Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
Zinare Xamo
Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
17 sal pir zû derbas bûn.  Mehmet Aslan Kaya 17 sal berê di rojeke wiha da di 51 saliya xwe da ji nişka ve, bêyî ku kesî nerehet bike, bêyî ku haya kesî pê xe wek çirayek&ecir...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (586)


Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e

Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Min got pismam sal zû dibuhirin, 16 sal derbas bûn. Hemû dost û hevalên te, zarokên te dersa matamatîkê dida wan, xortên te alîkariya wan dikirin hemû mezin bûne û di civat...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1733)


Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
admin
Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Di sîyeseta Kurdistanê de du problemên esasî hene. Yek jê, taleba desthilatîya navendî lawaz e, taleba jêr desthelatîye, bi tirkî ”alt îktîdar” ew taleb xurt e. L&eci...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1822)


Serxwebûna Kurdistanê
admin
Serxwebûna Kurdistanê
Sîyeseta partî, rêxîstin,saziyên bakurê Kurdistanê dev ji hedefa serixwebûnê berda ye. Ji delva hedefênserxwebûnê, otonomî, federalî an demokrasî te parastin. D...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2098)


Qirîza Dewleta Tirk
admin
Qirîza Dewleta Tirk
Reyadarên vê dewletê, hertim dibêjin pirsgirêka me pirsgirêka hebûn û nebûna dewletê ye. Rast e. Yalçin Kuçuk dibeje ”em nekevin Musulê dê Diyarbekir ji des...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2396)


Kutilkên diya min, qeyda Fuad Onen û biyopolîtîka Foucault
Ferzan ŞÊR
Bîranîneke Fuad Onen ji bo fahmkirina kolonyalîzma biyopolîtîkî ya tirkan di warê teorî û pratîkê de bi awayekî xwezayî destnîşan dike. Ger ez neqil bikim ew ê ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1942)


Helwest û çalakî
Fevzi Namli
Di rewşek weha de gava li Amedê, Cizîrê, Şirnex, Silopya, Hezex, Nisêbîn, Gever û Dêrikê êrîşên hovana yên dewleta dagirker li ser gelê kurd berdewam dikin. Di heman dem&ec...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2017)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  »      
  
14

Kürtler, (elbette akıl ermezlik ve anlamazlıkları yüzünden değil, pazarlık yapma güçlerinin yetmezliğinden), tarihleri boyunca, defalarca yanıltılıp aldatılarak, dolandırıldılar.

AKP ise kalpazan işportacı hüneriyle en yaman dolandırıcıydı.

Söz temsili, tarih 12 Ağustos 2005. Yer, Kürdistan siyasetinin kalbi Amed…
AKP’nin lideri ve Başbakan Recep Erdoğan, o gün, Kürtleri, ana davaları konusunda aydınlatmak için, ilk defa evlerinde ziyaret ediyor, amiyane deyişle “görücüye" çıkıyordu.

Herkes de, saklanması mümkün olmayan bir merak…
Doğrusu, yalnız Kürtler değil, liberal Türk kesim de, söyleyeceklerini bekliyordu. Çünkü bunlar, henüz somut bir adım atmamış ama, gelip geçmiş bütün iktidarların “alt tarafları"nı teşkil eden kesimin kadrolarıydı. Türk elitinin “ayak işleri"ni görmekten geliyorlardı. Gerektiğinde sokak gücü" olarak da kullanılan…

Onlar, ele geçirdikleri iktidarın gücüyle, çarkı değiştireceğini söylüyorlardı. Kim bilir, belki de kalpazan değillerdi. Bilinmez ki…
Çünkü bunlar, Türk solcularının “emekçiler iktidar olacak, dertler bitecek" sloganının içini dolduracak tabakayı temsil ediyor, en alttan geliyorlardı. Gerçi Hitler’in, Mussolini, Saddam ve Pinochet’in kadroları da emekçiydi ya, her neyse bunlar da, gecekondu çocuklarıydı.

Kimiler geçmişte, belediye zabıta memurlarının, sokaklar boyunca kovaladığı işportacılardı. Eski sokak köftecisi, kokoreççi, sucu, simitçi, kimi bakkal, manav, kahveci çırağı, kimileri de aylak, Kürtlerin deyimiyle “berade, gewende" dedikleri…

Ama adalet, hak ve hukuk kavramlarını ağızlarında eksik etmiyorlardı. Merak bu ya, bakalım, Kürtlere mesajları neydi!..

Kürtler, umutlarıyla bekleye dursun, liberal Türklere göre bunlar, Kemalist elitin adam yerine koymadığı, kesimin temsilcileriydi. O nedenle, ordunun tahakkümünü söküp atmaya, demokrasiyi yerleştirmeye azimliydiler. Baksanıza, Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan’ın türbanlı eşleri, uyuz, vebalı gibi askeri tesislerin kapısına bile yanaşamıyorlardı. Bazı generaller, tören alanlarında, bu türbanlıların elini sıkmamak için arkalarını dönüyor, ya da görmezden geliyorlardı.

Doğrusu, bunlar da sabırlıydılar. Sanki, adım adım demokrasiye gidiyorlarmış gibi, Türk sağcılarının ezberine aykırı olarak, "herkes için demokrasi" diye diye, her türlü aşağılanmayı yutuyorlardı.

Ve bu ezik, bu horlanan, itilip kakılan kadroların lideri Erdoğan, demokrasiyi yeni baştan yaratan şampiyon olarak her yerde alkışlanıyordu. Şimdi Amed’de Kürtlerle yüz yüzeydi. Bakalım, bütün sorunları anası olan, acılı Kürtlerin ana davası için ne diyecekti!..

An, o andı. Erdoğan, tiyatro sahnesini andıran platformdaydı. Ancak, Kürtlerin iktidarını simgeleyen belediyeyi muhatap almadığı için, Amedliler protesto niteliğinde, onu yadsımış, uzaktan ilgisiz bakmış, konuşacağı meydan, yarı boş kalmıştı.

Ama o, boşluğa aldırmamış, meydan doluymuş gibi el, kol hareketleriyle, ağaçları, binaları, boş pencere ve balkonları selamlamış, sonra, merak edilen konuya doğrudan atlamış, “Kürt sorunu vardır ve bu sorun benim de sorunumdur" demişti.

Bu vurgu, alkış yağmuru olarak başından aşağıya dökülünce, o mutluluktan mest, ruhu coşkundu. Kürtlerin nabzını yakalamıştı, çünkü. Takdir görüyordu.

O nedenle, ruhu kalıbından çıkmış, kendinden geçmiş gibi, tepeden tırnağa kadar insani kesilmiş, demokrasi diyor, insani haklardan bahsediyor, terör devletinin kötülüklerini kovuyor, bir Başbakan olarak, ilk defa devletin, geçmişte Kürtlere karşı hatalar işlediğini haykırıyor ve bu hatalar yüzünden, onlardan özür dilenmesi gerektiğini söylüyordu.

Daha ne olsun! Her şeyi söylemiş, Kürtlerin beklentilerini karşılamıştı. O andan itibaren, sözle verdiğinin karşılığını da almaya başlamıştı. Kürtler, oylarıyla destek verdiler, ona.

O da, o gün, o meydanda söylediklerini, yıllar yılı “iyilik" diye, Kürtlerin başına vurdu. Kan kustururken bile…

Her neyse, yer yüzünde, hiç kimse, yalanını hayat boyu sür-git edecek zeka ve yeteneğe sahip değildi. Yalan, dolan ve talanlar eninde sonunda ayağa dolanıyor, kavuk devrilip kel görünüyordu.

Bunların ki de öyle oldu. Ulusalcı generalleri tutuklayıp hapisle “terbiye" ettiler. Sonra “aldanmışız" diyerek, onları duvarlar arasından çıkarıp öptüler. Ardından ittifak kurdular. İttifakı adliye, medya gücü ve polisle takviye ederek, Kürt düşmanlığı üzerinde acımasız bir dikta inşa ettiler.

İşgal toprakları olarak, el altında tuttukları Kuzey Kürdistan’ın üçte birini, insanların başına yıktılar. Kürt coğrafyası boyunca, Türkün silahlısına cinayetleri serbest, insanları çırılçıplak teşhir etmeyi eğlence kıldılar.
Bununla da kalmadılar. Kürtleri, yer yüzünden silip yok etmek için, Arap ve Acemlere öncülük ettiler. Yok edici cephe kurdular.

Kürtler, katillerine karşı birlik olmak için, hala düşünüyorlar.
Tarihte Kızılderililer, Avustralya’nın yerlisi Aborjinler de düşüne düşüne yok olmuşlardı. Birlik adına ayağa kalktıklarında ise vakit geçti…


576 
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA


Posted in: Tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
Bu cehenneme ateş lazım!
Fehim Taştekin
Türkiye birkaç gündür Kobani ve Tel Ebyad’a top atışları yaparak nabız yokluyor. Bu, biraz Suriye sahnesindeki uluslararası güçlere yönelik ciddiyet gösterisi, biraz müdahaleye gerekçe yar...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (46)


X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
Fehim Taştekin
Malum Türkiye, 2014 sonrasında IŞİD’e karşı savaşta ABD’nin Kürtlerle kurduğu ortaklığı önleyemedi. Ankara’nın istediği ABD’nin TSK ve müttefik milis güçleriyle birlikte hareket etmesiydi. Şimdi...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (45)


Rus Ruleti ve Kürtlere Göz Koyan Katil Sürüleri!
Dursun Ali Küçük
Esad, öldüğü ve bittiği halde Kürtlere hiç bir şey vermez. İran ve TC içinde bu geçerli... ABD ve koalisyon Cenevre'de Kürtlerinde temsili için yol vermeli ve Kürtler bunu zorlamalıdır... E...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (45)


Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
Fehim Taştekin
Bu alışverişin ‘al’ı papaz, ya ‘ver’i? Doğrusu Erdoğan geçen Temmuz’da öne sürülen Halk Bankası eski yöneticisi Hakan Atilla’ın iadesi ile bankaya yönelik olası cezanın müzakere...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (60)


Brunson pazarlığında ‘Fırat’ın Doğusu’ var mı?
Fehîm Işik
Türkiye ve Rusya, Suriye’ye ilişkin pazarlıklarda ABD’den istediklerini alabilmiş değiller. Bu nedenle ortak söylemlerle ABD’yi köşeye sıkıştırmanın hesabını yapıyorlar. Ayrıca Suriye yönetiminin MSD ile gör...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (57)


Kürtler Bağdat’a dönerken…
Fehim Taştekin
Barzani, referandum gecesi “Yarım asırdır savaşıyorum. Halkımla birlikte kitlesel ölümlerden, sürgünlerden, kimyasal katliamlardan geçtim” diyordu. Başarılı geçen referandumla birlikte uzun soluklu mü...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (88)


Kandil-Yerevan Yürüşümüz(2)
Dursun Ali Küçük
Abbas arkadaş tam bir kafa karışıklığı yaşıyordu. Bir cumhuriyet ve savaş hükümeti ilan etmenin koşulları bulunmadığını biliyordu. Diğer yandan cumhuriyet ve hükümet sözleri de ona çok cazip geliyordu. Bu cazibeye kapı...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (79)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media