×
Xwezî gorr bihata zimên
Zinare Xamo
Xwezî gorr bihata zimên
Aslan, sal zû derbas dibin, me tew nedît 18 sal çawa derbas bû. Îro ez û Hêvî dîsa bûn mîvanê te. Li ber serê te me bi hesreteke kûr û bi xemgîniyeke mezin rojên borî yad kirin. Me bîstekê qala te kir. Hêvîyê got, qey qismet û nesîbê te ev ax, ev gor...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (340)


Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.
Fuad Onen
Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.
Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne. Li gorî rayedarên Sîstema Serwerîya Tirk, ev şer ji bo wan mijara bekayê (mayin-nemayinê) ye. H...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (584)


Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
Zinare Xamo
  Mehmet Aslan Kaya 17 sal berê di rojeke wiha da di 51 saliya xwe da ji nişka ve, bêyî ku kesî nerehet bike, bêyî ku haya kesî pê xe wek çirayekê vemirî û çû gerdûneke din. Mirina wî ne malbata wî tenê, bi sedan, bi hezaran kesên ev kurdê...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1041)


Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Zinare Xamo
Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Min got pismam sal zû dibuhirin, 16 sal derbas bûn. Hemû dost û hevalên te, zarokên te dersa matamatîkê dida wan, xortên te alîkariya wan dikirin hemû mezin bûne û di civata Swêd da hatine der û meqamên muhîm, ji bo gelê xwe xebatên pir baş dikin. &n...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2175)


Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Fuad Onen
Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Di sîyeseta Kurdistanê de du problemên esasî hene. Yek jê, taleba desthilatîya navendî lawaz e, taleba jêr desthelatîye, bi tirkî ”alt îktîdar” ew taleb xurt e. Lê taleba desthelatîyên navendî lawaz e. Sedemek ji, ku sernîvîsa vê panelê j...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2268)


Serxwebûna Kurdistanê
Fuad Onen
Serxwebûna Kurdistanê
Sîyeseta partî, rêxîstin,saziyên bakurê Kurdistanê dev ji hedefa serixwebûnê berda ye. Ji delva hedefênserxwebûnê, otonomî, federalî an demokrasî te parastin. Di vir de anormalîyekheye. Yanî îro ji her demê betir taleba serxwebûn û yekîtîya Kurdistan...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2529)


Qirîza Dewleta Tirk
Fuad Onen
Qirîza Dewleta Tirk
Reyadarên vê dewletê, hertim dibêjin pirsgirêka me pirsgirêka hebûn û nebûna dewletê ye. Rast e. Yalçin Kuçuk dibeje ”em nekevin Musulê dê Diyarbekir ji dest me here”. Dogu Perînçek jî dibêje ”em tekevin Musulê, dê Diyarbekir ji des...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2821)


Kutilkên diya min, qeyda Fuad Onen û biyopolîtîka Foucault
Ferzan ŞÊR
Bîranîneke Fuad Onen ji bo fahmkirina kolonyalîzma biyopolîtîkî ya tirkan di warê teorî û pratîkê de bi awayekî xwezayî destnîşan dike. Ger ez neqil bikim ew ê tu carî nikaribim wekî wî xweş bi lêv bikim, loma rasterast jê digrim, wiha dibêje Fuad On...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2193)


Helwest û çalakî
Fevzi Namli
Helwest û çalakî
Di rewşek weha de gava li Amedê, Cizîrê, Şirnex, Silopya, Hezex, Nisêbîn, Gever û Dêrikê êrîşên hovana yên dewleta dagirker li ser gelê kurd berdewam dikin. Di heman demê de li taxên heman bajaran, an jî li bajarekî din ên Kurdisstanê ji teref rêxist...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2296)


Kurdȇn Ȇzdȋ ȗ Qetlyama Ermeniya / Para duda
Eskerê Boyik
Ferman. Gava vê peyvê dibêjin evdên Ȇzdî bi tirs û saw, bê hemdê xwe neheqî, kuștin û kokbirya civaka xwe bîr tinin. Xûn ji wê peyva xezeb diniqite. Ferman yanê biryar: biryara hêzên hukumdar. hêzên deshiletdar, hêzên dewleta hov. Ev peyv bi dewrana ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (4599)


Page 1 of 6First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  Next   Last   
30

Ortak bildiride izlerini gördüğümüz çatlaklar liderlerin açıklamalarında kendini iyice belli ediyor. Bir kere Putin açıkça İdlib’deki durumun geçici olduğunu vurgularken, “Orada biriken radikal unsurların temizlenmesi gerekiyor” dedi. Türkiye ise o gruplara kalkan olmuş vaziyette. Avrupa ise statükonun korunmasından yana ve bu grupların dağılmasını zinhar istemiyor. 

“Suriye’nin geleceğine Suriye halkı karar vermelidir” sözü her taraf için siper. Bu şiarla Batı-Körfez ittifakı, vekâlet savaşını tetikleyip silah ve cihatçı transferleriyle Suriye’yi cehennem yolculuğuna çıkarttı.

2012’de muhalif güçlerin Suriye’nin meşru temsilcisi olduğunu tescil için 100 küsur ülkeyle oluşturulan Suriye’nin Dostları Grubu’ndan geriye parçacıklar kaldı. Son sürüm Amerikan güdümlü Small Group (Küçük Grup). Bunun yanı sıra üç eski devrim pompacısıyla bir rejim garantörünü buluşturan, ‘Smaller Group’ (Daha Küçük Grup) oluştu. Ümitsizce ortak hareket etmekten başka çareleri kalmamış bir avuç rakip aktör aynı sloganla Suriye’yi toparlama iddiasında. Yıkarken de Suriye’yi 2011 öncesi koşullara döndürürken de aynı nakarat.

Elbette gerçekte bu aktörlerin icraatlarıyla ortak söylemi hançerlediği onlarca nokta var. Zirve bildirileri birbirinin tekerrürü ama satır aralarında herkes kendi koşullarını dayatıyor.
***
Trump yönetimi geçen nisandan itibaren Britanya, Fransa, Almanya, Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün’ü yanına alarak ‘Küçük Grup’u oluşturdu. Küçük Grup 26 Eylül’de New York’ta dışişleri düzeyinde toplanıp, “Savaşa askeri çözüm yok ve siyasi çözüme alternatif de yok” diyen bir bildiriye imza attı. Vekâlet savaşının finansörlerinin bu noktaya gelmesi ne ala! BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararıyla öngörülen çözüm için siyasi-diplomatik çabalara ve anayasa komitesinin oluşturulmasına destek ifade edildi.
***
2011 sonrası devrim ihracının ana üssüne dönüşmüş Türkiye ‘Küçük Grup’a davet edilmedi. Bu yüzden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan epey alınganlık gösterdi. ABD, Türkiye’nin Suriye gündemiyle örtüşmeyen bir hedefle meşgul. Trump, Suriye politikasını da İran’ın Ortadoğu’daki kollarını kesmeye endeksli genel stratejiye eklemledi.

Astana formatına paralel olarak Fransa, Almanya, Rusya ve Türkiye arasında liderler zirvesi için uğraşan Erdoğan, Alman Şansölye Angela Merkel’i ikna için, “Bizimki de ‘Smaller Group (Daha Küçük Grup) olur” demişti. Nihayetinde 27 Ekim’de Erdoğan, Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’i İstanbul’da Vahdettin Köşkü’nde buluşturarak muradına erdi. Dörtlü zirvenin sonuç bildirisinde, “İhtilafa askeri çözüm getirilemeyeceği ve yalnızca BM’nin 2254 nolu kararıyla uyumlu müzakere edilmiş bir siyasi süreçle sona erdirilebileceği” vurgulandı. Buraya kadar vurgular Küçük Grup’la paralel.

Bildiride söz ile icraatın birbirini inkar ettiği, her tarafın kendi fil tarifine imkan veren ve aralarındaki ihtilaf noktalarını da yansıtan maddeler ise şöyle:

• Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü teyit edildi.
• Terörle mücadelede kararlılık teyit edildi.
• Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğine zarar vermeyi amaçlayan ayrılıkçı gündemler reddedildi.
• İdlib’de gerilimi düşürme planıyla ilgili çalışmalar takdir edildi.
• BM gözetiminde, diaspora mensupları da dahil seçime katılma hakkına sahip tüm Suriyelilerin katılımıyla düzenlenecek serbest ve adil seçimlerin zeminini oluşturmak üzere Suriye’de anayasal reformu gerçekleştirecek Anayasa Komitesi’nin Cenevre’de kurulması ve erken bir zamanda, şartları gözeterek, bu yıl sonu itibarıyla toplanması çağrısında bulunuldu.***

Toprak bütünlüğü vurgusunun halihazırdaki muhatapları Türkiye ve ABD. Bu madde, BM’de yasal olarak temsil edilen Şam yönetiminin daveti ve onayıyla Suriye’de asker bulunduran Rusya’nın ötekilere ‘çekilin’ demek için kullandığı madde.

Ayrılıkçı gündemleri reddeden madde ise Türkiye’nin kendi gündemini dayattığı yer. Bunun birincil muhatabı Halk Koruma Birlikleri’ni (YPG) destekleyen ABD.

Malum Türkiye, 2014 sonrasında IŞİD’e karşı savaşta ABD’nin Kürtlerle kurduğu ortaklığı önleyemedi. Ankara’nın istediği ABD’nin TSK ve müttefik milis güçleriyle birlikte hareket etmesiydi. Şimdi Afrin’de yaptığı gibi Fırat’ın doğusundaki ‘demokratik özerkliği’ bitirmek üzere sahadaki koşulları değiştirmek için şansını zorluyor. Bunu yaparken de Suriye’yi çökertme planındaki eski ortağı ABD’ye “Çekil” deme hususunda neredeyse Rusya ve İran’ı geride bırakıyor.

Türkiye, Astana sürecinde Rusya ile ortaklık kurarken bu sayede Kürtlere karşı sahada pozisyon kazandı ama bunun karşılığında finansörü olduğu ‘devrim projesini tasfiye’ misyonunu da üstlenmiş oldu. Şimdi ‘Gerilimi Düşürme’ stratejisiyle İdlib’in etrafında bir güvenlik kuşağı oluşturulurken güçlendirdiği stratejik pozisyonunu, Rusya’nın çizdiği rotadan çıkmak için kullanıyor, ‘acaba güç dengelerinde bir değişiklik yaratabilir miyim’ diye sağa sola bakıyor.

Merkel ve Macron’un dörtlü zirveye ikna edilmesi, İdlib sahnesinde Rusya karşısında sıkışan Türkiye’nin kendi gündemini Ruslarınkinden farklılaştırma çabasının bir neticesi. O gündem de üç ayaklı:

• Erdoğan İdlib’deki gibi Fırat’ın doğusunda da gerilimi azaltma bölgelerinin oluşturulmasını öneriyor. TSK’nin kalkan olduğu Suriye Ulusal Ordusu ya da Ulusal Kurtuluş Cephesi gibi müttefik milis güçlerini Fırat’ın doğusuna taşıyarak özerk yapılanmayı çökertmeyi hedefliyor. Türkiye bu gündemle ilgili ciddiyet gösterisi sayılacak bir hamleyle dörtlü zirveden hemen sonra Kobani’yi bombaladı.

• Erdoğan, Türkiye’nin askeri güçlerini çekmeyi, siyasi süreçte istediklerini kabul ettirmek için bir ön şarta dönüştürmeye çalışıyor. Bu kapsamda hedef Cenevre’de oluşturulacak anayasa komitesinde ağırlığını korumak, ilk seçimde Beşşar el Esad’ın yeniden aday olmasını engellemek ve en nihayetinde İdlib’de çevrelenen muhalif güçleri Şam’a iktidara ortakları olarak taşımak.

• Üçüncü ayakta Suriye’nin yeniden inşa sürecinde Türkiye’nin dışlanamayacağını garantilemek var. Hatta siyasi çözüm olmadan fiili tampon bölgelerde Türkiye tek taraflı olarak kendi kafasına göre kurumlar oluşturuyor, binalar inşa ediyor ve eğitimden diyanete kadar farklı alanlarda programlar yürütüyor.
***
Esad’ın bir şekilde çekilmesi arzusu dışında Merkel ve Macron’un Erdoğan’ın bu hedefleriyle çok ilgilendikleri söylenemez. Macron’un olaya Fransız kalan yüzeyselliği bir kenara Fransa ve Almanya İdlib’deki yeni statükodan hayli heyecanlanmışa benziyor. Merkel ve Macron’un yegane derdi bu bölgede sıkışan cihatçıların dağılmaması, göç dalgasının kesilmesi ve Suriye’nin bir an önce istikrara kavuşup mültecilerin geri dönüşünün sağlanması. İkili bu beklentilerle Erdoğan’ın uluslararası alandaki değersiz yalnızlığını giderme planına ortak olmayı kabul etti. Erdoğan’ın liderlerle ellerini kenetlemesi muhtaç kaldığı bir fotoğraftı. Fakat ne Merkel ne de Macron Erdoğan’ın savaşı Suriye’nin kuzeydoğusuna taşıma heveslerine ortak olduğu söylenemez. Ki Macron selefi François Hollande’ın ayak izlerine basıp PYD ve YPG temsilcilerini geçen martta Elysee Sarayı’nda ağırlayarak Ankara ile aynı telden çalmayacağını göstermişti.
***
Ortak bildiride izlerini gördüğümüz çatlaklar liderlerin açıklamalarında kendini iyice belli ediyor. Bir kere Putin açıkça İdlib’deki durumun geçici olduğunu vurgularken, “Orada biriken radikal unsurların temizlenmesi gerekiyor” dedi. Türkiye ise o gruplara kalkan olmuş vaziyette. Avrupa ise statükonun korunmasından yana ve bu grupların dağılmasını zinhar istemiyor. Putin, ‘ara gündem’ çıkarmaya çalışanlara, “Rusya, Suriye Arap Devleti’ne terör tehdidinin ortadan kaldırılmasına kararlı bir şekilde yardımcı olacaktır… Rusya çeşitli provokasyonlara ilişkin Suriye hükümetini destekleme hakkını saklı tutuyor” diyerek dirsek gösterdi.

Erdoğan bir yandan Suriye’nin geleceğine Suriye halkının karar vereceğini söylemek durumunda kalırken boğazında saplanan ukdeyi, “Esad muteber lider değildir” diye dillendirdi. Putin ise, “Suriye’nin meşru hükümetine saygı duyulmalıdır. Herkes Suriye rejimi diyor burada. BMGK kararında ise Suriye Arap Cumhuriyeti hükümeti ifadesi kullanılıyor” diyerek kontur çekti.

Kuşkusuz Putin’in Astana’da İran ve Türkiye ile yakaladığı ortaklığı Cenevre’de BM gözetiminde siyasal çözüm projesine dönüştürebilmesi için bu dost halkasını büyütmeye ihtiyacı var. Bu savaş bitse bile Suriye’yi kritik bir nekahat dönemi bekliyor. Yeniden inşa, hukuki-siyasal yapılanma ve mültecilerin dönüşü en önemli başlıklar. Bu alanlarda ilerleme uluslararası toplumun desteği olmadan çok zor. Suriye savaşın kazanan tarafı olabilir ama bu barışı kazandığı anlamına gelmiyor. Barışı kazanmak en zoru. Bu fasıl hasımların asgari düzeyde de olsa oydaşmasını gerektiriyor.

Bu bakımdan dörtlü zirvede Astana ortaklarından İran’ın olmaması büyük eksiklik. Büyük ihtimalle Fransa ve Almanya’nın katılımını kolaylaştırmak ve ABD’yi kışkırtmamak için İran’ın içinde olmadığı ama gözetildiği bir format uygun görüldü. Gözetme işi Rusya’da. Ve Putin, Tahran’ın dışlanmasının nafile olduğunu vurguladı: “İran, Astana ve barış sürecinin garantörlerinden biridir. Gerilimi azaltma bölgelerinin teminatıdır. İran olmadan bu konu çözülemez.”
***
Trump’ın Küçük Grup’u çektiği liman belirsiz. Sonuçta barış ve istikrar hasımların yüzleşmesi sayesinde mümkün. ABD dayatmalar ve dışlayıcı taktiklerden vazgeçmiyor.
ABD’yi Suriye’de yeni fasıl açmaktan vazgeçirmek için Astana’da devşirilip Cenevre’ye taşınan kazanımlara payda arayan Putin, Avrupa’yı normalleşme ve mültecilerin geri dönüşünü sağlama perspektifiyle bu gemiye almaya çalışıyor.

Erdoğan ise İdlib’de elinde tuttuğu kart Ruslar tarafından imha edilmeden yeni harekat alanları açmanın derdinde. Daha Küçük Grup, Rusya ve Türkiye arasında halat çekme yarışına dönüşmezse Cenevre’deki süreci güçlendiren yeni bir katalizör olabilir. Tabii evvela altına imza attıkları bildirilerle çelişen imzacıların ikili oynamayı bırakmaları gerekiyor. “Bitirmek istiyoruz” dedikleri savaşın finansörleri kendileri. Sorun olarak çerçevelenen örgütleri besleyenler de kendileri.

 

 

Posted in: Tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (required)

Website

Mehrdad R. Izady: Sfenks’in Sakalı (ve Kerkük) Kürt Politik Safdilliliği Üzerine Notlar

Mehrdad R. Izady: Sfenks’in Sakalı (ve Kerkük) Kürt Politik Safdilliliği Üzerine Notlar
1992 Yılında Ankara’da kendilerine “Musul Vilayeti Konseyi” diyen Kürt şeyhlerinden ve ağalarından oluşan bir birlik tarafından bir Self-Determinasyon Deklerasyonu yayınlandı. Bu Kürt şeyh ve ağalarının çoktan unutulmuş Osmanlı Türk...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (59)


Di Medya Haber TV de em li ser kêşeyên rojane peyivîn
admin
Di Medya Haber TV de em li ser kêşeyên rojane peyivîn
Türk devletinin beka sorunu Kürdistanın varlığı ve bağımsızlığıdır.  Bunları AKP üzerinden okumak yanlıştır, bunun arkasında stratejik bir devlet aklı vardır ve çok açık söyledikleri şudur ; gücümüz yettiğince sizin kendinizi yönetmenizi, devle...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (278)


Ulusal birlik, içine herkesin her şeyi koyabileceği bir kavram değildir
Fuat Önen
Ulusal birlik, içine herkesin her şeyi koyabileceği bir kavram değildir
Meclisteki “Kürt” milletvekilleri Türk meclisini, kendi şereflerini yerlerde süründürmek pahasına şereflendirmişlerdir. Aslında mecliste Kürt milletvekili yoktur. Meclise Türk olarak gidiyorlar ve Türklük, Atatürkçülük üzerine yemin ediyo...
Hejmara şirova (6)   Lê nerin (581)


Türk toplumunun hassasiyeti
Fuat Önen
Türk toplumunun hassasiyeti
Kürdistanlı siyasi çevrelerin Türkiyedeki Kürdler ve Kürd meselesi hakkında açık bir programları ve bu hassasiyeti karşılayacak bir yol-eylem haritaları gözükmemektedir. Hümaniter çığlıklar, mağduriyet edebiyatı ile “bu saldırıyı da savuşturalı...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (169)


ALÎŞÊR'İN MEKTUPLARI HAKKINDA DÜZELTME
Fuat Önen
ALÎŞÊR'İN MEKTUPLARI HAKKINDA DÜZELTME
Alişêr'in önemli olan bu iki mektubunun yapabildiğim kadarıyla orijinallerine bağlı transkripsiyonlarını yaptım, yanlışlarını düzelterek Pelkurd ve Bitlisname sitelerine gönderdim, oralarda yayımlandılar. Bu sitelere göndermeden önce, Vate redaks...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (137)


İki Nehir Arasında Boğulmak
Fehim Taştekin
İki Nehir Arasında Boğulmak
Yani bıçak öyle bir yere dayandı ki Türkiye ile savaş ‘yıkım’ demek, Şam’la kavga ‘bozgun’ demek. Kürtlerin kırılgan durumu avantaja çevirmek için Şam-Moskova hattıyla diyalogu güçlendirmekten başka şansı gözükmüyor. Bir...
Hejmara şirova (1)   Lê nerin (432)


Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
Fehim Taştekin
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
İşin doğrusu, Kürtler hükümet oluşumunda öyle bir konuma geldi ki hem Iraklı rakip güçler hem de birbirine karşı nüfuz savaşı veren İran ve ABD, Barzani’yi bir an önce Bağdat’ta görmek istiyordu. Çözülmesi gereken bir sürü konu, ortaklığı...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (490)


Bu cehenneme ateş lazım!
Fehim Taştekin
Bu cehenneme ateş lazım!
Türkiye birkaç gündür Kobani ve Tel Ebyad’a top atışları yaparak nabız yokluyor. Bu, biraz Suriye sahnesindeki uluslararası güçlere yönelik ciddiyet gösterisi, biraz müdahaleye gerekçe yaratmak için Kürtleri yanıt vermeye zorlama hamlesi, biraz...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (538)


X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
Fehim Taştekin
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
Malum Türkiye, 2014 sonrasında IŞİD’e karşı savaşta ABD’nin Kürtlerle kurduğu ortaklığı önleyemedi. Ankara’nın istediği ABD’nin TSK ve müttefik milis güçleriyle birlikte hareket etmesiydi. Şimdi Afrin’de yaptığı gibi Fır...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (501)


Rus Ruleti ve Kürtlere Göz Koyan Katil Sürüleri!
Dursun Ali Küçük
Rus Ruleti ve Kürtlere Göz Koyan Katil Sürüleri!
Türkiye birkaç gündür Kobani ve Tel Ebyad’a top atışları yaparak nabız yokluyor. Bu, biraz Suriye sahnesindeki uluslararası güçlere yönelik ciddiyet gösterisi, biraz müdahaleye gerekçe yaratmak için Kürtleri yanıt vermeye zorlama hamlesi, biraz...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (488)


Page 1 of 14First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  Next   Last