Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e

Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Min got pismam sal zû dibuhirin, 16 sal derbas bûn. Hemû dost û hevalên te, zarokên te dersa matamatîkê dida wan, xortên te alîkariya wan dikirin hemû mezin bûne û di civat...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (921)


Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
admin
Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Di sîyeseta Kurdistanê de du problemên esasî hene. Yek jê, taleba desthilatîya navendî lawaz e, taleba jêr desthelatîye, bi tirkî ”alt îktîdar” ew taleb xurt e. L&eci...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1078)


Serxwebûna Kurdistanê
admin
Serxwebûna Kurdistanê
Sîyeseta partî, rêxîstin,saziyên bakurê Kurdistanê dev ji hedefa serixwebûnê berda ye. Ji delva hedefênserxwebûnê, otonomî, federalî an demokrasî te parastin. D...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1183)


Qirîza Dewleta Tirk
admin
Qirîza Dewleta Tirk
Reyadarên vê dewletê, hertim dibêjin pirsgirêka me pirsgirêka hebûn û nebûna dewletê ye. Rast e. Yalçin Kuçuk dibeje ”em nekevin Musulê dê Diyarbekir ji des...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1450)


Kutilkên diya min, qeyda Fuad Onen û biyopolîtîka Foucault
Ferzan ŞÊR
Bîranîneke Fuad Onen ji bo fahmkirina kolonyalîzma biyopolîtîkî ya tirkan di warê teorî û pratîkê de bi awayekî xwezayî destnîşan dike. Ger ez neqil bikim ew ê ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1375)


Helwest û çalakî
Fevzi Namli
Di rewşek weha de gava li Amedê, Cizîrê, Şirnex, Silopya, Hezex, Nisêbîn, Gever û Dêrikê êrîşên hovana yên dewleta dagirker li ser gelê kurd berdewam dikin. Di heman dem&ec...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1375)


Kurdȇn Ȇzdȋ ȗ Qetlyama Ermeniya / Para duda
Eskerê Boyik
Kurdȇn Ȇzdȋ ȗ Qetlyama Ermeniya / Para duda
… Ferman. Gava vê peyvê dibêjin evdên Ȇzdî bi tirs û saw, bê hemdê xwe neheqî, kuștin û kokbirya civaka xwe bîr tinin. Xûn ji wê peyva xezeb diniqite. Ferman yan&eci...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3357)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  »      
  
17

Evrenin güçleri, birinci ve İkinci Dünya savaşlarında insanlığa karşı işlenen suçlar vahşetinin dehşetinden sonra, Cenevre‘de bir araya gelip savaşların kaide ve kuralarına ilişkin hukuku düzenlediler.

Hukukun temeline de, "ordular, katil taburları değildir" ilkesini koyup üstüne savaşın tanımı oturttular.

Sivilleri savaş dışı unsur, dolayısıyla dokunulmaz kıldılar. Esirlerin yaşama hakkını güvence altına aldılar.

TC, savaş hukukunu yaratan kurulda değildi, ama "namusum ve şerefim üstüne yemin ederek ki, öngörülenlerin bütününe uyacağım" yemini ile altını imzaladı.

Tarife göre, dar anlam kapsamlı çatışmalar, savaş değil polisiye olaylar, yan iç meselelerdi. Meselenin halli için de, ana amaç, temel güdü karşıdaki kim olursa olsun, onun yaşama hakkını önde tutmak, sağ yakalayıp adalet sistemine teslim etmek baş görevdi.

Bu yapmayan, polisi, muhaliflerin kiralık katili ruhuyla eğitip kullanan ve geride ölüler bıraka bıraka ilerleyen devletler, hukuka dayalı devlet değil haydut çetesi, çağın deyimi ile Mafya idi.

Öte yandan, Kürdistan’da yaşandığı üzere tank, top, uçak gibi ağır silahlarla donanımlı kalabalık birliklerinin öne sürüldüğü çatışmalar ise savaştı.

Savaşların öncelikli amacı da, Kürtlere yapıldığı gibi, elden geldiğince çok sayıda insan katletmek değildi. Amaç, savaş unsurlarını saf dışına itmekti. Esir almak, saf dışı bırakmanın yollarından biriydi.

Sağ ve sağlam ele geçen savaşçıları öldürmek haydutlaşma, yani cinayet ve savaş suçuydu.

Nitekim Amerika Vietnam’da, yakın tarihte de Irak‘da savaş hukukunu çiğneyen bazı askerlerini yargılanmış ve mahkum etmiştir. Yugoslavya iç savaşında ise uluslararası hukuk harekete geçmiş, mahkumiyet kararları vermiştir.

Bambaşka bir konuda yazmak niyetiyle masaya oturup, bu meseleye yoğunlamam işte bu kerede başlıyor: Çıkar ilişkileri ağının bağları nedeniyle mi, her nedense ağır sonuçlu ihlallere rağmen Cenevre hukuku, bugüne kadar TC için işlemedi.

Örneğin, bu sabah ajansların geçtiği haberlerden birinin başlığı şöyleydi:
"TOKİ’lerin yükseldiği bölgelerden cenazeler çıkıyor!.."

Sözü edilen bölge, Cizre, Şırnak, Nusaybin, Silopi, Yüksekova ve ötede Amed’in ortası Sur’u kapsayan insanlık yangını alanıydı.  

Türk devleti 2015-2016 yıllarında bu şehirleri, yerden tanklar, toplarla, havadan da uçak ve helikopterlerle kuşatmış, aylar boyu vurmuş, geride perde niyetine yarı yanık, yırtık kumaş parçalarının yel önünde dalgalandığı, çıplak inşaat iskeletlerinin yükseldiği, uçsuz bucaksız moloz yığını çayırları bırakmışlardı.

Ve bu moloz denizinde insan avı başlatmış, kaçamayan yaralılar arasında çocuk yaştaki kızları, bıyığı yeni terlemeye başlamış oğlanları da yakalamışlardı.

Celladın eğlencelik malzemesi…
Cadde ve sokakları yok olmuş, her yanı dümdüz grimsi moloz denizi kesilmiş şehirlerin havası et kokuyordu. Bütün etlerin kokusu aynıydı. Yan yana ama el ele tutuşamadıkları için hayıflanan sevdalıların yüreği değil, ama yanık etlerinin kokusu birbirine karışıyordu.

 IŞİD, bunların yanında "daha insani"ydi. Gerçi her katil vahşidir, ama IŞİD’çiler kurbanlarını bir bıçak darbesiyle katlederek, daha kısa süreli acı çektiren katillerdi.

Cenevre Sözleşmesi de bunlara göre değildi. Hatırlatıp "katil beri bak" diyen ise yoktu. Onun için, dem ile devran bunlarındı. Bunlar çağın, gözle görülen Zebanileriydi.

Çocuk yaştaki kızlarla oğlanların üstüne yanıcı madde döküp ateşliyor, sonra zevklenerek çıldırmış avazlı alevleri seyrediyor, çığlıkları dinleyerek ruhlarını coş ediyorlardı.

Ne de olsa, insan kellesini uçurtma övüncü olan marşları yemek müziği olarak dinleyenlerin sülbünden gelmeydi, bunlar. Görgüsüz ve vahşi…
Ve de "TOKİ’lerin yükseldiği bölgelerden cenazeler çıkıyor" başlıklı haber, havası hala yanık insan eti kokan Cizre’dendi. Nusaybin ve Şırnak’tan…
TOKİ, molozları taşıyarak, insanlık suçunun delillerini yok etmeye çalışıyorlardı.  

"Cenazeler çıkıyor" haberinin devamında ise "şimdiye kadar, kaldırılan molozlar arasından 26 ceset sayıldı" deniyordu.

Aradan geçen aylara rağmen, havada hala, yanık insan eti kokusu…
Oysa, Cenevre Sözleşmesi, "ordular, katil taburları değildir" diyordu.
Ve Kürtler, Reqa’da, Derê Zor’da teslim olan IŞİD’lileri katletmedikleri için, TC Dışişleri Bakanlığı tarafından dünyaya şikayet ediliyordu. Katil ruhlu kalemler de, katliam yapmayan Kürtleri "kirli anlaşma" yapmakla suçluyorlardı.

Katillerin dünyasında insan olmak ve "ordular, katil taburları değildir" demek de zor…



YENİ ÖZGÜR POLİTİKA


Posted in: Tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
Kürdistan‘da işgal manzaraları!..
Ahmet Kahraman
Paris’i işgal eden Hitler unsurları da böyleydi. Onların karargahları da, Amed‘deki Türk valiliği gibi kum torbalarıyla çevriliydi. Kum torbalarının gerisinde mevzilenmiş nöbetçiler, gün 24 saat boyunca y...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (66)


Ordular, katil taburları değildir
Ahmet Kahraman
Evrenin güçleri, birinci ve İkinci Dünya savaşlarında insanlığa karşı işlenen suçlar vahşetinin dehşetinden sonra, Cenevre‘de bir araya gelip savaşların kaide ve kuralarına ilişkin hukuku düzenlediler. Hukukun teme...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (70)


Bizimkiler saygıyla terk etmeyi, saygıyla istifaya gönderilmeyi dahi bilmiyorlar.
Hejarê Şamil
“Barzani peşmergenin başına geçti, bekleyin, iyi şeyler olacak” gibisinden yazılar, yorumlar ucuz propaganda ve kendini tatmin etmeden öte bir anlam taşımamaktadır. O tiren geçti, gitti. Peşmergeliye geri dönen Say...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (68)


Bir zamanlar Güney Kürdistan vardı
Ahmet Kahraman
Sanki halk, onlar babadan oğula geçen saltanat kursunlar diye savaşmıştı!.. Sonra gördük. Ülkenin askeri tepeleri ve ekonomisinin teslim edildiği Türk devletinin organizasyonu ile Kürt düşmanları, 16 Ekim’d...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (95)


Barzani ve İstifa
Hejarê Şamil
Mesud Barzani, 17 Ekimde her şeyi (binlerce şehadeti, tc, iran bankalarindaki milyardların dönemsel kaybını vs. vb.) göze alarak Referandumu, Halkın iradesini savunma savaşının kararını vermeli, bu savaşın öncüllüğün&uum...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (117)


Güneyin ‘iyi Kürt’leri…
Ahmet Kahraman
Öfke deliliğin anlık hali ise eğer, Türk devleti kesintisiz delilik krizleri geçiriyordu. Başbakan Erdoğan en başta, bütün sözcüleri, günde bir kaç kere kırmızı çizgilerimiz diye haykırıp tehdit...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (117)


Abadi ve Erdoğan’ı Güldüren Zayıflık
Fehîm Işik
KYB’den Pavel Talabani’yi, Ala Talabani’yi, Lahor Şêx Cengi’yi eleştiriyoruz. Peki, peşmergelerin neredeyse yüzde 90’ı çekilip Kerkük’ü, Şengal’i Haşdi Şabi’ye teslim etmesin...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (141)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media