×
Mirovê Aqil: Mîthat Sancar
Fuat Önen
Mirovê Aqil: Mîthat Sancar
Di dawîya sala 2012yan de pêvajoyeke nû li Îmraliyê hat li darxistin. Çarçoweya vê pêvajoyê di peyama Ocalanî ya di Newroza 2013yan de hate destnîşan kirin. Di wê peyamê de işaretî 3 ruhan û xwişk û biratîyekê dihat kirin. Gîyanên ku dê “Kêşeya...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (528)


Du fîgurên 23-24ê Nîsanê: Mîthat Sancar û Firat Aydinkaya
Fuad Onen
Du fîgurên 23-24ê Nîsanê: Mîthat Sancar û Firat Aydinkaya
Yek ji wan (Mîthat Sancar), hewl dide ku meclîsa tirkan, dewleta tirkan, Ataturkê tirkan û ataturkçîtîya tirkan li pêş çavên me xweş bike. Yê din jî (Firat Aydinkaya), hewl dide ku kurdan li pêş çavên me reş bi...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (525)


DIVÊ KURD YEKÎTÎ Û SERXWEBÛNA KURDISTANÊ JI XWE RE BIKIN MIJARA MAN Û NEMANÊ
Fuad Onen
DIVÊ KURD YEKÎTÎ Û SERXWEBÛNA KURDISTANÊ JI XWE RE BIKIN MIJARA MAN Û NEMANÊ
Diplomasî, sîyaseta nazenîn e. Ji bo diplomasîyeke baş, berî her tiştî siyasteke baş, yekgirtî û Kurdistanî pêwîst e. Li başûrê welatê me mixabin siyaseteke bi vî rengî ne serdest e. Parlamana me heye, hikumeteke me heye lê siyaseteke serxwebûnxwaz û...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1496)


Dewleta Tirkan nikare bi serê xwe li Qendîl ê operasyoneke leşkeri bimeşîne
Fuad Onen
Dewleta Tirkan nikare bi serê xwe li Qendîl ê operasyoneke leşkeri bimeşîne
Qendîl rêzeçîya ye û di sêkoşeya başûr, bakur û rojhilatê Kurdistanê de dimîne. Dagirkirina wê derê ne ew çend hêsan e. TC çima di vê deme de qala dagirkirina Qendîlê dike? Li Tirkîyê hilbijartin heye, argumenta her du bereyên dagirker (Cumhur û Mill...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1279)


HILBIJARTINA TIRKAN, HDP Û HELWESTA HIN PARTÎYÊN KURDAN
Fuad Onen
HILBIJARTINA TIRKAN, HDP Û HELWESTA HIN PARTÎYÊN KURDAN
Em nabêjin ku hilbijartina Tirkan me aleqedar nake, em dibêjin ku ev hilbijartina dewleteke dagirker e, hebûna dewleta Tirkan li Kurdistanê ne rewa ye, ev dewlet bi hemû dam û dezgehên xwe dagirker e û divê ev dewlet ji bakur-rojavayê Kurdistanê derk...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1127)


HILBIJARTINÊN DEWLETÊN DAGIRKER Û HELWESTA KURDAN
Fuad Onen
HILBIJARTINÊN DEWLETÊN DAGIRKER Û HELWESTA KURDAN
Ne xwezayî ye ku sîyasetmedarên Kurdan wek yên Tirkan bipeyivin, nakokîyên di nav sîyaseta Tirkan de mezin bikin û di nav sîyaseta Tirkan de ji xwe re li cîyekî bigerin. Divê sîyasetmedarên Kurdistanê zanibin ku ev ne hilbijartina me ye, ev hilbijart...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1272)


TÊKÇÛNA ŞERÊ CEBHEYA KERKÛKÊ
Fuad Onen
TÊKÇÛNA ŞERÊ CEBHEYA KERKÛKÊ
Şerê li cebheya Kerkûkê rû da, bersîva dewletên dagirker û parêzerên sistemê ye. Di vê cebheyê de em têkçûn. Berpirsê vê têkçûyinê yê yekem Serok Barzanî ye. Ev bêyî ku em hûrgilîyên şerê cebheya Kerkûkê bizanibin wisa ye. Serokatî ne ciyê gazindan c...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1986)


YEKÎTÎYA KURDAN Û YA PARTÎYÊN KURDAN JI HEV CUDA NE
Fuad Onen
YEKÎTÎYA KURDAN Û YA PARTÎYÊN KURDAN JI HEV CUDA NE
Di nav tevgerên rizgarîya neteweyî de kesî bi qasî tevgera rizgarîya neteweyî ya Kurdan nîqaşên teorîk nekiri ye. Em di nivîsarên Ho Shi Min, Amilcar Cabral, Mahatma Ghandi, Fidel Castro û yên wekî wan de tûşî nîqaşên teorîk li ser netewe an netewepe...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2440)


TC ÇIMA JI YEKÎTÎYA AXA ROJAVAYÊ KURDISTANÊ DITIRSE?
Fuad Onen
Ez ne di wê bawerîyê de me ku TC yê karibe Efrînê dagir bike û li wir pêşî li Kurdan bigire. Bi sedem ku TC nikare bakurê Kurdistanê wek berê bi rêve bibe, anuha her navçeya bakurê Kurdistanê ji bo TC bûye baregehên leşkerî û nêvîyê artêşa xwe li Kur...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1887)


REFERANDOMA SERXWEBÛNA KURDISTANÊ
Fuad Onen
Serxwebûna Kurdistanê di herêma Rojhelata Nêzîk de şoreşek e û ew ê nîzama dagirker hilweşîne. Ji ber vê yekê her çar dewletên dagirker; di serî de jî dewleta Îran û Tirkîye dê bi temama hêza xwe bixwazin ku pêşî li serxwebûnê bigirin. Her du dewlet ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1848)


Page 1 of 4First   Previous   [1]  2  3  4  Next   Last   
14

KÜRT SİYASETİNDE BAĞIMSIZLIKÇILIK İZMİR KONFERANSI
                                                                  -2-
FUAT ÖNEN

Devrimcilik aynı zamanda kendi tarifleri olmaktır

Kürdistan’da son yıllarda, aslında Türkiye’deki siyasilerin söylemesi gereken ve 90 yıldır söyleyemedikleri sözleri Kürt siyasetçileri ve aydınlarının söylemeye başladığını görüyorum. Şunları hatırlamak yeterlidir sanıyorum , işte; biz “Türkler ve Kürtler etle tırnak gibidir. Bunları ayırmak mümkün değildir.”  Hatta Sedat Yurttaş bunu bir adım ileri götürüp: “Kürtler ve Türkler siyam ikizi gibidirler. Bunları birbirinden ayırırsak biri muhakkak ölür. Ama ikisinin de ölme ihtimali vardır.”


1930’da Ağrı başkaldırısı yenildikten sonra Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlandı sanıyorum. “Muhayyel Kürdistan burada medfundur.” diye,  bir yazı vardı. Kürt ayaklanmasının bastırılmış olmasının verdiği öz güvenle Muhayyel Kürdistan Ağrı Dağı’na gömdüklerini,  söylemişlerdir. Buraya kadar normaldir. Yani Türkiye siyasetçilerinin içerisinde egemen siyasetçilerin böyle şeyler söylemesi bir bakımdan normaldir. Ama son kırk yılda çok büyük bedeller de ödemiş, hala cezaevinde olan bir Kürt siyasetçisinin  Bağımsız Kürdistan hayalini çöpe attık demesi anormaldir. Öbür taraftan zaten Kürt halkının ulus ülke gerçekliğini ortadan kaldırmaya yönelen bir sistem var, Bu sistemin sözcüleri elbette muhayyel Kürdistan’ı gömmek isteyeceklerdir, Ağrı Dağı’na. Ama Kürdistan’da bedeller de ödeyerek Ulusal Demokratik Siyaset için önemli bir yeri olan bir arkadaşımızın “Bağımsız Kürdistan hayalini çöpe attık.” demesi Kürdistan siyasetinde Türkiyeci siyasetin etkisini göstermesi bakımından önemlidir, ve bu tür söylemleri, yani normalde egemen Türk siyasetçilerinin söylediği sözleri Kürt siyasetçilerinin de söylemeye başlıyor olmalarını çok ciddi bir tehlike olduğunu söylemek istiyorum. Bu birlik aşkı ve Türkiyeci siyaset kendisini şu argümanlarla da ifade etmektedirler. Sizler de dinliyorsunuzdur, televizyonlarda konuşan Kürt siyasetçisi ve aydınlarının çoğunun dilinde şöyle argümanlar var. Eğer Türkiye Devleti  kürt sorununu çözerse, bölgenin lideri haline döner, hatta dünya lideri olması için önü açılır. Bunu söyledikleri zaman da 1071’e, 1514’e ve Çanakkale Savaşı’na, 1919-23 Savaşı’na referansta bulunarak Kürtler ve Türkler ne zaman birlikte olmuşlarsa ikisi de bundan çok fazla kar etmişlerdir. İkisinin de önü açılmıştır diye söylüyorlar ve yeniden Kürtler ve Türkler bir arada olurlarsa da Türkiye’nin önce bir bölge lideri ve hatta bir dünya devletine dönüşeceği ifade ediliyor. 


 Şimdi burada sorulması gereken sorular var:
Türkiye devletinin bölgede lider bir devlet olması bize ne kazandırır? Sonra Kürt siyasetinin Türkiye devletini bölgeye lider bir devlet yapmak gibi bir misyonu ve görevi nerden  neşet etmektedir? Eninde sonunda sözünü ettiğimiz kapitalist bir devlet, işgalci bir devlet, 90 yıllık  pratiki jenosidal olan bir devlet, böyle bir devletin bölge lideri ya da dünyanın önemli bir devletine dönüşmesi  niye bizim görevimizdir? Niye bizim böyle bir misyonumuz olmalıdır? Bu bir; ikincisi bunu savunmak için kullanılan argümanlar ne ölçüde doğrudur? 1071’de işte Malazgirt Meydan Muharebesi kastedilir.Türkler ve Kürtler gerçekten ittifak etmişler midir? Böyle bir ittifak var mı? Selçukiler ne ölçüde bugünkü Türklerin atalarıdırlar? O dönemde Mervani Kürt Beyliği Kürdistan’ın sınırlı bir bölgesinde egemen olan bir beyliktir. Selçuklu Beyi ile Mervani Kürt Beyi arasında yapıldığı söylenen, iddia edilen anlaşma niye bir Kürt-Türk ittifakı olsun? Sonra bu anlaşma gerçekten var mıdır? Benim ulaştığım tarih kaynaklarının hiçbirinde bu anlaşmayı doğrulayacak bir bilgi-belge yoktur. Ancak İbn-i Erzak’ın Mervani Kürtleri Tarihi’nde bunun tersine yorumlanabilecek ibareler vardır. Ona da bakılırsa Selçuklular Anadolu’ya doğru ilerlerken Mervani Beyi’ni savaşın sonuna kadar rehin tutmuşlardır. Sayfa sayfa işte 10 bin, 30 bin, 50 bin, 100 bin Kürt,  Alpaslan’ın ordusuna katılmıştır, iddialarının tarihsel kaynaklar bakımından hiçbir geçerliliği yoktur. Sonra varsayalım ki ittifak ettiler, Kürtler bundan ne kazandı? Bu savaş sonucu 1071 Malazgirt Savaşı’nın sonucu o tarihe kadar Mervani Beyliği’nin egemenlik sahasında olan Ahlat ve Malazgirt, Selçukluların egemenliğine geçti. Burada ittifak ettikleri ve birlikte kar edilecek bir durum gözükmüyor.


1514 için de aynı şeyler söylenebilir. 1514 te İdris-i Bitlisi marifetiyle birçok Kürt Beyi’nin, Kürt Miri’nin Osmanlılarla ittifak yaptıkları doğrudur. Ama aynı şekilde başka bir doğru da var;  o dönemde bazı Kürt Mirlikleri ve Beylikleri de Safevilerle ittifaki yapıyorlar. Dolayısıyla Kürtler o dönemde  Safevi-Osmanlı savaşı sırasında ikiye bölünmüşlerdi. Ve zaten bu savaşın sonucu olarak 1639 Kasr-ı Şirin anlaşmasında Kürdistan, Osmanlı Kürdistan’ı ve Safevi Kürdistan’ı olarak bölünmüştür. Izadi’nin rakamlarına göre Safevi Kürdistanı kürdistanın %32’sini, Osmanlı Kürdistanı kürdistanın kalan %68’ini temsil etmektedir.
Şimdi bir Kürdistanlı siyasetçi ve aydın düşünün sonu kendi ülkesinin parçalanmasıyla gelmiş olan bir ilişkiler manzumesine bu ittifak çok iyi olmuştur, bu ittifaktan sonra ikimiz de kazanmışızdır, diyebilmeleridir. Bu Kürdistan’da Kürt Ulusal Kurtuluşçularının tariflerini bozmaya dönük ideolojik hücumlardır. Bu hücumları karşılamamız gerektiğini düşünüyorum. 


Oradan geldiğimiz zaman çok da tuhaf olanı ve çok da rezil olanı Çanakkale savaşında Kürt-Türk ittifakından söz etmektir. Çanakkale ruhu üzerinden Kürdistan meselesinin çözülebileceğini iddia etmektir. Bunu yıllardan beri Türk siyasetçileri  yapmaktadırlar. Türk Tarih Tezinde buna benzer birçok belirleme vardır. Ama son yıllarda Kürt siyasetçisi Kürt aydınları da böyle cümleler kurmaya başladılar. Burda şunu söylemek lazım. Çanakkale ruhu esas itibariyle emperyalist bir ruhtur. Çanakkale’de bir Kürt-Türk ittifakı yoktur. Çanakkale’de Osmanlı devletinin  mütefikleri Avusturya-Macaristan ve Prusya İmparatorluğu’dur. İttifak bu üç devlet arasındadır. Ve Çanakkale’de Osmanlı ordusunu yöneten Sanders adındaki bir Alman generalidir. Şimdi bir Alman generalinin yürüttüğü bir savaşa Kürt-Türk ittifakını nasıl monte edebilirsiniz? Bizim  bütün literatürümüz Birinci Dünya Savaşı’nı bir emperyalist paylaşım savaşı olarak görür.  Çanakkale ruhu dediğimiz de esas itibariyle böyle bir emperyalist bir ruhtur. Bu emperyalist ruhtan da Kürdistan meselesinin çözümü çıkmaz. Bu o kadar abes bir şeydir ki Birinci Dünya Savaşın da Anzaklarla İngilizler ittifak etti demek ne kadar saçma sapan bir şey ise Birinci Dünya Savaşı’nda Kürtler ve Türkler ittifak ettiler ve, sonuçta ikisi de karlı çıktı demekte  o kadar saçma bir şeydir. 


Sonuçta Anzaklar İngiliz krallığının tebaasıydı ve binlerce kilometre öteden getirilip Çanakkale Savaşı’nda telef ettirildiler. Osmanlı İmparatorluğu’nun tebaası olan Kürtlerin de bir kesimi işte yüzlerce kilometreden getirilip Çanakkale’de telef edilmişlerdir. Bu savaşın kendisi emperyalist bir savaştır. Burada bir Kürt-Türk ittifakından ve bu ruh üzerinden Kürdistan meselesinin çözümünü düşünmek bile abestir. Bu çok açık, çok doğrudan Kürdistan Ulusal Kurtuluşçu düşüncesine yöneltilmiş Türkiyeci bir hücumdur.


Buradan Türk Kurtuluş Savaşı’na girmek istemiyorum. Zamanımızı biraz da dikkatli kullanmak adına ama bir Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı yoktur. 1919-23 dönemi Birinci Dünya Savaşı’nın devamıdır. Savaşı kazananlar mağluplara birçok anlaşmalar imzalatmışlardır. Sevr Anlaşması böyle bir barış anlaşmasıdır, Lozan Anlaşması böyle bir barış anlaşmasıdır. 1926’da Ankara Anlaşması böyle bir barış anlaşmasıdır. Ortada  anti-sömürgeci, anti-emperyalist bir ulusal kurtuluş savaşı yok. Savaşa girip yenilen bir imparatorluğun sınırlarının küçülmesi olayıdır, söz konusu olan. Zaten şuna da dikkat ederseniz Birinci Dünya Savaşı’nda çöken tek imparatorluk Osmanlı İmparatorluğu değildir. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu da çöktü. Alman İmparatorluğu da çöktü. Çarlık ta çöktü. Dünyanın hiçbir yerinde, hiç kimsenin aklına bir emperyalist savaşta çöken imparatorluktan bir ulusal kurtuluş savaşı çıkarmak hiç kimsenin aklına gelmemiştir, bu sadece Resmi Türk Tarih Tezi’nin aklına gelmiştir. Burada da bir Kürt-Türk ittifakından söz etmek yanlıştır. Bu savaşın sonunda Kürdistan dört parçaya bölünmüş, dört  ayrı devletin işgali altında tutulmuş ve her dört parçada ulus-ülke gerçeklikleri reddedildiği için de zamana yayılmış bir jenoside tabii tutulmuştur. 


Devrimci siyaset, tanımları olan siyasettir. Devrimci tarifli insandır. Devrimci siyaset ve devrimciler neye karşı olduklarını ve karşı olduklarının yerine neyi getireceklerini çok açık-seçik dile getiren hareketler ve insanlardır. Tariflerimize dönük bu bombardımanı ötelemenin tek yolu esas tariflerimize sahip çıkmaktır. Tarifler değişmez ayetler değildir. Dünya değişir tarfif ettiğimiz koşullar değişir. Tariflerimiz de değişir. Ama değişirse de onun yerine açık-net yeni tarifler kurarız. Kürdistan, Kürdistani siyasetlerin de temel tarifleri şudur: Kürdistani siyaset, Kürt halkının ulus-ülke gerçekliğini temel alan, bu temel üzerinden bağımsız-birleşik Kürdistan’ı hedefleyen siyasetlerdir. Kürt halkının ulus-ülke gerçekliği temel alınmadan Kürdistanî bir siyaset yürütmek mümkün değil ! . Bu uzun bir girizgahtan sonra dünya düzenine geliyorum.

Posted in: tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (required)

Website

Kürt siyasetinde egemen siyaset tarzı
admin
Kürt siyasetinde egemen siyaset tarzı
Kürdistan da bağımsızlıkçılık görünür değildir. Kuzey Batı Kürdistan’da da bu böyledir, Kürdistan’ın diğer parçalarında da bu böyledir. Yalnız şuna dikkat etmenizi isteyeceğim, son bir-iki yılda özellikle Orta Güney Kürdistan’da cid...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (203)


Her hiyerarşik ilişki bir şiddet potansiyeli taşır 
Fuat Önen
Her hiyerarşik ilişki bir şiddet potansiyeli taşır 
Hiyerarşik bir düzenlemenin olduğu her ilişki bir şiddet potansiyeli taşır; bu sınıflar arası hiyerarşide de böyledir, aile içinde de böyledir, iş yerinde şef ve şef altındakilerle arasındaki ilişkide de böyledir. Her hiyerarşik ilişki bir şiddet pot...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (73)


Dünya düzeni
Fuat Önen
Dünya düzeni
Bu Dünya Savaşının 1918’de sona erdiği söylenir. Gerçekten 1918’de Dünya Savaşı sona erdimi?  Eğer yine dünyayı Avrupa’dan ibaret kabul edersek, evet sona erdi, Avrupalı devletler Avrupa’da savaşmaya son verdiler.  A...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (116)


Devrimcilik aynı zamanda kendi tarifleri olmaktır
Fuat Önen
Devrimcilik aynı zamanda kendi tarifleri olmaktır
Devrimci siyaset, tanımları olan siyasettir. Devrimci tarifli insandır. Devrimci siyaset ve devrimciler neye karşı olduklarını ve karşı olduklarının yerine neyi getireceklerini çok açık-seçik dile getiren hareketler ve insanlardır. Tariflerimize dönü...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (204)


Tarifleri bozma ve sömürgecilik
Fuat Önen
Tarifleri bozma ve sömürgecilik
Türkiye’deki egemen siyasetin ve siyasetçilerin Türkiyeci olmalarından daha doğal bir şey yok. Bu devletin kuruluş mantığı budur. Onun için bir AKP’li, bir CHP’li, bir MHP’li yada Türkiye partilerinden herhangibirisinin Türkiy...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (443)


Her tür milliyetçiliğe karşı olmak
Fuat Önen
Her tür milliyetçiliğe karşı olmak
Kürt milliyetçiliğine karşı olmanızın teorik, siyasi argümanları nelerdir? Kürt milliyetçisi olmamanızı anlayabiliriz ancak önünüzde devasa, saldırgan, jenosidal bir türk milliyetçiliği ve türk siyaseti varken, her tür milliyetçilik gibi argümanları...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1701)


23 ve 24 Nisan’ın iki Figürü: Mithat Sancar ve Fırat Aydınkaya

23 ve 24 Nisan’ın iki Figürü: Mithat Sancar ve Fırat Aydınkaya
Figürlerden biri Mithat Sincar, Türkiye Mecilisi'ndeki konuşmasıyla Türk devletini, Türklerin Atatürk'ünü ve Atatürkçüleri gözümüzde şirin göstermeye çalışıyor. Diğeri ise Fırat Aydınkaya, o da anlatımlarıyla Kürtleri kötüleyerek, Türkleri...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1418)


TC’nin Rusya ve ABD ile sürdürdüğü bu siyasi dans, uzun vadede sürdürülebilir değildir.
Fuat Önen
TC’nin Rusya ve ABD ile sürdürdüğü bu siyasi dans, uzun vadede sürdürülebilir değildir.
Bu yenilginin temel nedenlerinden birisi ABD ile kurulan ilişki biçimidir. Hiçbir siyasi anlaşmaya gidilmeden yapılan askeri işbirliği, yenilgiye yol açmıştır. Üstelik bu askeri işbirliği için temel siyasi hedeflerden vazgeçilmiş, Batı Kürdistan yeri...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1252)


ULUSAL BIRLIK, IÇINE HERKESIN HER ŞEYI KOYABILECEĞI BIR KAVRAM DEĞILDIR
Fuat Önen
ULUSAL BIRLIK, IÇINE HERKESIN HER ŞEYI KOYABILECEĞI BIR KAVRAM DEĞILDIR
Meclisteki “Kürt” milletvekilleri Türk meclisini, kendi şereflerini yerlerde süründürmek pahasına şereflendirmişlerdir. Aslında mecliste Kürt milletvekili yoktur. Meclise Türk olarak gidiyorlar ve Türklük, Atatürkçülük üzerine yemin ediyo...
Hejmara şirova (6)   Lê nerin (1072)


Kendimiz olarak ve kendimiz kalarak siyaset arenasında yer almalıyız.
Fuat Önen
Kendimiz olarak ve kendimiz kalarak siyaset arenasında yer almalıyız.
Türkiye eskiden CHPnin zinde güclerle ilişkisini tartışırdı. CHPnin bu güçlerle ilişki üzerinden iktidar kurguladığını söylerdi. Bu iddialar yanlış da değildi. Belki korelasyon yanlış kuruluyordu. Zinde güçler iktidarlarını CHP üzerinden sürdürüyorla...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1129)


Page 1 of 8First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  7  8  Next   Last