Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
Zinare Xamo
Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
17 sal pir zû derbas bûn.  Mehmet Aslan Kaya 17 sal berê di rojeke wiha da di 51 saliya xwe da ji nişka ve, bêyî ku kesî nerehet bike, bêyî ku haya kesî pê xe wek çirayek&ecir...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (583)


Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e

Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Min got pismam sal zû dibuhirin, 16 sal derbas bûn. Hemû dost û hevalên te, zarokên te dersa matamatîkê dida wan, xortên te alîkariya wan dikirin hemû mezin bûne û di civat...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1732)


Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
admin
Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Di sîyeseta Kurdistanê de du problemên esasî hene. Yek jê, taleba desthilatîya navendî lawaz e, taleba jêr desthelatîye, bi tirkî ”alt îktîdar” ew taleb xurt e. L&eci...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1820)


Serxwebûna Kurdistanê
admin
Serxwebûna Kurdistanê
Sîyeseta partî, rêxîstin,saziyên bakurê Kurdistanê dev ji hedefa serixwebûnê berda ye. Ji delva hedefênserxwebûnê, otonomî, federalî an demokrasî te parastin. D...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2093)


Qirîza Dewleta Tirk
admin
Qirîza Dewleta Tirk
Reyadarên vê dewletê, hertim dibêjin pirsgirêka me pirsgirêka hebûn û nebûna dewletê ye. Rast e. Yalçin Kuçuk dibeje ”em nekevin Musulê dê Diyarbekir ji des...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2394)


Kutilkên diya min, qeyda Fuad Onen û biyopolîtîka Foucault
Ferzan ŞÊR
Bîranîneke Fuad Onen ji bo fahmkirina kolonyalîzma biyopolîtîkî ya tirkan di warê teorî û pratîkê de bi awayekî xwezayî destnîşan dike. Ger ez neqil bikim ew ê ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1939)


Helwest û çalakî
Fevzi Namli
Di rewşek weha de gava li Amedê, Cizîrê, Şirnex, Silopya, Hezex, Nisêbîn, Gever û Dêrikê êrîşên hovana yên dewleta dagirker li ser gelê kurd berdewam dikin. Di heman dem&ec...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2016)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  »      
  
28

Modern Kürdistan tarihinde, ilk defa 2003 yılında özerklik statüsünde de olsa, Güney Kürdistan’da, Irak Kürdistan Bölge Yönetimi (IKBY) adıyla bir Kürt yapılanması gün ışığına çıkıyordu.

Bütün Kürtler için, değerli bir olaydı, bu. Kürdistan’ın bir parçacığı, “dünyanın sahipsizi" olmak ve düşmanları tarafından “eşkıya" veya “terörist" olarak adlandırılmaktan kurtulmuştu. Bu bir başlangıçtı. Sonrası, gelecek demekti.

Bu nedenle olay, bütün Kürtler için değerli, sevinç büyüktü. Kürtler, bir kutsalı tavaf imkanı bulmuş gibi, dünyanın dört bir yanından akın ediyorlardı.

Kürdistan toprağına ayak basan ziyaretçilerden kimileri, yüksekte harelenen bayrağı görünce, ilkin taş kesilmişçesine bir haraketsizlikle durup bakıyor, sonra ağırdan ağıra uyanır gibi sevinçleniyor, derken yüzleri sevinç hüznüyle bulanıyor, hıçkırarak ağlamaya başlıyorlardı.

Bu karşılaştıkları manzara, bir ilkti. Ağlamanın tatlısı olur mu? Olur ebette. Bayrağa bakarken, gülerek ağlıyorlardı Kürtler.

Kimileri de toprağa diz çöküp yeri öpüyor, doğrulurken yüzünü sıvazlayarak içinden geçirdiği dualara amin diyor, gümrük kapısından içeriye adım atarken, birikmiş özlemleriyle çocuksu oyunlar oynuyorlardı.
Polisçe aranmayanlardan kimileri, “hayır" diye itiraz ediyor, Kürt konuşan bir polis tarafından aranmamak ve Kürtçe "neden geldin, ne kadar kalacaksın?“ sorsuna muhatap olmak için, yeni baştan ediyor, insan kuyruğunun ardına geçiyorlardı. 

Öfke deliliğin anlık hali ise eğer, Türk devleti kesintisiz delilik krizleri geçiriyordu. Başbakan Erdoğan en başta, bütün sözcüleri, günde bir kaç kere kırmızı çizgilerimiz diye haykırıp tehditler savuruyor, medya pasaportuna Kürdistan damgası basılmasını içine sindiremeyen Türklerin Irak‘a gitmekten vazgeçtiği ırkçılığını yayıyorlardı. Gazeteler, “bölücülük girişimi önlendi" başlığı ile adı Kürdistan olan bebeğin sınır kapısından geri çevrildiğini hikaye ediyorlardı.

Türklerin derdi, büyüktü. “Peşmerge" vatan fedaisi demekti. Ama Türkler, bu deyimi hakaret anlamında kullanıyor, Barzani’yi “Peşmerge" diye kendince aşağılıyorlardı. Medya, aslı, astarı olmadığı halde, Kuzeyden giden bütün gençleri üniversitelere kabul ettiğini, ayrıca isteyene burs vererek, bölücü terörist yetiştirdiğini haber veriyordu. Ayrıca Kuzeyden gidenlere çalışma ve barınma imkanı sağladığını…

Barzani, bütün bunlarla haddini ve Türkün kırmızı çizgilerini aşıyor, bununla da kalmıyor, “birakujî dönemi kapanmıştır" (kardeş katili olma dönemi kapanmıştır) diyerek PKK ile savaşmayı reddediyordu.

Recep Erdoğan, durumdan hoşnut değildi. O, “ey Peşmergebaşı" diye dursun, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt da, düzenlediği basın toplantısında, yeni inşa edilen banka binasının fotoğrafını göstererek, “bu terörist ve bölücü binayı yıkacak güce sahibiz" diyordu.

Bir bina, Türk generalinin ağzından ilk defa terörist ve bölücü oluyordu. Öte yandan, AKP rejimi bu süreçte, Kürtlerin “zengıline" (çan) ot tıkayıp saf dışı ederek, seslerini kısmak için, yeni entrika gergefleri “kirkit"liyor, Irak’da yandaş iktidarı iş başı yaptırma çalışmaları yürütüyordu. Ancak, ülke Kürt, Sünni, Alevi (Şii) diye ayrılıyordu. AKP ise Sünnilerin kılıcı idi. Onlar ise azınlıktaydı. 

Başbakan Erdoğan, bu tablodan Türk yanlısı iktidar çıkarmakla görevlendirmişti, “derin stratejili" Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu’nu. Davutoğlu, “tek vatan, tek devlet, tek millet, tek bayrak" sloganlı Müslüman Kardeşler çetesiyle sıkı ilişki ağıyla işe başladı.

Şiileri bölmek için de, kendilerine yakın bulduğu İyad Allavi’yi Başbakan adayı olarak öne sürdü. Cumhurbaşkanlığı için de, Talabani‘ye rakip olarak Müslüman Kardeşler teşkilatından Tarık El Haşimi’yi…

Bölgenin tartışmasız başlıca uzmanlarından sevgili Cengiz Çandar’ın “Mezopotamya Ekspresi" adındaki kitabında anlattığına göre, Talabani sadece Kürt olduğu için, Erdoğan ve ekibi yolunu kesmek istiyorlardı. Maksat ırkçılıktı. Bir Kürdü, yükseklerde görmeye tahammülsüzlüktü. Başkaca bir sebep yoktu.

Ama, entrika çarkı tutmadı. Talabani Cumhurbaşkanı seçildi. Allavi yerine de Nuri Maliki Başbakan oldu.

Güney yönetimi de bu aşamadan sonra yapılandı. Irak Cumhurbaşkanlığı için Talabani’yi destekleyen Mesud Barzani, Kürdistan Bölge Başkanı, Cengiz Çandar’ın “Türkiye’nin adamı" dediği Neçirvan Barzani de Başbakan oldu.

Mele Mustafa Barzani’nin üç oğlu vardı: Lokman, İdris ve Mesud Barzani… Lokman, Devlet Başkanı Hasan El Bekr’in 1970 yılında Kürtlerle yaptığı anlaşmadan sonra, Irak hükümetinde bakan oldu. Ancak, daha sonra öldürüldü. İdris Barzani ise hastalanarak ölünce, Mesud Barzani ailenin varisi olarak kaldı.

“Ortadoğu’nun Playboyu" lakaplı, eğlenceyi, salon oyunlarını ve kendince yaşamayı seven Neçirvan Barzani, İdris Barzani’nin oğlu ve amcası Mesud Barzani’nin de damadıydı.

Onun Başbakanlığı ile Kuzeyliler, ardından da öteki Kürtlerle köprüler yıkıldı. Dostluk, kardeşlik ilişkileri alt, üst oldu. Türk devleti, olanlardan memnundu. Neçirvan, başı okşanarak takdir ediliyor. Onun kişiliğinde Kürt dostluğu övülüyordu, öteki Kürtler topluca düşman diye halı altına süpürülüyordu. Ancak, 16 Ekim 2017 hücumu kanıttır ki, Ankara için “iyi Kürt yok"tu. Yaşayan en iyi Kürt, vakti geldiğinde boynu vurulmak üzere kolları düşük, boynu bükük olarak, teslim olan, hizmete koşandı. Ama vakti gelende, boynuna binilen…

Güney’in utançla dolu “iyi Kürtler"inin hikayesi budur: Hizmet ettikleri kurtlar, vakti gelince dönüp, boyunlarına bindiler. Acısını ise yer yüzünün bütün Kürtleri çekiyor…


872 
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA


Posted in: Tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
Bu cehenneme ateş lazım!
Fehim Taştekin
Türkiye birkaç gündür Kobani ve Tel Ebyad’a top atışları yaparak nabız yokluyor. Bu, biraz Suriye sahnesindeki uluslararası güçlere yönelik ciddiyet gösterisi, biraz müdahaleye gerekçe yar...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (44)


X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
Fehim Taştekin
Malum Türkiye, 2014 sonrasında IŞİD’e karşı savaşta ABD’nin Kürtlerle kurduğu ortaklığı önleyemedi. Ankara’nın istediği ABD’nin TSK ve müttefik milis güçleriyle birlikte hareket etmesiydi. Şimdi...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (44)


Rus Ruleti ve Kürtlere Göz Koyan Katil Sürüleri!
Dursun Ali Küçük
Esad, öldüğü ve bittiği halde Kürtlere hiç bir şey vermez. İran ve TC içinde bu geçerli... ABD ve koalisyon Cenevre'de Kürtlerinde temsili için yol vermeli ve Kürtler bunu zorlamalıdır... E...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (44)


Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
Fehim Taştekin
Bu alışverişin ‘al’ı papaz, ya ‘ver’i? Doğrusu Erdoğan geçen Temmuz’da öne sürülen Halk Bankası eski yöneticisi Hakan Atilla’ın iadesi ile bankaya yönelik olası cezanın müzakere...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (59)


Brunson pazarlığında ‘Fırat’ın Doğusu’ var mı?
Fehîm Işik
Türkiye ve Rusya, Suriye’ye ilişkin pazarlıklarda ABD’den istediklerini alabilmiş değiller. Bu nedenle ortak söylemlerle ABD’yi köşeye sıkıştırmanın hesabını yapıyorlar. Ayrıca Suriye yönetiminin MSD ile gör...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (56)


Kürtler Bağdat’a dönerken…
Fehim Taştekin
Barzani, referandum gecesi “Yarım asırdır savaşıyorum. Halkımla birlikte kitlesel ölümlerden, sürgünlerden, kimyasal katliamlardan geçtim” diyordu. Başarılı geçen referandumla birlikte uzun soluklu mü...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (86)


Kandil-Yerevan Yürüşümüz(2)
Dursun Ali Küçük
Abbas arkadaş tam bir kafa karışıklığı yaşıyordu. Bir cumhuriyet ve savaş hükümeti ilan etmenin koşulları bulunmadığını biliyordu. Diğer yandan cumhuriyet ve hükümet sözleri de ona çok cazip geliyordu. Bu cazibeye kapı...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (78)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media