Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e

Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Min got pismam sal zû dibuhirin, 16 sal derbas bûn. Hemû dost û hevalên te, zarokên te dersa matamatîkê dida wan, xortên te alîkariya wan dikirin hemû mezin bûne û di civat...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (924)


Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
admin
Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Di sîyeseta Kurdistanê de du problemên esasî hene. Yek jê, taleba desthilatîya navendî lawaz e, taleba jêr desthelatîye, bi tirkî ”alt îktîdar” ew taleb xurt e. L&eci...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1080)


Serxwebûna Kurdistanê
admin
Serxwebûna Kurdistanê
Sîyeseta partî, rêxîstin,saziyên bakurê Kurdistanê dev ji hedefa serixwebûnê berda ye. Ji delva hedefênserxwebûnê, otonomî, federalî an demokrasî te parastin. D...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1184)


Qirîza Dewleta Tirk
admin
Qirîza Dewleta Tirk
Reyadarên vê dewletê, hertim dibêjin pirsgirêka me pirsgirêka hebûn û nebûna dewletê ye. Rast e. Yalçin Kuçuk dibeje ”em nekevin Musulê dê Diyarbekir ji des...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1455)


Kutilkên diya min, qeyda Fuad Onen û biyopolîtîka Foucault
Ferzan ŞÊR
Bîranîneke Fuad Onen ji bo fahmkirina kolonyalîzma biyopolîtîkî ya tirkan di warê teorî û pratîkê de bi awayekî xwezayî destnîşan dike. Ger ez neqil bikim ew ê ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1376)


Helwest û çalakî
Fevzi Namli
Di rewşek weha de gava li Amedê, Cizîrê, Şirnex, Silopya, Hezex, Nisêbîn, Gever û Dêrikê êrîşên hovana yên dewleta dagirker li ser gelê kurd berdewam dikin. Di heman dem&ec...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1377)


Kurdȇn Ȇzdȋ ȗ Qetlyama Ermeniya / Para duda
Eskerê Boyik
Kurdȇn Ȇzdȋ ȗ Qetlyama Ermeniya / Para duda
… Ferman. Gava vê peyvê dibêjin evdên Ȇzdî bi tirs û saw, bê hemdê xwe neheqî, kuștin û kokbirya civaka xwe bîr tinin. Xûn ji wê peyva xezeb diniqite. Ferman yan&eci...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3360)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  »      
  
24

Bilinen bir gerçektir ki Hamidiye Alayları sultan Abdulhamit’in 1892 yılında Kürt ağa ve beylerin çocuklarını İstanbul’daki aşiret mektebinde eğitmeye başlaması ve bunların içinde başarılı olanları askeri okul ve akademiye göndermeye başlamasıyla Kürdistan da yeni bir dönemi başlatmıştır. Bununla hem aşiretler kontrol altında tutulmaya çalışılmış ve hem de sınır boylarının komşu devletlerin istilasında korunması amaçlanmıştır.

Bu okullarda okuyanlardan birisi cibranlı Halit bey, binbaşı Kasım ve Hınzorlu (Kayalıkaleden) Saidê Yusuf ağanın oğlu Reşit beydir. Bunların üçü de aynı aşiretin mensupları ve birbirlerine akraba olan şahıslardır.
Sultan Abdulhamit’in damadı Erzincan’daki 4. Ordu komutanı müşir Zeki paşa, bir askeri görevliyi Erzurum, Malazgirt ve Hınıs’a gönderir, buradaki alaylar kurulduktan sonra görevli Varto’ya gelir ve Xınzor köyünde cibran aşireti arasında bir toplantı yapar, gaye Reşit beye alayın kuruculuğunu verdirmektir. Fakat başta İnaklı (Varto-Yenimahalle) Zeynel Abidin buna karşı çıkar, bunun üzerine ordu mensubu seçim yapılmasını ister. 

Buna göre herkes taraftarlarını çağıracak ve sayısal olarak fazla olan taraf alayın kuruculuğunu üslenecekti. Bu nedenle her aşiret ve köyden temsilci çağrılır ve bu temsilcilerin alaya verecekleri süvari veya şahıs adedi baz alınarak tarafların adayı alay komutanı seçilir. Toplantıda Reşit beyin taraftarları toplamda ancak 80-90 süvari ve bir o kadar piyadeyle alaya katılacaklarını söyleyince, Sıra Halit beye gelir. O, İnaklı Zeynel Abidin’e sorar, Oda 40 süvariyle alaya katılacağını belirtir, bir iki köyün daha sayısı alınınca, toplamda Reşit beyin  sayısının aşıldığı görülür ve “cıbran alayın” kurulma görevi Halit beye verilir. Böylece bu bölgede halk, ilk olarak seçimle de tanışmış olur.

Halit bey, zabit olarak İnaqlı Zeynel Abidin’i yanına almak ister, fakat o yaşlı olduğunu, kardeşi Abdulkadir’in bu işe daha yatkın olduğunu ve oğlu Abdullah’ı da ona yardım etmek üzere vereceğini söyler. İşte o günden itibaren Cıbran aşireti reisi Halit beyin yaşam çizgisinde İnaklı Abdulkadir hep vardır. Birinci dünya savaşındaki Sarıkamış, Pasinler, Zoro komu, Karlıova ve Bulanık-Malazgirt hattındaki savaşlarda, Erzurum’daki “azadi” faaliyetlerinde hep onun yanı başında ve onun can dostu olarak yerini alır. 
Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli iki husus vardır, birincisi Halit beye, askeri okuldan mezun olduktan hemen sonra çok genç olmasına rağmen, “Cıbran Aşireti” idaresi teslim edilecek kadar, bu aşiret mensuplarının ona güven duymasıdır, diğer tarafta İnaklı Zeynel Abdi’nin zabitliği kendisine ve oğluna değil de kardeşine vermeyi önermesi, babadan oğla geçen (intikal eden)  o bencil sisteme itibar etmeyerek bir metanet ve  asalet örneği göstermesidir. 
Bu olayla, Halit beyin üç önemli meziyeti de ortaya çıkacak ve toplum tarafından takdir edilerek daima itibar görmeye devam edecektir. Birincisi Halit beyin yurtsever kişiliği ve milli kimliği ortaya çıkacak, ikincisi dinine bağlı muhafazakar bir kişi olduğu görülecek, üçüncüsü vazifesine düşkün görevinin ehli bir lider olduğu anlaşılacaktır.

Halit beyle birlikte olmak ve cıbran alayının safında Ruslarla savaşmak, bir çok Kürt ileri geleni gibi din alimleri içinde önemli bir şehadet fırsatı olmuştur. 1915 yılında Sarıkamış bölgesindeki savaşa, İnaklı Zeynel Abdi’nın kız kardeşi Gülnaz’ın çocukları Varto Kers (Boylu) köyünden Ehmê İbo ve abisi Mele Yusuf (Gülen cemaatince tahşiyeci olarak adlandırılan Mele Muhammed Doğan’ın dedesi), bu ikilinin aynı köydeki yeğenleri Muhammedê Evcelil de katılır. Yanlarında İnaklı Abdullah ve Gazi de (Xaziyê Yusuf) vardır. 

Abdulkadir ve bu beş akrabası, stratejik bir köyün geri alınması esnasında öncü birlik olarak giderken kendilerini aniden köyün içinde bulurlar, büyük bir çatışma sonucu köy geri alınır fakat mele Yusuf ve yeğeni Muhammedê  Evcelil ağır yaralanır, Erzurum’a kaldırılan ikiliden mele Yusuf şahadete kavuşur ve Hınıs’a getirilir, Mıhemedê Evcelil ölünceye kadar sırtındaki kurşunla yaşamak zorunda kalır. İnak ve Kersliler Hınıs’ta cenazeyi almak isteyince, Şeyh Said’in babası Şeyh Mahmut cenazeyi vermez ve Kolhisar köyüne defneder, Zira mele Yusuf burada medrese tahsilini tamamlamış, Varto Zirink köyünde Şeyh Musa efendinin medresesinde mele Şahabettin’in babası mele Muhammed, Evranlı mele Feyzullah ve Sultaşılı mele Muhammed gibi dini alimlere ders vermiştir.
 İlmi icazetini Kolhisarda Hınıs müftüsü şeyh Said’in kardeşi şeyh Bahattin efendiden, halifelik icazetini de şeyh Mahmut efendiden alan mele Yusuf’un, savaş nedeniyle alimlik  ve müderrislik icazetine ait törenin yapılmadığını belirten Şeyh Mahmut, onu Kolhisar mezarlığına defnetmekle, her sabah ona bir cüzü kuran okuyarak ve dua ederek bu eksikliği gidermeye çalışacağını söyler. 

Köydeki çatışmada silah sesleriyle güya imdada giden cıbran süvarilerinden birisi daha sonra Halit beye şu itirafta bulunur  “biz köye yaklaşınca, Abdulkadir ve akrabalarının sipere yatmadan köyde ayakta savaştıklarını, onları bu haliyle görünce içimizden birkaç kişi, yahu bu adamların şuan gösterdikleri cesaret ve kahramanlık örneği memlekete duyulursa hepimiz için bir eksiklik olacak ve memlekete  gidecek yüzümüz kalmayacak, bırakın Ruslar bunları öldürsün, ondan sonra biz hücum edelim” demişti. 
Bunu duyan Halit bey “şeref ve haysiyetin Allah katında ölçüleceğini, bunu halk arasında kendisi için bir eksik veya şan, şöhret ve paye olarak değerlendirmenin sadece şeytani bir gururdan ibaret olduğunu” belirterek bunları alayın iç işerinden uzak tutmaya başlamış, Abdulkadir ve yanındaki akrabalarına ise daha fazla bel bağlamıştır. Burada önemli olan mele Yusuf gibi bir alimin Ruslarla savaşmada milli ve dini bütün bir lider olarak gördüğü Halit beyin yanında savaşa katılması ve hakka yürümesidir
Halit beyin halk arasındaki prestij ve güven duygusu, Hasenan aşireti ile yaşanan bir sorunda daha önemli bir şekilde anlaşılır. Hasananlı Halit beyin oğlu Rıza (Rızayê Xêlit), Cıbran aşireti ile aralarındaki bir ihtilaf nedeniyle haber gönderir ve “bana gavur Rıza derler, ben iki günde cıbranı talan eder ve Varto’ya kadar inerim” der, bunu duyan Hormek aşireti reisi Selim ağa (Sêlo yê ağê), cıbrana rakip bir alevi aşiretine mensup olmasına rağmen, Sırf Halit beye olan sevgi, saygı  ve güven duygusundan ötürü, onun gıyabında Hasananlılara haber gönderir “Varto’da bizim mensup olduğumuz Ferê ailesine mala gavur derle, Rıza’nın bu lakabımızı çalmasına gönlüm razı gelmez, Rıza ağa zahmet etmesin, Perişan hanıma söyleyin yarın sabah ikimize Bulanık Kasımiyedeki konakta kahvaltı hazırlasın” der. Bunu duyan Rıza ağa, “viya hahayê diya xwe kıro, vi li min çi kir” (bu kendi annesine şöyle yapsın, bu benim başıma ne getirdi) diyerek Halit beye haber gönderir ve cıbranla olan meselesini kavgasız bir şekilde kimse zarar görmeden çözüme kavuşturur.

 Burada önemli olan suni olmayan rakip bir alevi aşiretinin kendiliğinde Halit beyin yanında yer alması ve onun emrine amade olmasıdır. Buda Halit beyin aleviler arasında, en az suniler kadar üstün bir güvene sahip olduğunu göstermesi açısında oldukça önemlidir.  
Halit beyin alayı, Karlıova’dan Bulanık Malazgirt hattına giderken Muş ovasında Ermenilere karşı başlatılan teşhirin devam ettiğini görür ve yol üzerindeki bataklık alanlarda bulunan sazlık ve kamışlıkların arasında ve murat ile karasu kenarındaki ağaçlı alanlarda saklanan Ermenileri toplayarak ve çetelerin eline düşenleri geri alarak, bunları devletin koruma noktalarına teslim ederler. İnaklı Abdulkadir “bu şekilde belki yüzlerce Ermeni’yi topladıklarını” oğluna ve yakınlarına anlatmıştı. 
İşte cıbranlı Halit beyin alayı bir tarafta Ruslarla savaşırken diğer taraftan Ruslarla birlikte hareket eden ve mazlum birçok Kürt köylüsünü öldüren Ermeni çetelerine karşı hiçbir istibdat hareketine girişmemiştir. Hatta Cibran aşiretinin çekirdek kadrosunun yaşadığı Varto’da, birinci dünya savaşı esnasında 46 Ermeni aile ikamet ettiği halde bunlara karşı en ufak bir harekette bulunulmamıştır. Bu dönemde Varto’daki Ermeni Kürt ilişkisine ilerdeki günlerde ayrıca değineceğim.

Halit bey 1918 yılı ilkbaharında Hozat’tan Varto’ya dönünce vaktinin büyük çoğunluğunu civar il ve ilçelerdeki aşiretler arasında, savaş süresince vuku bulan ihtilafların gidermesi konusuna ayırır. Bununla ileride kuracağı örgütün, geniş yelpazede aşiretler arasında hayatiyet bulması (kabul görmesi) açısında bir ön çalışma niteliğinde olmasını amaç edinmiştir.
Bir gün Halit bey kalçıktaki İsmail ê Seyithan’ın konağında, amcası İsmail ağa, İnaklı Zeynel Abidin ve Karaseyitli hacı Devriş ile istişare ederken dışarıda bir arbede yaşandığını görür. Bulanığa bağlı Şahberat ve Şelul köylerinde Mısuri aşireti lideri Muhyedinê Fero, onu Ziyarete gelmiş ve hacı Devriş’in torunu Mahmut, onun atının dizginini tutarak elindeki tüfeğini almıştır. Önce bunu bir nezaket sanan Muhiyettin ağa, işin ciddiyetini kavrayınca yanındaki dokuz akrabasıyla birlikte kendilerini taş ve tümseklerin arkasına atarak sipere yatarlar, karşılıklı silahlar çekilir. Halit bey pencereyi açar ve tarafların huzura gelmelerini emreder. Yanındaki hacı Devriş’e olayın mahiyetini anlatmasını söyler. Hacı Devriş “Ruslar işgale başlayınca biz dünürüm Zeynel Abidin ailesi ve kaynım Darebili Hüsê Şıbo ailesiyle birlikte önce Karlıova Halifa köyüne gittik. Oradan oğlum Ehmê vefat etti ve biz birlikte Siverek beyçeliye göç ettik, orada Zeynel Abdi’nin kızı Gülnazla evli olan oğlum Zeynel de vefat etti, yanımdaki aileler Elazığ’a göç edince, mısuri aşireti çeteleri benim iki öküzümü gasp ettiler, Muhyettin ağaya haber gönderdim ilgilenmedi. Sizin yanınızda alayda olan torunum Mahmut  olayı öğrenince yemin etmiş -Ben nerede Muhiyeddin ağayı görürsem elindeki tüfeğini öküzlerimizin bedeli (gelewa gayên sor) olarak alacağım- demiş, kusura bakmayın, oda burada karşılaşınca bunu yaptı” der. Halit bey Mahmut’a tüfeği geri vermesini, Muhyeddin ağaya da üç gün içerisinde hacı Devriş’in öküzlerinin bedelini teslim etmesi kaydıyla tarafları köylerine gönderir. Gerçektende iki gün sonra Muhyettin ağa Kraseyite giderek hacı Devriş’i memnun eder ve bir müsibet tatlıya bağlanmış olur.

Buda Halit beyin, Hozat’tan, Varto’nun Kalçık köyüne kadar, geniş yelpazede suni ve alevi aşiretlerle görüşmeler yapması, bunların arasındaki ihtilafları çözüme kavuşturması, toplumun dini ve milli dinamiklerine karşı hassas davranması, onun Kürt halkı üzerinde  çok geniş bir etkiye sahip olduğu ve toplumun güvenini kazanan bir lider olarak bunları ileride kuracağı “AZADİ” örgütünü kurma düşüncesiyle yaptığı anlaşılmaktadır. Alayın kurulması ve Ermenilerle ilgili bilgi Abdulkadir oğlu Giyasettin, Mele Yusuf’la ilgili bilgi torunu mele Mehmet ve yeğeni Mehdi Doğan, aşiretlerle ilgili bilgi karaseyitli mele Bahattin Taş’tan alinmıştır

Burada Halit Beyin yaşam çizgisi ve savaştaki başarısı ile Bekir Fikri Grebene’nin yaşam çizgisi ve Balkan savaşındaki başarısı birbirine çok bezediği görülür. Yalnız bir farkla, Bekir Fikri beyin tarafı kazandığı için o kahramanlıkla taltif edilir, Halit Beyin tarafı kaybettiği için oda İdama mahkum olur.29.04.2015
Abdulbari HAN
   Varto Eski Belediye Başkanı


                                             



  



 


Posted in: Tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
Kürdistan‘da işgal manzaraları!..
Ahmet Kahraman
Paris’i işgal eden Hitler unsurları da böyleydi. Onların karargahları da, Amed‘deki Türk valiliği gibi kum torbalarıyla çevriliydi. Kum torbalarının gerisinde mevzilenmiş nöbetçiler, gün 24 saat boyunca y...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (71)


Ordular, katil taburları değildir
Ahmet Kahraman
Evrenin güçleri, birinci ve İkinci Dünya savaşlarında insanlığa karşı işlenen suçlar vahşetinin dehşetinden sonra, Cenevre‘de bir araya gelip savaşların kaide ve kuralarına ilişkin hukuku düzenlediler. Hukukun teme...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (71)


Bizimkiler saygıyla terk etmeyi, saygıyla istifaya gönderilmeyi dahi bilmiyorlar.
Hejarê Şamil
“Barzani peşmergenin başına geçti, bekleyin, iyi şeyler olacak” gibisinden yazılar, yorumlar ucuz propaganda ve kendini tatmin etmeden öte bir anlam taşımamaktadır. O tiren geçti, gitti. Peşmergeliye geri dönen Say...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (68)


Bir zamanlar Güney Kürdistan vardı
Ahmet Kahraman
Sanki halk, onlar babadan oğula geçen saltanat kursunlar diye savaşmıştı!.. Sonra gördük. Ülkenin askeri tepeleri ve ekonomisinin teslim edildiği Türk devletinin organizasyonu ile Kürt düşmanları, 16 Ekim’d...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (97)


Barzani ve İstifa
Hejarê Şamil
Mesud Barzani, 17 Ekimde her şeyi (binlerce şehadeti, tc, iran bankalarindaki milyardların dönemsel kaybını vs. vb.) göze alarak Referandumu, Halkın iradesini savunma savaşının kararını vermeli, bu savaşın öncüllüğün&uum...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (118)


Güneyin ‘iyi Kürt’leri…
Ahmet Kahraman
Öfke deliliğin anlık hali ise eğer, Türk devleti kesintisiz delilik krizleri geçiriyordu. Başbakan Erdoğan en başta, bütün sözcüleri, günde bir kaç kere kırmızı çizgilerimiz diye haykırıp tehdit...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (117)


Abadi ve Erdoğan’ı Güldüren Zayıflık
Fehîm Işik
KYB’den Pavel Talabani’yi, Ala Talabani’yi, Lahor Şêx Cengi’yi eleştiriyoruz. Peki, peşmergelerin neredeyse yüzde 90’ı çekilip Kerkük’ü, Şengal’i Haşdi Şabi’ye teslim etmesin...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (143)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media