Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
Zinare Xamo
Me îro silavek da gorra hevalekî pir ezîz !
17 sal pir zû derbas bûn.  Mehmet Aslan Kaya 17 sal berê di rojeke wiha da di 51 saliya xwe da ji nişka ve, bêyî ku kesî nerehet bike, bêyî ku haya kesî pê xe wek çirayek&ecir...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (448)


Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e

Mirinê pir zû tu ji nav me bir lê navê te nemir e
Min got pismam sal zû dibuhirin, 16 sal derbas bûn. Hemû dost û hevalên te, zarokên te dersa matamatîkê dida wan, xortên te alîkariya wan dikirin hemû mezin bûne û di civat...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1668)


Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
admin
Xusûsîyetên Rojhilata Nêzîk
Di sîyeseta Kurdistanê de du problemên esasî hene. Yek jê, taleba desthilatîya navendî lawaz e, taleba jêr desthelatîye, bi tirkî ”alt îktîdar” ew taleb xurt e. L&eci...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1770)


Serxwebûna Kurdistanê
admin
Serxwebûna Kurdistanê
Sîyeseta partî, rêxîstin,saziyên bakurê Kurdistanê dev ji hedefa serixwebûnê berda ye. Ji delva hedefênserxwebûnê, otonomî, federalî an demokrasî te parastin. D...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2038)


Qirîza Dewleta Tirk
admin
Qirîza Dewleta Tirk
Reyadarên vê dewletê, hertim dibêjin pirsgirêka me pirsgirêka hebûn û nebûna dewletê ye. Rast e. Yalçin Kuçuk dibeje ”em nekevin Musulê dê Diyarbekir ji des...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2329)


Kutilkên diya min, qeyda Fuad Onen û biyopolîtîka Foucault
Ferzan ŞÊR
Bîranîneke Fuad Onen ji bo fahmkirina kolonyalîzma biyopolîtîkî ya tirkan di warê teorî û pratîkê de bi awayekî xwezayî destnîşan dike. Ger ez neqil bikim ew ê ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1905)


Helwest û çalakî
Fevzi Namli
Di rewşek weha de gava li Amedê, Cizîrê, Şirnex, Silopya, Hezex, Nisêbîn, Gever û Dêrikê êrîşên hovana yên dewleta dagirker li ser gelê kurd berdewam dikin. Di heman dem&ec...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1973)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  »      
  
25

Hitler, SS ve SA kıtalarıyla ortalığa dalıp terör anaforunda, insan öğütmesine rağmen, bütün Almanya’yı kendine benzetemedi.  

Mussolini, İtalya’yı bütün olarak teslim alamadı. Salazar Portekiz’i, Franko, bir baştan öbür başa İspanya’yı dize getiremedi. Faşizm, bu ülkelerde direnenlerin fedakarlığıyla, fil gibi dizlerinin üstüne çöktü. Sosyal demokratlar da, baş direnişçilerdi.

Hitler, 1933’de Almanya’da iktidara geldiğinde, Konrad Adenauer, Köln Belediye Başkanıydı. O, solcu olma bir yana sosyal demokrat bile değildi. Ama biat edeceğine, başına gelecekleri bile bile ırkçı terörün simgesi olan gamalı haçı direklerden indirdi ve baş hedef oldu. Yakalanıp hapse atıldı.
Hitler, kafasına kurşun sıktıktan sonra, başı dik bir isyancı olarak ortaya çıktı. Modern Almanya’nın kuruluş harcını Başbakan olarak karmaya başladı.

Türk toplumu, bu konuda da dünya dışı. Bir zamanların “ordu-millet el ele” bağırtılı Türk solunun “proleter” rumuzluları Maganda tipi Türk Faşizminin resmi geçidinde en başta.

İşte, bir fotoğraf. Ortada, İsmail Kahraman diye biri. Kendisi, gençliğinde İstanbul’un orta yerinde, ”yer altı devleti”nin güdümünde kurulan “Kanlı Pazar” adındaki kan panayırında, eli taşlı, sopalı, şiş ve bıçaklı güruhun başında naralanıyordu. Katiller, yerde iki ölü bırakıp “meçhul”e karıştıklarında, o da inine çekilmiş, kimsecik de “sen cinayet yerinde ne yapıyordun?” sorusunu bile sormamıştı. Onun için, hapiste olması gerekirken, Recep Erdoğan’ın teşkilatında ortaya çıkmış, milletvekilliği, bakanlık yapmıştı. O şimdi, Türk Meclisinin başkanı ve fotoğraf karasında da en büyük Türk büyüğü idi.

Hemen yanında, giyecek ayakkabısı yokken, birden bire 38 gemili bir deniz filosunun sahibi belirivermiş Kemah dağlarından gelme Binler Ali. Onun yanında da, gençliğinde Türk öldürerek Türklüğünü kanıtlamaya çıkmış, kurt ulumalı teşkilata silah taşıyıcı Devlet Bahçeli. Bahçeli’nin hakkını avucuna koymak gerekiyorsa eğer, o kendini bildi bileli, yeminli bir ırkçı...

Kanlı Pazarcı İsmail’in sol yanında sırık gibi dikelen de  Kemal Kılıçdaroğlu adında, ne idüğü belirsiz biri. Ne idüğü belirsiz çünkü, o kendini “sosyal demokrat” olarak pazarlayarak, bizleri kandırıp dolandırmaya, oylarımızı almaya çabalıyor, ama şekilde görüldüğü gibi, yalanı ayan, beyandır. Kendisi, her kalıbın adamıdır. Omurgasız olduğu için, amip gibi girdiği her kabın şeklini alır. O şimdi, Türk ırkçılığının “mütemmim cüz“üdür.

Kılıçdaroğlu, partisinin parlamento grubunu da ardına takarak, „Kürt kanı döküp kelle biçerek kendimize gelelim, geleceğimizi kurtaralım” diye naralanan, sınırda toz toprak savuranlar tam gaz destek veriyordu. Karşılığında, Kanlı Pazardan gelme İsmail ile fotoğraf çekmeye ve sofrasına oturmaya hak kazanıyordu.

Vıcıklaşmış, sos olmaktan da çıkmış, çürümüş ”demokratlık” hallerini temsil ediyordu, Kılıçdaroğlu. Yarının dünyasına, hesabını veremeyeceği cinayetlere ortak oluyordu.

Çürümüşlüğe bakın ki, hepsi bir arada, cinayet işlemeyi, Türk halkına hizmet olarak gösteriyor, başarılarını taçlandırmak için, “birleşelim arkadaşlar” sloganıyla İran’ın, Irak’ın ayağına gidiyorlardı.

Maganda ise kandırıp dolandırabileceği Kürt kaldığını sanarak ve dünya alemi de kör, aklı ermez, gördüğünü algılayamaz idraksiz yerine koyarak, “bizim Kürt halkıyla bir sorunumuz yok” diyordu.

Oysa, bu söze kanacak Kürt yok artık. Bunlardan umudu kesen Kürtler, çoktan ayrışmış, kendi güçleriyle yönlerini tayin etmişlerdir.
Dünya o nedenle, yaşadığımız günlere Kürtlerin çağı diyor.

Örnek vermek gerekiyorsa eğer, 1950’lerden itibaren, uyanan Afrika, başkaldıran Vietnam ve Latin Amerika rüzgarları esiyordu, dünyada. 1960’larda, genç kuşakların oda duvarlarını, Afrikalı Patrick Lumumba’nın, Latin Amerikalı Fidel Castro, Ernesto Che Guevara ve Vietnam’ın efsanevi lideri Ho Şi Minh’in posterleri süslüyordu.

Gazete ve dergi sayfaları onların fotoğraflarıyla doluydu.
Günümüzde Maganda devletlerce varlıkları bile inkar edilmiş, “var olmadıklarına” karar verilmiş, dilleri yasaklanmış, kültürleri yok edilmiş Kürtlerin çağıdır.

Kürt kadınları, bir zamanlar Che’nin takdimi gibi, dünya medyasında özgürlük figürleridir. Boy boy fotoğraflarıyla, çağımızın son amazonları...
Bir kaç gün önce, bir moda evi, Kürt kadın gerillalarının giyimini sembolize eden defile düzenledi. Demek ki, Kürtlerin çağı modaya da mühür oldu...

Rojava’da ise sergilenen insanlık dünya dillerinde. Maganda’nın anladığı gibi Kürdistan’ın fethi artık kolay değil. Müttefikleri, öz güçleri var, ayrışan ve örgütlenen Kürtlerin.  

Elbette, Barzaniler işledikleri hataların günahı nedeniyle eleştirileceklerdir. Bu tabiidir. Ancak, eleştiriler Kürtlerin iç meselesidir. İstilacılar sözkonusu olduğunda, bütün Kürtler için, “gün namus günü”dür.
Kürtler, ana yurtlarında devlet olacaklardır. Bu önüne geçilemez bir haktır.


260 
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA


Posted in: Tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
Fehim Taştekin
Bu alışverişin ‘al’ı papaz, ya ‘ver’i? Doğrusu Erdoğan geçen Temmuz’da öne sürülen Halk Bankası eski yöneticisi Hakan Atilla’ın iadesi ile bankaya yönelik olası cezanın müzakere...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (9)


Brunson pazarlığında ‘Fırat’ın Doğusu’ var mı?
Fehîm Işik
Türkiye ve Rusya, Suriye’ye ilişkin pazarlıklarda ABD’den istediklerini alabilmiş değiller. Bu nedenle ortak söylemlerle ABD’yi köşeye sıkıştırmanın hesabını yapıyorlar. Ayrıca Suriye yönetiminin MSD ile gör...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (8)


Kürtler Bağdat’a dönerken…
Fehim Taştekin
Barzani, referandum gecesi “Yarım asırdır savaşıyorum. Halkımla birlikte kitlesel ölümlerden, sürgünlerden, kimyasal katliamlardan geçtim” diyordu. Başarılı geçen referandumla birlikte uzun soluklu mü...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (31)


Kandil-Yerevan Yürüşümüz(2)
Dursun Ali Küçük
Abbas arkadaş tam bir kafa karışıklığı yaşıyordu. Bir cumhuriyet ve savaş hükümeti ilan etmenin koşulları bulunmadığını biliyordu. Diğer yandan cumhuriyet ve hükümet sözleri de ona çok cazip geliyordu. Bu cazibeye kapı...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (29)


Kandil-Yerevan Yürüyüşümüz(1)
Dursun Ali Küçük
İlk gün Iğdır hattı boyunca gidiyoruz. Iğdır’ı Yerevan’dan ayıran Aras nehridir. Aras nehri çevresi ilk uygarlığın başladığı yerlerden biridir.Zerdüşt peygamberlerin tek olmadığı, Zerdüştlerden birinin Aras nehri civ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (26)


25 Eylül 20017 de ‘Dost’ Boyunduruğunu Parçaladık ii.
Hatice Yaşar
25 Eylül 20017  de ‘Dost’ Boyunduruğunu Parçaladık ii.
1992’deki ilk büyük kazanımı ne kadar Mam Celal’e borçlu isek  Kürdlerin; komşularıyla eşit siyasal haklara sahip olduğu gerçekliğinin ispatı olan referandumu da  Kek Mesud’un şartları ve de so...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1376)


Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
Fehim Taştekin
Raco ve Cinderes’teki beklenmedik çekilmenin ardından YPG’nin Afrin’de şehir savaşına hazırlandığı belirtilmişti. Ancak Afrin’den de ani bir çekilme ile şehrin kontrolü Türk ordusu ve silahlı gruplara b...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (357)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media