Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e

Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Min got pismam sal zû dibuhirin, 16 sal derbas bûn. Hemû dost û hevalên te, zarokên te dersa matamatîkê dida wan, xortên te alîkariya wan dikirin hemû mezin bûne û di civat...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (924)


Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
admin
Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Di sîyeseta Kurdistanê de du problemên esasî hene. Yek jê, taleba desthilatîya navendî lawaz e, taleba jêr desthelatîye, bi tirkî ”alt îktîdar” ew taleb xurt e. L&eci...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1080)


Serxwebûna Kurdistanê
admin
Serxwebûna Kurdistanê
Sîyeseta partî, rêxîstin,saziyên bakurê Kurdistanê dev ji hedefa serixwebûnê berda ye. Ji delva hedefênserxwebûnê, otonomî, federalî an demokrasî te parastin. D...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1184)


Qirîza Dewleta Tirk
admin
Qirîza Dewleta Tirk
Reyadarên vê dewletê, hertim dibêjin pirsgirêka me pirsgirêka hebûn û nebûna dewletê ye. Rast e. Yalçin Kuçuk dibeje ”em nekevin Musulê dê Diyarbekir ji des...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1455)


Kutilkên diya min, qeyda Fuad Onen û biyopolîtîka Foucault
Ferzan ŞÊR
Bîranîneke Fuad Onen ji bo fahmkirina kolonyalîzma biyopolîtîkî ya tirkan di warê teorî û pratîkê de bi awayekî xwezayî destnîşan dike. Ger ez neqil bikim ew ê ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1376)


Helwest û çalakî
Fevzi Namli
Di rewşek weha de gava li Amedê, Cizîrê, Şirnex, Silopya, Hezex, Nisêbîn, Gever û Dêrikê êrîşên hovana yên dewleta dagirker li ser gelê kurd berdewam dikin. Di heman dem&ec...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1377)


Kurdȇn Ȇzdȋ ȗ Qetlyama Ermeniya / Para duda
Eskerê Boyik
Kurdȇn Ȇzdȋ ȗ Qetlyama Ermeniya / Para duda
… Ferman. Gava vê peyvê dibêjin evdên Ȇzdî bi tirs û saw, bê hemdê xwe neheqî, kuștin û kokbirya civaka xwe bîr tinin. Xûn ji wê peyva xezeb diniqite. Ferman yan&eci...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3360)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  »      
  
08

Recep Erdoğan’ın, hayat parantezinin nasıl kapanacağı meçhul. Sonu “acılı mı, acısız mı" noktalanacak bilemiyorum.

 Ama, hayat parantezini nasıl kapatırsa kapatsın, Kürt kinlisi olarak, tarihe geçeceği şüphesizdir. Aynen Hitler’in, bütün cinayetleri bir yana, Yahudi düşmanlığıyla anılması gibi…

Erdoğan’ın kini, en az Hitler’in Yahudilere karşı beslediği düşmanlık kadar keskindir. Gözüne kırmızı rengin şavkı vurmuş, o kızgınlıkla ipini koparmış, öfkeden deli deli sağa sola seğirterek havayı boynuzlayan boğa gibi gürlüyor, gün boyu, en az bir kaç kere “terörist" diye haykırıyor, katledilmiş sivilleri de katarak, “silahlarıyla birlikte ölü olarak ele geçirilmiş teröristlere" ilişkin rakamları açıklıyordu.

(O ve bütün adamlarından hangisinin Türk, kimlerin çakma, yani öz soyundan yandan çarklı, dönme, sonradan Türk olduğu konusuna girmeyeceğim. Ancak, onlar Türk ırkçıları, gelgelelim Türkçeyi de bimiyorlardı. O nedenle, katlettikleri Kürtler için,  “silahlarıyla birlikte ölü olarak ele geçirildiler" diyorlardı. Yani, silahları da öldürmüşlerdi.)

Parantezden sonra kaldığımız yerden devam edersek, Recep bey, katledilmiş Kürtlerin sayısı ile “insanlığa katkı" yaptığını sanadursun, söyledikleriyle, rüyasında hazlar almış, mutlu olmuş divane gibi yüzünde yayvan bir gülümseme peydahlanıp sönüyordu.

Çünkü, onu sevmeyen bütün Kürtler terörist cinsinden düşmandı. Canlarının alınması hak, malları, mülklerinin talanı, kalanının da yakılıp yıkılması mübahtı.

Yer yüzünde bir tek, Güneyli Kürtler kardeş, onların liderleri Mesut Barzani da “kak"tı. Onun için, Recep Erdoğan AKP toplantılarında, Barzani’nin elini şan ve şerefle avucuna havaya kaldırıp “kardeşim" diyerek onu, oyunu istediği Kürt “kardeşlerine" gösteriyordu.

Erdoğan’ın gösterisini izleyenler, boşa giden, heder bir çabayla uyarı zilleri çalıyorlardı:

“Bu bir kandırmacadır. Onun dünyasında vefa yok, insana saygı ölü, Kürtler, işine yaradığı sürece insandır."

Bu söylenenler, onun dününe ayna tutuyordu. Geçmişi gerçekten ölü vicdanlar tarlasıydı. Kendisini var eden, ihtiyar Erbakan’ı bile kovmuş yerine oturmuştu. Elinden tutan herkesi çelmeleyip saf dışı etmiş, yakın “kardeş komşu" Suriye, Irak onun darbelerinden sonra, yerde yatan birer “cendek"ti.

Boynuna madalya takan Kaddafi’yi darbeleyen, evini talan eden haramiler arasındaydı. Bir zamanlar, yardım dilenip derneklerine sığındığı “dost İsrail" ani dönüşünle, “kahrol düşman"dı. Mısır medeniyetinin doruklarında kanatlanan kudumsuzluktu. Daha neler…

Ama Barzani, halkını bağımsızlık konusunda yoklayana kalkışınca, olan oldu. Erdoğan, sömürge efendisi gibi tepesine dikilmiş, hükmedici olarak, onu küçümseyip sövüyor, şantaj salkımı ültimatomlar yağdırıyordu. Sonra öfkesini köpürte köpürte hayatını bağışlamış sömürge senyörü ve bölgenin tartışmasız efendisi edasıyla, Barzaninin onurunu hançerliyor, şöyle diyordu:

"Para, pul, petrolün var. Rahat dur. Otur oturduğun yerde. Bağımsız olacakmış. 350 kilometre sınırın var. Bizimle konuştun mu?"
Oysa Kürt halkının petrolü üstüne tüneyen oydu. Damadı, oğulları altın vuruşlar yapıyorlardı. Kürdistan’ın tüketim pazarı onun elindeydi. 2010’da ekonomik kriz başladığında, Kürt halkını milyarlarca dolarını, keyfince kullanan oydu.

Kürtlerin toprakları karış karış, askerlerinin üssüydü.
Buna rağmen, devam ediyordu:
"Kuzey Irak yönetimi, ülkemize rağmen bir adım atmıştır. Öyleyse, bunun bedelini ödeyecektir."

Bu, kurtlaşmaydı. Güney Kürdistan, kurt masalındaki gibi, Mesud Barzani’nin kişiliğinde “kırmızı başlıklı kız"dı. O da, hırlarken üst dudağı kurçım kurçım yukarıya doğru çekilen, kirli dişleri ortaya çıkan kurttu, artık. Orduları, sınırda hücum manevraları yapıyor, o da Mafya ağzıyla şarkının nakaratını tehdit olarak kullanıyor “bir gece ansızın gelebiliriz" diyordu.

Bir yandan da, Güney Kürdistan’da, Irak’ın Başika’sı, Suriye’nin kuzeyinde işgalci olduğu halde, postunu kafasına çektiği kuzu gibi meleme sesleri çıkarıp sağa, sola temennah çakarak “Kürtlere karşı değiliz" diyordu.

Oysa bunu söylerken, Rojava’nın özgürlük hayallerini boğmak için, bir yandan da pusu mevzilerinin üstünde kale kuleler inşa edip cinayetler işliyor, Şengal’i, Kandil’i bombalıyor, Kuzeyi ateşe verip çocukları katlediyor, şehirleri yıkıyordu.  

Haydutluktu, bunlar. Ama ona göre Kürtlere karşı değildi. Sadece gırtlaklayıp canlarını alarak onlara iyilik ettiğini sanıyordu. Bu yüzden gidip Van’da, Diyarbakır’da şehirlerin yıkımını ballandıra ballandıra anlatarak karşılığında, Kürtlerden oy istemişti geçmişte…

Nitekim, Kürt kanat önderleri adıyla Ankara’ya çağırdığı korucular ve işbirlikçilere de kırım, kıyım ve yangınları da Kürtlere iyilik olarak aktarmış, Barzani’yi şikayet etmişti:

“Sağ tarafına Fransa’nın eski Dışişleri Bakanını, sol tarafına da başka bir Yahudi’yi almışsın. Onlarla beraber çalışıyorsun. Onlar sana dost değil."
O, Yahudi düşmanlığı ile “Kürde dost olan benim“ diyordu.

Oysa 100 yıldan beri Kürtlerin bir sağında bir Türk, solunda bir Türk oturuyor ve Kürt halkı, bütün olarak kan, yangın içinde. "Yaşasın cehennem" narası üstüne kurulu bir dostluk, bu…

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA


Posted in: Tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
Kürdistan‘da işgal manzaraları!..
Ahmet Kahraman
Paris’i işgal eden Hitler unsurları da böyleydi. Onların karargahları da, Amed‘deki Türk valiliği gibi kum torbalarıyla çevriliydi. Kum torbalarının gerisinde mevzilenmiş nöbetçiler, gün 24 saat boyunca y...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (71)


Ordular, katil taburları değildir
Ahmet Kahraman
Evrenin güçleri, birinci ve İkinci Dünya savaşlarında insanlığa karşı işlenen suçlar vahşetinin dehşetinden sonra, Cenevre‘de bir araya gelip savaşların kaide ve kuralarına ilişkin hukuku düzenlediler. Hukukun teme...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (71)


Bizimkiler saygıyla terk etmeyi, saygıyla istifaya gönderilmeyi dahi bilmiyorlar.
Hejarê Şamil
“Barzani peşmergenin başına geçti, bekleyin, iyi şeyler olacak” gibisinden yazılar, yorumlar ucuz propaganda ve kendini tatmin etmeden öte bir anlam taşımamaktadır. O tiren geçti, gitti. Peşmergeliye geri dönen Say...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (68)


Bir zamanlar Güney Kürdistan vardı
Ahmet Kahraman
Sanki halk, onlar babadan oğula geçen saltanat kursunlar diye savaşmıştı!.. Sonra gördük. Ülkenin askeri tepeleri ve ekonomisinin teslim edildiği Türk devletinin organizasyonu ile Kürt düşmanları, 16 Ekim’d...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (97)


Barzani ve İstifa
Hejarê Şamil
Mesud Barzani, 17 Ekimde her şeyi (binlerce şehadeti, tc, iran bankalarindaki milyardların dönemsel kaybını vs. vb.) göze alarak Referandumu, Halkın iradesini savunma savaşının kararını vermeli, bu savaşın öncüllüğün&uum...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (118)


Güneyin ‘iyi Kürt’leri…
Ahmet Kahraman
Öfke deliliğin anlık hali ise eğer, Türk devleti kesintisiz delilik krizleri geçiriyordu. Başbakan Erdoğan en başta, bütün sözcüleri, günde bir kaç kere kırmızı çizgilerimiz diye haykırıp tehdit...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (117)


Abadi ve Erdoğan’ı Güldüren Zayıflık
Fehîm Işik
KYB’den Pavel Talabani’yi, Ala Talabani’yi, Lahor Şêx Cengi’yi eleştiriyoruz. Peki, peşmergelerin neredeyse yüzde 90’ı çekilip Kerkük’ü, Şengal’i Haşdi Şabi’ye teslim etmesin...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (143)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media