Fuad Önen
TÊKÇÛNA ŞERÊ CEBHEYA KERKÛKÊ
Fuat Önen
Şerê li cebheya Kerkûkê rû da, bersîva dewletên dagirker û parêzerên sistemê ye. Di vê cebheyê de em têkçûn. Berpirsê vê têkçûyi...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (786)


YEKÎTÎYA KURDAN Û YA PARTÎYÊN KURDAN JI HEV CUDA NE
Fuat Önen
Di nav tevgerên rizgarîya neteweyî de kesî bi qasî tevgera rizgarîya neteweyî ya Kurdan nîqaşên teorîk nekiri ye. Em di nivîsarên Ho Shi Min, Amilcar Cabral, Mahatma Ghandi, Fide...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1194)


TC ÇIMA JI YEKÎTÎYA AXA ROJAVAYÊ KURDISTANÊ DITIRSE?
Fuat Önen
Ez ne di wê bawerîyê de me ku TC yê karibe Efrînê dagir bike û li wir pêşî li Kurdan bigire. Bi sedem ku TC nikare bakurê Kurdistanê wek berê bi rêve bibe, anuha her nav&cc...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (906)


REFERANDOMA SERXWEBÛNA KURDISTANÊ
Fuat Önen
Serxwebûna Kurdistanê di herêma Rojhelata Nêzîk de şoreşek e û ew ê nîzama dagirker hilweşîne. Ji ber vê yekê her çar dewletên dagirker; di serî de jî dewleta ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1007)


SERXWEBÛNA BAŞÛRÊ KURDİSTANÊ GENGEŞÎYÊN Dİ NAV ŞÎA Û SUNEYAN DE ŞENGAL Û HÎLALA ŞÎA RIZGARBÛNA ROJAVAYÊ KURDISTANÊ
Fuat Önen
Em nizanin ku bi çi sedemê rê lê vekirin ku hêzên Haşdî Şabî têkevin hin deverên Şengalê û ew van deveran “rizgar” bikin. Hêza pêşmergeyan heye ku her bi...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (900)


Arîşeyên Şengalê
Fuad Onen
Miletê Kurd têra xwe xwedî dijmin e, tevgera rizgarîya neteweyî ya Kurdistanê ji serî de çar dewletên dagirker ji xwe re kiriye hedef. Ev dewlet li dinyê jî xwedî mutefîk ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1455)


Armanckirina “kongreyeke netewî” ya ku ne li dijî tu dewletan e dibe devjêberdana mafê dewletbûna netewa Kurd!
Fuad Onen
Ev civîna ku berê wek Konferansa Kurdistanê û dûre jîwek Kongreya Netewî ya Kurdan hat binavkirin, li ser tewereya (mihwer) KomaraTirkîyê (KT)-Ocalan-Barzani ketiye rojeva me û çekber...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (4705)


   «   [1]  2  3  4  5  »      
  
18

Aso Zagrosi: 10 Haziran 2014 tarihinde ISID olarak bildiğimiz „Ad-Davla Al-Islamiyya fi al-’Iraq wa-sh-Sham” adlı olusum tarihi Kürdistan sehri Musul’u ele geçirerek tümden dünyanın gündemine oturdu. Ardından örgüt Irak Sünnilerin yerleşik olduğu bir dizi sehri denetim altına aldı. ISID’in bu ani çıkışı ile ilgili bir hayli komplo teorileri ortaya atıldı… Sizin bu konuya ilişkin düsüncelerinizi ögrenmek istiyoruz.

Fuat Önen: Bölgedeki devletler ve devlet sınırları, Birinci Dünya Savasının galiplerinin (Ingiltere, Fransa) emperyalist komplolarının ürünü olduklari için, bölge her türden komplo teorilerine açıktır. Her türden teori gibi düşünmeyi kışkırtıcı yanları olsa da, komplo teorilerin zayif tarafı kitle eylemliliginin, toplumsal mücadelenin üzerinden atlamasıdır. Başı sonu belli olmayan terör ve terörist örgüt kavramları ile süslenen komplo teorilerini bir yana bırakırsak Irak’ta kanlı bir iktidar savaşı yürümektedir. Bu savaş aynı zamanda dünyada global aktörler arasında sürdürülen Üçüncü Dünya Savaşının bölgedeki yansıması olarak ele alınmalıdır.



Aso Zagrosi: Kürdistan Baskani Kek Mesud Barzani ve diger bazi yetkililer ISID’in Musul’a yönelik çalismalari konusunda Irak Merkezi iktidarini uyardiklarini, fakat kendilerini dinlemediklerini söylüyorlar. Ayrica ABD yakin dost gördükleri devlet baskanlarin ve basbakanlarin(Almanya Basbakani Merkel gibi) telefonlarini dahi dinliyor. Nasil oluyor da ISID’in girisimlerinden habersiz oluyor?



Fuat Önen: Baskan Barzani onlara bilmedikleri bir bilgi iletmemis, malumu ilan etmistir. Onlarin bilmedigi bir bilgi olsaydi bunu iletir miydi, bundan emin degilim. Engellenmemis olmasi bilinmezliginden degildir. Maliki hükümeti Irak’in kuzeyi ile güneyini bir arada tutacak proje ve kapasiteden yoksun görünmektedir. Onun engelleyemedigini düsünmek yanlis olmaz. ABD ve batili güçler ise engellemek için inisiyatif almayi dogru bulmamislardir. Onlar açisindan sahada insan degil, iktidar savasinda kullanabilecekleri araçlar vardir.



Aso Zagrosi: Ingiltere ve Fransa’nin Kürdistan’i ve bölgeyi kendi aralarinda Sykes picot-Antlasmasi ile bölüsmelerinin 2016 yilinda 100. Yilina giriyoruz. Bu antlasmadan en çok zarar gören, ülkeleri yeniden parçalanan ve jenosidlere ugrayan Kürdlerdir. ISID 10 Haziran’da sinirlari hiçe saydi ve Sykes-Picot Antlasmasini yirtip atti. Bu antlasmanin 100.yilina dogru gittigimiz bu süreçte ondan en çok zarar gören Kürdler ne yapiyor?



Fuat Önen: Sykes-Picot antlasmasi Itilaf devletleri ya da müttefikler arasinda imzalanan gizli antlasmalardan biridir. Devletlerarasi hukukta da geçerliligi olmayan, savas sirasinda savas sonrasi paylasimi öngören bir antlasmadir. Rusya’nin da onayladigi bir Ingiltere-Fransa projesidir. Bu projeye Italya’nin itirazlarini görüsmek üzere toplanan 1917 Saint-Jean-de-Maurienne antlasmasina Subat Devrimi nedeni ile Rusya katilamamis, Ekim Devrimi sonrasinda da Bolsevikler tarafindan desifre edilip, antlasmanin taraflarindan biri tarafindan hükümsüz ilan edilmistir. Yakin Dogu’da (Kürdistan bu bölgenin merkezi ülkesidir) sinirlar Sykes-Picot antlasmasina göre degil,1919 Paris Baris Konferansi ve sonrasinda kurulan Cemiyet-i Akvam (Milletler Birligi) marifeti ile olusturulan dünya düzenine göre olusturulmustur ve Skyes-Picot antlasmasinda öngörülenden farklidir. Orta Dogu’da devlet sinirlari çizilirken Sykes-Picot antlasmasinin esas alindigini söylemek ise mümkündür. Bu sinirlar Ikinci Dünya Savasi sonrasinda kurulan dünya düzeninde de güncellenmistir (Israil Devleti ve sinirlari hariç). Devletlerarasi hukuka göre “yasal” sayilan bu sinirlar gayri mesrudur. Bu sinirlar bölge halklarinin tarihsel, toplumsal hakikatlerine aykiridir ve bu hakikatler parçalanarak çizilmistir.



Bu nedenlerle bu sinirlar halen yürürlükte olsalar da bölge halklari tarafindan benimsenmemistir. Mahabad’a giden Mustafa Barzani önderligindeki Kürdler, Peymana Sêsînor’u baglayanlar, Kuzeybati Kürdistan’dan Ortagüney Kürdistana savasmaya gidenler için bu sinirlar hep yok hükmünde olmustur. Bölge devletleri de “güvenlikleri” söz konusu oldugunda bu sinirlari yoksaymislar bazen de, 1930 Agri baskaldirisinda oldugu gibi, degistirip yeniden düzenlemislerdir. D.Bakir’dan kalkip Ortagüney Kürdistan’i bombalayan Türk savas uçaklari da bu sinirlari engel görmemistir.



SSCB’nin çözülmesi ile 45 yillik dünya düzeni de çökmüs, suni ve gayri mesru devlet sinirlari devletlerarasi korumadan yoksun kalmislardir. Son yirmi yilda onlarca yeni devletin yeni sinirlarla tarih sahnesine çikmasi bunun sonucudur. Global aktörler, özellikle ABD sinirlar konusunda revizyonist bir pozisyondadir. Bu sinirlar artik devletlerarasi sermayenin çikarlarina cevap olmaktan da uzaktir. Bu sinirlar degismelidir ve degisecektir. Halklarin, milletlerin tarihsel toplumsal hakikatleri ile uyumlu yeni sinirlar ve yeni bir dünya düzeni talebi, mesru, ilerici bir taleptir. Bunun Kürdistani siyasetteki tezahürü Bagimsiz Birlesik Kürdistan talebidir. Bu sinirlar daha çok Kuzeybati Kürdistan’daki siyaset sinifimizin, bir kisim aydinlarimizin ve okumuslarimizin beyninde varligini, etkisini sürdürmektedir. Çözümü isgalci devlet sinirlari içinde arayan, ufku parçayi asamayan siyasi talepler bunun tezahürüdür. Parçalanmisligin yol açtigi bu kolonyalist tahribat da ancak Bagimsiz Birlesik Kürdistan talebi ile sürdürülen mücadele ile asilabilinir. Bunu yapabilmekten, yapmaktan uzak görünsek de yapmamiz gerekenin ve yapabilecegimizin bu oldugunu



Aso Zagrosi: Geçenlerde Irak savasina katilan Amerikali bir subay George Bush’un Irak’i Güney Kore olarak gördügü ve 60 yil alanda kalacaklarini söyledigini, fakat Baskan Obama’nin Irak’i Vietnam olarak gördügü ve askeri güçleri çektigini yaziyordu. ABD’nin alandan ayrilmasindan sonra (2011) Irak Basbakani Nuri El Maliki’nin ilk isi Sünnileri devletin üst kademelerinden uzaklastirmak oldu. Cumhurbaskani yardimcisi kaçti, Maliye Bakani zindana atildi ve bir çok Sünni ordu ve devlet kurumlarindan uzaklastirildi. Nuri Maliki Kürdlere karsi Dicle Askeri güçlerini gönderdi, Kürdistan bütçesini kesti ve Pêsmergelerin maaslarini dahi göndermedi. Irak Anayasa’sinda Kürdlere iliskin esas maddelerden, ( Kerkük ve diger isgal altindaki bölgelerin gelecegine dair madde de dahil) hiç birini uygulamaya sokmadi. Nuri El Maliki Bagdat merkezli tam bir Sii diktatörlügü kurdu. Aktüel durumda yasanan çatismalar konusunda Kürdler nasil bir tavir almalilar?



Fuat Önen: Bu benzetmeler yanlis, yararsiz ve yanilticidir. Kore, Vietnam olaylari SSCB-ABD eksenli bir dünya düzeninin varliginda yasandi. Günümüz dünyasinin düzeni yok ve yeni bir dünya düzeni için amansiz bir savas var. Üçüncü Dünya Savasinin dayaticisi olan ABD baskanlari arasinda stratejik bir ayrilik olmaz. Obama, Bush’tan sadece devlet baskanligini degil, baskomutanligi da devralmistir. Bush Fransa ve Almanya ile çatisarak Irak’i isgal ederken, Obama Fransa ile anlasarak Libya’yi isgal etmistir. Fark varsa buradadir. Üçüncü Dünya Savasinin bir önemli özelligi de kaygan bir zeminde sürüyor olmasi ve savasan taraflarin netlikten uzak olmasidir. Bu savasta aktörlerin saf ve yer degistirmesi sik rastlanan bir durumdur. ABD’nin Irak müdahalesine isgal diyen ve BM’den bu yönde karar aldirtan Almanya ve Fransa 6 ay sonra ABD kuvvetlerini BM semsiyesi altina almaktan çekinmediler.



Irak’in kuzeyi ile güneyi arasinda süren savas bir iç iktidar mücadelesidir ve çatisan taraflara Irak’in bütünlügü içinde uzlasma önerisi bence gerekli degilse de anlasilirdir. Bagdat yönetimi ile Ortagüney Kürdistan arasindaki çatisma ve anlasmazlik ise iç iktidar meselesi degildir. Kürd halkina Irak’in birliginin dayatilmasi kolonyalist bir eylemdir. Kürdistani siyasi güçlerin Irak’in birligini savunmak gibi bir görevleri yoktur. Irak parçalanmasin demek saçmaliktir, Irak zaten parçalidir ve 90 yildir bu parçali durum bastirilmaya, sahte bir birlik korunmaya çalisilmaktadir. Bence Irak’ta ve benzeri tüm devletlerde yolun sonuna gelinmektedir. Kolonyalist sahte birliklerde israr etmekten vazgeçilmeli, iyi komsuluk iliskilerinin imkanlari aranmalidir. Kendi sinirlarini korumaktan aciz Maliki’nin, Ortagüney Kürdistan sinirlarina gönderdigi Dicle Operasyon Birlikleri, geldikleri gibi geri dönmek durumunda kaldilar. Maliki’nin bundan ders almasi umut edilir.



Aso Zagrosi: Geçenlerde General David Petraeus yaptigi bir açiklamada eger Amerika hava saldirilariyla ISID’i vurursa “Sii milislerine hizmet eder” diyordu. Diger yandan ISID, Sünni mezhebi ideoloji olarak kullanan Arap irkçisi bir yapilanmadir. Eski Baasçilarin yogun bir sekilde bu hareketin içinde yer almasi bu gerçekligin açik bir ifadesidir. Bazi Kürd çevreleri “bu savas bizim savasimiz degildir” diyorlar. Eger ISID vb yapilar bölgede dikis tuttururlarsa Kürdistan ile dogrudan komsu olacaklar. Ayrica Sünni Araplar, Musul, Kerkük ve diger isgal altindaki Kürd bölgelerini kendi topraklari olarak görüyorlar. Yarin çikacak olacak çatismalarda Türkiye dahil bir dizi Arap ülkesi onlarin yaninda olacaktir. Kürdistan yönetimi yarinlari da düsünerek simdi nasil bir tavir takinabilir?



Fuat Önen: Irak’in güneyinde yasayan Araplarin çogunlugu Sünni Müslüman olsa da ISID’i Sünni bir hareket olarak tanimlamak dogru degildir. ISID Islam’in selefi yorumlarindan birini kendisine esas aldigini söyleyen bir siyasi harekettir. Siiler kadar Sünnileri de Müslüman saymayan bu örgüt, sosyal yasamin her alaninda irrasyonel bir tekçiligi dayatan totaliter, militer bir vaaza sahiptir. Marx’in “görünüs ile gerçek ayni olsaydi, bütün bilimler gereksiz olurdu” sözünü de hatirlayarak, Irak’ta yasanilanin bir mezhep çatismasi olarak gösterilmesine de görülmesine de itiraz etmek gerekir. Komsumuz Irak’ta birlikte yasama hukukunu olusturamamis iki kesimin savasi bizim savasimiz degildir. Ortagüney Kürdistan yönetiminin bu savasta taraf olmaktan kaçinmasi, siyaseten dogrudur. Bu dogruda durmak ise zordur. Çatisan her iki tarafta da Kürd halkinin ulus-ülke hakikatine düsman olanlarin önde olduklarini biliyoruz. Bu durumda dogruda durmanin ön sarti açik ulusal bir program etrafinda güçlü br ulusal birliktir. “Tartismali topraklarin” %80inde kontrolü saglayan Ortagüney Kürdistan yönetimi bunu hizla %100e çikarmali ve bu sinirlarda hükümranlik hakkini kimse ile tartismayacagini taraflara bildirmelidir. Üç federal bölgeli Irak’in çözüm olamayacagi anlasilmistir. Kalici çözümün bagimsizlik oldugunun bilinci ile reel-politik zorluklara karsi konfedere modeller üzerinde tartisilabilinir. Bunun da ön sart  Ortagüney Kürdistan’da olusan de-facto devletin taraflarca kabul edilmesidir.



Aso Zagrosi: Beyaz Saray son günlerde dogrudan Kürdistan Baskani Kek Mesud Barzani, Irak Sünni ve Sii yöneticileriyle iliskiye geçerek „teröre karsi ortak mücadele“ ve „Bagdat yönetimini Sii, Sünni ve Kürd ekseninde“ yeniden yapilanmasini istiyor. Eger Kürdler Amerika’nin bu istemini kabul etseler hangi taleplerle Bagdat’ta gitmeliler?



Fuat Önen: Savas siyasetin siddet araçlari ile sürdürülmesidir ve dünyada da bölgede de sürdürülen savas iktidar mücadelesidir ve siyasidir. Teröre karsi mücadele etmek argümani bu savasin özünü örtme çabasidir. Kürdlerin ISID’e karsi mücadeleleri teröre karsi mücadele sayilacaksa, Maliki’nin Dicle Operasyon Birliklerine karsi verdikleri mücadele de öyle sayilmalidir. Kuzeybati, Dogu ve Güneybati Kürdistan’da isgale karsi verdikleri mücadele de. Orta güney Kürdistan yönetiminin görevi o parçadan baslayarak Kürdistan’in yeniden yapilanmasini saglamaktir. ABD’nin dayatmasi ve diger reel-politik zorluklar nedeni ile Irak ile bir arada kalinmasi gerektigi düsünülüyorsa Ortagüney Kürdistan ile Irak arasinda federal degil konfederal bir model önerilmelidir.



Aso Zagrosi: Güney Kürdistan yöneticileri sik sik Kürdistan’in bagimsizligindan söz ediyorlar. Son dönemlerde Irak Ordusunun ISID güçlerinin karsisinda aldigi yenilgilerden sonra bosaltigi Kerkük vb yerlere Pêsmerge güçleri yerlesti. Niçin Pêsmerge güçleri Hemrin’den baslayarak tüm Kürdistani bölgeleri denetim altina almiyor? Yoksa Güney Kürdleri yeniden Irak Anayasasinin tatbikini mi bekleyecekler?



Fuat Önen: Ulusal kurtulus mücadelelerinin olagan hedefi bagimsizliktir. Kürdistanli yöneticilerin ya da yurtsever siyasetçilerinin Kürdistan’in bagimsizligindan söz etmelerinden daha dogal ne olabilir ki?



Mesud Barzani tartismali topraklarda kontrolü ele almakla Irak Anayasasinin 140. maddesini fiilen uyguladiklarini belirtti. Bu tutum dogrudur ve bundan geri adim atilmamalidir. Ortagüney Kürdistan’in siyasi aktörleri Irak Anayasasinin tatbikini beklememeli, birlikte kalacaklarsa yeni bir konfederal anayasa önermelidirler.



Aso Zagrosi: Türkiye ile bir dizi ekonomik, siyasi ve kültürel iliskiler içinde olan Güney Kürdistan yönetimi Bagimsiz Kürdistan’i ilan edebilir mi? Böyle bir durumda Kuzey Kürdlerine hiç bir hak tanimayan Türkiye Güney Kürdlerin bagimsizligina karsi tavri ne olur? Geçenlerde Kürdistan Basbakani Neçirvan Barzani’nin basinda bulundugu bir KDP ve YNK delagasyonu Iran yetkilileriyle görüstü. Iran yetkilileri tüm görüsme boyunca “Kürd-Sii Ittifakini” islediler. Acaba günümüzde Ikinci Çaldiran mümkün mü? Eger mümkün ise somut olarak Kürd güçleri nasil hareket edecekler?



Fuat Önen: Kürdistan’in bagimsizligi önündeki en büyük engelin TC oldugunu düsünenler, Ortagüney Kürdistan yönetiminin daha dogrusu KDP yönetiminin TC ile gelistirdigi yogun ekonomik, siyasi iliskileri kaygi ile izlemektedirler, izliyoruz. Bu iliskilerin bagimsizlik mücadelesini kolaylastirmayip zorlastirdigini düsünüyorum. Ortagüney Kürdistan’daki diger siyasi aktörlerin ve bu arada PKK’nin Iran-Suriye eksenine yakin durmalari da ayni sekilde kaygi vericidir. Iran ekseninde Kürd-Sii ittifaki da Türkiye ekseninde Kürd-Sünni ittifaki da sorunludur. Bu eksenlerde yapilacak manevralarin bagimsizlik mücadelesine katki sunmasinin ön sarti parça düzeyli ve parçalar arasi ulusal birliktir. Ikinci bir Çaldiran tehlikesini düsündürten de siyasal aktörlerimizin ulusal brlikten yoksun ve bazen de birbirine karsi bu tarz manevralara girismeleri ve komsu isgalci devletlerin siyasal aktörlerimiz üzerindeki manipülasyon güçleridir. 150 yillik ulusal kurtulus deneyimini arkalayan siyasal aktörlerimizin bu tehlikenin farkinda olduklarini varsayiyor ve bu nedenle ikinci bir Çaldiran vakasini yasamayacagimizi umud ediyorum.



Aso Zagrosi: ISID de facto sinirlari ortadan kaldirirken Kürdler hala kendi aralarinda duvar/sinir/hendekler örüyorlar. Güney Kürdistan kazanimlari tüm dünya Kürdleri için Sykes-picot-Antlasmasini çöpe atmak için tarihsel bir imkan sagladi. PKK, Güney Kürdistan Hükümeti ve parlamentosu olustugu zaman hemen karsisina „Botan ve Behdinan Savas Hükümetini“ çikardi. Bugün ise Bati Kürdistan’da „Kanton „ ile Kürdlerin karsisina çikiyor. Bu girisimleri nasil yorumluyorsunuz?



Fuat Önen: Yukarida da belirttigim gibi Kürdler bu isgalci sinirlari ISID’den önce de yok saymislardir. Günümüzde bunlari tarihin çöplügüne atma imkani dünden daha fazladir. Ve Kürdistani siyaset bu imkani gerçege dönüstürmekle yükümlüdür. Her dis mücadele bünyesinde bir iç mücadele barindirir. Disarinin içimizdeki operasyonuna dönüsmedigi ve ulusal kurtulus hedefinin önüne geçmedigi müddetçe, iç iktidar mücadelesini olagan karsilamak gerekir. Maalesef ulusal kurtulus mücadelesinde kahredici jeopolitigimizin de etkisi ile bu iki mücadele arasindaki dengeyi saglamaktan hala uzak duruyoruz.



Dünyanin hiçbir yerinde özünde toprak ve iktidar meselesi olan ulusal meselelerin kantonal bir çözümü yoktur. Bu daha çok farkli özelliklere sahip cografik bölgelere sahip devletler içinde bir idari düzenleme modelidir. Güneybati Kürdistan’da da PKK-PYD-YPG cephesinin Suriye yönetimi ile açik-zimni iliski içinde buldugu kantonal model çözüm olmayacaktir. Bununla beraber kantonlar üzerinden de olsa Güneybati Kürdistan’in sinirlarinin görünür hale gelmesi ve ISID-NASRA cephesinin buraya sizmasinin önlenmesi olumludur. Sinirlarin, sabah aksam sinir istemiyoruz diyen siyasi gruplarca, görünür hale getirilmesinin de ayrica düsündürücü oldugunu düsünüyorum.



“Zamanin ruhu” Kürdleri devletlesmeye davet ederken bu daveti kanton, otonomi, federasyon modelleri ile örtmeye çalismak Kürdistani siyasetin ve siyasi gruplarin isi degildir.



Aso Zagrosi: Güney Kürdistan yönetimi Arap güçleriyle çatismalar içine girerse yada Bagimsiz Kürdistan’i ilan ederse Kürdistan’in diger parçalardaki ve diasporadaki Kürdler somut olarak ne yapabilirler?



Fuat Önen: Ortagüney Kürdistan yönetimi ‘Araplarla’ (Maliki, ISID vs.) çatisma içindedir ve bu çatismanin derinlesme ihtimali yüksektir. Nerede olursa olsun her Kürdistanli bu çatismayi kendi çatismasi olarak görmeli, ilan edilecek bagimsizligi da kendi bagimsizligi olarak görmelidir. Böyle görüp böyle his eden her Kürdistanli ne yapmasi gerektigini anlamakta zorluk çekmeyecektir.



Aso Zagrosi: Sorularima cevap verdiginiz için tesekkür.



Fuat Önen: sorularina yanit olacak seyler söyledigim umudu ile ben tesekkür ediyorum…























































Posted in: tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
SEÇİME HAZIR OLMAK
Fuat Önen
24 Haziran seçimlerine de Kürdistan’dan katılmanın meşru bir yolu var mıdır diye düşündüğümde şu önerinin tartışılabileceğini düşünüyorum. Yani bu seçimi yine referanduma dönü...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (592)


EFRÎN
Fuat Önen
58 gün önce 72 savaş uçağı ile Efrini işgal operasyonunu başlattınız. Savaş uçaklarınıza tanklarınız, toplarınız, savaş helikopterleriniz, İHA’larınız, SİHA’larınız,termal kameralarınız eşlik etti.  Binlerce ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (272)


Afrin operasiyonunu Türkiye devletinin Kürdistan dönük seferlerinin bir parçasıdir
Fuat Önen
Şimdi bunun doğru anlaşılması için şunun iyi görülmesi lazım. Türkiye devleti Afrin e, Hewlere, yada Mahabada  Ankara dan bakmıyor. Türkiye devleti Afrine de, Hewlere de, Kamışlıya da, Mahabada da, Sanadaja da Diyarbak...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (447)


KÜRDİSTANİ PARTİLERİN TEMEL STRATEJİK HEDEFİ KÜRDİSTAN’IN BAĞIMSIZLIĞI VE BİRLİĞİ OLMALIDIR
Fuat Önen
Sırrı Süreyya Önder kimi temsil ederek İmralı-Ankara-Kandil üçgeninde bu kadar tur attı? Önder’in Türkiye’de temsil ettiği bir kitle mi var? Bana göre devleti temsil ediyor. Yapılan yanlış bir işin kof...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1990)


ZİYA GÖKALP ULUSSUZ BİR DEVLETİN İDEOLOGUDUR, İSMAİL BEŞİKÇİ İSE DEVLETSİZ BİR ULUSUN…
Fuat Önen
Ziya Gökalp ulussuz bir devletin ideologudur. İmparatorluk bakiyesinden allokton bir ulus oluşturmaya çalışan, Türk Egemenlik Sisteminin, paralı memurudur. İsmail Beşikçi ise devletsiz bir ulusun, ulusal demokratik haklarını s...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1078)


Üst Aidiyet ve İktidar
Fuat Önen
Geçmişten ders almak, Kürdistan’daki siyasi aktörlerin genellikle uzak durdukları bir eylem türüdür. Modernite öncesi kurumlarımızın (aşiret meclisleri, rîsıpi heyetleri,aşiret konfedereasyonları, mirl...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1491)


Dünya Düzeni, Dünya Devletler Sistemi ve Kürdistan
Fuat Önen
Türk devletinin son Kürdistan seferinin esas nedeni Hemrin dağından Afrin’e görünür hale gelen bu sınırlardır. Güney Batı sınırlarının görünür hale geldiği ve bu sınırlar içinde devletleşmeyi ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1812)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media