Ramanên Li Ser Mîr Bedirxanî
İsmail Beşikçi
Saturday, June 15, 2013
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (4397)
Daxuyanîya raman an hestekî Mîr Bedirxanîku vê ramanê sererast bike tune ye. Ez wek kesekî difikirim ku dibe ramanekewiha hebe. Em vî...
Ewropa, Kurd û Nasnameya Kurdan
İsmail Beşikçi
Monday, September 10, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3198)
Heqîqetek e ku li Ewropayê girseyeke mezin ya kurdan dijî. Lê, li welatên Ewropayê yên wek Almanaya,  Frensa, Îngîltere, ...
Dînamîkên Hundir-Dînamîkên Derve
İsmail Beşikçi
Monday, August 27, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3141)
Di ‘eslê xwe de cudakirina pêvajoyên civakî sîyasî wek dînamîkên derve, dînamîkên hundir nerast e. &Ec...
Çima Aşîtî Pêk Nayê?
İsmail Beşikçi
Thursday, August 30, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3101)
Divê bi baldarî li ser vegotina ku Serokwezîr Recep Tayyip Erdoğanî, ji bo ‘Erebên Filistînî, ji bo Herêma Xwesera Filist&icir...
Zanist, Hiqûq, Heqîqet
İsmail Beşikçi
Saturday, September 1, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3162)
Li Tirkiyeyê, zanîngeh, nesaziyeke ku li heqîqeta civakî digere. Berevajî vê, saziyeke ku bi awakî sîstematîk dixebite ji bo h...
Komeleya Zanistên Civakî ya Tirkan | İsmail Beşikçi
İsmail Beşikçi
Friday, August 31, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3067)
Helwesta bingehîna ku dê rê bide pêşketina zanistên civakî, rexneya îdeolojiya fermî ye. Divê îdeolojiya fermî bi ...
Zarokên Agir û Rojê
İsmail Beşikçi
Friday, August 31, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3338)
Dîrok çi ye? Di dîrokê de bi hezaran bûyer diqewimin. Ji vanan ancax yên bala mirovan, bala lêkolîneran dikşînin, yên t...
Li Hember Sîstema SiyasiyaTirkan Pêwendiyên Zanistî û Îdeolojiya Fermî*
İsmail Beşikçi
Saturday, September 1, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3154)
Li gor qen’eta min saziya herî girîng a sîstema siyasî ya Tirkan, a rejîma siyasî ya Tirkan îdeolojiya fermî ye. Îdeoloj...
Rexneya Îbrahîm Guçluyî
İsmail Beşikçi
Thursday, March 22, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3004)
Paşê İbrahim, behsa nîqaşeke ku di 1990î de  hatiye kirin dike. Ev nîqaş, nîqaşeke ku xwedî naverokeke civakî û sîyas&ici...
Li Ser “Zimanê Şaristaniyê”
İsmail Beşikçi
Thursday, March 22, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3119)
Di cihekî hevpeyvînê de, nûçegihan ji nivîskar pirsên li ser wêje û weşana Kurdî dipirse. Wek mînak, tu çi...
'Tirkiye Dostê Me ye'
İsmail Beşikçi
Thursday, February 9, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2953)
Li Ewropa, îro, dewletên ku serjimara wan li dor 30-40 hezarî ne hene. Ev endamên Konseya Ewropa û NYê ne jî. Andorra, San Marino, Monaco,...
Çavdêriyên Li Ser Universiteya Tirk / İsmail BEŞİKÇİ
İsmail Beşikçi
Thursday, March 22, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2638)
Va li vir jî aliyekî girîng î têkildar bi metoda ramana zanistî re heye. Serokê îqtîdara desthilatdar, Serokê Komî...
Azaedîya îfadeyê, Sansûr-Otosansûr
İsmail Beşikçi
Thursday, March 22, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3454)
Di çandiniyê de hinek tiştên bizirar hene. Wek kurmê sîn, qimil, kulî, hêrîşa mişkan, hişkayî(tunebûna baranê)......
“Kurd Otonomîyê Naxwazin”
İsmail Beşikçi
Friday, February 12, 2010
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (4008)
Heger ku li Tirkîyê li ser Kurdan, pirsgirêka Kurdan zulm bi giranî berdewam bike, zêdeyî hezar zarokên ku keviran davêjin polî...
Di Civaka Kurd de Polîtîkayên Guhertin û Rêvekirinê
İsmail Beşikçi
Wednesday, February 3, 2010
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (4218)
Perçekirin û parvekirinê îskeletê Kurdistanê û mejîyê Kurdan ji hevdû xistîye. Vê pêvajoyê li s...
   «   [1]  2  3  »      
  
13

Sabancı Üniversitesi, İstanbul’da, Hrant Dink Vakfı ve Anadolu Kültür işbirliği ile, 26-28 Mayıs 2011 tarihleri arasında, İfade Özgürlüğü konulu bir sempozyum düz enledi. Bu, uluslar arası bir toplantıydı. Bu sempozyumda, ifade özgürlüğü, akademik özgürlük, basın özgürlüğü gibi konular konuşuldu, tartışıldı.


İfade özgürlüğü ile, akademik özgürlük aynı şey değildir. İfade özgürlüğünün kısıtlandığı bir siyasal sistemde akademik özgürlüğün tam olarak işlemesi, yaşama geçmesi mümkün değildir.

Akademik özgürlük, üniversite öğretim üyelerinin, öğretim elemanlarının, araştırmalarını özgürce yapmaları, yayımlamaları anlamına gelmektedir. Bu konuda, bölüm başkanlığı, dekanlık veya rektörlük katında, bilim kurullarının, idari kurulların araştırma-inceleme sürecine müdahale etmemeleri, edememeleri esastır. Araştırma-inceleme söz konusu olduğu zaman, konu seçme, o çerçevede araştırma yapma, derse girme, derslerde şunu veya bunu anlatma sürecinde, idari soruşturmalarla, idari yaptırımlarla karşılaşmamaları akademik özgürlüğün bir gereğidir. Akademik özgürlük üniversitenin iç  işleyişiyle ilgili bir kavramdır.

Üniversite özerkliği, üniversitenin, kendi  işini kendi yapması, kendi kendisini yönetmesi, bu konuda erk sahibi olması, siyasal iktidarın müdahaleleriyle karşılaşmamasıdır. İdari özerkliği, mali özerkliği bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Burada temel soru şu olmalıdır. Bilim özgürlüğü, akademik özgürlük, basın özgürlüğü gibi kurumlar düşüncenin özgürce gelişmesini sağlar mı? Bu kurumlar, düşüncenin özgürce gelişmesi için  yeterli midir? Bu temel  konuda her şeyden önce, Türk siyasal sisteminin, Türk siyasal rejiminin incelenmesi gerekir.

Anayasanın 25. Maddesi, “Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir” demektedir. 26. Madde ise, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti ile ilgilidir. 26. Maddede, “Herkes düşünce ve kanatlarını söz, yazı, resim ve başka yollarla yayla hakkına sahiptir. Bu hürriyet, resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak, ya da vermek serbestlğini de kapsar.” dedikten sonra, bu konuda getirilen sınırlamaları da vurgulamaktadır.

“Bu hürriyetin kullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyet’in temel ilkeleri, ve devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün korunması,  suçların önlenmesi,suçluların cezalandırılması, devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret ve haklarının özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü, meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amacıyla sınırlanabilir.”
Anayasanın 27. maddesi, “Bilim ve sanat hürriyeti” 28. madde, basın hürriyeti ile ilgilidir. maddelerde, ilk cümlelerde özgürlükler dile getirilmektedir. Arkasından da, “ama” denerek sınırlamalar sayılmaktadır. “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü”, “milli güvenlik”, “kamu düzeninin korunması”, “Cumhuryet’in temel ilkeleri”, gibi kriterler, örneğin, basın hürriyeti ile ilgili 28. maddede üç ayrı yerde vurgulanmaktadır.
Anayasa’nın 130. maddesi üniversiteler ile ilgilidir. “Üniversiteler ile, öğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe, her türlü bilimsel araştırma ve yayımda bulunabilirler” denildikten sonra, “Ancak bu yetki, devletin varlığı ve bağımsızlığı ve milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği aleyhine faaliyette bulunma serbestliği vermez” denilmektedir. Böylece aynı madde içinde,  “ama”, “yalnız”, “ancak”, “fakat”… ile başlayan cümlelerle verilen özgürlükler çiğnenmekte, yok edilmektedir.

Anayasa’nın yukarıda belirtilen  maddeleri de göstermektedir ki,  bu koşullarda, bilim özgülüğünün, akademik özgürlüğün de sağlıklı bir şekilde yaşama geçmesi mümkün değildir. Bilim özgürlüğünün, akademik özgürlüğün, basın özgürlüğünün yaşama geçmesinin temel koşulu ifade özgürlüğünün kurumlaşmasıdır. Bu bakımdan, ifade özgürlüğü birinci planda savunulması gereken bir düşün kavramıdır.  Eğer siyasal sistemde ifade özgürlüğü, özgür eleştiri kurumlaşmışsa, akademik özgürlük, basın özgürlüğü gibi kategoriler de doğal olarak yaşama geçer.

Akademik özgürlük, öğretim üyelerini, öğretim elemanlarını, idari kurulların, bilim kurullarının, bölüm başkanlıklarının, dekanlıkların ve rektörün idari işlemleri karşısında koruyucu bir kalkan olarak değerlendirilebilir. Ama bu özgürlük Cumhuriyet Savcılıklarının soruşturmaları karşısında koruyucu bir işleve sahip değildir. Prof. Dr. Atila Yayla’nın, 2006 yılı sonlarında, İzmir’de, bir panelde yaptığı konuşmada, “bu adam”/”aynı adam” sözlerinden dolayı, nasıl, idari ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakıldığını hatırlamak gerekir. “Atila Yayla gibi onlarca profesör var…” diyemiyoruz.  Çünkü otosansür çalışmaktadır. Çünkü yazarlar, basın mensupları, profesörler, idari ve cezai yaptırımlarla karşılaşmamak için otosansür  yapmakta, kendi kendilerin sansür uygulamaktadırlar. Sansürden dolayı, gerçekleşmiş herhangi bir olay veya yazı hakkında bilgi sahibi olamazsınız. Bu şüphesiz bir kayıptır. Otosansür  yaparak ise, çift kişilikli bir insan haline gelirsiniz. Sözünüz fiiliniz birbirine uymaz. Düşün hayatını çölleştiren, beyinleri kötürümleştiren budur. Bütün bunlar sosyal bilimlerde, beşeri bilimlerde, hukukta sık yaşanan bir süreçtir. Bunların temel  nedeni ise  ifade özgürlüğünün sınırlandırılmış olmasıdır.

Temel Sorun
Bilimde yanlış, hatta, saçma şeyler söylemek sakıncalı değildir. Siyasal sistemde, düşün özgürlüğü, özgür eleştiri kurumlaşmışsa, o yanlışı, saçmaları , eleştirecek, düzeltecek olanlar şüphesiz olacaktır. Şunu söylemek daha doğru olur. Düşün özgürlüğünün, özgürü eleştirini kurumlaştığı bir yerde, bilerek yanlış şeyler söylemek, saçma şeyler söylemek kolay olmayacaktır. İlgili kişiler, yazarlar vs. kamuoyunun yoğun bir denetimi altında olduklarını her zaman hatırlayacaklardır.

Ama, resmi ideolojinin egemen olduğu, düşün hayatını, bilimi, sanatı, resmi ideolojinin yönlendirdiği bir yende, yanlışlar, saçmalar her zaman yanlış olarak, saçma olarak kalacaklardır. Bunlara ancak, risk alarak eleştirmek mümkün olacaktır.
Buradaki temel sorun şudur: resmi görüşün düşün hayatını, bilimi, sanatı yönlendirdiği bir toplumda,  düşünürler, yazarlar, sanatçılar, bilim insanları nasıl bir tutum sergileyeceklerdir, nasıl bir tutum sergilemeleri gerekir?

Eleştirilerin, kitapların, yazıların ağır idari ve cezai yaptırımlarla karşılaştığı bir yerde,, yazarların, bilim insanlarının, aydınların, sanatçıların tutumu ne olmalıdır? Bu konuda fazla alternatif de söz konusu değildir. Ya resmi görüşü, direktifleri benimseyip o konulara hiç dokunmayacaksınız, onları bilmezlikten, görmezlikten geleceksiniz, ya resmi ideolojinin o konulardaki görüşlerini aynen tekrarlayacaksınız veya resmi ideolojiyi bilimin kavramlarıyla eleştireceksiniz. Bu üçüncü şık söz konusu olduğunda ise, birtakım idari ve cezai yaptırımların gündemle gelmesi  olasıdır.

Temel sorun bu konuda nasıl bir tutum sergileneceğidir. Düşün özgürlüğünün kısıtlandığı, resmi ideolojinin düşün hayatına egemen kılındığı demokratik olmayan toplumlarda, aydınların, yazarların, bilim insanlarının sanatçıların, karşı karşıya kaldıkları temel sorun budur.

Bu, başta bilim ahlakıyla ilgili bir konudur.  Kaynağını siyasal ve toplumsal otoritelerden alan bazı düşüncelerin ve inançların yanlış oyabileceğini saptamak ve bunları gün ışığına çıkaracak kadar dürüst ve cesur olmak, bilim yönteminin çok önemli bir özelliğidir.
Dürüstlük, cesur olmak, bilimin kavramları değildir. Ahlakın kavramlarıdır. Ama,  demokratik  olmayan toplumlarda, bilim insanlarının, aydınların, sanatçıların vs. temel özelliği bu olmalıdır.
03.06.2011
www.gelawej.net
Posted in: tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
30 Eylül’de Seçim
İsmail Beşikçi
Wednesday, September 5, 2018
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (176)
16 Ekim 2017 de ne oldu, sorusuna bir kere daha dönmek gerekiyor. 16 Ekim’de, Referanduma karşı olan Kürd güçler, Irak yönetimi, Haşdi Şabi gibi ha...
Geleceğini Belirleme Hakkı ve Kürdler
İsmail Beşikçi
Tuesday, February 13, 2018
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (753)
Peşmerge, siyasal partilere bağlı. Kürdistan Demokrat Partisi’nin ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin,  yüzbinleri aşan peşmergeleri var. Hantal b...
Afrin savaşı uzun sürecek
İsmail Beşikçi
Saturday, January 27, 2018
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (616)
Afrin’de yaşayan Kürdler, kendi yaşadıkları alanları, yaşadıkları toprakları savunmaktadırlar. Afrin, Kerkük gibi olmayacaktır. Kerkük, bütün devletl...
Düşmanlarını Sevindiren Bir Halk…
İsmail Beşikçi
Friday, October 27, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (723)
Kendi halkına bu kadar hasım kalmak, düşmanına aşık olmak ancak eğitimle olur. Bu Talabanilerin eğitim süreçleri incelenmelidir. Bafil Talabani nasıl bir eğitim al...
Kürdler Zoru Başardı
İsmail Beşikçi
Friday, September 29, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (601)
Bu koşullarda Referandumun gerçekleştirilmiş olması başlı başına bir başarıdır. Irak’a, Türkiye’ye, İran’a, Suriye’ye rağmen, PKK’ye rağme...
Güvenlik...
İsmail Beşikçi
Monday, August 7, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (784)
Son yıllarda, gerek Türkiye’de, gerek dış basında, Kürd/Kürdistan sorunları yoğun olarak gündeme getirilmekte ve tartışılmaktadır. Ama bu tartışmalar, hep...
Bir Kürd
İsmail Beşikçi
Thursday, March 16, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1460)
Bölünmüş, parçalanmış, paylaşılmış uluslar, ülkeler, bu tarihsel operasyonların bilincine vardıkları zaman, ulusal mücadelenin çok hızlı ve y...
İki Kürd...
İsmail Beşikçi
Monday, March 6, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1479)
Yahudiler, Avrupa’da, 1930’larda, 1940’larda çok büyük soykırım yaşadı. Almanya’da, Fransa’da Polonya’da, Avusturya’da, M...
Üç Kürd
İsmail Beşikçi
Tuesday, February 28, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1434)
Üç Kürd’ün Kürd/Kürdistan sorunlarıyla ilgili olarak çok farklı tutumlarının eğitimle çok yakından ilişkisi vardır. Eğitim, K&uu...
Ermeniler, Kürdler…
İsmail Beşikçi
Tuesday, January 24, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1370)
Hamidiye Hafif Süvari Alayları denildiği zaman, üç aşiret ve bu üç aşiretin reisi hemen öne çıkmaktadır. Miran Aşireti ve Reisi Mustafa Paş...
Hayatımdan Kesitler
İsmail Beşikçi
Tuesday, December 27, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1594)
Receple arkadaşlığımız,  dostluğumuz, 1974’den sonra da devam etti. Komal, Rizgari sürecinde ve daha sonraki süreçlerde beraberdik. Sormadan edemiyorum...
Peşmergelik Yüce Bir Değerdir
İsmail Beşikçi
Monday, November 21, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1801)
Doktor Sait Çürükkaya, politik düşünceleri, sezgileri, öngörüleri gelişkin bir arkadaşımızdı. Stratejik taktik askeri planları askeri biri...
Kaderine Küsmek
İsmail Beşikçi
Friday, November 11, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1639)
Kürdleri/Kürdistan’ıni bölünmesinin, parçalanmasının, paylaşılmasının, önemli bir etkisi sonucu da siyasal partilerin, örgütlerin b&...
Suriyeli Mülteciler
İsmail Beşikçi
Wednesday, October 26, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1682)
Suriyeli mültecilerin, daha konforlu bir yaşam sürmek için Avrupa’yı tercih ettikleri ileri sürülebilir. O zaman da şu çok önemli bir s...
28 Devlet Bağımsız Kürdistan’ı Tanımayacak...
İsmail Beşikçi
Saturday, September 3, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2084)
“Şu kadar devlet bağımsız Kürdistan’ı tanımayacak” demek, Kürdleri/Kürdistan’ı değil, Kürdistan’ı müştereken baskı altında tu...
   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media