Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
Zinare Xamo
Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
17 sal pir zû derbas bûn.  Mehmet Aslan Kaya 17 sal berê di rojeke wiha da di 51 saliya xwe da ji nişka ve, bêyî ku kesî nerehet bike, bêyî ku haya kesî pê xe wek çirayek&ecir...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (60)


Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e

Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Min got pismam sal zû dibuhirin, 16 sal derbas bûn. Hemû dost û hevalên te, zarokên te dersa matamatîkê dida wan, xortên te alîkariya wan dikirin hemû mezin bûne û di civat...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1339)


Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
admin
Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Di sîyeseta Kurdistanê de du problemên esasî hene. Yek jê, taleba desthilatîya navendî lawaz e, taleba jêr desthelatîye, bi tirkî ”alt îktîdar” ew taleb xurt e. L&eci...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1436)


Serxwebûna Kurdistanê
admin
Serxwebûna Kurdistanê
Sîyeseta partî, rêxîstin,saziyên bakurê Kurdistanê dev ji hedefa serixwebûnê berda ye. Ji delva hedefênserxwebûnê, otonomî, federalî an demokrasî te parastin. D...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1627)


Qirîza Dewleta Tirk
admin
Qirîza Dewleta Tirk
Reyadarên vê dewletê, hertim dibêjin pirsgirêka me pirsgirêka hebûn û nebûna dewletê ye. Rast e. Yalçin Kuçuk dibeje ”em nekevin Musulê dê Diyarbekir ji des...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1894)


Kutilkên diya min, qeyda Fuad Onen û biyopolîtîka Foucault
Ferzan ŞÊR
Bîranîneke Fuad Onen ji bo fahmkirina kolonyalîzma biyopolîtîkî ya tirkan di warê teorî û pratîkê de bi awayekî xwezayî destnîşan dike. Ger ez neqil bikim ew ê ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1667)


Helwest û çalakî
Fevzi Namli
Di rewşek weha de gava li Amedê, Cizîrê, Şirnex, Silopya, Hezex, Nisêbîn, Gever û Dêrikê êrîşên hovana yên dewleta dagirker li ser gelê kurd berdewam dikin. Di heman dem&ec...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1682)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  »      
  
01

PaylaşKerkük’teki trajik gelişmeler Kürtlerin cezalandırıldığı, Abadi’nin kahramanlaştırıldığı, İran’ın istediğini elde ettiği, Türkiye’nin istediğini elde ettiği ama dışarıda kaldığı, ABD’nin ucu açık bir oyunu sürdürdüğü bir manzara bıraktı. Ama Kürtlerle sorunu çözen değil soruna başka unsurlar ekleyen bir manzara.

Irak’ta Kürtler ile merkezi hükümet arasında tartışmalı bölgeler olarak anılan Kerkük, Şengal, Mahmur, Celevle gibi yerler ile petrol sahalarından azıları hiç kimsenin tahmin edemediği hızda Irak hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Ya da yerelde denildiği gibi “Anlaşmalı olarak bırakıldı”.
“Geldikleri gibi gittiler” diyecek bu coğrafyanın insanları. Kimi alay ederek, kimi kaybedilenin acısıyla kahrederek.

Çok söz söylenecek. Herkes birbirini ihanetle suçlayacak. “Kerkûk, dilé Kurdistane” sözü bir süreliğine mahcubiyetten ağza alınmayacak! “Kerkük Kürdistan’ın kalbidir” diyen birçok Kürt’ün kalbinde Kerkük ağır bir taşa dönüşecek.

Bağdat için olan basittir: “Tartışmalı bölgelerde 2003 ya da 2014 sınırlarına geri dönülmüştür, anayasal düzen tesis edilmiştir. Çatışmadan çekilen Peşmerge güçlerine de minnettarlık duyulmuştur.”

Kürtler için sonuç yıkıcıdır: 1999 öncesi tanık olduğumuz iç kavgayı tetikleyen sonuç, esasen iyi hesaplanmamış adımlarla gelen riskli bir yolda herkesin bir şekilde sorumlu olduğu hezimettir.

Herkes birbirini suçlasa da sonuçta olan şudur:
“Kerkük Kürtlerin Kudüs’üdür” diyen Mam Celal Talabani’nin takipçileri ‘fazla can kaybı olacağı’ mülahazasıyla Kerkük’ten çekildi.

“Kerkük Kürdistan’ın kalbidir” diyen Mele Mustafa Barzani’nin yadigârları da Mahmur ve Şengal’den çekildi.

Bu durumun Kürt siyasal atlasına kalıcı ve geçici yansımaları olması muhtemeldir.
***
25 Eylül’deki bağımsızlık referandumu öncesi Erbil, Kerkük ve Süleymaniye hattında siyasi çevrelerin nabzını tutmuştum. Hepsi bağımsızlıktan yana olsalar da konjonktürel olarak referanduma karşı çıkanların argümanı kabaca şuydu:

“Referandum için askeri, siyasi, ekonomik ve diplomatik koşullar hazır değil; Türkiye, İran ve Irak hükümetleriyle temas olmadan, uluslararası güçlerin desteğini almadan referandum adımı ters teper. Elde ettiklerimizi de kaybederiz.”

İyi hesaplanmamış bir referandumun sonucunda fiilen kontrol altında tutulan tartışmalı bölgelerin de Kürdistan haritası dışında kalma riskinin olduğuna işaret ediliyordu. (Bunlar Kürtlerin görüşleriydi ve sırf bunları aktardığım için de hedef tahtasına konulmuştum.)

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani risk çıtasını bağımsızlığın ilan edileceği bir yere değil halkın ‘evet’ oyunu cebine koymuş bir lider olarak Bağdat’la müzakerelerin başlayacağı yere sabitliyordu. Haliyle de farklı platformlarda “Eğer referandumu, bir bağımsızlık deklarasyonu izlemeyecekse ya da halkın iradesini sonuna kadar savunacak durumda değilsek bu riski neden alıyoruz” sorusu yöneltiliyordu.

Bağımsızlık referandumuna gidiliyordu ama Erbil ile Süleymaniye hâlâ iki farklı siyasal entiteydi: İki ayrı ordu, iki ayrı istihbarat servisi, KDP’nin Peşmergesi ve istihbaratı KDP’ye, KYB’nin Peşmergesi ve istihbaratı KYB’ye bağlı. Ayrıca şeffaf olmayan bütçe; aile ve aşiretlere dayalı bir rant düzeni; en kritik süreçte kapatılmış bir parlamento…

Velhasıl yol haritasının önü pusluydu. Kürtlerden Kürtlere gelen bütün bu uyarılar bir halkın kendi kaderini tayin hakkının teslim edilmesiyle ilgili de değildi. Bütün mesele taktik ve stratejik önceliklerle ilgiliydi.
***
ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın referandumun ertelenmesi karşılığında Irak’la bir yıllık müzakere ve Bağdat’la müzakereler başarısızlıkla sonuçlanırsa referandum hakkının desteklenmesini garanti eden mektubu reddedildi. Bunun Washington nezdinde bir karşılığı olabileceği de hesaba katılmadı. Bu karşılık, Irak güçleri Kerkük etrafında konuşlanınca Barzani’nin uluslararası ortaklarına yaptığı yardım çağrısı karşısındaki tutumla kendini ele verdi. Şimdi Erbil’de Batılı destekçiler Kürdistan’ı satmakla eleştiriliyor. Onların vereceği yanıt da muhtemelen sabittir: “Erbil adımlarını uluslararası toplumla koordine halinde atmalıydı.”

Bu, ABD’nin Kürtleri kollayan siyasetinden vazgeçtiği anlamına gelir mi? Trump yönetiminin Kürtlere bir ders vermek istediği aşikâr. Bunun nedeni Kürt yönetiminin son zamanlarda Irak genel siyasetinde Washington’ın önceliklerini gözardı etmesidir. Erbil’in Türkiye ve Rusya ile tek taraflı enerji anlaşmalarına imza atmasının Washington’da rahatsızlık yarattığı da bilinmektedir.

Amerikalılar için 2018 seçimlerine giderken Haydar el Abadi’nin elinin güçlenmesi önemliydi. Nasıl ki Musul’un kaybı, seçimi kazandığı halde Nuri el Maliki’nin başbakanlığına mal olduysa Kerkük’ü kaybetmiş bir Abadi’nin de seçimi kazanması mümkün olmayacaktı. Kürdistan’a “Referandumu ertele” diye baskı yaparken ABD’nin yegâne motivasyonu, İran’ın Kürtlerle krizi kullanarak Irak siyasetindeki nüfuzunun artmasını engellemekti. 2018 seçimi bu hesapların yoğunlaştığı bir seçim.

Kerkük Irak güçlerinin kontrolüne geçerken Amerikan güçlerinden gelen açıklama, işin püf noktasını çarpıcı bir şekilde ele veriyordu:

“Kerkük civarındaki askeri araç hareketleri, saldırı değil, koordineli hareketlerdir. Koalisyon güçleri ve danışmanları ne Irak hükümetinin ne de Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Kerkük civarındaki faaliyetlerini desteklemektedir. Ancak koalisyon 16 Ekim günü şafak sökmeden önceki saatlerin karanlığında tarafların birbirlerine sınırlı bir biçimde ateş açtıklarına dair raporlardan haberdardır. Bu sabah gerçekleşen angajmanın, iki unsur görüş açısının sınırlı olduğu koşullarda bağlantı kurmaya çalıştıkları için yanlış anlamadan kaynaklandığına ve kasti olmadığına inanıyoruz.”

Yaşanan süreçle ilgili kilit kelime ‘koordineli hareket’. Bu koordinasyonun bir tarafında ABD, diğer tarafında İran var. Herkes Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin Kürdistan’daki temaslarına odaklanıyor ama her iki tarafı da eğitip silahlandırmış olan Amerikan yönetiminin bu koordinasyondaki rolü gözardı ediliyor.

ABD’nin Irak’ta İran’ın bu kadar öne çıktığı bir oyunu kabullenmesi İran’ı bloke etme politikasıyla çelişmiyor mu diyenler çok. Hatta İran’ı bloke edeceğim derken İran’ı Irak’ın içine daha çok çekmekle eleştirenler de az değil. İlk bakışta İran’ın istediği sonuç elde edilmiş olsa da Irak sahnesinde yıldızı parlatılan asıl figür Tahran’a mesafe koyma çabası gösteren Abadi’dir. ABD, Abadi’yi İran’ın etkisindeki Şii cepheye karşı tercih edilmesi gereken bir seçenek olarak görüyor. Dediğim gibi ABD’nin Kürtleri kollamak gibi bir politikası olmakla birlikte İran’ı bloke etmek (özellikle Trump yönetiminde) Ortadoğu siyasetindeki en önemli önceliktir.
***
Referandum sahadaki koşulların yardımıyla Irak yönetiminin elini güçlendirdi. Halbuki tüm beklenti Barzani’nin elini güçlendirmesi yönündeydi. İran ve Türkiye’nin verdiği sert tepkiye karşın uluslararası aktörlerin ‘tarafsız’ kalma siyaseti tartışmalı bölgelere müdahale etme konusunda Bağdat’a bulunmaz bir fırsat sundu.

Abadi’nin diyalog için öne sürdüğü şu koşullar pozisyonunun ne denli güçlü olduğunu da gösteriyordu: Kerkük Havaalanı, Keywan (K1) Askeri Üssü, Kerkük’teki tüm petrol tesislerinin teslim edilmesi, Irak güçlerinin 2014 öncesindeki üs ve pozisyonlarına dönmesi, Kerkük Valisi Necmeddin Kerim’in görevden alınması ve savaşta ele geçirilmiş IŞİD savaşçılarının Irak makamlarına verilmesi.
Irak güçlerinin hamlesini beklenmedik görenlerin gözardı ettiği bir nokta var.

“2014’te IŞİD gelirken haki yeşil donlarını ve atletlerini bile çıkartıp sivil kıyafetleriyle kışlalardan kaçan Irak askerleri Peşmerge karşısında bir şey yapamaz.” Kürtler arasındaki algı buydu. Ancak ben 2015’te Ramadi’den Tikrit ve Beyci’ye kadar Haşd el Şaabi’nin bulunduğu cephe hatlarında gezerken özellikle Türkmen savaşçıların ruh haline dikkat ettim. Dün silahsız ve örgütsüz olduklarını ama artık Haşd el Şaabi çatısı altında toparlandıklarını, özgüven kazandıklarını, DAİŞ virüsünü temizledikten sonra Kürtlerle sorun yaşadıkları Kerkük, Diyala ve Selahaddin’deki bölgelere de sıranın geleceğini söylüyordu. Kulaklarımıza fısıldayarak değil alenen. Tam da o sıralar Tuz Hurmatu’da Haşd el Şaabi ile Peşmerge arasında yaşanan kısa süreli bir çatışma da olacaklarla ilgili işaret fişeği gibiydi. Evet, 2003 sonrası sokaktan toplama işsizler ordusunun kısa süreliğine eğitilmesiyle oluşturulan Irak ordusu, 2014’te IŞİD karşısında tuzla buz oldu. Ama aynı ordu düştüğü yerden kalkarak IŞİD’le savaşa savaşa büyük bir tecrübe ve ‘duygu’ kazandı. Üstelik yedeğine Haşd el Şaabi güçlerini de aldı.

Halihazırda savaşan bir ordunun bir cepheden ötekine kaldırılması Abadi açısından zor değildi. Zaten birçok kişinin öngörüsü kuzey cephesinde Musul ve Tel Afer’den sonra geriye kalan Havice’nin de IŞİD’den temizlenmesinin ardından Irak güçlerinin Kerkük’e yöneleceği yönündeydi.

Üzerinde durulan bu senaryonun hayata geçirilmesi referandumun yarattığı kuşatma ve tecrit ortamında daha kolay oldu. Bir tarafta İran diğer tarafta Türkiye Abadi’yi teşvik etti, cesaretlendirdi.

Havice’nin 5 Ekim’de tamamen IŞİD’den kurtarıldığının ilan edilmesinin üzerinden birkaç gün geçmeden Irak güçleri Taze Hurmatu ve Tuz Hurmatu’dan Kerkük’e doğru harekete geçti ve Kürtlerin çok iddialı olduğu bu bölgeler merkezin kontrolüne geçti.

***
Kerkük’teki trajik gelişmeler Kürtlerin cezalandırıldığı, Abadi’nin kahramanlaştırıldığı, İran’ın istediğini elde ettiği, Türkiye’nin istediğini elde ettiği ama dışarıda kaldığı, ABD’nin ucu açık bir oyunu sürdürdüğü bir manzara bıraktı. Ama Kürtlerle sorunu çözen değil soruna başka unsurlar ekleyen bir manzara.

Posted in: Tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
Fehim Taştekin
Raco ve Cinderes’teki beklenmedik çekilmenin ardından YPG’nin Afrin’de şehir savaşına hazırlandığı belirtilmişti. Ancak Afrin’den de ani bir çekilme ile şehrin kontrolü Türk ordusu ve silahlı gruplara b...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (65)


'Afrin’in Fethi' ve Nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi
Fehim Taştekin
Fetih ile başlayan söz “Afrin’i asıl sahiplerine bırakacağız” ile bitiyor. Ne var ki gasba uğrayandır ‘asıl’ olan. Abdülaziz Temmo gibi PYD’ye muhalif birkaç Kürt’ün “Afrin &o...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (137)


Türkler IŞİD’in ‘zaferini (!)’ kutluyor
Ahmet Kahraman
İki taraf da kiralık, yani paralı askerdi. Biri, Efrîn’in yüksekçe bir yerine çıkıp, "hey katiller, tecavüzcü ve hırsızlar" diye seslense, inanın hepsi anında sesin yönüne, "bana mı seslendin hemşehr...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (132)


Efrin’de Dişe Diş Savunma Uygulanacak!
Dursun Ali Küçük
"Ortak vatan" "birlikte yaşam" hak, hukuk ve eşitlik olmadan boş laftır. Bırakınız "ortak vatanı" bizi ortak olmayan vatan Efrin ve Rojava’da da vurmak istiyorlar. "Kız alıp vermişiz" Efrin için Fetih süresi ve hutbe okuttular....
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (172)


Kötülüklerini biliyoruz general!..
Ahmet Kahraman
Bu general bir tuhaf. Hurafeler diyarında dolaşıyor. Gelişmemiş beyni, masalımsı gerekçe yapıyor. Roboskî’de böyle olmuştu. Roboskî onun eserdir. Gerilla lideri Bahoz Erdal, bütün sınırlar kendisi için a...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (259)


Efrin Ey Efrin
Dursun Ali Küçük
Özgürlük, kutuluş ve temel haklarımız için, Kürdistan’ın statüsü ve bağımsızlığı için düştük yollara. İnsanlığın kurtuluşu ve demokrasi içinde bedeller ödedik. Bize yüzyıll...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (277)


Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
Fehim Taştekin
Malum hükümet bütün başarısızlıklara rağmen Suriye’de oyunda kalmak, Kürt bölgelerine müdahale için zemin yakalamak ve Esad yönetimine karşı savaşan örgütlerin sahadan tamamen silinmesini...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (292)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media