×
Birîna kûr a demografiyê: Erebkirina spî ya Kurdistanê
Suleiman Sulevani
Birîna kûr a demografiyê: Erebkirina spî ya Kurdistanê
Hikûmeta Kurdistanê û saziyên civaka sivîl berpirsiyar in ku ruhê niştimanperweriyê di nav kûrahiya civakê de belav bikin û piştgiriya kesên xwedî hestên neteweyî bikin. Lê mixabin, îro em rûbirûyî paradoksekê ne: Ew ciwanên Kurd ên ku parastinê di b...

PÊLKURD kadroyekî xwe yê bi rûmet û bi bîr û baweriyek bihêz, winda kir.
admin
PÊLKURD kadroyekî xwe yê bi rûmet û bi bîr û baweriyek bihêz, winda kir.
Hevalê hêja Cano Tu çûyî! Lê navê te, fikir, nerîn û xeyalên te wê her tim bi me re bin û dê di têkoşîna serxwebûna Kurdistanê de bijîn. Bi te re fikirandin, hiskirin û xeyal kirin, dê perçek ji jiyana me be. Her çend tu bi fîzîkî di nav me de tun...

Fuat Önen’in Seçme Yazıları Hakkında Kısa Notlar
Metin Sandalci
Bu yazılar. aynı zamanda bir doğa ve toplum bilimcinin hassasiyeti ile hazırlanmış bir Ulusal Kurtuluş Manifestosu’dur. Nasıl ki bir doğa bilimci, deneylerini bozucu etkilerden uzak yerlerde gözlemlemeye çalışıyorsa, Fuat Önen de aynı hassasiye...

Îro dîsa li ser gorra te bûm !
admin
Îro dîsa li ser gorra te bûm !
Zinarê Xamo Salek dîsa pir zû derbas bû ! Aslan, sal dîsa zû derbas bû, me hew dît 9ê adarê hat jî. Ez û Hêvî îro dîsa bûn mîvanê te. Tu rastiyê dixwazî min ji bîr kiribû. Lê do ne pêr, nizanim çawa bû, wek heft kes ji min ra bibêjin, ”ma qe...

Li himberî êrîşên dagirkeran em hêza xwe bikin yek
admin
Li himberî êrîşên dagirkeran em hêza xwe bikin yek
Welatê me Kurdistan ji derveyî îradeya gelê me bi çar perçeyan ve hatîye perçe kirin. Eve nêzîkî sed salîye ku Tirkîye, Îran, Iraq û Sûrîye , di meseleya  Kurdistanê de hemû pirs û pirsgirêkên di navbera xwe de datînin alîyekî û bi hevdu re pla...

Radio Ashti
admin
Radio Ashti
Sipasdarê birayê Haci KardoxiAştî û Radio Ashtî me, sipasdarê dost û hevalên ku bi sebir 4 saetan li me guhdarî kirin û em bi tenê nehiştin im. Mixabin derfet nebû ku bersîvên temama pirsan bidim. Em di têkoşîna rizgarîya neteweyî de bi hev re n...

19 sal zû derbas bûn
Zinare Xamo
Sal zû derbas dibin, min hew dît salek din jî derbas bû û wa ye dîsa 9ê nîsanê hat. Erê pismamo, 19 sal di ser wefata te ra derbas bûn. Îro dîsa ez û Hêvî bûn mîvanên te. Lê vê carê em ne bi tenê bûn, Mumtaz Aydin Roza Kurdî, Erdal Kurdman, ez û Hêvî...

Xwezî gorr bihata zimên
Zinare Xamo
Xwezî gorr bihata zimên
Aslan, sal zû derbas dibin, me tew nedît 18 sal çawa derbas bû. Îro ez û Hêvî dîsa bûn mîvanê te. Li ber serê te me bi hesreteke kûr û bi xemgîniyeke mezin rojên borî yad kirin. Me bîstekê qala te kir. Hêvîyê got, qey qismet û nesîbê te ev ax, ev gor...

Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.
Fuad Onen
Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.
Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne. Li gorî rayedarên Sîstema Serwerîya Tirk, ev şer ji bo wan mijara bekayê (mayin-nemayinê) ye. H...

Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
Zinare Xamo
  Mehmet Aslan Kaya 17 sal berê di rojeke wiha da di 51 saliya xwe da ji nişka ve, bêyî ku kesî nerehet bike, bêyî ku haya kesî pê xe wek çirayekê vemirî û çû gerdûneke din. Mirina wî ne malbata wî tenê, bi sedan, bi hezaran kesên ev kurdê fed...

Page 1 of 6First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  Next   Last   
23

Bu coğrafyada yaralar elbette sarılacak. Coğrafyada yaşam yeniden yeşerecek. Bundan kuşku duymamak lazım. Önümüzde iki seçenek var:
Ya devlet bu coğrafyanın hakikatlerini ortadan kaldırarak, sahte bir ulusun bir parçası haline dönüştürüp bunu yapacaktır. Ya da Kürdistanlılar, kendi devrimlerini gerçekleştirip, devletleşerek bu yaraları saracak ve yaşamı yeniden yeşerteceklerdir.

Biz bu ikincisine inanıyoruz. Bu ikincisi için yaşıyoruz. Ama birincisinin tehditlerini, tehlikelerini de görmezden gelmiyoruz. Bu seferki göç olayında, devletin bütün çaba ve isteklerine rağmen, Türk tarafına çok fazla bir göç olmayacağını varsayıyorum. Yani 1990’lar gibi köyünden ayrılan; soluğu İstanbul'da, Mersin'de, İzmir'de almayacaktır. İlk tercihleri Kürdistan içi göç olacaktır diye düşünüyorum. O fırsatı bulamayanlar göçeceklerdir. Türkiye'deki işte 10 milyon nüfuslu, şimdi 11-12 milyona çıkması beklenen, Kürt topluluğu dönecek midir? Dönerse nasıl dönecektir? Bu tümüyle Kürdistan Devrimi'nin şekillenmesine bağlıdır.

Bu 10 milyon Kürt, buradaki işte geriye kalan 40-50 milyonluk insanlarla çatışarak da dönebilir. Türkiye tarafındaki bu Kürtlere karşı, programlar düzenlenebilir. Devletleşiriz, mübadele programı üzerinden de dönebilirler. Yani bütün bu seçenekler masadadır. Bu seçeneklerden hangisinin gerçekleşeceği; bir, Kürdistan Devriminin şekillenmesine; iki, Türk devletinin yenilgiyi nasıl kabul edeceğine bağlıdır.

Onlar için şimdiden bir şey söyleyemeyiz ama bütün bu seçenekler masadadır. Yani Türk devlet pratiğine baktığımız zaman; işte Ermeni meselesini, kısa süreli bir jenositle ortalamak kaldırmışlar. Rum meselesini, işte karşılıklı mübadeleyle bir tarzda çözmüşler. Kürdistan meselesinde, yani Türkiye'deki Kürtler meselesinde, bunların hangisi gerçekleşecek? Dediğim gibi hem Kürdistan Devriminin şekillenmesine, hem Türk devletinin yenilgiyi nasıl kabul edeceğine bağlı. Eninde sonunda yenilecektir. Bundan kuşku duymuyoruz.

Deprem bölgesini, kürtsüzleştirme planları

Bunu, 1920’li, 1930’lu, 1940’lı yıllarda çok denediler. Kafkaslardan, Balkanlardan göçüp gelenleri, Kürdistan'a yerleştirmeye çalıştılar, bir kısmını da yerleştirdiler. Ama düşündükleri kadar başarılı olmadılar. Göçerttikleri insanların büyük çoğunluğu geri döndü. Oradan kaçtı. Kalan bir kısmı Kürtleşti. Bir kısmı da hala devletin oradaki taşeronları olarak, iş görüyorlar. Günümüz dünyasında, böyle; toplum mühendisliklerinin kolay sonuç vermesi zordur. Artık dünya bir köye dönüşmüş, bunu böyle 100 yıl öncesi gibi kolaylıkla yapmak zordur. Biz mücadeleye odaklanmalıyız. Onlar bunları yapmaya çalışacaklar. Biz kendi işimize bakmalıyız.

Deprem, Türk toplumunda yıkıntılara yol açmaz

Şimdi deprem, Kürdistan'ın batı sınırını çizdi derken, aslında biraz da üzülerek utanarak yazdım. Bizim çizmemiz gereken sınır odur.

Özellikle kuzeybatı Kürdistan'da, ulusal kurtuluşun temel hedeflerinden biri de; tarihsel, toplumsal, ulusal sınırlarımızı çizmektir. Biz çizemedik ama deprem çizdi. Bunu o anlamda yazının, makalenin başlığı olarak yazmıştım.

Bu deprem, Türk toplumunda yıkıntılara yol açmaz. Şimdi orada bir temel yanlışlık var. Türk devletini ve bu devletin oluşturduğu toplumu ya da işte Türk ulusu denilen şeyi, normal sıradan millet ve uluslar olarak değerlendirmemek lazım. Yani 1920’de “Türk” denilenlerin nüfus içindeki oranları, yüzde 10-15’i geçmez.

Devlet cihazı üzerinden, işte şimdi Kürdistan'ı saymazsak, işte 60 milyonluk ya da 50 milyonluk bir ulus oluşturdular. Bu ulusun bir devleti yok yani. Bu devletin bir ulusu var. Şimdi ulus bu devletin olunca, bu ulustan bu devlete karşı, ciddi hayal kırıklıkları, kalkışmalar beklememek lazım.

Elbette, bu ilanihaye böyle sürecek değil. Türkiye'de de bir sınıf mücadelesi var. Türkiye'de de emekçiler, eninde sonunda bu egemen sınıf
iktidarına karşı başkaldıracaklardır. Ama geride bıraktığımız yüzyıllık pratiğe bir baktığımız zaman, yani sol-komünist cepheden söz edeyim; Türkiye Komünist Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi’yle yaşıt hatta ondan eski bir partidir. Bu yüz yılı aşkın sürede, Türkiye'deki kitle kalkışmalarından söz etmeye kalkıştığımızda, işte 15-16 Haziran olayları var. Ondan sonra Gezi Parkı direnişi var. 100 yılda bir kitlesel kalkışma olarak bir bunlardan söz edebiliyoruz. Bu 100 yıllık bir mücadele içinde; özellikle, bu demokratikleşme, işte Türk Cumhuriyeti'ni demokrasiyle taçlandırma gibi martavalların öne çıktığı mücadeleye baktığımız zaman, bu mücadelenin ağırlıklı yükü, Kürtlerin sırtındadır. Bu mücadeleyi kitlesel olarak sürdürenler işte Kürdistanlılardır. Çoğunlukla da Türk olmayanlardır yani. Öyle söyleyeyim.

Böyle olduğu için ben, Türk toplumunda, bu devlete karşı, işte bu deprem üzerinden ciddi bir kalkışma ya da işte hayal kırıklığı falan beklemiyorum. Çünkü yani 23-24 yıl önce, işte İstanbul yakınlarında da bir deprem oldu.
Üzerinden 23 yıl geçtiği halde, hâlâ o depremin yararları sarılmış değildi. Ve bu, bir infiale, bir kitlesel kalkışmaya yol açmıyor.

Onun için özel olarak; Türk devletinin olağan dışı özelliklerini, hem bu devletin oluşturduğu toplumsal yapının olağan dışı özelliklerini, iyi irdelemek lazım. Daha çok sistem içi, işte hükümet değişiklikleri falan olabilir. Ama sistem karşıtı bir başkaldırı, hiç olmazsa şu anda aktüel değil. İleride eninde sonunda olacaktır. Bu halk, bu devletin, kimin devleti olduğunu ve yüz yıldır Türk Cumhuriyeti'nin, sadece Kürdistanlılar ya da işte Ermeniler, Rumlar, ötekiler berikiler üzerinde değil; Türkiye'deki emekçiler için de ne kadar ağır bir yük olduğunu, elbette anlayacaklardır. Ama yani bu deprem münasebetiyle konuşursak, ben öyle bir alt üst oluş beklemiyorum. Yani bu muhalefetin öne çıkardığı bazı argümanlar var: İşte AKP iktidarının ipliği pazara çıktı. AKP iktidarının ipliği zaten pazardadır!

Sadece bir tek örnek vereyim. Bu adam geldiği zaman dedi ki benim bir tek evlilik alyansım var. Bunun dışında bir birikimim olursa, gelin tükürün. Şimdi gemi filosu mu dersin, milyar dolar varlığı mı dersin? Var! Bunu herkes biliyor yani. Yani Türk toplumu da bunu biliyor. Ama sonuçta şöyle bakıyor: Evet, “yedi yedi!” ama bize de bazı şeyler verdi diye bakıyor.

Bir de alternatifine bakıyor. Yani “Bunları iyice yediler, doydular. Şimdi bu yeni gelenler aç. Bunlar daha fazla yiyecekler. Bize de pek fazla bir şey vermeyecekler.” diye düşünüyor önemli bir kesim. Yani Türk toplumu ve Türk devleti, ciddi sosyolojik ve politolojik araştırmalar konusudur. Bunlara olağan bir devlet, olağan bir toplum muamelesi yapmamak lazım.

Kürdistanî siyasetinin görevi, bu sistemi teşhir etmek ve bu devleti Kürdistan'dan çıkarmaya çalışmaktır. Kürdistan'dan çıkarmaya çalışırken de bunu tüm yönleriyle teşhir etmek görevimizdir. Bunun yerine devletle uzlaşma arayışı, devletten reform beklentileri, hiç olmazsa bizim işimiz olmamalıdır. Son olarak söyleyeceğim şu: “Kürdistan devletleşerek yaralarımızı saracaktır.”

Utopia TV 20-02-2023

https://youtu.be/T65b3rOtPhw

Posted in: Tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (required)

Website

BAĞIMSIZLIKÇI BİR PERSPEKTİFLE TARİHTE ”KÜRT-TÜRK İLİŞKİLERİ”
Fuat Önen
BAĞIMSIZLIKÇI BİR PERSPEKTİFLE TARİHTE ”KÜRT-TÜRK İLİŞKİLERİ”
Eldeki kazanımları korumak ve savaşa hazırlanmak ulusal kurtuluşçuların temel görevidir. Kuzeybatı Kürdistan'da, yeni örgütler, yeni kadrolar, yeni siyasilere ihtiyacımız var.

DEVRİMCİLERİN GÜNDEMİ VE ”ÇERÇEVE YASA”
Fuat Önen
DEVRİMCİLERİN GÜNDEMİ VE ”ÇERÇEVE YASA”
Doğru, sadece bir bilgi meselesi değil, aynı zamanda bir güç, pratik eylem meselesidir. Bizim ikna edici olmamamızın temel nedenini de örgütsüzlükte ve yeterince eylemlilikte olmamakta aramalıyız. Şimdi bunun birçok nedeni var. Bir neden üzerinde ...

DARBELER CUMHURİYETİNDE, DARBE İÇİNDE DARBE
Fuat Önen
DARBELER CUMHURİYETİNDE, DARBE İÇİNDE DARBE
2016'da bir darbe olmadı, bir darbe teşebbüsü oldu. Gülen cemaatinin ordu içindeki farklı eğilimlerle beraber gerçekleştirmeye çalıştığı bir darbe vardı.  Bu darbe teşebbüsü, cemaatin içine sızan, MİT personelleri aracılığıyla önceden haber ...

ENTEGRASYON
Fuat Önen
ENTEGRASYON
Mevcut işgalci devlet sınırları içindeki çözümleri artık, Kürdistan'daki siyaset sınıfı elinin tersiyle itmelidir! Kürdistan meselesi hiçbir işgalci devletin sınırları içinde çözülebilecek bir mesele değildir! Kürdistan meselesinin çözü...

Kıro'nun Türk Cumhuriyeti'ni Demokratikleştirme Misyonu
Kamal Soleimani
Kıro'nun Türk Cumhuriyeti'ni Demokratikleştirme Misyonu
Öcalan'ın devletle kurduğu ilişki, klasik anlamda eşitler arası bir pazarlık olarak kavranamaz. Burada söz konusu olan, devletin Kürt siyasetini ontolojik olarak "terör" kategorisine indirgeme yetkisini fiilen kabul eden ve Kürt siyaset...

Acaba “dinî caşlık” Güney’de yalnızca bireysel bir sapma mıdır?
Kamal Soleimani
Acaba “dinî caşlık” Güney’de yalnızca bireysel bir sapma mıdır?
Bu çerçevede, Tom Barrack gibi aktörlerin federalizme karşı açıklamaları, çoğu zaman Amerikan perspektifinden ziyade Türkiye’nin stratejik önceliklerini yansıtmaktadır. Donald Trump’ın bu tür meselelerde tutarlı ve bütünlüklü bir strateji...

Kurdistan’da Birlik Arayışları
Fuat Önen
Kurdistan’da Birlik Arayışları
Hiçbir örgüt başkasının açmazlarıyla güçlenmez. Her hareket kendi mücadelesi, kendi çabasıyla güçlenebilir. Ve eğer PKK'nin silah bırakması Kürdistani güçlere yarayacak olsa zaten devlet böyle bir talepte bulunmaz. Dolayısıyla bütün siyasal grupl...

Uydurma Bir “İhanet” Öyküsü: Mir Bedirhan ve Yezdan Şêr Olayı
Ahmet Kardam
Uydurma Bir “İhanet” Öyküsü: Mir Bedirhan ve Yezdan Şêr Olayı
On beş yıl önce, 2011’de yayımlanmış Cizre Bohtan Beyi Bedirhan: Direniş ve İsyan Yılları başlıklı kitabım üzerinde çalışırken Bedirhan Bey’in 1847’de Osmanlı ordusuna yenilip teslim olmak zorunda kalmasının nedeninin, yeğ...

KÜRT ULUSAL POTANSIYELİ: KAZANIMLAR, KIRILMALAR VE YENİ YOL ARAYIŞI
Fuat Önen
KÜRT ULUSAL POTANSIYELİ: KAZANIMLAR, KIRILMALAR VE YENİ YOL ARAYIŞI
Son 10 yılda; Kobani direnişinde, özellikle peşmergelerin Kobani'ye girişinde; 2017 bağımsızlık referandumunda ve bugün görüldüğü üzere; Kürdistan'ın dört parçasında, dünyanın dört bir yanındaki Kürtler, bir ulusal hedefe kilitlendiler. Bu, e...

"Bakur-Rojhelatê Sûrîyeyê"
Fuat Önen
"Bakur-Rojhelatê Sûrîyeyê"
Şer, sîyaseta bi alavên şîdetê tê meşandin e. Sîyaseta te ne dirust be şervanî encam nagire. Siyaset dirust be lê ne şerbaz be jî encam nagire. Divê em diyalektîka şer û siyasetê baş fahm bikin.

Page 1 of 28First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  Next   Last   
123movies