×
Li himberî êrîşên dagirkeran em hêza xwe bikin yek
admin
Li himberî êrîşên dagirkeran em hêza xwe bikin yek
Welatê me Kurdistan ji derveyî îradeya gelê me bi çar perçeyan ve hatîye perçe kirin. Eve nêzîkî sed salîye ku Tirkîye, Îran, Iraq û Sûrîye , di meseleya  Kurdistanê de hemû pirs û pirsgirêkên di navbera xwe de datînin alîyekî û bi hevdu re p...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (225)


Radio Ashti
admin
Radio Ashti
Sipasdarê birayê Haci KardoxiAştî û Radio Ashtî me, sipasdarê dost û hevalên ku bi sebir 4 saetan li me guhdarî kirin û em bi tenê nehiştin im. Mixabin derfet nebû ku bersîvên temama pirsan bidim. Em di têkoşîna rizgarîya neteweyî de bi hev re ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1068)


19 sal zû derbas bûn
Zinare Xamo
Sal zû derbas dibin, min hew dît salek din jî derbas bû û wa ye dîsa 9ê nîsanê hat. Erê pismamo, 19 sal di ser wefata te ra derbas bûn. Îro dîsa ez û Hêvî bûn mîvanên te. Lê vê carê em ne bi tenê bûn, Mumtaz Aydin Roza Kurdî, Erdal Kurdman, ez û Hê...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (891)


Xwezî gorr bihata zimên
Zinare Xamo
Xwezî gorr bihata zimên
Aslan, sal zû derbas dibin, me tew nedît 18 sal çawa derbas bû. Îro ez û Hêvî dîsa bûn mîvanê te. Li ber serê te me bi hesreteke kûr û bi xemgîniyeke mezin rojên borî yad kirin. Me bîstekê qala te kir. Hêvîyê got, qey qismet û nesîbê te ev ax, ev gor...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (983)


Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.
Fuad Onen
Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.
Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne. Li gorî rayedarên Sîstema Serwerîya Tirk, ev şer ji bo wan mijara bekayê (mayin-nemayinê) ye. H...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1319)


Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
Zinare Xamo
  Mehmet Aslan Kaya 17 sal berê di rojeke wiha da di 51 saliya xwe da ji nişka ve, bêyî ku kesî nerehet bike, bêyî ku haya kesî pê xe wek çirayekê vemirî û çû gerdûneke din. Mirina wî ne malbata wî tenê, bi sedan, bi hezaran kesên ev kurdê...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1600)


Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Zinare Xamo
Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Min got pismam sal zû dibuhirin, 16 sal derbas bûn. Hemû dost û hevalên te, zarokên te dersa matamatîkê dida wan, xortên te alîkariya wan dikirin hemû mezin bûne û di civata Swêd da hatine der û meqamên muhîm, ji bo gelê xwe xebatên pir baş dikin. &n...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2723)


Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Fuad Onen
Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Di sîyeseta Kurdistanê de du problemên esasî hene. Yek jê, taleba desthilatîya navendî lawaz e, taleba jêr desthelatîye, bi tirkî ”alt îktîdar” ew taleb xurt e. Lê taleba desthelatîyên navendî lawaz e. Sedemek ji, ku sernîvîsa vê panelê j...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2844)


Serxwebûna Kurdistanê
Fuad Onen
Serxwebûna Kurdistanê
Sîyeseta partî, rêxîstin,saziyên bakurê Kurdistanê dev ji hedefa serixwebûnê berda ye. Ji delva hedefênserxwebûnê, otonomî, federalî an demokrasî te parastin. Di vir de anormalîyekheye. Yanî îro ji her demê betir taleba serxwebûn û yekîtîya Kurdistan...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3096)


Qirîza Dewleta Tirk
Fuad Onen
Qirîza Dewleta Tirk
Reyadarên vê dewletê, hertim dibêjin pirsgirêka me pirsgirêka hebûn û nebûna dewletê ye. Rast e. Yalçin Kuçuk dibeje ”em nekevin Musulê dê Diyarbekir ji dest me here”. Dogu Perînçek jî dibêje ”em tekevin Musulê, dê Diyarbekir ji des...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3383)


Page 1 of 6First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  Next   Last   
29

Ali Polat: Şimdi biz Türkiye’nin başlattığı bu askeri hareketi, bu kaçıncı bilmiyorum, ama bu benim yaşıtım kadar Güney Kürdistan’a günü birlik nerdeyse askeri hareketler düzenliyor ve bu hareketleri de zaman zaman uluslararası maddelere dayandırıyor. Zaman zaman herhangi bir şeye dayandırma gereği duymadan Güney Kürdistan’a işgal sayılabilecek bir askeri hareketlerde bulunuyor. Bu Kürdistan’ın diğer parçaları için de yani statüsü Kürtlerin eline geçtiği dakikada bu Türkiye için de bir hedef oluyor. Ama şu anda sıcak gündem olan Güney Kürdistan’a başlattıkları ve kara hareketi olarak devam eden Behdinan Bölgesi’nde biz bugün bunu tartışarak gündemimizi oluşturalım. Fuat Hoca’yla başlayayım; Türkiye bu askeri hareketlerle dünden bugüne neyi amaçladı? Bugün neyi amaçlıyor? Bununla nasıl bir sonuç elde edecek, bunu neye dayandırıyor? Bunun haklılığı yoktur da siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Deng TV izleyicileri için.

Fuat Önen: Şimdi Türkiye an itibariyle Kürdistan’ın üç parçasında sert, işgalci jenosidal bir savaş yürütüyor. Bu savaş Kuzey Kürdistan’da yüz küsur yıllıktır, Güney Kürdistan’da benim hatırladığım ilk karadan müdahaleye 1983 Kenan Evren’in son dönemlerinde idi. O çatışmada yanlış hatırlamıyorsam Irak Komünist Partisi yanında bulunan Kuzeyli bir Kürt şehit oldu, bir tane de asker öldürülmüştü. Dolayısıyla kırk yıllık bir geçmişi var bunun.

Şimdi bu konuyu bence üç alt başlıkta tartışmakta yarar var: Birincisi Türkiye Cumhuriyeti hukuk, kanun, devletlerarası hukuk,(çünkü bu seferleri devletlerarası hukuka da zaman zaman dayandırıyorlar). İkincisi, Güney Kürdistan Yönetimi’nin durumu ve bu saldırılara karşı gösterdiği ya da gösteremediği tavırlar. Üçüncüsü de PKK’nin Güney Kürdistan’daki varlığı, varoluş tarzı. Bu üç başlık altında kısa bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.

Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti olmak bir tarafa bir kanun devleti bile değildir. Çünkü kanun devletleri ilan ettikleri kanunların çerçevesinde davranırlar. Kanunları kendileri için bağlayıcıdır. Türkiye devletinin yüzyıllık pratiğine baktığımız zaman, hukuk devleti olması bir tarafa bir kanun devleti de olamamıştır. Adalet hakkında kısmı ilerici demokratik diyebileceğimiz maddeler de genellikle batının dayatmasıyla kabul edilmiş maddeleridir. Bu Tanzimat'tan bu yana devam eden bir gelenektir. Yani bu kanunlar ona uyulsun diye değil, batılılara:

-Evet bak biz de batılılaşıyoruz, modernleşiyoruz, demek için kabul edilmiştir. Kuşkusuz Türkiye'de de ezilenlerin mücadelesiyle kazandıkları bazı hukuki

mevziler vardır. Ama esas çizgisi itibariyle Türkiye devletinin bir kanun devleti bile olmadığını söylemek durumundayız.

Bu devletin Kuzey Kürdistan'la ve Kürdistan'ın diğer parçaları ile ilişkisi ise doğrudan işgalci ve jenositçidir. Bunun hukuku ve kanunu yoktur. İşigal de jenosit de insanlığa karşı işlenmiş suçlardandır ve bu bir tek şeye dayanır, güce dayanır

Türk devleti Kürdistan'da bir tür şiddet jeneratörüdür. 100 yıldır bu jenosidal işgalciliği, şiddet vasıtalarıyla sürdürmektedir. Bu şiddete karşı üretilen Kürt şiddeti de aslında bu şiddet jeneratörünün doğurduğu bir karşı şiddettir. Dolayısıyla Kürdistan'da Türk devletinin varlığının böyle bir anlamı var.

Devletlerarası hukuk bakımından bakıldığı zaman, esas itibariyle devletlerarası hukuk dediğimiz de emperyal bir hukuktur. Vedat Hoca daha iyi anlatacaktır, bunun da işte 200-300 yıllık bir geçmişi vardır ama bunun bir sistem kazanması 1919'da işte Cemiyet-i Akvam daha doğru deyimiyle de Milletler Birliği'nin kurulmasıyla bir nizama oturmuştur.

Devletlerarası hukukta bu son yüzyılda elbette ezilen ulusların ezilen sınıfların mücadelesi sonucu kazanılmış, bazı mevziler vardır. Ama esası itibariyle emperyal bir hukuktur, devletlerarası hukuk. Çünkü devletleri esas alır. Örneğin Milletler Birliği self determinasyon gibi demokratik bir hakkı vaaz ettiği halde kendisi mandaterlik gibi sömürgeci bir hukuka dayalıdır.

Birleşmiş Milletler döneminde kısmı değişikliklere uğramıştır bu, ama esas niteliği değişmemiştir. Devletlerin, özellikle süper güçlerin güçleriylen bağlantılı; onunla, ona endeksli bir hukuktur.

Şimdi; Türkiye, Kürdistan'ın üç parçasında sürdürdüğü bu işgalci-jenositçi seferlerinin hiçbir hukuki dayanağı yoktur. Bunu hukuken ya da kanunen tartışmak, aslında çok da anlamlı değildir. Bunları dayandırdıkları bir tane madde var; işte, “Sıcak Takip Hakkı” şeye dikkat etmek lazım, 1925-26 bu Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yılları, oturma yıllarıdır. Yani 23'ten başlatılır genellikle ama bana sorarsanız bu cumhuriyetin oturduğu, artık böyle bir devletin varlığını anlaşıldığı yıllar, 1925-27 yıllardır. 25-26’da Türkiye-Fransa üzerinden Suriye ile İngiltere üzerinden Irakla, İran'la; Sovyetler Birliği ile Yunanistanla dostluk ve işbirliği anlaşmaları imzalar. Bütün bu anlaşmaların bir ortak noktası vardır; özellikle İran-Irak ve Suriye ile imzalanan anlaşmaların. Bu devletler sınır boyundaki eşkıya faaliyetlerini birlikte bastıracaklardır. Kastettikleri eşkıya faaliyetleri, Kürt halkının ulusal kurtuluş eylemleridir. Bu anlaşmalar; bu dört devletin birlikte Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesini boğma anlaşmalarıdır.

Daha sonra Sadabat Paktı var, Sento var. İşte Suriye ile bir Adana anlaşması var. Irak yönetimi ile yaptığı başka anlaşmalar var. Bütün bunların hiçbiri Türkiye'nin Batı Kürdistan'da ve Güney Kürdistan'daki varlığına bir şerîyet kazandırmaz. Çünkü ortada bir sıcak takip yoktur. PKK’nin son dört beş yılda Kuzey Kürdistan'da sürdürdüğü bir silahlı mücadele de yoktur.

Benim hatırladığım en son 2015 Ekim’inde bir ateşkes, tek taraflı bir ateşkes ilan etmişlerdi. 2016'da bir çatışmalı dönem yaşandı. Ondan bu yana PKK'nın Kuzey Kürdistan'da sürdürdüğü bir silahlı mücadele yok ki o silahlı mücadele içinde bir sıcak takip yapılsın. Batı Kürdistan'da Afrin, Serêkaniyê ve Girêsipî işgallerinde de bir sıcak takip yoktur. Dolayısıyla bu düpedüz işgalci bir askeri seferdir ve Türkiye, bunu yıllardır sürdürmektedir, daha da sürdüreceği anlaşılmaktadır.

Türkiye, bunu niye yapıyor? İki başlıkta değerlendirmek lazım: Birincisi, Güney Kürdistan'ın giderek bağımsızlığa doğru evrilmesi, Batı Kürdistan'da ise kantonlarla başlanıp kantonlar üstü bir eşgüdüm kurulu, sonra federasyonun tartışılması ile -bu 2014-2015 yıllarındadır- Türkiye, bunu kendisi için bir beka meselesi olarak algıladı ve bana kalırsa, doğru algıladı.

Evet Güney Kürdistan'ın bağımsızlığı ilerlemesi, Batı Kürdistan'ın federasyon tarzında bir siyasi statü kazanması, Türkiye Devleti için bir beka meselesidir. Çünkü Kürdistan'ın %42’sinin işgalcisi Türkiye'dir. Kürdistan'ın % 18'inde bir bağımsız devlet, %8’i-9'unda, yani Batı Kürdistan'da bir federasyon olursa, Türk devleti Kuzey kürdistan'ı eskisi gibi işgali altında tutamaz. Bu, yani Kürdistan'ın güneyde batıda devletleşmeleri ve eninde sonunda birleşeceklerini de Türkiye Devleti biliyor, hatta Kürt siyasetinden daha fazla biliyor. Eninde sonunda Güney Kürdistan ve Batı Kürdistan birleşecektir.

Dolayısıyla saldırının esas nedeni Kuzey Kürdistan'ı kendi işgali altında tutma çabasıdır. Yani bir savunma savaşıdır bu, bir tür ileri savunmadır. Diyarbakır elde tutmak için işgali Batı Kürdistan'a ve Güney Kürdistan'a kadar genişletme savaşıdır, bu savaş. Zaten Türk devletinin ideologları da ısrarla aynı şeyi söylüyorlar; “İşte biz Irak’ ta yaptığımız yanlışı Suriye'de yapmayacağız. Orada bir Terör devleti, terör koridoru oluşmasına izin vermeyeceğiz.”diyorlar.

Onun Türkçesi şudur: “Biz Güney ve Batı Kürdistan'ın devletleşmesini ve bizi Güney'den kuşatmalarına izin vermeyeceğiz. Çünkü bizim Kuzey Kürdistan'ı elimizde tutmamız lazım. Kuzey Kürdistan'ın elimizden kaçması bu devletin sonu olacaktır.” Esas sebebi budur. Yani,Türkiye'nin Kürdistan’ın üç parçasında İşgalci-jenosidal bir savaş sürdürmesinin ana sebebi budur. Diğerlerinin hepsi, bu sebebi örtmeye yarayan gerekçeler ve dahi mazeretlerdir.

Şunu de söyleyip bu safhayı bitireyim. Sonuçta Yakındoğu'da Ortadoğu'da sürdürülen savaş aynı zamanda bir enerji yolu savaşçıdır. Bir enerji kaynakları ve yolları üzerinde bir hakimiyet savaşıdır. Yakındoğu bin yıllardan beri bu ticaret yollarının merkezindedir ve bunun için hem doğulu hem batılı, eskiden imparatorluklar ve sonra da emperyal güçler, savaşlarını Yakındoğu'da ve Yakındoğu'nun merkezi ülkesi olan Kürdistan'da sürdürmüşlerdir. Bu Savaşın daha uzunca bir süre devam edeceğini düşünüyorum. Bunun için de Kürdistani siyasetin kendisini Savaş koşullarına göre organize etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Şimdi ikinci alt başlık Güney Kürdistan yönetiminin bu saldırılara karşı tarzıdır.

Posted in: Tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (required)

Website

KÜRDISTAN CUMHURIYETI 3
admin
KÜRDISTAN CUMHURIYETI 3
Qazî Muhammed, o engin birikimiyle, hadi güzelliğiyle diyeyim, bütün bu çelişkileri yönetebilen biridir, son derece ılımlı bir politikacıdır. Evet yargıçtır, hâkimdir yani, böyle biridir. Şimdi; onu, bize daha yakından tanıtan iki şey var. Bir, Mahab...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (90)


KÜRDISTAN CUMHURIYETI 2
admin
KÜRDISTAN CUMHURIYETI 2
İngiltere başından beri onun için karşı; -iki nedenle karşı- bir, zaten Irak deneyimleri var, Irak'ta İngiliz iktidarını, 1920'lerden beri esas tehldit eden Kürdistanlılar, Şêx Mahmûdê Hefid’den bu yana, sonrasında Mele Mustafa Barzani....
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (182)


KÜRDISTANLILIK , KÜRDİSTANİ SİYASET VE BAĞIMSIZLIKÇILIK
admin
KÜRDISTANLILIK , KÜRDİSTANİ SİYASET VE  BAĞIMSIZLIKÇILIK
Eğer Kürdistani  siyaseti  tanımlamaya çalışırsak şunları söyleyebiliriz Kürdistani siyaset ;  Kürt milletinin  siyasi taleplerini  toprak temelli tanımlar ve Kürdistani çözümü  öne çıkarır . Fakat mesele bununla bitmiy...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (201)


Kürdistan Cumhuriyeti 1
admin
Kürdistan Cumhuriyeti 1
Esas mesele şudur; Sovyetler Birliği, ABD ile bir ortaklık kurulmuştur, ortaklarının komünizm gibi bir korkuları vardır, Sovyetler Birliği, bu korkuları, yatıştırmaya çalışan bir siyaset izlemiş ve komunist pozisyondan çok geride bir tutum almıştır. ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (162)


DEMOKRASI, KÜRDISTAN VE KÜRT MESELESI 5
admin
DEMOKRASI, KÜRDISTAN VE KÜRT MESELESI 5
Son vermekten çok, başlangıç aşamasında, işlevsiz hale getirmek sözcüğünü kullandım, Yani, Türk devletinin, Kürdistan'daki kurumlarını, işlevsiz hale getirmek, Mesela eğer seçim üzerinden gidersek, bu seçimlere katılmayıp, Kuzey- batı Kürdistan&#...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (208)


Demokrasi, Kürdistan ve Kürt meselesi 4
admin
Demokrasi, Kürdistan ve Kürt meselesi 4
1991'den sonra, yani esas itibariyle Sovyetler Birliği’nin çözülmesinden sonra, Türk devletinin içinde kurgulandığı, dünya düzeni de çözüldü ve bu dünyadaki, bütün diğer devletler gibi Türkiye Devleti içinde de ayrışmalara, tartışmalara ve ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (155)


DEMOKRASI, KÜRDISTAN VE KÜRT MESELESI 3
admin
DEMOKRASI, KÜRDISTAN VE KÜRT MESELESI 3
Özet olarak, şunu söylüyorum; Kürdistani siyaset, Türk devletinin seçim mekanizmasını, Kürdistan'da işlevsiz hale getirmelidir. Türk parlamentosuyla ilişkilenmek, ancak Kürdistan parlamentosu üzerinden meşrudur. Biz de kendi parlamentomuzu kurars...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (206)


DEMOKRASI, KÜRDISTAN VE KÜRT MESELESI 2
admin
DEMOKRASI, KÜRDISTAN VE KÜRT MESELESI 2
Anti sömürgeci olmak mı, Türkiye’nin muhalif hareketi olmak mı? Kürt siyaseti, Kürdistani siyaset, Türkiye'nin muhalif bir hareketi midir? Yoksa, Türkiye'ye karşı bir hareket midir? - Burada kararlı olmak, açık olmak lazım. Bize göre...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (153)


Demokrasi, Kürdistan ve Kürt meselesi 1
admin
Demokrasi, Kürdistan ve Kürt meselesi 1
Üç tane mesele var: Biri Türkiye'de demokrasi meselesi, diğeri Türkiye’deki Kürt meselesi, bunu azınlık-ulus meselesi olarak kavramlaştırmayı daha doğru buluyorum. Ulusal azınlık meselesi olarak kavramlaştıranlar da var. Bir de Kürdistan me...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (167)


Türkiye"de demokrasi meselesi ve bunun kürt, Kürdistan meselesi ile ilişkileri
admin
Türkiye"de demokrasi meselesi ve bunun kürt, Kürdistan meselesi ile ilişkileri
Çarpel Medya"da sevgili arkadaşlarım Nurullah Timur ve Vedat Koçal ile Türkiye"de demokrasi meselesi ve bunun kürt, Kürdistan meselesi ile ilişkilerini konuştuk. Verimli bir program oldu. Bunu eleştirel ilgilerinize sunarken arkadaşlarıma b...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (178)


Page 1 of 16First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  Next   Last