Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
Zinare Xamo
Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
17 sal pir zû derbas bûn.  Mehmet Aslan Kaya 17 sal berê di rojeke wiha da di 51 saliya xwe da ji nişka ve, bêyî ku kesî nerehet bike, bêyî ku haya kesî pê xe wek çirayek&ecir...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (150)


Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e

Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Min got pismam sal zû dibuhirin, 16 sal derbas bûn. Hemû dost û hevalên te, zarokên te dersa matamatîkê dida wan, xortên te alîkariya wan dikirin hemû mezin bûne û di civat...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1410)


Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
admin
Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Di sîyeseta Kurdistanê de du problemên esasî hene. Yek jê, taleba desthilatîya navendî lawaz e, taleba jêr desthelatîye, bi tirkî ”alt îktîdar” ew taleb xurt e. L&eci...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1509)


Serxwebûna Kurdistanê
admin
Serxwebûna Kurdistanê
Sîyeseta partî, rêxîstin,saziyên bakurê Kurdistanê dev ji hedefa serixwebûnê berda ye. Ji delva hedefênserxwebûnê, otonomî, federalî an demokrasî te parastin. D...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1731)


Qirîza Dewleta Tirk
admin
Qirîza Dewleta Tirk
Reyadarên vê dewletê, hertim dibêjin pirsgirêka me pirsgirêka hebûn û nebûna dewletê ye. Rast e. Yalçin Kuçuk dibeje ”em nekevin Musulê dê Diyarbekir ji des...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1989)


Kutilkên diya min, qeyda Fuad Onen û biyopolîtîka Foucault
Ferzan ŞÊR
Bîranîneke Fuad Onen ji bo fahmkirina kolonyalîzma biyopolîtîkî ya tirkan di warê teorî û pratîkê de bi awayekî xwezayî destnîşan dike. Ger ez neqil bikim ew ê ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1719)


Helwest û çalakî
Fevzi Namli
Di rewşek weha de gava li Amedê, Cizîrê, Şirnex, Silopya, Hezex, Nisêbîn, Gever û Dêrikê êrîşên hovana yên dewleta dagirker li ser gelê kurd berdewam dikin. Di heman dem&ec...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1741)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  »      
  
28

Modern Kürdistan tarihinde, ilk defa 2003 yılında özerklik statüsünde de olsa, Güney Kürdistan’da, Irak Kürdistan Bölge Yönetimi (IKBY) adıyla bir Kürt yapılanması gün ışığına çıkıyordu.

Bütün Kürtler için, değerli bir olaydı, bu. Kürdistan’ın bir parçacığı, “dünyanın sahipsizi" olmak ve düşmanları tarafından “eşkıya" veya “terörist" olarak adlandırılmaktan kurtulmuştu. Bu bir başlangıçtı. Sonrası, gelecek demekti.

Bu nedenle olay, bütün Kürtler için değerli, sevinç büyüktü. Kürtler, bir kutsalı tavaf imkanı bulmuş gibi, dünyanın dört bir yanından akın ediyorlardı.

Kürdistan toprağına ayak basan ziyaretçilerden kimileri, yüksekte harelenen bayrağı görünce, ilkin taş kesilmişçesine bir haraketsizlikle durup bakıyor, sonra ağırdan ağıra uyanır gibi sevinçleniyor, derken yüzleri sevinç hüznüyle bulanıyor, hıçkırarak ağlamaya başlıyorlardı.

Bu karşılaştıkları manzara, bir ilkti. Ağlamanın tatlısı olur mu? Olur ebette. Bayrağa bakarken, gülerek ağlıyorlardı Kürtler.

Kimileri de toprağa diz çöküp yeri öpüyor, doğrulurken yüzünü sıvazlayarak içinden geçirdiği dualara amin diyor, gümrük kapısından içeriye adım atarken, birikmiş özlemleriyle çocuksu oyunlar oynuyorlardı.
Polisçe aranmayanlardan kimileri, “hayır" diye itiraz ediyor, Kürt konuşan bir polis tarafından aranmamak ve Kürtçe "neden geldin, ne kadar kalacaksın?“ sorsuna muhatap olmak için, yeni baştan ediyor, insan kuyruğunun ardına geçiyorlardı. 

Öfke deliliğin anlık hali ise eğer, Türk devleti kesintisiz delilik krizleri geçiriyordu. Başbakan Erdoğan en başta, bütün sözcüleri, günde bir kaç kere kırmızı çizgilerimiz diye haykırıp tehditler savuruyor, medya pasaportuna Kürdistan damgası basılmasını içine sindiremeyen Türklerin Irak‘a gitmekten vazgeçtiği ırkçılığını yayıyorlardı. Gazeteler, “bölücülük girişimi önlendi" başlığı ile adı Kürdistan olan bebeğin sınır kapısından geri çevrildiğini hikaye ediyorlardı.

Türklerin derdi, büyüktü. “Peşmerge" vatan fedaisi demekti. Ama Türkler, bu deyimi hakaret anlamında kullanıyor, Barzani’yi “Peşmerge" diye kendince aşağılıyorlardı. Medya, aslı, astarı olmadığı halde, Kuzeyden giden bütün gençleri üniversitelere kabul ettiğini, ayrıca isteyene burs vererek, bölücü terörist yetiştirdiğini haber veriyordu. Ayrıca Kuzeyden gidenlere çalışma ve barınma imkanı sağladığını…

Barzani, bütün bunlarla haddini ve Türkün kırmızı çizgilerini aşıyor, bununla da kalmıyor, “birakujî dönemi kapanmıştır" (kardeş katili olma dönemi kapanmıştır) diyerek PKK ile savaşmayı reddediyordu.

Recep Erdoğan, durumdan hoşnut değildi. O, “ey Peşmergebaşı" diye dursun, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt da, düzenlediği basın toplantısında, yeni inşa edilen banka binasının fotoğrafını göstererek, “bu terörist ve bölücü binayı yıkacak güce sahibiz" diyordu.

Bir bina, Türk generalinin ağzından ilk defa terörist ve bölücü oluyordu. Öte yandan, AKP rejimi bu süreçte, Kürtlerin “zengıline" (çan) ot tıkayıp saf dışı ederek, seslerini kısmak için, yeni entrika gergefleri “kirkit"liyor, Irak’da yandaş iktidarı iş başı yaptırma çalışmaları yürütüyordu. Ancak, ülke Kürt, Sünni, Alevi (Şii) diye ayrılıyordu. AKP ise Sünnilerin kılıcı idi. Onlar ise azınlıktaydı. 

Başbakan Erdoğan, bu tablodan Türk yanlısı iktidar çıkarmakla görevlendirmişti, “derin stratejili" Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu’nu. Davutoğlu, “tek vatan, tek devlet, tek millet, tek bayrak" sloganlı Müslüman Kardeşler çetesiyle sıkı ilişki ağıyla işe başladı.

Şiileri bölmek için de, kendilerine yakın bulduğu İyad Allavi’yi Başbakan adayı olarak öne sürdü. Cumhurbaşkanlığı için de, Talabani‘ye rakip olarak Müslüman Kardeşler teşkilatından Tarık El Haşimi’yi…

Bölgenin tartışmasız başlıca uzmanlarından sevgili Cengiz Çandar’ın “Mezopotamya Ekspresi" adındaki kitabında anlattığına göre, Talabani sadece Kürt olduğu için, Erdoğan ve ekibi yolunu kesmek istiyorlardı. Maksat ırkçılıktı. Bir Kürdü, yükseklerde görmeye tahammülsüzlüktü. Başkaca bir sebep yoktu.

Ama, entrika çarkı tutmadı. Talabani Cumhurbaşkanı seçildi. Allavi yerine de Nuri Maliki Başbakan oldu.

Güney yönetimi de bu aşamadan sonra yapılandı. Irak Cumhurbaşkanlığı için Talabani’yi destekleyen Mesud Barzani, Kürdistan Bölge Başkanı, Cengiz Çandar’ın “Türkiye’nin adamı" dediği Neçirvan Barzani de Başbakan oldu.

Mele Mustafa Barzani’nin üç oğlu vardı: Lokman, İdris ve Mesud Barzani… Lokman, Devlet Başkanı Hasan El Bekr’in 1970 yılında Kürtlerle yaptığı anlaşmadan sonra, Irak hükümetinde bakan oldu. Ancak, daha sonra öldürüldü. İdris Barzani ise hastalanarak ölünce, Mesud Barzani ailenin varisi olarak kaldı.

“Ortadoğu’nun Playboyu" lakaplı, eğlenceyi, salon oyunlarını ve kendince yaşamayı seven Neçirvan Barzani, İdris Barzani’nin oğlu ve amcası Mesud Barzani’nin de damadıydı.

Onun Başbakanlığı ile Kuzeyliler, ardından da öteki Kürtlerle köprüler yıkıldı. Dostluk, kardeşlik ilişkileri alt, üst oldu. Türk devleti, olanlardan memnundu. Neçirvan, başı okşanarak takdir ediliyor. Onun kişiliğinde Kürt dostluğu övülüyordu, öteki Kürtler topluca düşman diye halı altına süpürülüyordu. Ancak, 16 Ekim 2017 hücumu kanıttır ki, Ankara için “iyi Kürt yok"tu. Yaşayan en iyi Kürt, vakti geldiğinde boynu vurulmak üzere kolları düşük, boynu bükük olarak, teslim olan, hizmete koşandı. Ama vakti gelende, boynuna binilen…

Güney’in utançla dolu “iyi Kürtler"inin hikayesi budur: Hizmet ettikleri kurtlar, vakti gelince dönüp, boyunlarına bindiler. Acısını ise yer yüzünün bütün Kürtleri çekiyor…


872 
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA


Posted in: Tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
Fehim Taştekin
Raco ve Cinderes’teki beklenmedik çekilmenin ardından YPG’nin Afrin’de şehir savaşına hazırlandığı belirtilmişti. Ancak Afrin’den de ani bir çekilme ile şehrin kontrolü Türk ordusu ve silahlı gruplara b...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (126)


'Afrin’in Fethi' ve Nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi
Fehim Taştekin
Fetih ile başlayan söz “Afrin’i asıl sahiplerine bırakacağız” ile bitiyor. Ne var ki gasba uğrayandır ‘asıl’ olan. Abdülaziz Temmo gibi PYD’ye muhalif birkaç Kürt’ün “Afrin &o...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (196)


Türkler IŞİD’in ‘zaferini (!)’ kutluyor
Ahmet Kahraman
İki taraf da kiralık, yani paralı askerdi. Biri, Efrîn’in yüksekçe bir yerine çıkıp, "hey katiller, tecavüzcü ve hırsızlar" diye seslense, inanın hepsi anında sesin yönüne, "bana mı seslendin hemşehr...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (188)


Efrin’de Dişe Diş Savunma Uygulanacak!
Dursun Ali Küçük
"Ortak vatan" "birlikte yaşam" hak, hukuk ve eşitlik olmadan boş laftır. Bırakınız "ortak vatanı" bizi ortak olmayan vatan Efrin ve Rojava’da da vurmak istiyorlar. "Kız alıp vermişiz" Efrin için Fetih süresi ve hutbe okuttular....
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (236)


Kötülüklerini biliyoruz general!..
Ahmet Kahraman
Bu general bir tuhaf. Hurafeler diyarında dolaşıyor. Gelişmemiş beyni, masalımsı gerekçe yapıyor. Roboskî’de böyle olmuştu. Roboskî onun eserdir. Gerilla lideri Bahoz Erdal, bütün sınırlar kendisi için a...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (320)


Efrin Ey Efrin
Dursun Ali Küçük
Özgürlük, kutuluş ve temel haklarımız için, Kürdistan’ın statüsü ve bağımsızlığı için düştük yollara. İnsanlığın kurtuluşu ve demokrasi içinde bedeller ödedik. Bize yüzyıll...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (342)


Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
Fehim Taştekin
Malum hükümet bütün başarısızlıklara rağmen Suriye’de oyunda kalmak, Kürt bölgelerine müdahale için zemin yakalamak ve Esad yönetimine karşı savaşan örgütlerin sahadan tamamen silinmesini...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (368)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media