyeti
Kürdistanlı siyasi çevrelerin Türkiyedeki Kürdler ve Kürd meselesi hakkında açık bir programları ve bu hassasiyeti karşılayacak bir yol-eylem haritaları gözükmemektedir. Hümaniter çığlıklar, mağduriyet edebiyatı ile “bu saldırıyı da savuşturalı...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (205)


ALÎŞÊR'İN MEKTUPLARI HAKKINDA DÜZELTME
Fuat Önen
ALÎŞÊR'İN MEKTUPLARI HAKKINDA DÜZELTME
Alişêr'in önemli olan bu iki mektubunun yapabildiğim kadarıyla orijinallerine bağlı transkripsiyonlarını yaptım, yanlışlarını düzelterek Pelkurd ve Bitlisname sitelerine gönderdim, oralarda yayımlandılar. Bu sitelere göndermeden önce, Vate redaks...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (179)


İki Nehir Arasında Boğulmak
Fehim Taştekin
İki Nehir Arasında Boğulmak
Yani bıçak öyle bir yere dayandı ki Türkiye ile savaş ‘yıkım’ demek, Şam’la kavga ‘bozgun’ demek. Kürtlerin kırılgan durumu avantaja çevirmek için Şam-Moskova hattıyla diyalogu güçlendirmekten başka şansı gözükmüyor. Bir...
Hejmara şirova (1)   Lê nerin (468)


Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
Fehim Taştekin
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
İşin doğrusu, Kürtler hükümet oluşumunda öyle bir konuma geldi ki hem Iraklı rakip güçler hem de birbirine karşı nüfuz savaşı veren İran ve ABD, Barzani’yi bir an önce Bağdat’ta görmek istiyordu. Çözülmesi gereken bir sürü konu, ortaklığı...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (531)


Bu cehenneme ateş lazım!
Fehim Taştekin
Bu cehenneme ateş lazım!
Türkiye birkaç gündür Kobani ve Tel Ebyad’a top atışları yaparak nabız yokluyor. Bu, biraz Suriye sahnesindeki uluslararası güçlere yönelik ciddiyet gösterisi, biraz müdahaleye gerekçe yaratmak için Kürtleri yanıt vermeye zorlama hamlesi, biraz...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (575)


X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
Fehim Taştekin
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
Malum Türkiye, 2014 sonrasında IŞİD’e karşı savaşta ABD’nin Kürtlerle kurduğu ortaklığı önleyemedi. Ankara’nın istediği ABD’nin TSK ve müttefik milis güçleriyle birlikte hareket etmesiydi. Şimdi Afrin’de yaptığı gibi Fır...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (547)


Page 1 of 14First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  Next   Last