×
PÊLKURD kadroyekî xwe yê bi rûmet û bi bîr û baweriyek bihêz, winda kir.
admin
PÊLKURD kadroyekî xwe yê bi rûmet û bi bîr û baweriyek bihêz, winda kir.
Hevalê hêja Cano Tu çûyî! Lê navê te, fikir, nerîn û xeyalên te wê her tim bi me re bin û dê di têkoşîna serxwebûna Kurdistanê de bijîn. Bi te re fikirandin, hiskirin û xeyal kirin, dê perçek ji jiyana me be. Her çend tu bi fîzîkî di nav me de tun...

Îro dîsa li ser gorra te bûm !
admin
Îro dîsa li ser gorra te bûm !
Zinarê Xamo Salek dîsa pir zû derbas bû ! Aslan, sal dîsa zû derbas bû, me hew dît 9ê adarê hat jî. Ez û Hêvî îro dîsa bûn mîvanê te. Tu rastiyê dixwazî min ji bîr kiribû. Lê do ne pêr, nizanim çawa bû, wek heft kes ji min ra bibêjin, ”ma qe...

Li himberî êrîşên dagirkeran em hêza xwe bikin yek
admin
Li himberî êrîşên dagirkeran em hêza xwe bikin yek
Welatê me Kurdistan ji derveyî îradeya gelê me bi çar perçeyan ve hatîye perçe kirin. Eve nêzîkî sed salîye ku Tirkîye, Îran, Iraq û Sûrîye , di meseleya  Kurdistanê de hemû pirs û pirsgirêkên di navbera xwe de datînin alîyekî û bi hevdu re pla...

Radio Ashti
admin
Radio Ashti
Sipasdarê birayê Haci KardoxiAştî û Radio Ashtî me, sipasdarê dost û hevalên ku bi sebir 4 saetan li me guhdarî kirin û em bi tenê nehiştin im. Mixabin derfet nebû ku bersîvên temama pirsan bidim. Em di têkoşîna rizgarîya neteweyî de bi hev re n...

19 sal zû derbas bûn
Zinare Xamo
Sal zû derbas dibin, min hew dît salek din jî derbas bû û wa ye dîsa 9ê nîsanê hat. Erê pismamo, 19 sal di ser wefata te ra derbas bûn. Îro dîsa ez û Hêvî bûn mîvanên te. Lê vê carê em ne bi tenê bûn, Mumtaz Aydin Roza Kurdî, Erdal Kurdman, ez û Hêvî...

Xwezî gorr bihata zimên
Zinare Xamo
Xwezî gorr bihata zimên
Aslan, sal zû derbas dibin, me tew nedît 18 sal çawa derbas bû. Îro ez û Hêvî dîsa bûn mîvanê te. Li ber serê te me bi hesreteke kûr û bi xemgîniyeke mezin rojên borî yad kirin. Me bîstekê qala te kir. Hêvîyê got, qey qismet û nesîbê te ev ax, ev gor...

Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.
Fuad Onen
Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.
Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne.Dewleta Tirkîyê, li sê parçeyê Kurdistanê şerekî tûnd û dagirkerane dimeşîne. Li gorî rayedarên Sîstema Serwerîya Tirk, ev şer ji bo wan mijara bekayê (mayin-nemayinê) ye. H...

Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
Zinare Xamo
  Mehmet Aslan Kaya 17 sal berê di rojeke wiha da di 51 saliya xwe da ji nişka ve, bêyî ku kesî nerehet bike, bêyî ku haya kesî pê xe wek çirayekê vemirî û çû gerdûneke din. Mirina wî ne malbata wî tenê, bi sedan, bi hezaran kesên ev kurdê fed...

Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Zinare Xamo
Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Min got pismam sal zû dibuhirin, 16 sal derbas bûn. Hemû dost û hevalên te, zarokên te dersa matamatîkê dida wan, xortên te alîkariya wan dikirin hemû mezin bûne û di civata Swêd da hatine der û meqamên muhîm, ji bo gelê xwe xebatên pir baş dikin. &n...

Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Fuad Onen
Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Di sîyeseta Kurdistanê de du problemên esasî hene. Yek jê, taleba desthilatîya navendî lawaz e, taleba jêr desthelatîye, bi tirkî ”alt îktîdar” ew taleb xurt e. Lê taleba desthelatîyên navendî lawaz e. Sedemek ji, ku sernîvîsa vê panelê j...

Page 1 of 6First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  Next   Last   
04

ABD Başkanı’nın, Kürtlerin İran’a karşı bir savaşa katılma ihtimaline dair söylem ve tartışmalarının ardından, çeşitli tutumlar sergilendi ve bu mesele uluslararası alanda nispeten geniş çaplı bir yankı uyandırdı.

Bu tartışmalara karşı verilen en önemli tepkilerden biri, Öcalan’ın Rojhilat’ın koşullarını değiştirme ve orayı da “Rojavalaştırma” girişimiydi. Bu girişim, ilk aşamada İran’ın lehine, ABD ve İsrail’in ise aleyhine olacak şekilde PKK ve PJAK’ı Rojhilat’ı işgal etmeleri için göndermeyi; ikinci aşamada ise, İslam Cumhuriyeti’nin yıkılması durumunda, Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda bölgede bir Kürt otoritesinin (yönetiminin) oluşmasını engellemeyi ve nihayetinde onun kaderini de, tıpkı Rojava gibi, gelecekteki Kürt olmayan bir otoriteyle entegrasyona doğru sürüklemeyi amaçlıyordu.

Öcalan artık Türk devletinin güvenlik ve strateji aparatları ile mekanizmalarının bir parçası olduğundan, bu devletin güvenlik güçleri de Kürdistan’ın çeşitli parçalarına yönelik nasıl bir tutum sergileneceği ve farklı senaryolar konusunda Öcalan’dan faydalanmaktadır. Öcalan’ın Rojhilat ve Türkiye ile ilgili bu arka plan faaliyetleri ve temasları, birkaç gün önce “Qandil Press”te yayımlanan bir haberde de yankı bulmuştur. Qandil Press, eski bir gerilla olan Sayın Hiwa Xoşnaw’ın ifadeleriyle, PJAK ve PKK’nın Rojhilat’a gidişine Türkiye Cumhurbaşkanı’nın onay vermesi için Öcalan’ın Erdoğan’a sunduğu tekliften bahsetmektedir.

Açıktır ki, Öcalan’ın teklifine ilişkin haberin doğruluğuna rağmen, Erdoğan ile Öcalan arasında bir tür ilişki olduğunu ima eden kısım yanlıştır. Öcalan’ın sürekli ilişkisi şahsen Erdoğan’la değil, Türkiye’nin güvenlik güçleriyledir. Çünkü Erdoğan hiçbir şekilde Öcalan’ın muhatabı değildir. Öcalan, Türk devletine hizmet etme ve Kürtlerin çıkarlarını engelleme çabaları çerçevesinde daha çok gönüllü bir danışman gibi çalışmaktadır.

Temel soru, Öcalan’ın hangi amaçla PJAK ve PKK’nın ortak gücünün Rojhilat’a gönderilmesini teklif ettiğidir. Bu konuyu anlamak için biraz geriye, özellikle de Öcalan’ın yakalanmasından sonraki döneme gitmek gerekiyor. Son yirmi yıl içinde Öcalan, Kürtlerin kazanımlarını tamamen Türkiye’nin perspektifinden görmeye ve tanımlamaya çalışmıştır. Bu nedenle Rojhilat’taki kazanımları engellemek için de elinden gelen her türlü çabayı göstermektedir.

Öcalan, Türk devletinin Rojhilat’ta PJAK aracılığıyla bir fiilî durumun (de facto) varlığına rıza göstermesini teklif etmiştir. Mevcut veriler ışığında, bu durum PJAK ve PKK’nın İran’la savaşacağı anlamına gelmemektedir. Aksine, en ciddi ihtimal; PJAK ve PKK’nın oraya gidişinin ve Suriye’de DSG’nin (HSD) sahip olduğuna benzer bir fiilî durum yaratılmasının, hem İran’ın hem de Türkiye’nin bilgisi ve onayı dâhilinde gerçekleşecek olmasıdır.

Birçok kişinin bu sözleri bir komplo teorisi olarak görmesi muhtemeldir. Ancak onun kişisel yazılarından yararlanarak, bu iddiayı teyit eden onlarca örnek ve kanıtı burada ele alabiliriz. Bununla birlikte, sadece birkaç örnek vererek, Öcalan’ın yazılarında Kürtlerin Kürt olmayan ulus-devletler içinde entegrasyonunu ve erimesini (asimile olmasını) engelleyen her türlü Kürt statüsüyle açıkça bir sorunu olduğunu göstermeye çalışacağım.

Örneğin Öcalan, 2000’li yılların başından beri, faşist Türkçüler gibi, Başûr’u (Güney Kürdistan’ı) sürekli olarak “İkinci İsrail” olarak nitelendirmiştir. Öcalan, daha önce önerdiği ve şimdi vazgeçtiği Demokratik Konfederalizm projesinin —ki KCK aracılığıyla Kürdistan’ın dört parçasında yerleşmesi öngörülüyordu— aslında Kürtlerin federalizm taleplerini engellemek için olduğunu açıkça söylemektedir. Öcalan, kendi Konfederalizm projesinde Kürtçenin resmî dil olması talebinin bulunmadığını, çünkü Kürtçenin resmîleşmesinin federalizm tehlikesini beraberinde getireceğini açıkça ifade etmektedir (Bkz: Demokratik Konfederalizm, 2015: 39). Ayrıca KCK ve Konfederalizm’i de Kürtlerin federalizm arayışını engellemek için önerdiğini söylemektedir (aynı kaynak).

Öcalan, tıpkı Türkiye devleti gibi, Kürtler için federalizmi bir emperyalizm aracı olarak görmekte ve ABD ile Batılı emperyalist ülkelerin bu yolla ve Kürt burjuvazisinin işbirliğiyle bölgede kendilerine yer edinmek istediklerini belirtmektedir. Bu nedenle Öcalan’ın iddiasına göre federalizm:

“Güney Kürdistan ve Kürtlerine dayalı bu çözüm, esas olarak Batı hegemonik güçlerinin çözüm tarzını yansıtmaktadır. Bu güçler, yerel faşist ulus-devletçi çözümlerin uzun vadeli başarısından emin olamadıklarından ve bu çözüm tarzları bölgeye yerleşimleri açısından uygun olmadığından, federalist ulus-devletçi çözüm zorunluluk arz etmektedir. Böylelikle hem ilgili ülkeye yerleşmelerinde hem de yerel ulus-devletleri ve diğer modernite unsurlarını kendilerine bağlayıp geliştirmede Güney Kürtlerine dayalı bu çözüm en emin manivela rolünde olacaktır.” (Türkiye’de Demokratikleşme Sorunları, 2011: 73)

Görüldüğü üzere, burada Öcalan Kürtler için federalizmi ulus-devletin bir parçası ve bir boyutu olarak tanımlamakta ve bu nedenle ona karşı çıkmaktadır.

Öcalan, Kürt milliyetçiliğinin de İsrail’in bir icadı (üretimi) olduğunu bile açıkça söylemektedir. İsrail’in bu politikasının onlarca yıldır devam ettiğini ve ulus-devlet fikrini Kürtler arasında yayarak Kürtleri kendi kontrolü altına almak istediğini belirterek şöyle der:

“Demek istediğim, bu politika hâlen devam ediyor. Tarihsel arka planı iyi anlamak gerekir. Kürt ulus-devletçiliği üzerinden bütün Kürtleri teslim almak istediler; Saddam’ı da bu yüzden tasfiye ettiler.” (Demokratik kurtuluş ve özgür yaşam, 2015: 107)

Bu, Öcalan’ın her türlü Kürt statüsüne, Kürt dilinin resmiyet kazanma ihtimaline ve federalizme dair resmî bakış açısıdır. Öcalan’ın yazılarına göre tüm bunlar, Amerika ve İsrail emperyalizminin araçlarıdır ve onların komplo ve kumpasları (entrikaları) çerçevesinde görülmelidir; bunlar, emperyalizmin bölgede yer edinmek için Kürtleri bu tür hakları talep etme hevesine düşürerek (kışkırtarak) kullandığı stratejik araçlardır.

Şimdi, Öcalan’ın önerisine ve PJAK ile PKK güçlerini göndermek için Türkiye’den izin istemesi konusuna dönecek olursak, Öcalan’ın burada iki amacı vardı:

Birincisi: Öcalan’ın yukarıdaki sözlerine dayanarak anlaşılmaktadır ki Öcalan, Amerika ve İsrail’in Kürdistan (Rojhilat/Doğu) üzerinden İran’a darbe vurabileceğine inanmaktadır. Bu nedenle, tıpkı Esad’ın Rojava’da (Batı) yaptığı gibi, böyle bir senaryonun önüne geçmek için İran’ın da Türkiye’nin bilgisi dâhilinde Doğu Kürdistan’ı karma bir PKK ve PJAK gücüne teslim etmesi en uygunudur.

İkincisi: Karma PJAK ve PKK gücü, diğer Doğu Kürdistan (Rojhilat) güçlerinin geri dönüşünü engelleyebilir ve onlara geri dönme fırsatı vermeyebilir. Çünkü geri dönmeleri durumunda, Doğu Kürdistan’da da tıpkı Güney örneğinde olduğu gibi, Kürtlerin Amerika ve İsrail’in yardımıyla federalizm projesini de facto (fiilî) bir gerçekliğe dönüştürme ihtimali ortaya çıkacaktır. Zira Öcalan’ın anlayışına göre, özellikle Amerika kendi çıkarları, bölgedeki varlığını sürekli kılmak ve Kürdistan’ın kaderini kendisine bağlamak için Kürtlere daha üst bir statüye, hatta bağımsızlığa izin vermeyecektir. Çünkü olası bir bağımsızlık durumunda, Kürtlerin gelecekte Amerika’ya minnet etmeyecek (bağımlı olmayacak) bir duruma gelmesi muhtemel görünmektedir. Çünkü federalizm:

“Böylelikle hem ilgili ülkeye yerleşmelerinde hem de yerel ulus-devletleri ve diğer modernite unsurlarını kendilerine bağlayıp geliştirmede Güney Kürtlerine dayalı bu çözüm en emin manivela rolünde olacaktır. Tam bağımsız Kürt ulus-devleti bu açıdan uygun olmamakta, aynı manivela rolünü oynayamayacağından tercih edilmemektedir.” (Türkiye’de Demokratikleşme Sorunları, 2011: 73)

Bu yüzden, Güney örneğinde gördüğümüz gibi, nihayetinde ve uzun vadede Türkiye de Kürtlerin Doğu’daki federal statüsünü kabul etmek hususunda Amerika’nın iradesine teslim olmak zorunda kalacaktır. Söz konusu bu Kürt statüsü, Kürtlerin egemen devletler ve uluslar içinde erimesini (asimile olmasını) ve entegrasyonunu engellemektedir. Bu nedenle Öcalan, PKK ve PJAK’ın Doğu’ya gönderilmesi konusunda Türkiye’yi ikna etmeye çalışarak hem Doğu Kürdistan güçlerinin geri dönüşünü engelleme, hem de Amerika ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta bir faktör hâline gelerek Kürtlerin elde edebileceği olası kazanımların önüne geçme çabası içindeydi.

Öcalan’ın bu çabasından sonraydı ki, PJAK’ın Amerika ve İran arasındaki bu savaşa dair söyleminde (dilinde) de bir değişim yaşandı. Duran Kalkan gibi isimler, en başından beri Doğu Kürtlerine böyle bir savaşa bulaşmamaları ve demokrasi peşinde koşmalarının daha iyi olacağı yönünde nasihatlerde bulunuyordu. Belli ki bu demokrasi, Öcalan’ın Kürtlerin hiçbir talepte bulunmaksızın devletlerle kaynaşması (bütünleşmesi) gerektiğini öngören entegrasyonunun ta kendisidir —tıpkı Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli mesajında bunu açıkça ilan etmesi ve Kürtlerin, bırakın herhangi bir statüye sahip olmasını, kültürel (kültüralist) haklar dahi talep etmemesi gerektiğini söylemesi gibi. Öcalan’ın kendisi, Kürtlerin haklarından vazgeçmesinin adını “demokratik entegrasyon” koymuştur.

Savaşın başlangıcında, PJAK Eş Başkanı Emir Kerimi gibi isimlerin Amerika’ya bir nevi “bizim şu anda zaten Doğu’da (Rojhilat’ta) gücümüz var” şeklinde mesajlar verdiğini gördük. Şunu demek istiyordu: Eğer açıkça bizi muhatap alırsanız, Doğu’ya güç götürmek ve göndermek bir sorun teşkil etmez. Çünkü Kürdistan Demokrat Partisi ve diğer bir-iki gücün aksine, İsrailliler ve Amerikalılar PJAK ile doğrudan görüşmediler. Ancak daha sonra PJAK’ın bu ses tonu da genel olarak değişti ve onlar da Öcalan’ın “üçüncü yol”unu seçtiler. Üçüncü yol da, Öcalan’ın Türkiye’nin PJAK’a ve herhangi bir Doğu Kürdüne, Rojava örneğindeki gibi Doğu’da bir tür de facto (fiilî) durum yaratmaları için güvenmediğini anlamasından sonra ortaya çıktı. Çünkü Türkiye’nin bakış açısına göre bu güvensizliğin pek çok nedeni bulunmaktadır:

Birincisi: Doğu (Rojhilat), Batı’nın (Rojava) aksine, içinde birçok Kürt gücü barındırmaktadır.

İkincisi: Doğu, coğrafi olarak Batı’dan çok daha geniştir; Araplaştırma (Ta’rib) sonrası Batı’nın aksine, Kürtler Doğu’daki bölgelerin çoğunda nüfus olarak büyük bir çoğunluğu oluşturmaktadır.

Üçüncüsü: Genel olarak Batı’nın çöküşünden (yenilgisinden) ve Öcalan’ın Türkiye ile işbirliği yapmasından sonra, en azından Kürt kamuoyunun hem Türkiye’den hem de Öcalan’dan yana büyük bir korkusu (çekincesi) vardır.

Dördüncüsü: Kürtlerin, Öcalan’ın “halkların kardeşliği” tezine duydukları nefreti dile getirmeleri ve Kürtler tarafından Rojava ile dayanışma ve yardımlaşma sergilenmesi, Türkiye’ye de şu gerçeği kanıtlamıştır ki; en azından Kuzey (Bakur) dışında Öcalan, yanmış bir piyon (tükenmiş bir figür) olma yolunda ilerlemektedir. Önümüzdeki bir-iki yıl içinde, çok konuşması, sürekli mesaj göndermesi ve Türkiye lehine sergilediği açık ve sürekli tutumu sonucunda, bizzat Öcalan sistemine bağlı güçler içinde bile bu şahsın tamamen itibarsız bir lider hâline gelmesi uzak bir ihtimal değildir.

Beşincisi: Azeri Türklerinin kara gücü olarak varlığı, Türkiye’yi, işbirliğinin geleceği tam olarak net olmayan başka bir vekil (proxy) güce büyük ölçüde ihtiyaç duymaz hâle getirmiştir.

Altıncısı: Türkiye’nin Doğu (Rojhilat) okuması şudur ki; (yanlış veya doğru) özellikle bu altı partinin ittifakının Doğu Kürtlerini çok daha birleşik (yekvücut) hâle getirmiş olması gerekir. Bu yüzden Öcalan’ın bu güçleri kontrol etme kapasitesine sahip olup olmadığı konusunda tam bir şüphe vardır. Hele ki bunun arkasından Amerika ve İsrail destekli bir statü gelme ihtimali de varken.

Yedincisi: İsrail’in Doğu Kürtlerine daha ciddi bir destek verme ihtimali, Batı Kürtlerine vereceği destekten çok daha yüksektir. Özellikle İslam Cumhuriyeti’nin ortadan kalkması durumunda, İsrail kazanan güç olarak gelecekteki İran’ın siyasi olarak yeniden dizayn edilmesinde ciddi bir faktör olabilir.

Sekizincisi: İslam Cumhuriyeti’nin ortadan kalkması durumunda, Türkiye İsrail’in bir numaralı stratejik düşmanı hâline gelecektir. Bu nedenle İsrail ile dost bir Doğu (Rojhilat), İsrail ve Türkiye arasındaki gelecekteki jeopolitik rekabet ve çatışmalarda çok önemli bir rol oynayabilir.

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (required)

Website

Kurdistan’da Birlik Arayışları
Fuat Önen
Kurdistan’da Birlik Arayışları
Hiçbir örgüt başkasının açmazlarıyla güçlenmez. Her hareket kendi mücadelesi, kendi çabasıyla güçlenebilir. Ve eğer PKK'nin silah bırakması Kürdistani güçlere yarayacak olsa zaten devlet böyle bir talepte bulunmaz. Dolayısıyla bütün siyasal grupl...

Uydurma Bir “İhanet” Öyküsü: Mir Bedirhan ve Yezdan Şêr Olayı
Ahmet Kardam
Uydurma Bir “İhanet” Öyküsü: Mir Bedirhan ve Yezdan Şêr Olayı
On beş yıl önce, 2011’de yayımlanmış Cizre Bohtan Beyi Bedirhan: Direniş ve İsyan Yılları başlıklı kitabım üzerinde çalışırken Bedirhan Bey’in 1847’de Osmanlı ordusuna yenilip teslim olmak zorunda kalmasının nedeninin, yeğ...

KÜRT ULUSAL POTANSIYELİ: KAZANIMLAR, KIRILMALAR VE YENİ YOL ARAYIŞI
Fuat Önen
KÜRT ULUSAL POTANSIYELİ: KAZANIMLAR, KIRILMALAR VE YENİ YOL ARAYIŞI
Son 10 yılda; Kobani direnişinde, özellikle peşmergelerin Kobani'ye girişinde; 2017 bağımsızlık referandumunda ve bugün görüldüğü üzere; Kürdistan'ın dört parçasında, dünyanın dört bir yanındaki Kürtler, bir ulusal hedefe kilitlendiler. Bu, e...

"Bakur-Rojhelatê Sûrîyeyê"
Fuat Önen
"Bakur-Rojhelatê Sûrîyeyê"
Şer, sîyaseta bi alavên şîdetê tê meşandin e. Sîyaseta te ne dirust be şervanî encam nagire. Siyaset dirust be lê ne şerbaz be jî encam nagire. Divê em diyalektîka şer û siyasetê baş fahm bikin.

Halep Gelişmeleri Üzerine Politik Bir Değerlendirme
Fuat Önen
Halep Gelişmeleri Üzerine Politik Bir Değerlendirme
Halep’te kaybedilen bir ülke değil, askeri bir mevzidir. Ancak önümüzde uzun soluklu bir çatışma süreci bulunmaktadır. Bu süreçte ilerlemeler kadar geri çekilmeler de yaşanacaktır. Dolayısıyla mevcut tarihsel moment panik değil, siyasal birlik ...

Af Politikaları, Restorasyon Süreçleri ve Kürdistan’da Siyasal Konumlanış
Fuat Önen
Af Politikaları, Restorasyon Süreçleri ve Kürdistan’da Siyasal Konumlanış
Ancak bu siyaset sınıfının Kürdistan devrimini ileriye taşıması pek mümkün görünmüyor. Bu sınıf, devrim heyecanını ve devrim umudunu büyük ölçüde yitirmiştir. Eğer bu umudu ve coşkuyu yitirmemiş olsalardı, bir yıldan fazla bir süredir bizi Bahçeli&nd...

SÜREKLİ SAVUNMA YAPARAK BİR ZAFER ELDE EDİLDİĞİ, DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE GÖRÜLMEMIŞTİR
Fuat Önen
SÜREKLİ SAVUNMA YAPARAK BİR ZAFER ELDE EDİLDİĞİ, DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE GÖRÜLMEMIŞTİR
Bunların artık eskisi gibi Kürdistan meselesi üzerinden atlanarak Yakın Doğu'ya, Orta Doğu'ya yeni bir nizam vermesi mümkün değildir. Bence bunu artık bütün dünya görüyor. Türkiye de görüyor. Türkiye görüyor, gördüğü için korkuyor Öcalanı piy...

ORTA DOĞU'DA SİYASİ GELİŞMELER VE KÜRDİSTAN
Fuat Önen
ORTA DOĞU'DA SİYASİ GELİŞMELER VE KÜRDİSTAN
Gerek Türk Egemen Siyaseti, gerek onun sözcüsü durumunda olan Öcalan ve Öcalan’ın verdiği ödevleri yerine getiren DEM Partisi ve bir ölçüde DEM Parti dışındaki Kürt partileri de bu süreci; ‘PKK’nin silah bırakması süreci’ olar...

“Yaşarken Görmezden Gelinen "AZİZLER"
Muhammed Gulsari
“Yaşarken Görmezden Gelinen "AZİZLER"
Görünmeyeni görmeye, susturulanı duymaya, yalnız bırakılanı hatırlamaya… Çünkü yaşayan azizleri yazmak, yaşarken aziz kalmaya çalışanlara güç verebilir. Belki de en çok buna ihtiyacımız var: Güçlü insanlardan değil, güzel kalanlardan ...

KÜRDISTANÎ SİYASETTE, PARTİ AKLI İLE DEVLET AKLI
Fuat Önen
KÜRDISTANÎ SİYASETTE, PARTİ AKLI İLE DEVLET AKLI
Attığınız adımların sonuçlarını görün. Devlet aklıyla bakın bu sürece. Karşınızda bir devlet var. Yüzyıllardır birikmiş bir devlet aklı var. Onlar, bu devlet aklıyla davranıyorlar. Siz hala parti aklıyla cevap vermeye çalışıyorsunuz. Oysa devlet akl...

Page 1 of 28First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  Next   Last   
123movies