×
Doktor Said
İsmail Beşikçi
Doktor Said
Gerek Aysel Çürükkaya, gerek Selim Çürükkaya, tören sırasında çok önemli konuşmalar yaptılar. Ama konuşmalarını Türkçe yaptılar. Bu, kişi olarak bende biraz burukluk yarattı. Çünkü bu ulusal ruh kavramına aykırı bir tutumdur. Ulusal ruh, ulusun anadi...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (311)


30 Eylül’de Seçim
İsmail Beşikçi
30 Eylül’de Seçim
Kürdler, Kürdistan 16 Ekim 2017 sabahında, çok büyük, çok ağır bir darbeyle karşılaştı. Halbuki, 25 Eylül 2017 referandumu sonunda çok başarılı bir sonuç elde edilmişti. Bu çok olumlu sonucu bozmak için hasım güçlerle işbirliği yapmak, gizli anlaşmal...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1039)


Geleceğini Belirleme Hakkı ve Kürdler
İsmail Beşikçi
Referandum ilanından sonra, sık sık yapılan bu açıklamalar şu anlama geliyordu. Siz  Kürdler, kendi geleceğinizi belirleme hakkına sahip değilsiniz. Sizin geleceğinizi ancak biz belirleriz. Siz kendinizi yönetemezsiniz.  Siz şimdiye kadar h...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1348)


Afrin savaşı uzun sürecek
İsmail Beşikçi
Afrin savaşı uzun sürecek
Avrupa’yı Avrupa yapan bazı değerler vardır. Ama Avrupa, Kürd/Kürdistan sorunlarına bu değerlerle yanaşmamaktadır; Ortadoğu’nun otoriter, baskıcı, ırkçı, mezhepçi değerleriyle yaklaşmaktadır. Bu bakımdan 1920’lerde kurulan Kürdlere,...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1241)


Düşmanlarını Sevindiren Bir Halk…
İsmail Beşikçi
Düşmanlarını Sevindiren Bir Halk…
Tarihte, Kürdler için ‘Yiğit bir halk’, ‘Kahraman bir halk’ ‘Gözünü budaktan esirgemeyen bir halk’ gibi ifadeler, kavramlar kullanılır. Kürdlerin davranışları bu tür nitelemelerle dile getirilir. Kürdler, başka bir...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1328)


Kürdler Zoru Başardı
İsmail Beşikçi
Kürdler Zoru Başardı
Irak’a, Türkiye’ye, İran’a, Suriye’ye rağmen, PKK’ye rağmen, Goran’a,  Komel’e rağmen, YNK’nin,  Ala Talabani, Bafil Talabani  gibi bir kesimine rağmen,  ABD’ye, İngiltere&rsqu...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1193)


Güvenlik...
İsmail Beşikçi
Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde, Kürdlerin ulusal istemleri, bu doğrultuda geliştirdikleri mücadeleler her zaman, Irak’ın güvenliği sorununu, bu sorun çevresinde gelişen endişeleri gündeme getirmektedir. Bu istemler, bu mücadeleler, sadec...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1318)


Bir Kürd
İsmail Beşikçi
Bu yazıdaki Kürd herhangi bir Kürd’dür. Üç Kürd yazısında, üç Kürd tipinden söz edilmişti. Biri, milliyetçi, yurtsever düşüncelerinden ve eylemlerinden dolayı, idam edilmiş bir Kürd. İkincisi, bu kişiyi yakalatan, yargılayıp idam hükmü veren, b...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1976)


İki Kürd...
İsmail Beşikçi
Kürd/Kürdistan tarihinde, Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde, iki isim önemlidir. Abdurzzak Bedirxan (1864-1918) ve II.Abdusselam Barzani (1868-1914) Kürdler için bu iki İsmin düşüncelerinin, eylemlerinin bilinmesi önemli olmalıdır.
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2036)


Üç Kürd
İsmail Beşikçi
Üç Kürd
Bu yazıda sözü edilen üç Kürd’den biri II. Şeyh Abdüsselam Barzini’dir.(1868-1914) İkincisi, Şeyh Abdüsselam Barzani’yi, ulusal taleplerinden ve ulusaL mücadelesinden dolayı Musul’da idam eden, Musul Valisi Süleyman Nazif&rsqu...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2055)


Page 1 of 17First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  Next   Last   
29
Son bir - bir buçuk ay içinde, Halkların Demokrasi Partisi, Demokratik Bölgeler Partisi, Kürdistan’ın birçok şehrinde özyönetim ilanları yaptı. Varto, Cizre, Yüksekova,  Silvan, Hizan, Sur (Diyarbakır) gibi şehirler bunlar arasında sayılabilir. Özyönetim ilanları üzerine,  birçok alanda gözaltılar, daha sonra da tutuklamalar gerçekleşti.  Halkların Demokrasi Partisi’nden  (HDP),  Demokratik Bölgeler Partisi’nden (DBP),  Halkların Demokratik Kongresi’nden  (HDK),  Demokratik Toplum Kongresi’nden, (DTK),  Kürdistan Topluluklar Birliği’nden  (KCK) birçok kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların büyük bir kısmı tutuklandı. Bazı alanlarda eş başkanlar birlikte tutuklandı.
Bunun yanında, Kars, Ağrı, Doğubeyazıt, Erzurum,  Muş, Bitlis, Siirt, Hakkari, Van, Nusaybin, gibi pek çok alanda, İstanbul, İzmir, Mersin, Adana gibi şehirlerde,  yine Kürdlere ilişkin gözaltılar, tutuklamalar oldu.
Şöyle düşünelim: Gözaltına alınanlar veya tutuklananlar,  karakolda veya polisde,  sonra,  Cumhuriyet Savcılığı’nda, daha sonra da mahkemede,  sonra da, cezaevinde… her yerde,  Kürdçe konuşuyorlar. Düşüncelerini, örneğin özyönetimle ilgili düşüncelerini Kürdçe açıklamaya çalışıyorlar…
Ve bunun sistematik olarak yapıldığını, Varto’da, Silvan’da, Yüksekova’da, Ağrı’da,  Bitlis’de, Cizre’de, Muş’da,… Her yerde yapıldığını, sürekli olarak yapıldığını düşünelim. Bu süreç nasıl bir etki yaratır?
Kanımca, bu koşullarda, Kürdlerin, Kürdistan’ın önünü açacak olan süreç budur. Sağlıklı bir özyönetimi getirecek olan süreç de budur. Böyle bir sürecin hayatın her alanına egemen kılınması elbette çok önemlidir. Karakolla, savcılıkla, mahkemeye, cezaeviyle sınırlı tutmak yeterli değildir. Ama, bu ortamda, bu koşullara, karakolda, savcılıkta mahkemede vs. böyle bir sürecin yaşanması önemlidir.
Aslında, doğal olarak yaşanması gereken süreç budur. Fakat, HDP’deki, DBP’deki ‘Türkiyelileşme’ anlayışı, gerillanın eğitim ve öğrenim dilinin  Kürdçe olmaması,  bu ilişkileri belirsiz kılmakta, bulanıklaştırmaktadır. ‘Türkiyelileşme’nin Kürdistani değerlerden kopma anlamına geldiğini vurgulamak gerekir.
Özyönetim, yerellikle ilgili bir kavramdır. Merkezi yönetimin hangi yetkilerini yerel yönetimlere bırakacağı ile ilgilidir. Dünyadaki uygulamalara baktığımız zaman,  eğitim, sağlık, bayındırlık, barınma, asayiş konularının yerel yönetimlere bırakıldığı görülmektedir. Bu da merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında bir anlaşmayı gerekli kılar. Bu anlaşmada merkezi yönetim, hangi yetkilerini yerel yönetimlere bırakacağı belli eder. Bu, özyönetimin tek taraflı bir iradeyle açıklanamayacağı anlamına gelir.
Bu süreç nasıl yaşanacaktır? Elbette, siyaset kurumunu etkin kılarak, siyasal çalışmalar yaparak yaşanacaktır.
7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nde, Halkların Demokrasi Partisi, 6 milyona yakın oy almıştır. TBMM’de, 80 milletvekili ile temsil edilmektedir. Önümüzdeki 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri’nde de benzer bir sonucun ortaya çıkması büyük bir olasılıktır.  HDP’nin yüzün üzerindeki, belediyede ağırlığı vardır.  Bunun yanında, Kürdler, sivil toplum kurumlarında örgütlüdür. Basın sektöründe Kürdlerin sesi duyulmaktadır. Kürdlere, bu arada, HDP’ye yakın olan gazeteler, radyolar, televizyonlar vardır. Bu koşullarda, siyaset ön plana çıkarılmalıdır. Milletvekilleri,  siyasal partilerin yöneticileri, sivil toplum yöneticileri vs. konuşmalıdır.  Siyasetin önünün açılması gerekir.  Siyasal mücadelenin etkin bir şekilde yürümesi için, elverişli bir ortamın yaratılması gerekir. Gerek devlet-hükümet, gerekse, HDP, Kürdler,  gerekse, Qandil, böyle bir ortamın yaratılması yolunda çaba göstermelidir.
Özyönetimin merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında, yapılacak bir anlaşmayla kurulacağını söyledik.  Devlet-hükümet, böyle bir anlaşmaya yanaşmazsa ne olur?  Devlet-hükümet, Kürdlerin ileri sürdüğü taleplere cevap vermezse ne olur? Merkezi yönetim anlayışından taviz verilmezse, adem-i merkeziyete eğilim gösterilmezse ne olur?
Devlet-hükümet, Kürdler için okul açmayabilir, Kürd diliyle eğitim verecek bir okulu açmayabilir. O zaman da Kürdlerin her evi bir okul yapmak için çaba göstermesi gerekir.
İşte bu noktada,  Madame Curie’nin anlatımlarına bakmak gerekir:  Marie Curie’nin  (1867-1934) 1911 de Nobel Kimya Ödülü’nü kazandığını hatırlatalım.  1903’de de,  kocası Pierre Curie  (1859-1906)  ve Henri Becquerel’le  (1852-1908)  Nobel Fizik Üdülü’nü, paylaştığını belirtelim.
Polonya, Kürdler/Kürdistan gibi, tarih boyunca birkaç defa bölünmüş, parçalanmış, paylaşılmıştır. Polonya’nın toplumsal ve siyasal tarihinin,  Kürd/Kürdistan tarihini çağrıştıran bir boyutu var. Polonya,  1870’lerde yine böyle bir durumu yaşamaktadır.  1870’lerde, Polonya’nın bir kesimi Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, bir kesimi Rus İmparatorluğu,  bir kesimi de Alman İmparatorluğu tarafından işgal edilmiştir.
Marie Curie 1970’lerde, 8-10 yaşlarında bir çocuktur. Yaşadığı bölge de Rus İmparatorluğu’nun denetimimi altındadır. Marie Curie, o yılardaki eğitim-öğrenimle ilgili olarak şunları anlatmaktadır:
Rus yönetimi bizim dilimizi, Leh dilini yasaklamıştı. Leh Diliyle konuşmak, yazmak yasaktı. Dersler Rusça veriliyordu. Leh diliyle hiçbir söz söylenmezdi,  Leh dili kullanılarak hiçbir cümle kurulmazdı. Bazan sınıfa, denetim yapmak için, öğretmenlerden başka, Rus subayları da giriyordu. Bazan Rus subayları, dersin ortasına birdenbire sınıfa girerlerdi.
Ama biz Leh çocukları, ders bitip teneffüs başladığı andan itibaren yani, öğretmen sınıftan çıkar çıkmaz, kendi aramızda Leh diliyle konuşmaya başlardık. Evlerde hazırladığımız Lehçe yazıları birbirimize gösterirdik. Lehçe yazılı defterleri ve kitapları özenle saklardık. Teneffüs bitip,  öğretmen sınıfa girer girmez, Lehçe kitaplarımızı ve defterlerimizi,  sıralarımızda ve çanlarımızın gizli yerlerinde saklamaya çalışırdık.
Biz Leh çocukları, sabah evlerden okula gelirken, akşam, okuldan evlere dönerken, kendi aramızda hep Leh diliyle, kendi dilimizle konuşurduk. Bu konuşmalarda,  Rus diline katiyen yer vermezdik. Evlerden okula gelirken, okuldan evlere dönerken gruplar halinde olmaya özen gösterirdik.
Herkes, o akşam, kendi evinde, kendi sokaklarında veya mahallelerinde olup bitenler hakkında, arkadaşlarına bilgi verirdi. Böylece, herkes, şehirde, bölgede olup bitenler hakkında, Leh-Rus ilişkileri hakkında  bilgi sahibi olurdu. Polonyalılar, Rus yöneticilerle ilişki kurmamaya özen gösterirlerdi.
İşgalci Rus yöneticiler, bizim dilimizi yasaklamışlardı.  Lehçe konuşmak, yazmak yasaktı.  Ama, Leh diliyle ilgili olarak her ev bir okuldu. Aileler, Leh dilinin, genç kuşaklar tarafından öğrenilmesi, konuşulması, yazılması için yoğun çaba içindeydi. Polonya özgürlüğüne böyle bir bilinçle kavuştu.
Bütün bunları, Marie Curie’nin kızı Eva Curie anlatmaktadır. Eva Curie, Madame Curie, Çev. Mebrure Sami Koray, Remzi Kitabevi, 1946, İstanbul
Bir Gözlem
Diyarbakır’da, Sur’da, Kayapınar’da,  Van’da, Batman’da, Nusaybin’da, Muş’da, Yüksekova’da, Bitlis’de, Tatvan’da vs. sokak aralarında dolaşalım. Sokaklarda, evlerini önlerinde oynayan çocukları izleyelim. Bu çocukların, oyunlarında, birbirleriyle nizahlarında, kavgalarında… hangi dili kullandıklarına dikkat edelim.  Eğer bu dil Kürdçe değilse, Kürdler/Kürdistan çok büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır.
50, 60-70 yaşındaki kişilerin, yaşlı Kürdlerin,  kahvehanelerde, evlerinin önlerinde, sokak başlarında vs. oturup birbirleriyle Kürdçe konuşmaları elbette iyidir ama belirleyici değildir. Çünkü geleceği belirleyen çocuklardır. Kürd çocukların Kürdçe okuyup yazmaya bilmemeleri elbette çok büyük bir sorundur. Bu, Kürd siyasal partilerinin, Kürd sivil toplum kurumlarının,  belediyelerin vs.  yakından ilgilenmesi gereken bir konudur.
 
Posted in: tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (required)

Website

Konferansa Pirsgirêka Kurd li Tirkiyê
İsmail Beşikçi
Tirkiyê derbarê Pirsgirêka Kurd de zêdetirîn mijara ku tê qisetkirin ‘çareserî’ ye. Bêguman her tim kurd li ser ‘çareserî’yê diaxifin, kurd ‘çareserî’yê munaqeşe dikin. Lêbelê beriya ‘çareserî’yê pêwîst...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2463)


Êdî Kurd Dîroka Kurdan Dinivîsin
İsmail Beşikçi
Yek ji encamên girîng ên şerê çekdarîyê ev e ku, di nêv kurdan de hîşyarbûneke manewî daye destpêkirin. Rastîya wê, ew proseya ku ji salên 1960î de zîl dabû li dema şerî û piştî wî hê bêhtir geş bû, belav bû û kok berda erdê. Di roja îroyîn de li nêv...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2568)


Bûyera Dr. Friçê Duyem
İsmail Beşikçi
Di manşeta rojnameya Hürriyetê ya roja 21 pûşper 2007 de nûçeyek hebû. Sernavê nûçeya nûçegihan Özgür Ekşiyî “Lobîcîyê Veşartî Hat Eşkerekirin” e. Taner Akçamê ku li Zanîngeha Minnessota profesorê dîrokê ye, eşkera kirîye ku, ew kesê ku e...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2780)


Têgihîştinên Neteweperweriyê
İsmail Beşikçi
Dema ku pesnên neteweperweriya tirkî didin, pê re jî bona wê bizava neteweperweriyê ku di nav kurdan de aj dide, dibêjin “cudaxwaz e”, “paşverû ye”, “nîjadî ye” û hwd. e, bi vî awayî ev bizav tê xirabkirin. [Dibêji]...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2289)


Komeleya Piştgirîya Jiyana Nûjen Çi Dide Kurdan?
İsmail Beşikçi
Li Tirkiyeyê demokratîkbûn pirseka girîng e. Beşdarîya bo Yekîtîya Ewropayê û pêkanîna demokratîkbûnê, amanceka bingehîn a hukûmetan e. Wekî mînak, hukûmeta Partîya Edalet û Pêşveçûnê (AKP) carînan behsa vê amancê dike. Demokratîkbûn jî, ji rûyê polî...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2330)


Li Ser Têgeha “Ez kurd im, lê ne kurdçî me”
İsmail Beşikçi
Beşek ji kurdên ku vê sloganê tînin zimên, li hemberî vê şîroveyê jî derdikevin; dixebitin bidin zanîn ku em ji bo kurdan gelek tiştî dixwazin. Dibêjin, “Ez ne kurdçî me lê ji bo kurdan gelek tiştî dixwazim…” Dîsan dibêjin, “...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2570)


Pirsa Sereke Di Pirsgereka Kurd de
İsmail Beşikçi
Di vê axiftinê de ez dê hewl bidim xwe da ku li ser vê mijara bingehîn rawestim. Qonaxa bingehîn a dîrokî ku Pirsgirêka Kurd jê hasil bûye, qonaxa Şerê Cîhanê yê yekemîn e, yanî qonaxa pevçûna parvekirinê û piştî wê ye ku meriv dikare bi kurtahî bibê...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2859)


Têgihiştina di Derbarê Kurdan de, Têkilîyên Leşker û Hikûmetê
İsmail Beşikçi
Tirkîye, dewleteke xwedî îdeolojîya fermî ye. Di dewletên ku xwedî îdeolojîya fermî de tu cûdahîya dewlet û hukûmetê tune ye. Di îdarekirina dewletên wiha de, di dereca yekemîn de, yê ku biryar dide û birê ve dibe, sazîyên paraztin û meşandina îdeolo...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2499)


Sîstema Dewşîrme
İsmail Beşikçi
Di vê helwestê de, bi raya min sedema sereke, pirsgirêka mulk e. Gelê herêmê, mirovên ku herêmê xuya ne, xwedî mulk in. Weke mînak erdê gelekan heye. Jiber vê  yekê jî li ser gel bandoreke wan eşkere heye. Yekî ku li herêma xwe xwedî erdekî pir ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2467)


Têgihiştin û Nîqaşên di Derbarê Pirsgirêka Kurdan de
İsmail Beşikçi
Taybetmendîya vê pêvajoyê ya herî girîng, ew e ku dewlet û hikûmet qet xwe rexne nake û bi paşeroja xwe re hevrû nabe. Ez bawerim dewlet û hikûmet di vê mijarê de bi himet in. Dewlet û hikûmet plan dikin bêyî ku xwe rexne bikin, bêyî bi paşeroja xwe ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2242)


Page 1 of 4First   Previous   [1]  2  3  4  Next   Last