Fuad Önen
Dewleta Tirkan nikare bi serê xwe li Qendîl ê operasyoneke leşkeri bimeşîne
Fuat Önen
Qendîl rêzeçîya ye û di sêkoşeya başûr, bakur û rojhilatê Kurdistanê de dimîne. Dagirkirina wê derê ne ew çend hêsan e. TC çima di vê deme de qal...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (218)


HILBIJARTINA TIRKAN, HDP Û HELWESTA HIN PARTÎYÊN KURDAN
Fuat Önen
Em nabêjin ku hilbijartina Tirkan me aleqedar nake, em dibêjin ku ev hilbijartina dewleteke dagirker e, hebûna dewleta Tirkan li Kurdistanê ne rewa ye, ev dewlet bi hemû dam û dezgehên xwe dagirker e û ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (197)


HILBIJARTINÊN DEWLETÊN DAGIRKER Û HELWESTA KURDAN
Fuat Önen
Ne xwezayî ye ku sîyasetmedarên Kurdan wek yên Tirkan bipeyivin, nakokîyên di nav sîyaseta Tirkan de mezin bikin û di nav sîyaseta Tirkan de ji xwe re li cîyekî bigerin. Divê s&i...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (257)


TÊKÇÛNA ŞERÊ CEBHEYA KERKÛKÊ
Fuat Önen
Şerê li cebheya Kerkûkê rû da, bersîva dewletên dagirker û parêzerên sistemê ye. Di vê cebheyê de em têkçûn. Berpirsê vê têkçûyi...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (968)


YEKÎTÎYA KURDAN Û YA PARTÎYÊN KURDAN JI HEV CUDA NE
Fuat Önen
Di nav tevgerên rizgarîya neteweyî de kesî bi qasî tevgera rizgarîya neteweyî ya Kurdan nîqaşên teorîk nekiri ye. Em di nivîsarên Ho Shi Min, Amilcar Cabral, Mahatma Ghandi, Fide...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1422)


TC ÇIMA JI YEKÎTÎYA AXA ROJAVAYÊ KURDISTANÊ DITIRSE?
Fuat Önen
Ez ne di wê bawerîyê de me ku TC yê karibe Efrînê dagir bike û li wir pêşî li Kurdan bigire. Bi sedem ku TC nikare bakurê Kurdistanê wek berê bi rêve bibe, anuha her nav&cc...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1087)


REFERANDOMA SERXWEBÛNA KURDISTANÊ
Fuat Önen
Serxwebûna Kurdistanê di herêma Rojhelata Nêzîk de şoreşek e û ew ê nîzama dagirker hilweşîne. Ji ber vê yekê her çar dewletên dagirker; di serî de jî dewleta ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1195)


   «   [1]  2  3  4  5  6  »      
  
07

KUDÇG Kuzey Kürdistan’da ulusal demokratik güçlerin birliğini sağlamayadönük bir siyasi-örgütsel arayıştır. Ben bu arayışı; ortak ulusal-siyasal akıl,bu aklın oluşturacağı ulusal projeler ve bunları gerçekleştirecek ulusal kurumlarınbirliği olarak algılıyor ve anlıyorum. Bu haliyle kapsamlı bir projedir.Diyarbakır toplantısında meclisimizin ve yürütme kurulumuzun önüneteorik-pratik görevler konmuştur. Bunların ne ölçüde gerçekleştirildiği üçüncütoplantıda değerlendirilecektir. Bir yılı geride bırakırken örgütlülüğümüzü veiç hukukumuzu açık-seçik bir hale getirmek zorundayız. Üçüncü toplantıya örgütmodeli, program ve tüzük konusunda ortak bir öneriyle gitmenin olanaklarınıaraştırıyoruz. Bu sempozyum da grubumuzun teorik etkinliklerinin birparçasıdır.

Teorik çabada başa alınması gereken görev kavramları netleştirmektir.Kavramları netleştirdiğimiz ölçüde birbirine geçmiş, karmakarışık hale gelmişdüşünceleri ayrıştırabiliriz. Kadrolarımızın çoğunun bir tür düşünce felciyaşadığı, teorik çerçevelerinin parçalandığı, düşünüş tarzlarının yamalıbohçayı andırdığı Kuzey Kürdistan’da bu çaba önemlidir. Sempozyumumuzun bunakatkıda bulunmasını diliyorum.

Örgütü, örgüt modelini tartışıyoruz. Bu konuda ilk söylenmesi gereken örgütlülüğüdoğuranın mücadele olduğudur. Bir örgütün varoluşunun nedeni belli birmücadelede ona duyulan gereksinimdir. Kuzey Kürdistan bu anlamda örgütlermezarlığıdır. Aramızda birkaç örgüt kurup gömmüş arkadaş sayısı az değildir.Bunun bir nedeni de mücadelede ihtiyaç duyulan örgütler oluşturamamamızdır.Örgütlerimizin “mücadelenin ihtiyaçlarına yanıt olamadığı”, gerçeğinigörmeliyiz.

-“Nasıl bir örgüt?” sorusuna yanıt bulmamız için yanıtlamamız gereken üç soruvar:

1-Neyin mücadelesini vereceğiz?

2-Nasıl mücadele vereceğiz?

3-Nereden başlayacağız?

1- Kuzey Kürdistan’da yıllardır sürdürülen ve son yıllarda tanımı bozulmayaçalışılan kanlı mücadelenin esası basittir ve bulanıklaştırılmasına izinverilmemelidir. Türk tarafı, Osmanlı’dan devraldıkları devlet cihazınıulus-devlete dönüştürüp ayakta tutmaya çalışmakta, bunun mücadelesinivermektedir. Ortada bu devlete temel olacak bir ulus olmadığı için de Osmanlıbakiyesinden bir ulus yaratmaya çalışmaktadırlar. Türk egemenlik sistemi (TES)bu mücadelenin ihtiyaçlarına uygun olarak şekillendirilmiştir. Buna engelgördükleri Kürd halkının ulus ve ülke gerçekliğini ortadan kaldırmak temelamaçlarıdır. Bu yüzden TES’ni basit bir inkârcı sistem olarak görmek vegöstermek yanlıştır. İnkârcılığı var ama ondan fazladır! İmhacıdır. Çıplakinkârdan vazgeçmek zorunda kaldıkları son yıllarda bile ulus ve ülkegerçekliğimizi yok etmeye dönük imhacılığı sürmektedir.


Dünyanın en kalabalık devletsiz halkı olarak tanımlanan Kürd tarafı ise kenditopraklarında devletleşmeye çalışmaktadır. Son dönemde Kürd tarafının neistediğinin belli olmadığını söyleyenlere bir kısım Kürd siyasetçisinin dekatılması üzücüdür, yanlıştır. KUDÇG’nun program taslağı bu konuda bir açıklıksağlamıştır. Ulusların kendi geleceklerini belirleme hakkı, devlet kurmahakkıdır. Bir ulusun kendi topraklarında devletleşmesinin savunusudur. BizlerKürd halkının Kürdistan’da devletleşmesini savunuyoruz. Birkaç sayfalık programtaslağımızın özü, esası budur. Federasyon, konfederasyon, bağımsızlıkkonusundaki tartışmalar söz konusu devletin formuna ilişkindir. Devletleşmeninhangi formda gerçekleşeceği, sadece halkımızın tercihine bağlı değildir.Devletleşmenin nasıl sağlandığına, muhataplarımızın tutumuna, uluslar arasıkoşullara vs. bağlıdır. Ancak hangi formda gerçekleşirse gerçekleşsin sözkonusu olacak olan yeni bir devlettir.


Bizler bu mücadelede Kürd halkının devletleşmesinin mücadelesini vermeye ve buihtiyaca cevap verebilecek bir örgüt oluşturmaya çalışıyoruz. Bu mücadeledeolmazsa olmaz olan ulusal güçlerin birliğini sağlayacak, “ulusal temsil örgütü”oluşturmayı hedeflemeliyiz.

2- “Nasıl mücadele edeceğiz?” sorusu, mücadele tarzıyla ilgilidir. Bu konudabirkaç noktaya değinmek istiyorum.


a-Kuzey Kürdistan’da ulusal özgürlük mücadelesinde, kadrolarımızda ağırtahribatlara yol açan silahlı mücadele ve bu mücadele tarzıyla ilişkimizdir.Sanıldığının tersine PKK nin silahlı mücadelesinden söz etmiyorum. PKKdışındaki örgütlerimizin, gruplarımızın silahlı mücadeleyle ilişkileri en azPKK’nin silahlı mücadelesi kadar tahribatlara yol açmıştır. 80 öncesi bütüngruplarımızın silahlı mücadeleyi savundukları ve silahlı mücadele örgütüyarattıkları iddiasında bulundukları biliniyor. Hatta bu gruplarımızdanbirkaçının PKK den önce yurt dışında silahlı müfrezeler oluşturdukları,1980–82yıllarında PKK den daha fazla silahlı birliklere sahip oldukları da sırdeğildir. Ancak bu örgütlerimiz, silahlı mücadele örgütleyemeden, sisteme karşısilahlı mücadele veremeden dağılmışlar ya da artık silahlı mücadelesavunusundan vazgeçmişlerdir.

 Bu arada on yıllar geçmiştir.Çoğumuz yıllarca silahlı mücadele savunup silahlı mücadele veremeden dağılmışya da silahlı mücadeleyi savunmaktan vazgeçmiş geleneklerden geliyoruz. Bununbizlerde yol açtığı tahribatlar, PKK nin silahlı mücadelesinin yolaçtıklarından daha az değildir.

Son yıllarda moda deyimle ‘silahlı mücadele yanlıştır, sonuca siyasimücadeleyle ulaşılacaktır’ demeye başladık herkesle beraber. Bu tanımlamayanlıştır. Silahlı mücadele siyasi mücadeledir. Mücadelenin silahlayürütülmesidir. Dünyada, bölgede, ülkede meydana gelen değişiklikler vebunların bilincimize yansıması, bizlerin de değişmesi sonucu siyasi mücadeleyisilahlı mücadeleye indirgemekten vazgeçmemiz olumludur.

Özgürlük mücadelesinde farklı tarzlarda mücadele etmek, farklı mücadelearaçlarını kullanmak doğaldır. Koşullara, olanaklara, hedeflere bağlı olarakdeğişirler. Mücadelenin devrimciliği kullanılan vasıtalarla değil, düzene köklüitiraz ve hedeflerle ilgilidir. Silahlı mücadeleyi esas almaktan vazgeçildiğinde,mücadeleyi devrimci içeriğinden koparmayacak yeni mücadele tarzları vearaçlarıyla sürdürebilmeliyiz. Ancak, bu kez tam tersi bir noktaya, mücadeleyidüzen içine hapsetmeye ve konformist mücadele tarzına yöneldik. AB yanılsaması,Demokratik Cumhuriyet-Konfederalizm safsatası, yenilgi psikolojisi, yorgunkadrolarla sürdürülen mücadelemizde konformizmin egemenliğine yol açmıştır.KUDÇG düzeni cepheden karşılayan mücadele tarzını esas almalı, sivilitaatsizlik, kitle eylemliliği, devrimci kampanyalarla TES de kriz yaratmayı,bu krizleri örgütlülüğüyle yönetmeyi, mücadele tarzı olarak kabul etmelidir.

b-Örgüt, örgütlü mücadele konusunda bir diğer sorunumuz da legalite-illegalitekonusudur. Yine hemen hepimiz illegaliteyi esas alan yapılardan geliyoruz. 80öncesi mücadele anlayışımız buydu. Yanlış da değildi. Legalite, bizler içinkullanılabilecek olanaklar konusuydu. Silahlı mücadele konusunda olduğu gibibunda da tam tersi bir anlayış gelişiyor, bu kez de ulusal özgürlükmücadelesini Türk legalitesine sığdırmaya çalışıyoruz. Bu yanlıştır! Kürdhalkının topraklarında devletleşmesi hedefimiz Türk legalitesine sığmaz! Legalmücadeleyi yadsımadan, legaliteyi de görerek, KUDÇG açık alanda meşruiyeti esasalan bir mücadele tarzını benimsemelidir.


3-“Nereden başlamalıyız?” sorusuna elde ne varla başlamalıyız. KuzeyKürdistan’da örgütlülük alanında egemen olan örgütsüzlüktür. Partilerimiz var,parti girişimlerimiz var, siyasal çevrelerimiz var, siyasal şahsiyetlerimiz varama bütün bunların ortak özelliği organize olmamalarıdır. Grup, çevre, örgüttanımları bozulmuş, bu alanda dejenerasyon egemen hale gelmiştir. Siyasal çevreolmanın asgari koşullarına, referanslarına sahip olmayan arkadaş çevreleri grupgörünümüne ve iddiasına sahip hale gelmekte sakınca görmemekte, suni grupaidiyetlerine bağnazlıkla sarılmaktadırlar. Parti üyeleri parti disiplinineuymamakta kendilerini serbest saymakta, partilerine güvensizlik belirtmekte,UDÇG yönetici ya da aktivisti konumunda görünenler Çalışma Grubunun bir işeyarayamayacağını söyleyebilmektedirler. Kerameti kendilerinden menkul‘bağımsız’ siyasi şahsiyetlerimizin durumu da farklı değildir. Kendi içlerinde,çevrelerinde organize olamayan bu şahsiyetler örgütlerimizin gevşek yapılarınıeleştirerek bir anlamda bu durumdan yararlanarak kendilerine meşruiyetaramaktalar. Siyasi grup ve çevrelerimizin gevşek yapıları bu şahsiyetlerinaçmazlarını ve yetmezliklerini örtmekte, suni gruplaşma furyası bu şahsiyetlerepiyasa oluşturmaktadır. Tablo iç açıcı değildir! Ancak, çözümü de bu tablodançıkarabiliriz. Öyleyse nereden başlamalıyız?


Bu tabloyu ve tablodaki bileşenleri veri alıp onlar üzerinden örgütoluşturmanın ihtiyaçlarımıza cevap veremeyeceğini düşünüyorum. Bileşenlerimizgüçsüz, kitle bağları zayıf yapılar ve organize olamayan şahsiyetlerdir. Bubileşen yapısından ulusal cephe, ulusal meclis, ulusal kongre çıkmaz. Yenibirleşik bir ulusal harekete ihtiyacımız var. Birbirimizin farklı siyasi,örgütsel aidiyetlerine saygılı kalarak, ama kişisel aidiyetlerimizi esas alarakbirleşik ulusal hareket örgütlemeliyiz. Bu konuda irade birliği sağlamalı ortakaidiyetle ulusal temsil örgütü oluşturmayı hedeflemeliyiz. Bu yapı içindeayrışmaya, birlikte dönüşmeye açık olmalıyız. Kendi geri yapılarımızı,örgütsüzlüklerimizi harekete dayatmamalı, birleşik hareketin aidiyetini esasalmalıyız. Birleşik hareket bir koordinasyon kurulu olmamalı, kendi aidiyetiyledoğrudan örgütlenmeyi esas almalıdır. Her birimiz kendi rengimizle (milliyetçi,liberal, sosyalist, komünist, dindar vs.) ama ortak aidiyetle ulusal güçlerinbirliğini hedeflemeli, ortak çağrıda bulunmalıyız. Şu anda ulusal kongreiddiasında bulunabilecek bileşim ve güçten yoksun durumdayız. Ancak üçüncügeniş toplantıya ulusal kongre oluşturma hedefi önerisiyle gitmeliyiz. Birleşikulusal hareketin önüne ulusal kongre oluşturma görevini hedef olarakkoymalıyız.

Geçen meclis toplantısındaki gözlemimi sizinle paylaşarak, süremi aşıp başkanınsabrını taşırmadan konuşmamı bitireceğim. Grup meclisi toplantımızınkadrolarıyla örneğin Sivas, Erzurum kongresine katılan zevatıkarşılaştırdığımda, insan malzemesi bakımında bu kongrelerden kat kat dahailerde olduğumuzu düşünüyorum. O kongrelerde arkalarında 30 yıllık mücadeledeneyimiyle bir İ.Güçlü, B.Bozyel, S.Çiftyürek yoktur. Koşulların, olanaklarınfarklılığın göz ardı etmeden söyleyebilirim ki, iktidar perspektifi ve siyasiiradeyle yeni birleşik ulusal hareket oluşturup ulusal kongreyihedefleyebilecek güçteyiz. Bu güvenle hepinizi birlikte mücadeleye çağırıyor,saygılar sunuyorum.


Not: Bant kaydı olmadığı için sempozyumda yapılan konuşmanın mevcut notlarladüzenlenmiş halidir.
Posted in: tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
Irak ve Kürdistan Gelişmeleri Üzerine Röportaj
Fuat Önen
Her dış mücadele bünyesinde bir iç mücadele barındırır. Dışarının içimizdeki operasyonuna dönüşmediği ve ulusal kurtuluş hedefinin önüne geçmediği müddetçe, iç iktidar mü...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (66)


HDP, Türkiyedeki Kürt azınlığın partisi olsun
Fuat Önen
Bence genel olarak Kürt seçmeni ya da Kürtlerin seçimde ne yapacaklarını sormak yanlıştır. En başta Kürdistanlılar ile Türkiye’deki Kürt azınlığını birbirinden farklı değerlendirmek lazımdır. Kürdista...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (217)


5’Lİ KÜRT BLOKU’NUN SEÇİM VE HDP’YE KARŞI TAVRI*
Fuat Önen
2009’dan bu yana Kürdistani Birlik, Kürdistan Ulusal Konferansı gibi konular gündemdedir. Her ne hikmetse seçim zamanları bu birlik konusu gündeme geliyor. Eğer ülkemizin toprakları işgal ediliyorsa, binlerce gen...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (226)


SEÇİME HAZIR OLMAK
Fuat Önen
24 Haziran seçimlerine de Kürdistan’dan katılmanın meşru bir yolu var mıdır diye düşündüğümde şu önerinin tartışılabileceğini düşünüyorum. Yani bu seçimi yine referanduma dönü...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (902)


EFRÎN
Fuat Önen
58 gün önce 72 savaş uçağı ile Efrini işgal operasyonunu başlattınız. Savaş uçaklarınıza tanklarınız, toplarınız, savaş helikopterleriniz, İHA’larınız, SİHA’larınız,termal kameralarınız eşlik etti.  Binlerce ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (500)


Afrin operasiyonunu Türkiye devletinin Kürdistan dönük seferlerinin bir parçasıdir
Fuat Önen
Şimdi bunun doğru anlaşılması için şunun iyi görülmesi lazım. Türkiye devleti Afrin e, Hewlere, yada Mahabada  Ankara dan bakmıyor. Türkiye devleti Afrine de, Hewlere de, Kamışlıya da, Mahabada da, Sanadaja da Diyarbak...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (614)


KÜRDİSTANİ PARTİLERİN TEMEL STRATEJİK HEDEFİ KÜRDİSTAN’IN BAĞIMSIZLIĞI VE BİRLİĞİ OLMALIDIR
Fuat Önen
Sırrı Süreyya Önder kimi temsil ederek İmralı-Ankara-Kandil üçgeninde bu kadar tur attı? Önder’in Türkiye’de temsil ettiği bir kitle mi var? Bana göre devleti temsil ediyor. Yapılan yanlış bir işin kof...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2194)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media