Fuad Önen
Dewleta Tirkan nikare bi serê xwe li Qendîl ê operasyoneke leşkeri bimeşîne
Fuat Önen
Qendîl rêzeçîya ye û di sêkoşeya başûr, bakur û rojhilatê Kurdistanê de dimîne. Dagirkirina wê derê ne ew çend hêsan e. TC çima di vê deme de qal...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (281)


HILBIJARTINA TIRKAN, HDP Û HELWESTA HIN PARTÎYÊN KURDAN
Fuat Önen
Em nabêjin ku hilbijartina Tirkan me aleqedar nake, em dibêjin ku ev hilbijartina dewleteke dagirker e, hebûna dewleta Tirkan li Kurdistanê ne rewa ye, ev dewlet bi hemû dam û dezgehên xwe dagirker e û ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (254)


HILBIJARTINÊN DEWLETÊN DAGIRKER Û HELWESTA KURDAN
Fuat Önen
Ne xwezayî ye ku sîyasetmedarên Kurdan wek yên Tirkan bipeyivin, nakokîyên di nav sîyaseta Tirkan de mezin bikin û di nav sîyaseta Tirkan de ji xwe re li cîyekî bigerin. Divê s&i...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (313)


TÊKÇÛNA ŞERÊ CEBHEYA KERKÛKÊ
Fuat Önen
Şerê li cebheya Kerkûkê rû da, bersîva dewletên dagirker û parêzerên sistemê ye. Di vê cebheyê de em têkçûn. Berpirsê vê têkçûyi...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1027)


YEKÎTÎYA KURDAN Û YA PARTÎYÊN KURDAN JI HEV CUDA NE
Fuat Önen
Di nav tevgerên rizgarîya neteweyî de kesî bi qasî tevgera rizgarîya neteweyî ya Kurdan nîqaşên teorîk nekiri ye. Em di nivîsarên Ho Shi Min, Amilcar Cabral, Mahatma Ghandi, Fide...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1496)


TC ÇIMA JI YEKÎTÎYA AXA ROJAVAYÊ KURDISTANÊ DITIRSE?
Fuat Önen
Ez ne di wê bawerîyê de me ku TC yê karibe Efrînê dagir bike û li wir pêşî li Kurdan bigire. Bi sedem ku TC nikare bakurê Kurdistanê wek berê bi rêve bibe, anuha her nav&cc...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1141)


REFERANDOMA SERXWEBÛNA KURDISTANÊ
Fuat Önen
Serxwebûna Kurdistanê di herêma Rojhelata Nêzîk de şoreşek e û ew ê nîzama dagirker hilweşîne. Ji ber vê yekê her çar dewletên dagirker; di serî de jî dewleta ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1250)


   «   [1]  2  3  4  5  6  »      
  
27

Afrine yönelik müdahaleye ilişkin hem  göruşlerinizi alalım hem doğrusu bu gelişmeyi  supriz  olarak görüp görmediğinize dair değerlendirmelerinizi alalım

Şimdi birinci nokta şudur. Türkiye devleti  Kürdistanın üç parçasında sert ve işgalcı bir savaş sürdürüyor.  Haştişabi ve Irak ordusunun Kerkük ve civarına saldırmasının arkasında Türkiye devletinin de olduğunu biliyoruz. O operasiyon sırasında Silopi de askeri tatkibat yaparak güney Kürdistanı işgal tehdidinde bulunduğunu da biliyoruz. 

Türkiye devleti daha önce Ceraplusa  işte oradan Elbaba kadar uzanan bölgeye girdi ve orayı işgal etti. Bu işgalinde esas nedeni  batı Kürdistana müdaheledir.  Batı Kürdistana seferdir. Kuzey Kürdistan da zaten bütün imkanlarıyla bir yıl içinde 11-12 yerleşim birimlerimizi yerle bir edip bir milyona yakın kürdü yerinden göçerterek  binlerce gencin de ölümüne sebep oldu. Dolaysıyla Afrin  operasiyonunu Türkiye devletinin Kürdistan dönük seferlerinin bir parçası olarak ele almamız gerekir. 

Bunun doğru anlaşılması için şunun iyi görülmesi lazım. Türkiye devleti Afrin e, Hewlere, yada Mahabada  Ankara dan bakmıyor. Türkiye devleti Afrine de, Hewlere de, Kamışlıya da, Mahabada da, Sanadaja da Diyarbakır üzerinden bakıyor ve türk devlet aklı, Kürdistanın herhangi bir parçasında bir ulusal başarı kazanıldığında orada bağımsızlık, federesıyon yada otonomi gibi siyasi bir statü elde edildiğinde, Diyarbakırı eskisi gibi yönetemiyeceğini düşünüyor. Dolaysıyla Türk devletinin Afrine operasıyon yapmasının ana nedeni Diyarbakırı elinde tutma çabasıdır. Görünüşte bir saldırı olmasına rağmen, gerçekte bu bir savunma savaşıdır.  Kuzey Kürdistanı  olduğu gibi, eskisi gibi yönetememekten  korkmaktadır.

-Tam bu noktada bir şey sormak istiyorum. Yani böylesi bir siyaset Türkiye açısından, Türkiyeyi yönetenler açısından da ciddi bir risk değilmi? Diyarbakırı koruyayım derken başka yerleri  işgal edip aynı zamanda o işgal üzerinden elindekini kayıp etme yanı çok klasik deyimle dimyata pirince giderken elindeki bulgurdan olma gibi bir tabloda karşısına çıkabilir mi yada öyle bir şey mümkünmü, çıkması mühtemel mi?

Türk devleti risk almak zorundadır. Kürdistanın bağımsızlığı gerek güney Kürdistanda, gerek bu batı kürdistandaki gelişmeler Türk devletinin tariflerini bozmuştur. Bu devlet batılıların eliyle özellikle İngilizlerin ve Fransızların eliyle batı normlarına göre kurulmuş batı kampı içinde dizayin edilmeye çalışılan bir devlettir. Oysaki 1990 larda başlıyan bir süreçle türk devlet aklının bir kesimi özellikle batının Türkiyeyi bölmeye çalıştığını söylemektedir.  Bunu türk devletine söyleten nedir? Bunu söyleten Kürdistandır, Kürdistan hakikatıdır. Batının kendisini bölmeye çalıştığını düşündüğünden bu yana batıyla ilişkleri sorunludur. Aslında AKP cemaat koalısiyonu ABD tarafından bu devlet aklının tasfiyesi üzerine iktidara getirilmiştir. Fakat AKP ve Cemaat on yıllık bir iktidardan sonra kendi aralarında kapıştıktan sonra, AKP ABD tarafından iktidara getirildiği halde eski klasik türk devlet aklının normalrına dönmüştür.

Tarifin bozulmasını tamalıyayım. Nato üyesi,  avrupa birliği  aday üyesi bir ülke avrasya çizgisine yaklaşmaktadır. Ne avrasyada nede batıda tutunamıyan  bir devlet durumuna düşmüştür. Türk devletinin tariflerini bozanda Kürdistandır.  

-Biraz önce siz kısmen ABD nin de Rusya nında özellikle özellikle avrasyalılarla ilişkisi üzerinden de değerlendirdiniz. Hem Afrine müdahale boyutunda  değerlendirmenizi istiyecem. ABD ve Rusyanın buradaki tutumunu nasıl görürsünüz. İkincisi tabi bunun bir başka şeyin devamı olduğunu söyledinz. Yani Kerkük ün Iraka Abadiye verilmesinin de bir devamı gibi gördüğünüzü söylediniz. Bunlar arasında bağlantıyıda kurarak siz bu güçlerin ABD ve Rusyanın tutumunu nasıl degerlendirirsiniz.

Aslında dünyada yaşanan ilan edilmemiş post modern bir üçüncü dünya savaşıdır ve bu son derece kaygan bir zeminde süren bir dünya savaşıdır. Bu dünya savaşının görünen ön tarafta duran taraflarından biri Rusya diğeri Amerikadır. Kaygan bir zeminde sürdüğü içinde sürekli bazı itifaklar bozulmakta,  yeni itifaklar kurulmaktadır. Yani şöyle düşünebilirsiniz 2003 te ABD Irakı işgal ettiği zaman buna en fazla itiraz eden Almanya ve Fransa idi.  6 ay sonra o gücü barış gücüne çevirip kabul ettiler.

Kürdistan meselesine  ve Kürdistan da olup bitenlere de bu perspektifle bakmamız lazım. Amerikalı stratejistler bu savaşın ortalama bir insan ömrü kadar süreceğini söyliyorlar. Bu 50-60 yıl sürecek bir dünya savaşı demektir. Sovyetlerin çözülmesinden bu yana işte 27-28 yılın geçtiğini düşünürsek önümüzdeki 20-25 yıl, savaş devam edecek. Kürdistani siyaset bu savaş hakikatini doğru anlıyarak doğru hedeflere yönelerek siyasetini sürdürmelidir.

 Bu ittifak şimdi şu anda Türkiye, Rusya, İran arasında oluşmuş.  Bu ittifak 6 ay sonra bozulabilir. 6 ay sonra ABD Türkiye ile yeniden iyi ilişkiler kurabilir. Burada asıl olan, önemli olan Kurdistani siyasetin dönemin ruhunu iyi kavraması ve dönemin ruhuna uygun siyasetler üretmesidir. Türkiye son yıllarda ekeonomilk olarak büyümüş  siyasi olarak bölgede  etkisi artmış bir ülke değildir. Türkiye şişirilmiş bir ülkedir. Ve bu şişirilmiş haliyle Kürdistanın üç parçasında savaş sürdürmektedir. Şindi burada yapılması gereken Kürdistan siyasetin devletleşme hedefiyle ulusal birliğini sağlamasıdır. Devletleşme hedefiyle sağlanan bir ulusal birlik, savaşı yayacaktır.

-Kürdistani siyaset açısından özellikle değerlendirmelrinizi istiyecem ama dediğiniz türkiyenin şişirilmiş bir devlet olduğuna dönük o noktayı bıraz da Avrupa, ABD ve Rusya açısından açmanızı istiyecem. Yani Türkiyeyi bunca şişirmelerinin bu devletler açısından sizin dediğiniz gibiyse ne yararı var. Üstelik ABD ve Rusyanın da bölgede kendi aralarında ciddi çelişkilerinin de olduğunu biliyoruz. Bir şekliyle belki bu yansımalar Türkiyenin istediği gibi hareket edebilmesinin temel noktalarından biride belki de ABD ve Rusya arasındaki çokta dışa yansımıyan ama kapı arkalarında konuşulan çelişkilerdir gibi düşünmek gerekmiyor mu?

 2011 de Süriye savaşi başladığında Türk devleti alt emperyal  heveslerle Süriye ye dalmaya çalıştı. O zamanki tablo şuydu. Mısır da müslüman kardeşler, Ankara da müslüman kardeşler vardı ve Suriye de de müslüman kardeşlerin iktidara geleceği var sayılıyordu. Türkiye bu müslüman kardeşler ekseni üzerinden suni dünyanın öncülüğünü yapıp bölgede alp emperyal heveslerle Suriye savaşına daldı. Fakat bu hevesler Mısır da kırıldı. 

Mısır da SISI darbesinden sonra  biliyorsunuz Suriye savaşının başında Katar, Suuidi ve Türkiye arasında oluşturulan bir itifak vardı. Katar ve Suuidin parasıyla türklerinde askeri desteği ve eğitimi ile suriye savaşı tırmandırıldı. Fakat Mısırdaki darbe bütün bu hesapları bozdu. Mısır daki müslüman kardeşler tasfiye oldu. Amerika 2013 ten sonra biz Esad ın gitmesini istiyoruz ama yerine kimin geleceğini bilmek istiyoruz diye tavır değiştirdi ve Türkiye buna uyum sağlıyamadı.

 Böyle bir manevra yapamadı. Böyle bir manevra yapamadığı için de aslında sizin   başta dediğiniz gibi ortadoğu dan tecrit oldu. Türkiye şu anda Suriye de tek başına oyun kuracak yada Suriyenin herhangi bir köyüne müdahale edebilecek bir güce sahip değildir. Türküyenin Afrine girmesine Rusya yol vermiştir. Yani Afrin ile Kerkük arasında kuruğum benzerlik odur. Heştişabi nin Kerkük e girmesine Amerika Birleşik devletleri  yol vermiştir. Türk devletinin  Afrine girmesine Rusya yol vermiş, ABD de sessiz kalmıştır. 

Türkiyenin bu bağırtıları onun çok güçlendiği anlamına gelmiyor, aslında en zayıf dönemini yaşıyor şu anda Türkiye. Belki türkiye nin en önemli avantajı kuzey kürdistan da bu hucumu karşılıyacak siyasal güçlerin yokluğu, ulusal birliğin yokluğu ve sokakların türk devletine terk edilmesi meselesidir.

-Sizin bu konuyla ilgili görüşlerinizi bir kaç kez okumuşum, biliyorum, özellikle BM nin tutumuna çok sıcak bakmıyan siyasetçilerden birisiniz ama uluslararası arenada da birleşmiş milletlerin sürece müdahalesinin Afrine yönelik bir müdahaleyi  yada iste Afrine yönelik bir saldırı girişimini durduracağına dönük söylemler de var. Fransa da bugün birleşmiş milletler genel kuruluna baş vurdu. Kısaca bunu da değerlendirirseniz akabinde belki son kalan bölümde de kürtler arası tutumu değerlendirmek için zamanımız kalsın istiyorum.

Ona geçmeden iki cümle ile arkadaşın söylediği Rusya ile ABD, Türkiye yi kazanmak için bir yarış içinde sözü hakkında bir iki cümle söyliyeyim. Bana kalırsa bunun tersidir. Türkiye Amerika yada Rusya ya yanaşmanın yollarını arıyor. Her iki tarafa da söylediği  beni olduğu gibi kabul edin.  21 ci yüzyılda ABD ve batı dünyasının kabul edebileceği bir devlet yapısı değildir türk devlet yapısı. Avrasya kanadına gittiği zaman da karşısında İran var ve bölgede esas aktör olan İran dır. Türkiyenin İranın üstünlüğünü kabul etmesi  lazım. Bunun için ben diyorum ki türk devleti nin bütün tarifleri bozulmuştur.

Birleşmiş milletlere gelirsek, birleşmiş milletler yoktur. Birleşmiş devletler vardır. Bunun adı birleşmiş milletlerdir, ama esas pratiği fonksiyonu, yaşam tarzı birleşmiş devletlerdir.  Eğer bu kurum gerçekten birleşmiş milletler olsaydı, milletler birliğinden bu yana nerdeyse yüz yıldır kürt milletinin varlığını görürdü. Görmiyor.  Neden görmiyor? Çünkü birleşmiş devletlerdir. Orada,  devletler oraya üye olabiliyor.  Devletleşmemiş milletler bu topluluğa üye olamıyorlar. Onun için bu kuruluşa ben birleşmiş milletler değil birleşmiş devletler diyorum. 

Buna rağmen Fransanın birleşmiş milletleri acıl toplantıya çağırması iyidir. Çünkü kürdistan meselesi hem milletlerarası hemde devletlerarası bir meseledir. Bu tip çağrılar iyidir. Kürdistani siyasetin hem avrupada dünyanın her tarafında yoğun diplomasi yürütüp türk devletinin kürdistanın üç parçasında sürdürdüğü  bu savaşı durdurmaya çağırmaları son derece olumludur. Bütün  bunlar yapılmalıdır. Bütün bunlar birlikte yapılmalıdır. Yani Kerküke saldırıldığı zaman doğu kürdistanlı, kuzey kürdistanlı, batı kürdistanlı, güney kürdistanlı diasporalar birlikte hareket etselerdi, deletlerarası  kurumları    harekete geçirebilirlerdi. Bugün aynı şey Afrin için de geçerlidir.  

-Siz özellikle baştan beri dikkat çektiğiniz şey, aslında kürtler arası ilişkiler. Yani kürtlerin bu meselelerin tümüne bütüncül bakması gerektiğini ve ortak çözüm ürüetmeleri gerektiğine dönük yaklaşım sergilediniz.   Doğrusu kürtler arası tutumu nasıl değerlendireceksiniz. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz kürtler arası tutumun bu gelişmelere yönelik yansımalarını?

On yıllardır kürdistanda ulusal birlik, ulusal kongre,  ulusal konferans tartışılıyor. Özellikle 2009 dan bu yana daha yoğun olarak tartışıldı. Aralık ayının sonunda Diyarbakır da bu konuya ilişkin bir toplantı yapıldı. Toplantıdan çıkan bir komisyon var, o komisyonun Afrin üzerine de yayınlıyacağı bir bildiri var. Burada iki meseleyi birbirinden ayırmamız lazım. Bir taraftan aslında ulusal birliğimiz var.

 Bakın peşmerge Hewler den Kobane ye gittiği zaman kürdistanın her dört parçasında bir ulusal birlik ruhu var idi. Özellikle kuzey kürdistan da peşmergenin geçtiği güzergaha siyasetle ilgisi olmayan bütün kürtler bile akın ettiler. Orada bir ulusal birlik var idi. Olmayan ne idi? Olmayan bu iki taraftaki siyasi partilerin stratejik bir ortak hedefleri idi. Bu yok idi. 

 Partiler arası bir siyasi birlik bir hedef birliği yok idi. Aynı şeyi güney kürdistan için de söyliyebliriz. Güney kürdistan halkının yüzde 72 si sandık başına gitti ve bunların yüzde 93 ü  bağımsız kürdistana evet dedi. İste ulusal birlik bu değilse nedir?  Demek ki halk içinde bir ulusal birlik var ama YNK ve PDK arasında bağımsızlık konusunda stratejik bir hedef birliği olmadığı  için Kerkük felaketiyle karşılaştık. 

Dolaysıyla ulusal birlik meselesinin esas önemli olan ortak ulusal hedeflerdir.  Yani bu kürdistani parti olark gözüken, tanınan, kendisini böyle lanse eden partilerin ulusal birliği meşrulaştıracak siyasi hedeflerinin olması lazımdır. 

Batı kürdistan üzerinden örnek verirsem şimdi mesela bir kuzey suriye federasyonundan söz ediliyor. Dünyada kuzey suriye adında bir ülke yok. Bizim de yurdumuzun bir parçasının adı kuzey Suriye değil. Orası batı kürdistandır. Çok uzunca bir süre rojava olarak tarif edildi. Biz o zaman da rojavaye kurdistan denmesi gerektiğini  söyledik. Şimdi  mesela kuzey suriye adına siyaset yapan bir örgütle kuzey kurdistan adına siyaset yapan bir örgütün bir ulusal birlik sağlaması imkanı olmaz.  Bu ulusal hedeflerin netleştirilmesi  lazım. 

Biz daha önce dört parçada birlikte bir ulusal birlik sağlanabileceğini düşünüyorduk ama gelişen olaylar ve kurdistani partilerin hedef farklılıkları bize şunu gösterdi ki önce parçalrın kendi  içinde ulusal birlikler aranmalıdır.

 Bugun mesela batı kürdistan da Afrin e dönük işgal saldırısı var. Afrin işgal ediliyor. Hewler, Dıhok ta ENKS ye bağlı güçler var. Diyorlar ki buraya gidip savaşmak istiyoruz. Gerçekten savaşacaklar mı , savşacak güçleri varmıdır bütün bunu bilmiyoruz. Ama yol verilmesi lazım. Bunun denenmesi lazım. 
Yani  eğer Cizre kantonu arap sehleriyle iktidar paylaşılarak yönetiliyorsa, pekala diğer kürt örgütleriyle de iktidar paylaşılarak yönetilebilinir. 

Parçalar arasında sağlanan ulusal birlik, parçalar arası ulusal kongreyi de kolaylaştırır diye düşünüyorum. Bugün her zamankinden daha fazla ulusal birliğe ihtiyacımız var. Bu uusal birlik te ancak bu birliği meşrulaştıracak ulusal hedeflerle olur. Bu ulusal hedef te kürt milletinin kürdistan da devletleşmesidir. Kendi kendisini  yönetmesidir.

-Çok kısa olark son sözlerinizi alalım. Önümüzdeki dönemde yine sizinle kuşkusuz programlar yapacağız. Yanı onuda söyliyeyim 

Demokratiklikten devam edeyim. Demokratiklik bizde ters anlaşılıyor. Yani ulusal birlik konusundaki demokratiklikte bizde  ters anlaşılıyor. Demokratiklik, demokrasi bir iç  ilişkiler meselesidir. Yani kürdistanlıların birlikte yaşamaları  hukukunun demokratik olup olamamsını tartışabiliriz. Maalesef bizim siyasi partilerimiz işgalcilerle, sömürgecilerle her tür demokratik ilişkiye hazır olduklarını söylüyorlar, ama kürdistan da birbirinden farklı sosyal, etnik, dinsel, siyasal gurupların birlikte demokratik bir şekilde yaşama hukukuna uzaklar. Bizim esas sağlamamız gereken kürdistan da birlikte yaşama hukukudur. Demokratikliği ancak o hukuk üzerinden tartışabiliriz. 

Bizim türk devletiyle, İran devletiyle, Süriye devletiyle yada Irak devletiyle demokratik bir ilişkimiz söz konusu olamaz.  Bu eşyanın tabiatına aykırıdır. Bizim kendi aramızda demokratik birlikte yaşama hukukunu sağlamamız lazım. Ulusal birlik dediğimizde zaten budur. Birlikte yaşama hukukudur. O arkadaşın da söylediği platformlar doğrudur. O platformları kurmak lazım. Sen de daha iyi biliyorsun kuzey kürdistan da 5-6 defa bir araya gelindi platform oluşturulmaya çalışıldı. Maalesef somut adımlar atamıyoruz. Somut birlikte iş yapamayı beceremiyoruz. En son dedim ki artık bu birlik tartışmalarını bırakalım, birlikte somut iş yapalım. Bak türkiye Afrini tehdit ediyor, birlikte Afrinin karşısına gidip bir basın açıklaması yapalım

Peki en azında önümüzdeki kısa bir sürede sizden özellikle Afrine dönük ortak somut bir iş yapamanıza dönük bir beklenti içerisinde olduğumuzu söyliyelim. Ben yayına katıldığınız için, zahmet gösterdiğiniz için  bir kez daha teşekür ediyorum size. Görüşmek dileğiyle. Çok sağolun.
Sipas gelekî, carekî din em bi kurdî bipeyıvin

.........................................................

Fehim Işık ARTI DOĞU TV

Posted in: tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
Irak ve Kürdistan Gelişmeleri Üzerine Röportaj
Fuat Önen
Her dış mücadele bünyesinde bir iç mücadele barındırır. Dışarının içimizdeki operasyonuna dönüşmediği ve ulusal kurtuluş hedefinin önüne geçmediği müddetçe, iç iktidar mü...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (138)


HDP, Türkiyedeki Kürt azınlığın partisi olsun
Fuat Önen
Bence genel olarak Kürt seçmeni ya da Kürtlerin seçimde ne yapacaklarını sormak yanlıştır. En başta Kürdistanlılar ile Türkiye’deki Kürt azınlığını birbirinden farklı değerlendirmek lazımdır. Kürdista...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (286)


5’Lİ KÜRT BLOKU’NUN SEÇİM VE HDP’YE KARŞI TAVRI*
Fuat Önen
2009’dan bu yana Kürdistani Birlik, Kürdistan Ulusal Konferansı gibi konular gündemdedir. Her ne hikmetse seçim zamanları bu birlik konusu gündeme geliyor. Eğer ülkemizin toprakları işgal ediliyorsa, binlerce gen...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (294)


SEÇİME HAZIR OLMAK
Fuat Önen
24 Haziran seçimlerine de Kürdistan’dan katılmanın meşru bir yolu var mıdır diye düşündüğümde şu önerinin tartışılabileceğini düşünüyorum. Yani bu seçimi yine referanduma dönü...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (991)


EFRÎN
Fuat Önen
58 gün önce 72 savaş uçağı ile Efrini işgal operasyonunu başlattınız. Savaş uçaklarınıza tanklarınız, toplarınız, savaş helikopterleriniz, İHA’larınız, SİHA’larınız,termal kameralarınız eşlik etti.  Binlerce ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (561)


Afrin operasiyonunu Türkiye devletinin Kürdistan dönük seferlerinin bir parçasıdir
Fuat Önen
Şimdi bunun doğru anlaşılması için şunun iyi görülmesi lazım. Türkiye devleti Afrin e, Hewlere, yada Mahabada  Ankara dan bakmıyor. Türkiye devleti Afrine de, Hewlere de, Kamışlıya da, Mahabada da, Sanadaja da Diyarbak...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (687)


KÜRDİSTANİ PARTİLERİN TEMEL STRATEJİK HEDEFİ KÜRDİSTAN’IN BAĞIMSIZLIĞI VE BİRLİĞİ OLMALIDIR
Fuat Önen
Sırrı Süreyya Önder kimi temsil ederek İmralı-Ankara-Kandil üçgeninde bu kadar tur attı? Önder’in Türkiye’de temsil ettiği bir kitle mi var? Bana göre devleti temsil ediyor. Yapılan yanlış bir işin kof...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2256)


   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media