Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
Zinare Xamo
Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
17 sal pir zû derbas bûn.  Mehmet Aslan Kaya 17 sal berê di rojeke wiha da di 51 saliya xwe da ji nişka ve, bêyî ku kesî nerehet bike, bêyî ku haya kesî pê xe wek çirayek&ecir...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (448)


Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e

Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Min got pismam sal zû dibuhirin, 16 sal derbas bûn. Hemû dost û hevalên te, zarokên te dersa matamatîkê dida wan, xortên te alîkariya wan dikirin hemû mezin bûne û di civat...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1669)


Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
admin
Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Di sîyeseta Kurdistanê de du problemên esasî hene. Yek jê, taleba desthilatîya navendî lawaz e, taleba jêr desthelatîye, bi tirkî ”alt îktîdar” ew taleb xurt e. L&eci...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1770)


Serxwebûna Kurdistanê
admin
Serxwebûna Kurdistanê
Sîyeseta partî, rêxîstin,saziyên bakurê Kurdistanê dev ji hedefa serixwebûnê berda ye. Ji delva hedefênserxwebûnê, otonomî, federalî an demokrasî te parastin. D...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2038)


Qirîza Dewleta Tirk
admin
Qirîza Dewleta Tirk
Reyadarên vê dewletê, hertim dibêjin pirsgirêka me pirsgirêka hebûn û nebûna dewletê ye. Rast e. Yalçin Kuçuk dibeje ”em nekevin Musulê dê Diyarbekir ji des...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2329)


Kutilkên diya min, qeyda Fuad Onen û biyopolîtîka Foucault
Ferzan ŞÊR
Bîranîneke Fuad Onen ji bo fahmkirina kolonyalîzma biyopolîtîkî ya tirkan di warê teorî û pratîkê de bi awayekî xwezayî destnîşan dike. Ger ez neqil bikim ew ê ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1905)


Helwest û çalakî
Fevzi Namli
Di rewşek weha de gava li Amedê, Cizîrê, Şirnex, Silopya, Hezex, Nisêbîn, Gever û Dêrikê êrîşên hovana yên dewleta dagirker li ser gelê kurd berdewam dikin. Di heman dem&ec...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1973)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  »      
  
08

Recep Erdoğan’ın, hayat parantezinin nasıl kapanacağı meçhul. Sonu “acılı mı, acısız mı" noktalanacak bilemiyorum.

 Ama, hayat parantezini nasıl kapatırsa kapatsın, Kürt kinlisi olarak, tarihe geçeceği şüphesizdir. Aynen Hitler’in, bütün cinayetleri bir yana, Yahudi düşmanlığıyla anılması gibi…

Erdoğan’ın kini, en az Hitler’in Yahudilere karşı beslediği düşmanlık kadar keskindir. Gözüne kırmızı rengin şavkı vurmuş, o kızgınlıkla ipini koparmış, öfkeden deli deli sağa sola seğirterek havayı boynuzlayan boğa gibi gürlüyor, gün boyu, en az bir kaç kere “terörist" diye haykırıyor, katledilmiş sivilleri de katarak, “silahlarıyla birlikte ölü olarak ele geçirilmiş teröristlere" ilişkin rakamları açıklıyordu.

(O ve bütün adamlarından hangisinin Türk, kimlerin çakma, yani öz soyundan yandan çarklı, dönme, sonradan Türk olduğu konusuna girmeyeceğim. Ancak, onlar Türk ırkçıları, gelgelelim Türkçeyi de bimiyorlardı. O nedenle, katlettikleri Kürtler için,  “silahlarıyla birlikte ölü olarak ele geçirildiler" diyorlardı. Yani, silahları da öldürmüşlerdi.)

Parantezden sonra kaldığımız yerden devam edersek, Recep bey, katledilmiş Kürtlerin sayısı ile “insanlığa katkı" yaptığını sanadursun, söyledikleriyle, rüyasında hazlar almış, mutlu olmuş divane gibi yüzünde yayvan bir gülümseme peydahlanıp sönüyordu.

Çünkü, onu sevmeyen bütün Kürtler terörist cinsinden düşmandı. Canlarının alınması hak, malları, mülklerinin talanı, kalanının da yakılıp yıkılması mübahtı.

Yer yüzünde bir tek, Güneyli Kürtler kardeş, onların liderleri Mesut Barzani da “kak"tı. Onun için, Recep Erdoğan AKP toplantılarında, Barzani’nin elini şan ve şerefle avucuna havaya kaldırıp “kardeşim" diyerek onu, oyunu istediği Kürt “kardeşlerine" gösteriyordu.

Erdoğan’ın gösterisini izleyenler, boşa giden, heder bir çabayla uyarı zilleri çalıyorlardı:

“Bu bir kandırmacadır. Onun dünyasında vefa yok, insana saygı ölü, Kürtler, işine yaradığı sürece insandır."

Bu söylenenler, onun dününe ayna tutuyordu. Geçmişi gerçekten ölü vicdanlar tarlasıydı. Kendisini var eden, ihtiyar Erbakan’ı bile kovmuş yerine oturmuştu. Elinden tutan herkesi çelmeleyip saf dışı etmiş, yakın “kardeş komşu" Suriye, Irak onun darbelerinden sonra, yerde yatan birer “cendek"ti.

Boynuna madalya takan Kaddafi’yi darbeleyen, evini talan eden haramiler arasındaydı. Bir zamanlar, yardım dilenip derneklerine sığındığı “dost İsrail" ani dönüşünle, “kahrol düşman"dı. Mısır medeniyetinin doruklarında kanatlanan kudumsuzluktu. Daha neler…

Ama Barzani, halkını bağımsızlık konusunda yoklayana kalkışınca, olan oldu. Erdoğan, sömürge efendisi gibi tepesine dikilmiş, hükmedici olarak, onu küçümseyip sövüyor, şantaj salkımı ültimatomlar yağdırıyordu. Sonra öfkesini köpürte köpürte hayatını bağışlamış sömürge senyörü ve bölgenin tartışmasız efendisi edasıyla, Barzaninin onurunu hançerliyor, şöyle diyordu:

"Para, pul, petrolün var. Rahat dur. Otur oturduğun yerde. Bağımsız olacakmış. 350 kilometre sınırın var. Bizimle konuştun mu?"
Oysa Kürt halkının petrolü üstüne tüneyen oydu. Damadı, oğulları altın vuruşlar yapıyorlardı. Kürdistan’ın tüketim pazarı onun elindeydi. 2010’da ekonomik kriz başladığında, Kürt halkını milyarlarca dolarını, keyfince kullanan oydu.

Kürtlerin toprakları karış karış, askerlerinin üssüydü.
Buna rağmen, devam ediyordu:
"Kuzey Irak yönetimi, ülkemize rağmen bir adım atmıştır. Öyleyse, bunun bedelini ödeyecektir."

Bu, kurtlaşmaydı. Güney Kürdistan, kurt masalındaki gibi, Mesud Barzani’nin kişiliğinde “kırmızı başlıklı kız"dı. O da, hırlarken üst dudağı kurçım kurçım yukarıya doğru çekilen, kirli dişleri ortaya çıkan kurttu, artık. Orduları, sınırda hücum manevraları yapıyor, o da Mafya ağzıyla şarkının nakaratını tehdit olarak kullanıyor “bir gece ansızın gelebiliriz" diyordu.

Bir yandan da, Güney Kürdistan’da, Irak’ın Başika’sı, Suriye’nin kuzeyinde işgalci olduğu halde, postunu kafasına çektiği kuzu gibi meleme sesleri çıkarıp sağa, sola temennah çakarak “Kürtlere karşı değiliz" diyordu.

Oysa bunu söylerken, Rojava’nın özgürlük hayallerini boğmak için, bir yandan da pusu mevzilerinin üstünde kale kuleler inşa edip cinayetler işliyor, Şengal’i, Kandil’i bombalıyor, Kuzeyi ateşe verip çocukları katlediyor, şehirleri yıkıyordu.  

Haydutluktu, bunlar. Ama ona göre Kürtlere karşı değildi. Sadece gırtlaklayıp canlarını alarak onlara iyilik ettiğini sanıyordu. Bu yüzden gidip Van’da, Diyarbakır’da şehirlerin yıkımını ballandıra ballandıra anlatarak karşılığında, Kürtlerden oy istemişti geçmişte…

Nitekim, Kürt kanat önderleri adıyla Ankara’ya çağırdığı korucular ve işbirlikçilere de kırım, kıyım ve yangınları da Kürtlere iyilik olarak aktarmış, Barzani’yi şikayet etmişti:

“Sağ tarafına Fransa’nın eski Dışişleri Bakanını, sol tarafına da başka bir Yahudi’yi almışsın. Onlarla beraber çalışıyorsun. Onlar sana dost değil."
O, Yahudi düşmanlığı ile “Kürde dost olan benim“ diyordu.

Oysa 100 yıldan beri Kürtlerin bir sağında bir Türk, solunda bir Türk oturuyor ve Kürt halkı, bütün olarak kan, yangın içinde. "Yaşasın cehennem" narası üstüne kurulu bir dostluk, bu…

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA


Posted in: Tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
Fehim Taştekin
Bu alışverişin ‘al’ı papaz, ya ‘ver’i? Doğrusu Erdoğan geçen Temmuz’da öne sürülen Halk Bankası eski yöneticisi Hakan Atilla’ın iadesi ile bankaya yönelik olası cezanın müzakere...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (9)


Brunson pazarlığında ‘Fırat’ın Doğusu’ var mı?
Fehîm Işik
Türkiye ve Rusya, Suriye’ye ilişkin pazarlıklarda ABD’den istediklerini alabilmiş değiller. Bu nedenle ortak söylemlerle ABD’yi köşeye sıkıştırmanın hesabını yapıyorlar. Ayrıca Suriye yönetiminin MSD ile gör...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (8)


Kürtler Bağdat’a dönerken…
Fehim Taştekin
Barzani, referandum gecesi “Yarım asırdır savaşıyorum. Halkımla birlikte kitlesel ölümlerden, sürgünlerden, kimyasal katliamlardan geçtim” diyordu. Başarılı geçen referandumla birlikte uzun soluklu mü...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (31)


Kandil-Yerevan Yürüşümüz(2)
Dursun Ali Küçük
Abbas arkadaş tam bir kafa karışıklığı yaşıyordu. Bir cumhuriyet ve savaş hükümeti ilan etmenin koşulları bulunmadığını biliyordu. Diğer yandan cumhuriyet ve hükümet sözleri de ona çok cazip geliyordu. Bu cazibeye kapı...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (29)


Kandil-Yerevan Yürüyüşümüz(1)
Dursun Ali Küçük
İlk gün Iğdır hattı boyunca gidiyoruz. Iğdır’ı Yerevan’dan ayıran Aras nehridir. Aras nehri çevresi ilk uygarlığın başladığı yerlerden biridir.Zerdüşt peygamberlerin tek olmadığı, Zerdüştlerden birinin Aras nehri civ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (26)


25 Eylül 20017 de ‘Dost’ Boyunduruğunu Parçaladık ii.
Hatice Yaşar
25 Eylül 20017  de ‘Dost’ Boyunduruğunu Parçaladık ii.
1992’deki ilk büyük kazanımı ne kadar Mam Celal’e borçlu isek  Kürdlerin; komşularıyla eşit siyasal haklara sahip olduğu gerçekliğinin ispatı olan referandumu da  Kek Mesud’un şartları ve de so...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1376)


Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
Fehim Taştekin
Raco ve Cinderes’teki beklenmedik çekilmenin ardından YPG’nin Afrin’de şehir savaşına hazırlandığı belirtilmişti. Ancak Afrin’den de ani bir çekilme ile şehrin kontrolü Türk ordusu ve silahlı gruplara b...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (357)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media