×
Îro dîsa li ser gorra te bûm !
admin
Îro dîsa li ser gorra te bûm !
Zinarê Xamo Salek dîsa pir zû derbas bû ! Aslan, sal dîsa zû derbas bû, me hew dît 9ê adarê hat jî. Ez û Hêvî îro dîsa bûn mîvanê te. Tu rastiyê dixwazî min ji bîr kiribû. Lê do ne pêr, nizanim çawa bû, wek heft kes ji min ra bibêjin, &rdquo...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (763)


Li himberî êrîşên dagirkeran em hêza xwe bikin yek
admin
Li himberî êrîşên dagirkeran em hêza xwe bikin yek
Welatê me Kurdistan ji derveyî îradeya gelê me bi çar perçeyan ve hatîye perçe kirin. Eve nêzîkî sed salîye ku Tirkîye, Îran, Iraq û Sûrîye , di meseleya  Kurdistanê de hemû pirs û pirsgirêkên di navbera xwe de datînin alîyekî û bi hevdu re p...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1157)


Radio Ashti
admin
Radio Ashti
Sipasdarê birayê Haci KardoxiAştî û Radio Ashtî me, sipasdarê dost û hevalên ku bi sebir 4 saetan li me guhdarî kirin û em bi tenê nehiştin im. Mixabin derfet nebû ku bersîvên temama pirsan bidim. Em di têkoşîna rizgarîya neteweyî de bi hev re ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2107)


19 sal zû derbas bûn
Zinare Xamo
Sal zû derbas dibin, min hew dît salek din jî derbas bû û wa ye dîsa 9ê nîsanê hat. Erê pismamo, 19 sal di ser wefata te ra derbas bûn. Îro dîsa ez û Hêvî bûn mîvanên te. Lê vê carê em ne bi tenê bûn, Mumtaz Aydin Roza Kurdî, Erdal Kurdman, ez û Hê...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1585)


Xwezî gorr bihata zimên
Zinare Xamo
Xwezî gorr bihata zimên
Aslan, sal zû derbas dibin, me tew nedît 18 sal çawa derbas bû. Îro ez û Hêvî dîsa bûn mîvanê te. Li ber serê te me bi hesreteke kûr û bi xemgîniyeke mezin rojên borî yad kirin. Me bîstekê qala te kir. Hêvîyê got, qey qismet û nesîbê te ev ax, ev gor...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2007)


Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.
Fuad Onen
Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.
Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne. Li gorî rayedarên Sîstema Serwerîya Tirk, ev şer ji bo wan mijara bekayê (mayin-nemayinê) ye. H...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2229)


Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
Zinare Xamo
  Mehmet Aslan Kaya 17 sal berê di rojeke wiha da di 51 saliya xwe da ji nişka ve, bêyî ku kesî nerehet bike, bêyî ku haya kesî pê xe wek çirayekê vemirî û çû gerdûneke din. Mirina wî ne malbata wî tenê, bi sedan, bi hezaran kesên ev kurdê...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2189)


Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Zinare Xamo
Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Min got pismam sal zû dibuhirin, 16 sal derbas bûn. Hemû dost û hevalên te, zarokên te dersa matamatîkê dida wan, xortên te alîkariya wan dikirin hemû mezin bûne û di civata Swêd da hatine der û meqamên muhîm, ji bo gelê xwe xebatên pir baş dikin. &n...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3669)


Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Fuad Onen
Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Di sîyeseta Kurdistanê de du problemên esasî hene. Yek jê, taleba desthilatîya navendî lawaz e, taleba jêr desthelatîye, bi tirkî ”alt îktîdar” ew taleb xurt e. Lê taleba desthelatîyên navendî lawaz e. Sedemek ji, ku sernîvîsa vê panelê j...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3751)


Serxwebûna Kurdistanê
Fuad Onen
Serxwebûna Kurdistanê
Sîyeseta partî, rêxîstin,saziyên bakurê Kurdistanê dev ji hedefa serixwebûnê berda ye. Ji delva hedefênserxwebûnê, otonomî, federalî an demokrasî te parastin. Di vir de anormalîyekheye. Yanî îro ji her demê betir taleba serxwebûn û yekîtîya Kurdistan...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (4150)


Page 1 of 6First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  Next   Last   
15

Farslar, Azeriler, Araplar ve Belucilerin özgürlük istemleri Kürtlerle örtüşüyor. Mevcut etnik gruplar birleşik bir muhalefetle e rejimi değiştirebilir mi ya da alt edebilir mi? Yeni bir yönetim alternatif birlikte kurabilirler mi? Ne dersiniz?

-Ben, özellikle Kürdistan meselesinin, İran Devleti'nin toprak bütünlüğü ve siyasi egemenliği içinde çözülemeyeceğini düşünüyorum. Kürdistan meselesinin kalıcı çözümü, bu devletlerin ufalmasıyla mümkündür. Bu hem Türkiye için böyledir. Hem Irak için hem Suriye için hem İran için böyledir. Çünkü aslında, Kürdistan meselesini doğuran temel faktör, Kürdistan'ın bu işgalci devletlerarasında bölüşülmesi, paylaşılması ve Kürdistan hakikatinin ortadan kaldırılmaya çalışılmasıdır. Mesele bu olduğu için bu meselenin kalıcı çözümü, bu işgalci devletlerin sınırlarının içine sığmaz.

Ancak Kürdistan'ın bağımsızlığı ve birliği meselesi, uzun ve çetin bir mücadeledir. Bu birçok ara evrelerden geçebilir. Fakat kalıcı çözüm; ancak, bağımsız ve birleşik Kürdistan'la mümkün olur. Şimdi oradaki muhalefeti yekpare kabul edemeyiz. Bakınız, Avrupa'da hangi devletteydi bilmiyorum. Acemler bir protesto gösterisi yaptılar. Orada Kürtler, Kürdistan bayrağı açmaya çalıştıklarında, Farsiler bunlara saldırdılar; “Tek bayrağımız var, o da İran bayrağıdır.” diye. Bu yüzden özellikle İran'ın, yani Fars muhalefetiyle, Fars opozisyonuyla, Kürdistan'daki mücadeleyi hatta Belucistan'daki mücadeleyi, tek bir potada toplayamayız. Bunlar arasında zulme, zorbalığa karşı, geçici ittifaklar kurula bilinir. Güç birlikleri yapıla bilinir. Bazen İran rejimine dönük paralel vuruşlar yapıla bilinir. Ancak, İran'daki muhalefeti, Belucistan’daki direnişi, Kürdistan'daki direnişi tek potada toplayamayız.

Çünkü İran'da Farisilerin, mevcut rejime karşı muhalefetleri, Kürdistan'ı işgal altında tutmaya devam etmeye çalışan, bir muhalefettir. Yani Doğu Kürdistan, Kürdistan'ın doğusu, Safavileri de gördü, Kaçarlıları da gördü, Pehlevileri de gördü. Humeynileri de gördü. Şimdi bunların her biri farklı bir siyasal yapı, farklı siyasal projelerin temsilcileridirler. Ama Kürdistan'a dönük tavırlarında, en ufak bir farklılık yoktur. Yani bugün, Farslar arasında, Kürtlerin kendi geleceklerini belirleme hakkını, ayrı devlet kurma hakkını savunan, bir güçlü muhalif hareket yok ki biz, Kürdistan'daki ulusal mücadeleyle işte İran'daki demokratik mücadele arasında bir bağlaşıklıktan söz edelim.

Şimdi bizim, tarihten ve yaşadıklarımızdan dersler çıkarmamız lazım. Yani Irak'ı alalım; çok çeşitli iktidar biçimleri ve iktidar sahipleri denendi. 2003’ten sonra, mevcut devlet cihazı parçalandı. Yerine de yeni bir devlet cihazı kurulmaya çalışıldı ve Kürdistan'ın güneyindeki siyasal partiler, bu yeni devletin oluşması için canla başla mücadele ettiler. Bir toparlayıcı devlet başkanı bulamıyorlardı. Mam Celal Talabani, yıllarca Arap devlet başkanlığını yaptı. Ama bugün de gerek Sünni Araplar arasında, gerek Şii Araplar arasında ve gerek Türkmenler arasında, Kürdistan'ın devletleşme hakkını savunan, bir tek siyasi organizasyon yoktur.

Biz Humeyni döneminde de bu deneyimi yaşadık. Doğu Kürdistanlılar, Humeyni darbesini desteklediler ve Humeyni İran'a geldikten sonra, bir-iki yıl süren bir görüşmeler; işte, bu meselenin silahlı olmayan yollardan çözümü için birçok görüşmeler yapıldı. Fakat Humeyni yerini sağlamlaştırdıktan sonra, Rıza Şah'tan hiç farkı olmayan bir tarzda, Kürdistan'a saldırdı. Binlerce Kürt'ü katletti ve Kürdistan'ın bu işgal altında tutulma sürecini devam ettirmeye çalıştı. Onun için ben, genel olarak, yekpare bir İran muhalefetinden söz edilmesini, doğru bulmuyorum.

Bizim için önemli olan, Kürdistan'daki raperindir, Belucistan'daki raperindir. Yani, İran devletinin, bu sahte işgalci birliğini zorlayan mücadelelerdir. Çünkü Kürdistan, Doğu Kürdistan'ın kurtuluşu da ancak bu işgalin sona erdirilmesiyle mümkün olur. Bu yüzden muhalefeti tek renge boyayıp, işte orada herkesi İran'daki despotizme karşı diyorlar falan diye değerlendirmek, bence doğru değildir.

Öbür taraftan şuna bakmamız lazım. Yani nasıl oluyor da birdenbire Kürdistan'ın doğusunun neredeyse tamamı, bu raperinlere katılabiliyor. Şimdi bu Kürdistan'daki dinamiklerle ilgilidir. Kürdistan'daki dinamikler, örneğin Tahran'daki dinamiklerden çok farklı işliyor. Yani Tahran'da mevcut rejime karşı olanlar, yine İran'ın birliği bütünlüğü çerçevesinde, Kürdistan'ı işgal altında tutarak, bir rejim değişikliği talebine sahiptirler. Biz bunu Suriye'de de görüyoruz. Yani Suriye'de de muhalif hareketler var Ama Suriye'deki muhaliflerin hiçbirisi, Kürdistan'ın batısının kendi kendini yönetmesini, orada devletleşmesini kabul etmiyor. Aynı şey Irak'ta da var. Yeni bir devlet yapısı oluşturdukları halde, o dönemin şartlarının onlara zorla dayattığı federal yapıyı bile kabul etmiyorlar. Ve güç biriktirip güç yetirdikleri zaman, bu federal yapıyı da tasfiye etmeye çalışacaklarını biliyoruz

Nitekim Maliki döneminde oluşturulan Dicle Operasyon gücü, bu iş için düzenlendi. Sonra da 2017 referandumundan sonra, Haşdi Şabi çeteleriyle-Irak devleti, Kürdistan'ın yüzde 45’ini yeniden işgal etti. Dolayısıyla seçerek değerlendirmeliyiz. Bizim konsantrasyonumuz, Kürdistan'ın doğrultusundaki gelişmelerle ilgilidir

Elbette ki siyasetçi biri olarak, dünyanın her tarafında hak eşitliğini, özgürlüğü savunan biri olarak, işte Belucistan la, Kuzistan ’la, Azerbaycan’la da, Tahran’la da ilgileniriz. Ama bizi esas ilgilendiren, bizim değiştirebileceğimiz, etkileyebileceğimiz saha, Doğu Kürdistan sahasıdır. Bu konsantrasyonu bence asla kaybetmemeliyiz. Burada temel problem şudur: Kürdistan'daki devrimci dinamiklerle, öznel koşullar arasında bir dengesizlik var. Yani eski terminolojiyi kullanacak olursam, aslında Kürdistan her dört parçasında da bir devrimci durum var.

Kürdistan'ın dinamikleri hareket halinde, Kürdistan'ın dinamikleri aktif, ancak bu dinamikleri hedefe yöneltecek, öznel oluşumdan yoksunuz. Yani bugün, Doğu Kürdistanlı partililer, bir güç birliği oluşturdular, bir platform oluşturdular; mümkün mertebe buradaki halk ayaklanmalarını yönetmeye, korumaya, çalışıyorlar ama doğu Kürdistan'ın her tarafında bu başkaldırılara öncülük edecek, bir devrimci partiden de yoksunuz.

Bu, Kürdistan’ın tüm parçalarının bence temel çelişkisi; yani, Güney Kürdistan'da bir referandum yapıldı. Sandığa gidenlerin yüzde 93’ü; “Biz bağımsız devlet talep ediyoruz.” dediler. Hala Güney Kürdistan'daki partililerimizin programında, bağımsızlık yok. Otonomi, federasyon gibi talepler var, Güney Kürdistan'daki siyasal partililerimizin programında.

Bu durumu neye bağlıyorsunuz?

-Bence bunun en önemli nedeni, Kürt siyasetinin, 1990’dan sonraki dünyayı doğru değerlendirmemeleri. Bu anlamda, zamanın ruhunu doğru kavramamalarıdır. 1990’da Sovyetler Birliği çözüldüğü zaman, kendisiyle beraber dünya düzenini de çözdü. Yani 32 yıldır düzeni olmayan bir dünyada yaşıyoruz. Ve dünyadaki bütün gelişmeler, bütün çatışmalar -dünyanın neredeyse her tarafında çatışmalar- var. İşte Rusya-Ukrayna savaşıyla bu Avrupa'ya da yansıdı. Balkanlar'da yaşandı. Yakın doğuda devam ediyor. Orta Doğu'da devam ediyor. Afrika'nın kuzeyinde devam ediyor. Çin-Hint tarafında devam ediyor. Dünya kendisine yeni bir düzen arıyor.

Şimdi bu 30 yılın ilk 10-15 yılında, herkes tek kutuplu bir dünyaya geçtik sanısına kapıldı. İşte Fukuyama tarihin sonunu ilan etti. Peşinden Huntington'ın medeniyetler çatışması tezi geldi. Kürt siyaseti bunların etkisinde kalarak, 1990’lar sonrası dünyanın, temel çelişkisini ve bunun yarattığı imkânları doğru değerlendirmedi. Bence, birçoğu doğru anlamadı da. Çünkü 90’dan sonra başlayan Post-Modern Üçüncü Dünya Savaşı, dünyaya yeni bir düzen verme çabasıdır. Kürt siyasetinin, dünyaya eğer yeni bir düzen verilecekse, Yakın Doğu’da Kürtler devletleşmeden, bu bölgeye yeni bir düzenin gelemeyeceğini öne çıkarıp, onun üzerinden bağımsızlıkçı bir programla, siyasetlerini sürdürmeleri lazımdı. İşin tuhaf tarafı şudur ki o yıllara kadar, Kuzey Kürdistan'da Bağımsız Birleşik Kürdistan'ı savunanlar, zamanın ruhuna ters olarak, bu sefer otonomist, federalist ya da demokratik Türkiye programlarına geri çekildiler.

Oysaki bu dönem; yani, doksanlardan sonraki dönem, Kürdistan'daki siyasi hareketlerin, atraksiyona geçmeleri gereken bir dönemdir. Daha çok, hücumî bir siyaset tarzını benimsemeleri gereken bir dönemdi. Maalesef bu olmadı. Bunun temel nedenlerinden biri bu. İkincisi, bu Post Modern Üçüncü Dünya Savaşı’nın 60-70 yıl süreceği varsayılıyor. Özellikle, Amerikalı stratejistler tarafından, bu savaşın altmış yetmiş yıl süreceği varsayılıyor. Bunun 30 yılını geride bıraktık. Önümüzdeki 30-40 yılın da bu savaşın daha da genişleyeceği, dünyanın her tarafını neredeyse saracağı, bir süreç bekliyor bizi

Yani artık, dünya savaşını kavrayıp, bu savaş mantığını anlayıp, Kürdistanî siyaseti, bu savaş mantığı ekseninde, yeniden ele almamız gerekirdi. Bunu böyle yapmamız gerekirken Kürt siyasetinde işte silahlı mücadele dönemi bitmiştir, dönem uzlaşma dönemidir, diyalog zamanıdır gibi ne zamanın ruhuna, ne Kürdistan realitesine uygun olmayan siyaset tarzlarını kabullenmeye ve onlarla siyaset sürdürmeye başladılar. Dolayısıyla biz, üçüncü dünya savaşını yönetemeyiz. Fakat biz üçüncü dünya savaşında, Kürdistan'ın bağımsızlığını öne çıkarıp, savaşan taraflarla bu talep üzerinden, ilişki kurmaya çalışmalıyız.

Yani, gerek Doğu Kürdistan'da, gerek Kuzey Kürdistan'da, gerek Batı Kürdistan'da- Güney Kürdistan ayrı bir yere koyup, ayrıca tartışmamız lazım. Buralarda Kürdistanî direnişi, ulusal kurtuluş mücadelesini, ulusal demokratik mücadeleyi, bu devletlerin iç muhalefetine dönüştürmek çabası, aslında; ulusal kurtuluş dinamikleriyle çelişen ve bunları kötürümleştiren, bir tarzı siyasettir. Doğu Kürdistanlılar, İran despot rejimine karşı çıkan, muhalif bir hareket değildir.

Doğu Kürdistan'daki siyasal mücadele; İran'ın, Kürdistan'daki işgaline son vermeye çalışan bir siyasi mücadeledir. Şimdi bunu siz düzen içine çektiğiniz zaman, işte bu Türkiye'de, Türkiye'yi demokratikleştirmek mücadelesi olarak gösteriyor. Doğu Kürdistan'da da böyle bir tehlike var. Yani İran'ı demokratikleştireceğiz. İran demokratikleşirse de bu İran'ın işgalciliğini sona erdirmez

Kürdistanlı siyasal partiler, Kürdistanî partiler, kendilerine bu işgalci devletin muhalif partisi olarak görmemeli böyle konumlandırmamalıdırlar. Kürdistanî siyaset, kendisini işgalciliğe karşı bir siyaset, bu işgalci devletleri Kürdistan'dan çıkarma hedefli bir siyaset olarak konumlandırmalıdırlar.

Posted in: Tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (required)

Website

TÜRK DEVLETİNİN SEÇİMLERİ
admin
TÜRK DEVLETİNİN SEÇİMLERİ
Kürdistanlılar Türk Devleti kendilerine nasıl yaklaşıyorsa öyle cevap vermelidirler. Türk devletinin Kürdistan'la olan hukuku düşmanlık hukukudur. Ve Türk devleti ve bu devleti yöneten, yönetmeye talip olan siyasi partileri bu düşmanlık hukukunu ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (116)


TANIMLARINA UYGUN OLMAYAN STRATEJİLER YA DA SİYASET TARZLARI
admin
TANIMLARINA UYGUN OLMAYAN STRATEJİLER YA DA SİYASET TARZLARI
Bir sorunun nasıl tanımlarsanız, çözümü de o tanımdan çıkar. Şimdi eğer genellikle Kürt siyaseti şöyle bir tanıma sahiptir. Kürdistan, bölünmüş, parçalanmış, işgal edilmiş bir ülkedir. Eğer bu söylediklerine inanıyorlarsa bundan çıkacak sonuç Kürdist...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (162)


ULUSAL MÜCADELE DEDİĞIMİZ ŞEY BİR TOPRAK VE İKTİDAR MÜCADELESİDİR
admin
ULUSAL MÜCADELE DEDİĞIMİZ ŞEY BİR TOPRAK VE İKTİDAR MÜCADELESİDİR
işgalci devletler bizden daha fazla bir Kürdistani bilince sahiptirler. Ve işgalci devletler kendileri bölüp parçaladıkları için yani sonuç itibariyle bugün Türkiye ve İran dediğimiz Safavi ve Osmanlı İmparatorluklarının devamıdır. Bu iki imparato...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (180)


1990 SONRASI DÜNYANIN RUHUNU DOĞRU ANLAMAMA
admin
1990 SONRASI DÜNYANIN RUHUNU DOĞRU ANLAMAMA
Yani otuz yıllık bir sözüm ona federal yapı var. Ama orada bir merkezi iktidar yok. Ikili iktidar durumu var. İki ayrı silahlı güç, iki ayrı asayiş, iki ayrı ekonomi. Niye bu böyle oluyor? Çünkü partililerimiz kendi iktidarlarını merkezi iktidarın ön...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (153)


AYRI DURUP BİRLİKTE VURMANIN YOLLARI
Fuat Önen
AYRI DURUP BİRLİKTE VURMANIN YOLLARI
Güney Kürdistan Türkiye ve İran'ın saldırılarına karşı Irak ordusunu Kürdistan'ın sınırlarını korumaya çağırdı Batı Kürdistan'da Türkiye ne zaman saldırırsa rejim askerlerinin sınıra konuşlandırılması teklif ediliyor ve büyük ölçüde bu sa...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1816)


KALKIŞMALARDA DEVRİMCİ ÖZNENİN ROLÜ
Fuat Önen
KALKIŞMALARDA DEVRİMCİ ÖZNENİN ROLÜ
Özellikle Kürdistan'daki ve Belucistan'daki kalkışmalar ulusal kalkışmalardır. Her ulusal kalkışma, daha doğrusu her kitle hareketi mücadele içinde siyasi örgütleri de değiştirerek gelişir. Umut ediyoruz ki 3 aydır süren bu Raperin Doğu Kürdi...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (183)


PKK'NIN KUZEY KÜRDISTAN'DA VE TÜRKIYE'DE TÜRK DEVLETINE KARŞI BİR SİLAHLI MÜCADELESI YOKTUR
Fuat Önen
PKK'NIN KUZEY KÜRDISTAN'DA VE TÜRKIYE'DE TÜRK DEVLETINE KARŞI BİR SİLAHLI MÜCADELESI YOKTUR
Peki Türk Devleti ne yapmıştır en son? Cihadist bir kadın olduğu belli olan birine yol verip Taksim Meydanı'nda katliam yapmışlar. Altı kişi galiba öldü. Işte onlarca da yaralı var. Şimdi bu bu kadın, cihadist bir kadın. Duruşundan Facebook sayfa...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (842)


DÜŞMANDAN KOPUŞ BİLİNCİ
Fuat Önen
DÜŞMANDAN KOPUŞ BİLİNCİ
Türk siyasetiyle irani siyasetle, Suriye, Irak arap siyaseti ile her türlü ilişkiyi koparmayı hedeflemek lazım. Kopuşu gerçekleştirmesi gereken bizleriz. Onlar zor uygulayarak siz bizdensiniz diyorlar. Biz bu zora zorla cevap vererek hayır biz sizden...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (262)


REEL POLİTİK ZORUNLULUKLAR KENDİ GERÇEKLIĞIMİZİ İNKAR NOKTASINA GÖTÜRMEMELİ
Fuat Önen
REEL POLİTİK ZORUNLULUKLAR KENDİ GERÇEKLIĞIMİZİ İNKAR NOKTASINA GÖTÜRMEMELİ
Dünyanın hiçbir yerinde ulusal kurtuluşçu bir hareket işgalcisi olan devletin güvenliğini kendisine dert etmez. Dünyanın hiçbir yerinde bir ulusal kurtuluşu hareket kendi işgalcilerinden komşu, dost, kardeş gibi söz etmez Ama maalesef Kürdistan...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (185)


DÜŞMANDAN DÜŞMANLIĞI ÖĞRENME
Fuat Önen
DÜŞMANDAN DÜŞMANLIĞI ÖĞRENME
Öğrenmenin çeşitli yolları var. Okuyarak öğrenirsin. Gezerek öğrenirsin. Yaşayarak öğrenirsin. Savaşta ve siyasette öğrenmenin bir diğer yolu var, o da düşmandan öğrenmektir. Burada düşmandan öğrenmekle düşmana benzemek arasında bir sınır çizgisi var...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (330)


Page 1 of 21First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  Next   Last   
soap2day