Fuad Önen
Dewleta Tirkan nikare bi serê xwe li Qendîl ê operasyoneke leşkeri bimeşîne
Fuat Önen
Qendîl rêzeçîya ye û di sêkoşeya başûr, bakur û rojhilatê Kurdistanê de dimîne. Dagirkirina wê derê ne ew çend hêsan e. TC çima di vê deme de qal...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (208)


HILBIJARTINA TIRKAN, HDP Û HELWESTA HIN PARTÎYÊN KURDAN
Fuat Önen
Em nabêjin ku hilbijartina Tirkan me aleqedar nake, em dibêjin ku ev hilbijartina dewleteke dagirker e, hebûna dewleta Tirkan li Kurdistanê ne rewa ye, ev dewlet bi hemû dam û dezgehên xwe dagirker e û ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (185)


HILBIJARTINÊN DEWLETÊN DAGIRKER Û HELWESTA KURDAN
Fuat Önen
Ne xwezayî ye ku sîyasetmedarên Kurdan wek yên Tirkan bipeyivin, nakokîyên di nav sîyaseta Tirkan de mezin bikin û di nav sîyaseta Tirkan de ji xwe re li cîyekî bigerin. Divê s&i...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (249)


TÊKÇÛNA ŞERÊ CEBHEYA KERKÛKÊ
Fuat Önen
Şerê li cebheya Kerkûkê rû da, bersîva dewletên dagirker û parêzerên sistemê ye. Di vê cebheyê de em têkçûn. Berpirsê vê têkçûyi...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (957)


YEKÎTÎYA KURDAN Û YA PARTÎYÊN KURDAN JI HEV CUDA NE
Fuat Önen
Di nav tevgerên rizgarîya neteweyî de kesî bi qasî tevgera rizgarîya neteweyî ya Kurdan nîqaşên teorîk nekiri ye. Em di nivîsarên Ho Shi Min, Amilcar Cabral, Mahatma Ghandi, Fide...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1411)


TC ÇIMA JI YEKÎTÎYA AXA ROJAVAYÊ KURDISTANÊ DITIRSE?
Fuat Önen
Ez ne di wê bawerîyê de me ku TC yê karibe Efrînê dagir bike û li wir pêşî li Kurdan bigire. Bi sedem ku TC nikare bakurê Kurdistanê wek berê bi rêve bibe, anuha her nav&cc...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1078)


REFERANDOMA SERXWEBÛNA KURDISTANÊ
Fuat Önen
Serxwebûna Kurdistanê di herêma Rojhelata Nêzîk de şoreşek e û ew ê nîzama dagirker hilweşîne. Ji ber vê yekê her çar dewletên dagirker; di serî de jî dewleta ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1185)


   «   [1]  2  3  4  5  6  »      
  
05

Deng:
Bilindiği gibi Kürt hareketi her zaman “birlik” arayışı içinde oldu. Sonzamanlarda bu çabaların tekrar yoğunlaştığı görülmektedir Çeşitli kollardansürdürülen-dillendirilen birlik arayışları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Açık Alanda MeşruiyetiEsas Alan Birlik Hareketi

Kürd hareketinde herzaman birlik tartışması olduğu doğru olsa bile, bu tartışmanın arayışa yolaçtığı, birlikçi davranıldığı doğru değildir. Birlik arayışındaymış gibiyapmakla, gerçekten birlik için çalışmak arasındaki ayrımı doğru saptamamızlazım. Grupların, çevrelerin, kişilerin kendi açmazlarını örtmek için, birlikarıyormuş gibi yapmalarıyla gerçekten birlik arayışında olmak iki farklıdurumdur. Maalesef yurdumuzda bu farklı durumlar arasındaki sınır bulanıktır.Kendi açmazlarını örtmeye yarayan şal arayışını, birlik arayışı olarakalgılayan ya da öyle yansıtanların, gerçek birlik arayışını engellediklerianlaşılmalıdır.

Bu sınırın anlaşılmasıgenel olarak Kürd hareketinde özel olarak da birlik arayışlarında açıklık,şeffaflıkla mümkündür. Kürd hareketinin bütün edimleri ve bu arada birlikarayışları yurtsever kamuoyunun denetimine, sorgulamasına ve hesap sormasınaaçık olmalıdır. İllegalite, örgüt mekanizmasının düzenin saldırılarındankorunması içindir. Düşüncelerin, politikanın, siyasi projelerin saklanması içindeğildir. Politik mücadelede örgütlerin (legal, illegal, açık, gizli), düzenekarşı manevralar yapması anlaşılır bir durumdur. Bu manevranın halka ya dadiğer yurtsever örgütlere dönük yapılması ve illegalitenin buna örtü olarakkullanılması, muhalif siyaset ve etik anlayışının dışında değerlendirilmelidir.Birlik ise asla manevra vasıtası olarak tasarlanmamalıdır.

Birlik, hedefi olanöznelerin somut bir program temelinde güçlerini birleştirmesi eylemidir

Birlik, somut birhedefe ulaşmak için (tartıştığımız konuda Kürd ulusunun özgürlüğüne, kenditopraklarında kendi kendini yönetmesine), bu hedefi olan öznelerin somut birprogram temelinde güçlerini birleştirmesi eylemidir. Kürd hareketinde birlikihtiyacının nedeni doğru anlaşılmalıdır. Kürdistan’da Türk EgemenlikSistemi’nin (TES) egemenliği altında da bu egemenlikten kurtulduktan sonra dabirlikte yaşayacağız. Kendilerine başka yurt arayanlar ve hatta bulanlarbakımından birlik sorunu yoktur. Orhan Miroğlu’nun Kürdistan Post’tanaktaracağım şu ifadeleri bu bakımdan anlamlıdır: “Kürtlerin ulusal birliğigibi, mevcut reel politika bakımından hiçbir şey ifade etmeyen paradigmalarlazamanı okumaya çalışmak beyhudedir… Günümüz koşullarında ‘Türkiye Kürdü’, ‘Irakya da Suriye, İran Kürdü’ olmak, Kürdistani bir aidiyetten önce geliyor.”

Birlik sorunu olanlarkendi yurtlarında özgürce yaşamak için mücadele edenler, kendilerini Kürdistaniaidiyetle tarif edenlerdir. Bu da birliğin hedefini belirler. Birliktesömürgeci boyunduruğu kırmak, birlikte özgürleştirilen yurtta birlikteyaşamanın hukukunu oluşturmaktır bu hedef. Birlik, kendi yurdumuzda birlikteyaşama hukuku oluşturmak ve bunun bir parçası olarak güçlerimizi birleştirmeksorunu olarak ele alınmalıdır. Farklı yurtsever grup, çevre ya dapartilerimizin belli somut hedefler için oluşturdukları güç eylem birlikleri deönemli olmakla beraber, burada tartıştığımız birlik, ulusal güçlerin birliği;ulusal temsili kurum yaratılması sorunudur.

Kürdistan sorunu veKürd hareketinde birlik Türk legalitesine sığmaz.

Burada sorulmasıgereken ilk soru, bu birliğin hangi alanda kurulabileceği, ya da kurulmasıgerektiği sorusudur. Önce hangi alanda kurulamayacağını söyleyecek olursam, bubirlik legal alanda kurulamaz. TES’nin hukukunda Kürd ve Kürdistan yok,Kürdistan’da ise Kürdlerin kendi legaliteleri, kendi ulusal hukukları yoktur.Legalite Kürdlerin kendileri olarak ve kendileri kalarak siyaset yapabildikleribir alan değildir. Kürdistan sorunu da, bu sorunun çözümü için Kürd hareketindebirlik de Türk legalitesine sığmaz. Bu bizim legalitemiz değildir, bizi yoksayan ve yok etmeyi hedefleyenlerin legalitesidir.
Kürd hareketi bakımından legalite kendini yaşayabileceği, kendisinigerçekleştirebileceği bir alan değildir. Bu alan legal olanaklardan yararlanmaalanıdır. 80 küsur yıldır çeşitli dönemlerdeki daralmaları ve genişlemeleriylekullandığımızı düşündüğümüz ya da öyle söylediğimiz bir alandır. Bu alanıkullanırken gözden uzak tutulmaması gereken temel bir kural vardır: “Bir şeyikullanmaya yeltenen, kullanılmayı göze almıştır.” 80 küsur yıllık legaliteistismarı deneyimimizi bu kural ışığında değerlendirip, kullanmaya çalışırkenne kadar kullanıldığımızı sorgulamalıyız.

Kürd hareketi bulegalitenin sınırlandırmalarından kurtulmak için yıllarca illegaliteyi esasalmıştır. Farklı zamanlarda farklı adlarla kurulan legal örgütler, illegalörgütlerin kullandıkları vasıtalar, bir biçimde kendilerini kısmengerçekleştirmeye çalıştıkları örgütler olmaktan ileriye gidememişlerdir,gidemezler. Bu ikili yapının yol açtığı sorunları tartışma dışı tutarak mevcutlegal yapılarımızın hala bu ikili yapıyı sürdürdüklerini söyleyebiliriz.

Özgürlük mücadelesibir yanıyla da kendisi olmak, kendisi kalarak yaşamak mücadelesidir. Ulusalözgürlük mücadelesi de bu anlamda bir ulusun kendi ulusal aidiyetiyle, kendisikalarak, kendi topraklarında kendisini yönetme mücadelesidir. Ulusal özgürlükhedefli Kürd hareketi kendisi kalarak siyaset yapamadığı Türk legalitesindebirlik oluşturamaz! İllegalitenin kendisinden kaynaklanan sınırlanmışlığı olsada ulusal birliğin kurulabileceği bir alandır. Bunun için bu sınırlanmışlığın doğurduğusorunları aşabilecek siyasal anlayış, siyasal kararlılık, halk desteğine sahipsiyasal örgütlere sahip olmak gereği açıktır.

Kürd halkının ulusülke gerçeklikleri TES’nin legalitesinde yoktur, bu anlamda illegaldir, halböyleyken Kürd hareketinde son dönemlerde yaygınlaşan illegalite karalamasıyanlıştır ve bence legalist, konformist siyaset anlayışının güçlenmesiyleilgilidir. Legal mücadele ve legalizm aynı şey olmadığı gibi, illegal mücadeleve illegalizm de aynı şeyler değildir. İllegalitenin sorunlarını sahiplerinebırakırsak söyleyeceğim şudur, bugünkü şartlarda Kürd hareketinde birliksorununun çözüleceği, ulusal güçlerin birliğinin sağlanacağı ulusal temsilörgütü için en uygun, en elverişli alan açık alandır. Açık alanı legal veillegal alanların kesişim düzlemi olarak tanımlamak mümkündür. Açık alanmücadelesi, kendisini yasal çerçeveyle sınırlı görmeyen özelliğiyleillegaliteye, gizliliği değil şeffaflığı esas almasıyla legaliteye benzese deher iki alanda sürdürülen mücadelelerden farklıdır. Bu üç alan yer yerbirbirini keser ve birbirinden mutlak ayrı alanlar değildir. İllegalitealanının legal görünümleri, legal yüzleri olduğu gibi, tümüyle açık alandışında açıklıktan yoksun da değildir. Legalite alanının da illegal yüzleri,görünümleri vardır ve açık alanla kesişimlere sahiptir. Kendi legalitesinesığmayan tersine kendisini legaliteyle ‘örten’ TES şartlarında mutlak legal biralandan ya da örgütlerden söz etmek akıl kârı değildir. Sonuçta her tanım temelözellikler üzerinden yapılır ve tanımların getirdiği sınırlamalar mutlakolmaktan uzaktır. Bu böyledir diye sınırları belirsizleştirmek, tanımlardankorkmak gerekmiyor.

Açık alanla legalalanı özdeşleştirme çabası hem kafa karışıklığının sonucudur hem de kafakarışıklığı yaratmaktadır. Açık, legal alan ya da açık, legal partitanımlamaları bu türdendir. Açık alan örgütleri de jure (kabul edilmiş,normlara uygun, yasal) değil, de facto örgütlerdir. Legal örgütler ise legalitedışına kaysalar da, illegalite tarafından yönlendiriliyor olsalar da hatta defacto durumlara yol açsalar da, de facto örgütler değildir. Bu alan özellikleSSCB’nin çözülmesi, dünya düzeninin çökmesi ve yeni dünya düzeni arayışınınyeni dünya savaşına yol açtığı koşullarda öne çıkan, önemi artan bir alandır.Legalite, illegalite alanının dışında, onların kesiştiği bir düzlem olaraktanımlanabilecek olan bu alana üçüncü alan denildiği de oluyor. Ülkemizde yeniyeni tartışılıp mücadele alanı olarak önemsenmeye başlanan bu alanın ulusaltemsil örgütünün gerçekleşmesi için uygun bir alan olduğunu düşünüyorum. Ulusalbirlik hareketi açık alanı esas almalı; meşruiyetini, resmiyetten değil,mücadelesinin haklılığından almalıdır.

Birlik sorunu iktidarperspektifi ile çözülür

Ulusal harekettebirlik sorunu, özgürlük mücadelemizin stratejik sorunlarından biri belki de enönemlisidir. Kürdistan’ın parçalanmışlığının mücadelemizin temel sorunlarındanbiri olduğu görülürse, bu sorunun tek bir parçayla sınırlandırılmamasıgerektiği de açıktır. Öbür yandan birlik sorununun iktidar perspektifi ile elealınması gerekir. Ancak iktidar perspektifi olan siyasi özneler birlik sorununudoğru çerçevede ele alabilirler. İktidar perspektifinden yoksun olanlarbirlikten söz ederler, birlik arayışlarıyla oyalanırlar, en iyi ihtimalle kısavadeli bir takım hedeflerine ulaşmak için birlik olmayı ciddi olarakdüşünürler. Kerkük için üç ay uğraşıp ortak bir bildiri çıkaramayan üç legalpartimizin seçim dönemlerinde birlik konusunda daha iştahlı olmalarını başkatürlü izah etmek güçtür. Kürd hareketi bu piyasa politikacılığından vazgeçmeli,ulusal harekette birlik sorununu günü birlik, dar amaçlarına aletetmemelidirler. On yıllardır çözüm bekleyen bu sorunun bugünden yarınaçözülmesini beklemeden ama stratejik bakışı da göz ardı etmeden ele alınmalıdırbirlik sorunu. Böyle bakıldığında nerden başlanılacağı elde ne olduğuylailgilidir.


Kürd hareketinde illegal alanda PKK, legal alanda DTP ve açık alanda DemokratikToplum Kongresi (DTK) etrafında nisbi bir birlik, bir temsil gücüoluşturulmuştur. Bu cephede sorun Kürdistaniliği değil Türkiyeliliği, ulusalgüçlerin yurtsever birliğini değil, ‘demokrasi güçlerinin’ birliğini esas alansiyasi söylemdir. Bu siyasi söylemin takiyyeci ya da sahih olup olmaması biryana, söylemin kendisi ulusal harekette birliğin önünde engeldir. Bu cephedışında Kuzey Kürdistan’da ne olduğu sorusuna, Kürt Ulusal Demokratik ÇalışmaGrubu’nun (KUDÇG) ulusal birlik örgütü modelini tartışmak üzere düzenlediğisempozyumda şu yanıtı vermiştim: “Nereden başlamalıyız?” sorusuna elde ne varlabaşlamalıyız. Kuzey Kürdistan’da örgütlülük alanında egemen olanörgütsüzlüktür. Partilerimiz var, parti girişimlerimiz var, siyasalçevrelerimiz var, siyasal şahsiyetlerimiz var ama bütün bunların ortak özelliğiorganize olmamalarıdır. Grup, çevre, örgüt tanımları bozulmuş, bu alandadejenerasyon egemen hale gelmiştir. Siyasal çevre olmanın asgari koşullarına,referanslarına sahip olmayan arkadaş çevreleri grup görünümüne ve iddiasınasahip hale gelmekte sakınca görmemekte, suni grup aidiyetlerine bağnazlıklasarılmaktadırlar. Parti üyeleri parti disiplinine uymamakta kendilerini serbestsaymakta, partilerine güvensizlik belirtmekte, UDÇG yönetici ya da aktivistikonumunda görünenler Çalışma Grubunun bir işe yarayamayacağınısöyleyebilmektedirler. Kerameti kendilerinden menkul ‘bağımsız’ siyasişahsiyetlerimizin durumu da farklı değildir. Kendi içlerinde, çevrelerindeorganize olamayan bu şahsiyetler örgütlerimizin gevşek yapılarını eleştirerekbir anlamda bu durumdan yararlanarak kendilerine meşruiyet aramaktalar. Siyasigrup ve çevrelerimizin gevşek yapıları bu şahsiyetlerin açmazlarını veyetmezliklerini örtmekte, suni gruplaşma furyası bu şahsiyetlere piyasaoluşturmaktadır. Tablo iç açıcı değildir! Ancak, çözümü de bu tablodançıkarabiliriz. Öyleyse nereden başlamalıyız?

Bu tabloyu vetablodaki bileşenleri veri alıp onlar üzerinden örgüt oluşturmanınihtiyaçlarımıza cevap veremeyeceğini düşünüyorum. Bileşenlerimiz güçsüz, kitlebağları zayıf yapılar ve organize olamayan şahsiyetlerdir. Bu bileşen yapısındanulusal cephe, ulusal meclis, ulusal kongre çıkmaz. Yeni birleşik bir ulusalharekete ihtiyacımız var. Birbirimizin farklı siyasi, örgütsel aidiyetlerinesaygılı kalarak, ama kişisel aidiyetlerimizi esas alarak birleşik ulusalhareket örgütlemeliyiz. Bu konuda irade birliği sağlamalı ortak aidiyetleulusal temsil örgütü oluşturmayı hedeflemeliyiz. Bu yapı içinde ayrışmaya,birlikte dönüşmeye açık olmalıyız. Kendi geri yapılarımızı, örgütsüzlüklerimiziharekete dayatmamalı, birleşik hareketin aidiyetini esas almalıyız.
Birleşik hareket bir koordinasyon kurulu olmamalı, kendi aidiyetiyle doğrudanörgütlenmeyi esas almalıdır. Her birimiz kendi rengimizle (milliyetçi, liberal,sosyalist, komünist, dindar vs.) ama ortak aidiyetle ulusal güçlerin birliğinihedeflemeli, ortak çağrıda bulunmalıyız. Şu anda ulusal kongre iddiasındabulunabilecek bileşim ve güçten yoksun durumdayız. Ancak üçüncü geniştoplantıya ulusal kongre oluşturma hedefi önerisiyle gitmeliyiz. Birleşikulusal hareketin önüne ulusal kongre oluşturma görevini hedef olarakkoymalıyız.” (7.12.2006)

Bu sempozyumunyapıldığı tarihte KUDÇG adıyla sürdürülen birlik arayışına kurumsal bir katılımolmadığı için hareket kişisel aidiyetler üzerinden sürdürülmüş ve Mayıs 2007’deyaptığı kongrede TEVKURD adını almıştır. Legal, illegal ayırımı gözetmedenbütün yurtsever kişi, grup, çevre, partilere birlik hareketini beraberoluşturma ve yürütme çağrısında bulunmuş, tüzüğünü kurumsal ve bireyselkatılıma olanak veren bir model esası üzerinden tasarlamıştır. TEVKURD’ün Eylül2005’ten beri bu konseptle sürdürdüğü birlik arayışının ciddi ve yeni birarayış olduğunu değerlendiriyorum. Ancak somut durumu da görmezliktengelemeyiz. Üç yıla yakın sürdürülen bu arayışa sayıları 20’yi bulan Kürdörgütlerinden kurumsal olarak katılım gösteren tek hareket MESOP’tur. Görüşülenbütün örgütlerce olumlu karşılandığı halde, aktif destek verilmediği gibi, çoğuzaman da başvurdukları siyasi manevralarla arayışı etkisiz hale getirmişlerdir.

Sayıları yüzlerlebazen binlerle ifade edilen bağımsız ‘şahsiyetlerin’ katılımı da sınırlıolmuştur. Bağımsız ‘şahsiyetlerin’ çoğunun ilgisi ihtiyatlı bekleyişi aşamamış,‘platonik’ bir gözlemcilikle sınırlı kalmıştır. Birlik söyleminin yaygınlığıgöz önüne alındığında bu durum düşündürücüdür. Haziran’da yapacağı kongredebütün bu sorunları tartışmayı hedefleyen TEVKURD daralarak ya da genişleyerekyoluna devam etmenin, arayışı sürdürmenin yollarını bulabilmelidir. Gruplarınbirlik arayışını manevra sahası saymaktan vazgeçmeleri, bağımsız‘şahsiyetlerin’ de gerçekten şahsiyet olduklarını gösterip sorumluluk almaları,‘benci’ değil, ‘bizci’ davranabilmeleri ön açıcı olacaktır. Birlik adınayapılan çalışmalardaki her başarısızlığın birlik ruhunu örselediği unutulmamalıdır.


Örgütlerimiz kendi zaaflarını birlik şalıyla örtemeyeceklerinianlamalıdırlar

Son zamanlarda Kürdhareketinde birlik arayışlarının ‘yoğunlaştığına’ dair izleniminize isekatılamıyorum. HAK-PAR ile KADEP’in birlik denemesi ve Paris Kürt Enstitüsü’nünimzaya açtığı bildiriye neredeyse bütün Kürd çevrelerinin imza atmasının buizlenime yol açan olaylar olduğunu sanıyorum. Bu her iki olayın da Kürdhareketinde birlik görüntüsü oluştursa da, bu birlik kapsamında olmadığınıdüşünüyorum. HAK-PAR ile KADEP niye ayrı iki parti olduklarının makul biraçıklamasını yapmakta sıkıntı çeken partilerimizdir. Seçimlerden önce HAK-PARvarken ayrı bir parti kurmayı gerekli görenlerin altı ay geçmeden ‘birlikihtiyacını’ keşfetmeleri de, yıllarca Ş. Elçi’yle birlik olmaz diyenlerinaniden bunu mümkün görmeleri de anlaşılmayı bekleyen muammalardır. Kuşkusuz buiki partinin birleşmesi olumlu olacaktı. Ancak altı aya yakın bir süre alan,yurtsever kamuoyunun bilgisi ve denetiminden uzak sürdürülen bu deneme başarısızlıklasonuçlanmıştır. Birleşme gayretlerinin nedenleri gibi, birleşememelerininnedenleri de izleyenlerin takdirine, yorumuna kalmıştır. Birlik çalışmalarınınolmazsa olmazı olan hedeflilik ve şeffaflıktan yoksun bu birlik arayışınınözgürlük mücadelemize bir şeyler kattığını söylemek güçtür. Örgütlerimiz kendizaaflarını birlik şalıyla örtemeyeceklerini anlamalıdırlar. Bu yol çıkmazyoldur ve olası birliklerin önünü tıkamaktadır.

Paris KürdEnstitüsü’nün hazırladığı; DTP, HAK-PAR, KADEP başkanlarının da çağrıcısıolduğu ve bir inisiyatife dönüşen imza kampanyasını da Kürd hareketinde birlikolarak değerlendirmek mümkün değildir. TEVKURD’ün de muhalefet şerhiyleimzaladığı bu metin T.C. vatandaşlığını esas alan bir metindir. Kürdhareketinde birlik ise Kürd halkının ulus, ülke gerçekliğini esas alaraksağlanabilir. Birlik stratejik bir sorunumuzken, imza kampanyası tekil bireylemdir. Kampanyanın metni stratejik hedeflerden yoksundur. Metindeki bazıbelirlemeler de stratejik hedeflerimizi karartan cinstendir. Kuşkusuz KuzeyKürdistan’da irili ufaklı bütün siyasi öznelerin birlikte görünmelerihalkımızın, yurtsever kesimlerimizin özlemidir. Görev bu özlemi gerçekzemininde, ortak ulusal-siyasi akıl çerçevesinde ulusal projeler ve buprojeleri yaşama geçirecek ulusal kurumlarla karşılamaktır. Bu özlemle oynamak,kullanmak, karşılıyor gibi yapmak tehlikeli bir aymazlıktır.

Sorunuzladüşüncelerimi iletme fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyor, DENG çevresi ileulusal özgürlük hedefli gerçek birlik çabalarında birlikte olmak dileğiylebaşarılar diliyorum.

(*)Deng dergisininFuat Önen ile yaptığı röportaj


Posted in: tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
Irak ve Kürdistan Gelişmeleri Üzerine Röportaj
Fuat Önen
Her dış mücadele bünyesinde bir iç mücadele barındırır. Dışarının içimizdeki operasyonuna dönüşmediği ve ulusal kurtuluş hedefinin önüne geçmediği müddetçe, iç iktidar mü...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (51)


HDP, Türkiyedeki Kürt azınlığın partisi olsun
Fuat Önen
Bence genel olarak Kürt seçmeni ya da Kürtlerin seçimde ne yapacaklarını sormak yanlıştır. En başta Kürdistanlılar ile Türkiye’deki Kürt azınlığını birbirinden farklı değerlendirmek lazımdır. Kürdista...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (209)


5’Lİ KÜRT BLOKU’NUN SEÇİM VE HDP’YE KARŞI TAVRI*
Fuat Önen
2009’dan bu yana Kürdistani Birlik, Kürdistan Ulusal Konferansı gibi konular gündemdedir. Her ne hikmetse seçim zamanları bu birlik konusu gündeme geliyor. Eğer ülkemizin toprakları işgal ediliyorsa, binlerce gen...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (214)


SEÇİME HAZIR OLMAK
Fuat Önen
24 Haziran seçimlerine de Kürdistan’dan katılmanın meşru bir yolu var mıdır diye düşündüğümde şu önerinin tartışılabileceğini düşünüyorum. Yani bu seçimi yine referanduma dönü...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (892)


EFRÎN
Fuat Önen
58 gün önce 72 savaş uçağı ile Efrini işgal operasyonunu başlattınız. Savaş uçaklarınıza tanklarınız, toplarınız, savaş helikopterleriniz, İHA’larınız, SİHA’larınız,termal kameralarınız eşlik etti.  Binlerce ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (491)


Afrin operasiyonunu Türkiye devletinin Kürdistan dönük seferlerinin bir parçasıdir
Fuat Önen
Şimdi bunun doğru anlaşılması için şunun iyi görülmesi lazım. Türkiye devleti Afrin e, Hewlere, yada Mahabada  Ankara dan bakmıyor. Türkiye devleti Afrine de, Hewlere de, Kamışlıya da, Mahabada da, Sanadaja da Diyarbak...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (608)


KÜRDİSTANİ PARTİLERİN TEMEL STRATEJİK HEDEFİ KÜRDİSTAN’IN BAĞIMSIZLIĞI VE BİRLİĞİ OLMALIDIR
Fuat Önen
Sırrı Süreyya Önder kimi temsil ederek İmralı-Ankara-Kandil üçgeninde bu kadar tur attı? Önder’in Türkiye’de temsil ettiği bir kitle mi var? Bana göre devleti temsil ediyor. Yapılan yanlış bir işin kof...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2185)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media