Ramanên Li Ser Mîr Bedirxanî
İsmail Beşikçi
Saturday, June 15, 2013
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (4397)
Daxuyanîya raman an hestekî Mîr Bedirxanîku vê ramanê sererast bike tune ye. Ez wek kesekî difikirim ku dibe ramanekewiha hebe. Em vî...
Ewropa, Kurd û Nasnameya Kurdan
İsmail Beşikçi
Monday, September 10, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3198)
Heqîqetek e ku li Ewropayê girseyeke mezin ya kurdan dijî. Lê, li welatên Ewropayê yên wek Almanaya,  Frensa, Îngîltere, ...
Dînamîkên Hundir-Dînamîkên Derve
İsmail Beşikçi
Monday, August 27, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3141)
Di ‘eslê xwe de cudakirina pêvajoyên civakî sîyasî wek dînamîkên derve, dînamîkên hundir nerast e. &Ec...
Çima Aşîtî Pêk Nayê?
İsmail Beşikçi
Thursday, August 30, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3101)
Divê bi baldarî li ser vegotina ku Serokwezîr Recep Tayyip Erdoğanî, ji bo ‘Erebên Filistînî, ji bo Herêma Xwesera Filist&icir...
Zanist, Hiqûq, Heqîqet
İsmail Beşikçi
Saturday, September 1, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3162)
Li Tirkiyeyê, zanîngeh, nesaziyeke ku li heqîqeta civakî digere. Berevajî vê, saziyeke ku bi awakî sîstematîk dixebite ji bo h...
Komeleya Zanistên Civakî ya Tirkan | İsmail Beşikçi
İsmail Beşikçi
Friday, August 31, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3067)
Helwesta bingehîna ku dê rê bide pêşketina zanistên civakî, rexneya îdeolojiya fermî ye. Divê îdeolojiya fermî bi ...
Zarokên Agir û Rojê
İsmail Beşikçi
Friday, August 31, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3338)
Dîrok çi ye? Di dîrokê de bi hezaran bûyer diqewimin. Ji vanan ancax yên bala mirovan, bala lêkolîneran dikşînin, yên t...
Li Hember Sîstema SiyasiyaTirkan Pêwendiyên Zanistî û Îdeolojiya Fermî*
İsmail Beşikçi
Saturday, September 1, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3154)
Li gor qen’eta min saziya herî girîng a sîstema siyasî ya Tirkan, a rejîma siyasî ya Tirkan îdeolojiya fermî ye. Îdeoloj...
Rexneya Îbrahîm Guçluyî
İsmail Beşikçi
Thursday, March 22, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3004)
Paşê İbrahim, behsa nîqaşeke ku di 1990î de  hatiye kirin dike. Ev nîqaş, nîqaşeke ku xwedî naverokeke civakî û sîyas&ici...
Li Ser “Zimanê Şaristaniyê”
İsmail Beşikçi
Thursday, March 22, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3119)
Di cihekî hevpeyvînê de, nûçegihan ji nivîskar pirsên li ser wêje û weşana Kurdî dipirse. Wek mînak, tu çi...
'Tirkiye Dostê Me ye'
İsmail Beşikçi
Thursday, February 9, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2953)
Li Ewropa, îro, dewletên ku serjimara wan li dor 30-40 hezarî ne hene. Ev endamên Konseya Ewropa û NYê ne jî. Andorra, San Marino, Monaco,...
Çavdêriyên Li Ser Universiteya Tirk / İsmail BEŞİKÇİ
İsmail Beşikçi
Thursday, March 22, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2638)
Va li vir jî aliyekî girîng î têkildar bi metoda ramana zanistî re heye. Serokê îqtîdara desthilatdar, Serokê Komî...
Azaedîya îfadeyê, Sansûr-Otosansûr
İsmail Beşikçi
Thursday, March 22, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3454)
Di çandiniyê de hinek tiştên bizirar hene. Wek kurmê sîn, qimil, kulî, hêrîşa mişkan, hişkayî(tunebûna baranê)......
“Kurd Otonomîyê Naxwazin”
İsmail Beşikçi
Friday, February 12, 2010
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (4008)
Heger ku li Tirkîyê li ser Kurdan, pirsgirêka Kurdan zulm bi giranî berdewam bike, zêdeyî hezar zarokên ku keviran davêjin polî...
Di Civaka Kurd de Polîtîkayên Guhertin û Rêvekirinê
İsmail Beşikçi
Wednesday, February 3, 2010
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (4218)
Perçekirin û parvekirinê îskeletê Kurdistanê û mejîyê Kurdan ji hevdû xistîye. Vê pêvajoyê li s...
   «   [1]  2  3  »      
  
05

Kürdistan Bölgesel Yönetimi alanında, 30 Eylül 2018’de, Kürdistan Parlamentosu için seçimler yapılacak. Bu seçimler dolayısıyla duygularımı, düşüncelerimi belirtmek gereğini duyuyorum.

Kürdler, Kürdistan 16 Ekim 2017 sabahında, çok büyük, çok ağır bir darbeyle karşılaştı. Halbuki, 25 Eylül 2017 referandumu sonunda çok başarılı bir sonuç elde edilmişti. Bu çok olumlu sonucu bozmak için hasım güçlerle işbirliği yapmak, gizli anlaşmalarla, hasım güçleri Kerkük’e ve Kürdistan’dan koparılmış öbür alanlara davet etmek, elbette, çok büyük bir travmanın yaşanmasına neden olmuştur. Bu işbirliğinden habersiz olan ve bu sürece karşı olan Kürdlerin de 25 Eylül sonucunu savunmamaları elbette, sürecin, ayrıca üzerinde durulması gereken başka bir yönüdür.
Hasım güçlerle işbirliği kavramı bu süreci anlatmak için çok hafif kalır. Bu güçlere, ihanetçi güçler, gayrımilli güçler demek daha doğrudur.
Yüz Yıllık Sorun…

Halbuki, 7 Haziran 2017’de, ‘25 Eylül’de referandum yapıyoruz, halka, geleceğini nasıl görmek istediğini soruyoruz’ açıklaması Kürdlerde büyük bir umut yaratmıştı. Bu açıklamadan sonra, Türkiye, İran, Irak, Suriye, Rusya Federasyonu yönetimlerinden, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya gibi yönetimlerden, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, İslam Konferansı gibi uluslararası kurumlardan, birbiri arkasına açıklamalar geldi. Bu açıklamalarda, Kürdlerin referandum yapmalarının yanlış olduğu yararsız olacağı, referanduma izin verilmeyeceği vurgulanıyordu. Bu devletler bu tür açıklamalarını referandum süresince kararlı bir şekilde sürdürdüler…
Bu şu anlama geliyordu: Sizin, Kürdler olarak kendi geleceğinizi belirlemek hakkınız yoktur. Sizin geleceğinizi ancak biz belirleriz…

Güvenlik Sorunu…
Bu dayatmalar karşısında, Kürdlerin 25 Eylül’de, referandum yapmaları, geleceğini belirlemede çok önemli bir adım olmuştur. Referandum karşısında, ‘zamanı değildi’, ‘uluslararası ilişkilere dikkat edilmedi…’ gibi açıklamalar yapmak çok yanlıştır. Düşünelim ki yüz yıllık bir sorundan söz ediyoruz. Yüz yıldır çözülmeden günümüze kadar gelmiş bir sorundan söz ediyoruz. Türkiye’nin, İran’ın, İngiltere’nin denetimindeki Irak’ın, Fransa’nın denetimindeki Suriye’nin, güvenliği için, istikrarı için, ekonomik bakımdan büyümeleri için, bölünmüş, parçalanmış, paylaşılmış bir halktan, ülkeden söz ediyoruz. Türklerin, Arapların, Farsların mutluluğu için, refahı için kurban edilmiş bir ülkeden bir halktan söz ediyoruz. Kürdlerin, Kürdistan’ın bir kesiminin de Kafkasya’da olduğunu unutmamak gerekir…
Recep Maraşlı, 23 Ağustos 2018 günü, kurdistan-post.eu’da yayımlanan bir açıklamasında, ‘kurbanlar tarafında yer aldığım için Kurban Bayramı’nı kutlamıyorum’ demiş. Hüseyin Turhallı’da, ‘günümüzü anlatan en değerli söz budur’ vurgulaması yapıyor. Kürdlerin, Kürdistan’ın durumu da budur. Ta 1920’lerde, kurban edilmiş bir ülkenin, ulusun, biraz dirilme çabalarına ‘zamanı değil’ ‘uluslararası koşullar uygun değil’ diye tepki göstermek yanlıştır. Kürdlerin, Kürdistan’ın durumu da budur

Kürd sorunu, Kürdistan sorunu gündeme geldiği zaman, Kürdler, gelecekleriyle ilgili bazı önerileri gündeme getirdikleri zaman hep, ‘Türkiye’nin güvenliği’, ‘İran’ın güvenliği’ ‘Irak’ın güvenliği’ ‘Suriye’nin güvenliği’ gündeme gelmektedir. ‘Türkiye buna izin vermez’, ‘İran buna izin vermez’,’Irak buna izin vermez’, ‘Suriye buna izin vermez’ denilmektedir. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya Federasyonu gibi büyük güçlerin, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, İslam Konferansı gibi uluslararası örgütlerin de her zaman, Türkiye’nin, Irak ‘ın vs. yanında yer alacakları, Kürdleri hiçbir gücün desteklemeyeceği vurgulanır. İsrail’in Kürdleri desteklemeyeceği Türkiye’nin yanında yer alacağı söylenir.

Kürdlerin güvenliği de elbette çok önemli bir sorundur. Ama ne uluslararası büyük güçler, ne de Türkiye, İran, Irak, Suriye gibi devletler Kürdlerin güvenliğini hiç sorun etmezler. Ne ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya gibi ülkelerde, ne, Türkiye, İran, Irak, Suriye gibi ülkelerde yayımlanan basında, Kürdlerin güvenliği konusu, gazetelerde, TV programlarında, radyolarda vs. hiç yer almaz. Kürdlerin güvenliği elbette çok önemli bir sorundur. Bunu da Kürdler konuşacaklardır, ısrarla konuşmaları gerekir. Kimse bu tür konuları konuşmuyor, yazmıyor, diye, Kürdler, güvenlik sorunlarının konuşmaktan, yazmaktan kaçınamaz. Bu, Kürd diplomasisinin çok önemli bir sorunu olmalıdır. Kürdler, ikili, üçlü diplomatik görüşmelerde bu durumu ısrarla dile getirmek durumundadırlar.

Anti-Kürd Dünya Nizamı…
Bu, uluslararası nizamın, dünya nizamının, Sykes-Picot nizamının, Kürdler açısından ne kadar adaletsiz olduğunu göstermektedir.1920’lerde Milletler Cemiyeti döneminde oluşturulan bu nizamın, ne kadar Kürd aleyhtarı olduğu, ne kadar adaletsiz olduğu, hemen anlaşılmaktadır. 1945 de kurulan Birleşmiş Milletler dönemindeyse, dünyanın her tarafında çok önemli siyasal değişmeler olduğu, bütün sömürgeler bağımsızlığına kavuştuğu halde, Kürdistan’da hiçbir durumun değişmemesi, haksızlıkların, adaletsizliklerin, aynen sürdürülmesi üzerinde durulması gereken bir durumdur. Uluslararası barış, uluslararası adalet söz konusu olduğu zaman, Kürdleri, Kürdistan’ı bölen, parçalayan, paylaşan bu sınırların hiçbir meşruiyetinin olmadığı hemen anlaşılmaktadır.
Kürdistan sömürge bile değildir. Sömürge bir statüdür. Çok alt düzeyde de olsa sömürge bir statüdür. ‘Kürdistan sömürge bile değildir’, önermesini zengin olgusal dayanaklarıyla incelemek önemlidir. ‘Kenya İngiliz sömürgesidir’ dendiği zaman, çok alt düzede de olsa, Kenya’nın bir kimliği, statüsü vardır. Herşeyden önce sınırları çizilmiş bir ülke vardır. Kürdistan’ın, Kürdler’in ise hiçbir statüsü yoktur. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun, 14 Aralık 1960 tarihli ve 1514 sayılı, Sömürgelere Bağımsızlık Bildirgesi kararı bu açıdan özenle değerlendirilmelidir.

16 Ekim Sabahı…
16 Ekim 2017 sabahını hatırlayalım… Türkiye-Irak askeri güçleri Silopi’de savaş uçaklarıyla, zırhlılarla, tanklarla tatbikat yapıyorlardı. İran kara sınırlarını kapatmıştı. Hava ulaşımı bu ülkeler tarafından zaten durdurulmuştu. Böyle bir ortamda, bu devletler, güvenliğimizi tehdit ediyor, diye, referandum sonuçlarını çürütmeye çalışıyorlardı. Kürdlere gözdağı veriyorlardı. Halbuki, bu devletlerin, devasa askeri gücü, askeri olanakları, savaş araç ve gereçleri karşısında, Kürdlerin askeri olanakları, savaş araç ve gereçleri, bu devlerinkinin binde biri bile değildir. Bu ifade, bin sayısı bilerek, binde birin anlamını bilerek söyleniyor. Buna rağmen referandumun tehdit oluşturduğundan söz ediliyor.

Bu tehdit neden gündeme geliyor, Kürdleri cezalandırma isteği neden aktif bir şekilde gündeme geliyor? Cevap çok açık…Kürdler çok demokratik olan haklarını kullandıkları için, halka geleceklerini sordukları için…

Esas sorun şudur. Kürdlerdeki dirilme, canlanma girişimleri, bu devletler tarafından tehdit olarak algılanmaktadır. Türkiye, Iran, Irak, Suriye gibi devletler, Kürdlerin tamamen yok edilemeyeceğini biliyor, yaşasınlar ama, ciddi hiçbir kimliğe sahip olmadan yaşasınlar istiyor. Dünya uluslar ailesine katılma girişimleri vs. olmasın istiyor… Bu bakımdan, canlanma, dirilme girişimleri tehdit olarak algılanıyor. Anti-Kürd dünya nizamının da bu haksız ve adaletsiz durumu destelediği yakından biliniyor.

Kürdler, 12 Mayıs 2018 Irak Genel Seçimleri’ne katıldılar. Irak Parlamentosu’nda 57 milletvekiliyle temsil ediliyor. Bugünlerde, Bağdat’da hükümet kurma çalışmaları var. Kürdler de kurulacak hükümetde, yer alma çabası içinde. 30 Eylül’de ise, Kürdistan Parlamentosu için seçimler yapılacak. Dilerim, bunlar, Kürdlerin derlenmesi, toparlanması yolunda olumlu bir işleve sahip olur. Başur’da iki ana partinin işbirliği içinde olmaları birçok sorunun üstesinden gelinmesinde yol açıcı olabilir.

Geleceğin tasarlanmasında, geçmişte yaşananları görmezlikten gelemeyiz. Geçmişte yaşananlara hiç dokunmayarak, bunlar görmezlikten, bilmezlikten gelinerek, eleştiri-özeleştiri kurumu hiç çalıştırılmayarak gelecek tasarlanamaz. Bu bakımdan 16 Ekim 2017 de ne oldu, sorusuna bir kere daha dönmek gerekiyor. 16 Ekim’de, Referanduma karşı olan Kürd güçler, Irak yönetimi, Haşdi Şabi gibi hasım güçlerle işbirliği yaparak, gizli anlaşmalar yaparak, Kürdistan’dan koparılmış Kerkük, Tuzhurmatu, Xaneqin, Celavla gibi alanların tekrar Irak’ın eline geçmesini sağladılar. O zamana kadar, bu alanlarda, Peşmergenin varlığında, kısmen huzur içinde yaşayan Kürdler, derin bir travma yaşadılar. Bu bölgeleri tekrar ele geçiren Irak, Haşdi Şabi güçleri Kürdlerin evlerinin yağmalamaya, yakmaya başladı. Yüzbinden fazla Kürd bu bölgeleri terketmek, Hewler’e, Süleymaniye’ye sığınmak zorunda kaldı. Bazı ailelerin nerelere dağıldıkları hala belli değil… Bu, Kürdün Kürde yaptığı zulümdür. Başta, Irak rahat olsun diye gerçekleştirilen bir zulümdür. Başur’da iki ana partinin işbirliği elbette önemlidir. Ama, ana partideki işbirlikçi daha doğrusu ihanetçi grup tasfiye edilmeden, bu partiyle işbirliği yapılamaz. Bu eleştiriyle, özeleştiriyle giderilecek bir darbe, travma değildir. İşte Başur’un ana sorunu budur. Çok büyük bir savaş suçu işlenmiştir. Merkezi bir ordu, merkezi bir bürokrasi olmadığı için böylesine ağır bir suç bile yargı konusu olamamaktadır.

Bu konuda, Uluslararası Anti-Kürd Nizam’ı, Bölgesel Anti-Kürd Nizamı elbette eleştirmek gerekir. Ama, Kürd’ün Kürd’e karşı oluşturmaya çalıştığı Anti-Kürd Nizamı da görmezlikten gelmemek gerekir.

Referanduma karşı olan, Irak’ın birliğinden söz eden Kürd güçler, referandum öncesinde, sık sık, Süleymaniye, Halepçe gibi alanlarda ‘maaşımızı istiyoruz’ gösteriler yapıyorlardı. ‘ Bağımsız Kürdistan istemiyoruz, maaşımızı istiyoruz…’ gösterileri yapıyorlardı. Sık sık yaptıkları yürüyüşlerle, mitinglerle, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni baskılamaya çalışıyorlardı.

Bu güçler maaşı, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden değil, Saddam Hüseyin’den isteselerdi, Saddam Hüseyin onlara, istediklerinden de fazla maaş verirdi. ‘Kürdistan istemiyoruz, maaş istiyoruz…’ deselerdi, Saddam Hüseyin, ‘yeterki Kürdistan olmasın’ diyerek, onları maaşlara boğardı. O zaman, Saddam Hüseyin, soykırıma vs. hiç gerek duymazdı. Soykırım neden yaşandı, Süleymaniye Merkez Güvenlik Karargahı’nda neler yaşandı? Enfal neydi, Halepçe neydi? Bu operasyonlar neden yaşandı? Süleymaniye Merkez Güvenlik Karargahı (Emna Sur) gibi kaç işkence merkezi vardı?

Kürdlerin Kenya Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’ni incelemesinde büyük yarar var. 1949-1950 yıllarında gelişen Mau Mau hareketi sırasında, Kenya’da yaygın bir yoksulluk ve açlık vardı. Halkın bir kısmı firardı, dağlardaydı. Bir kısmı, daha çok kadınlar, çocuklar, yaşlılar, sömürgeci baskılardan dolayı Kenya dışındaki ülkelere sığınmışlardı. Büyük bir kısmı da cezaevlerindeydi. Ama Kenya’da, yerli halk, Mau Mau (Çık Git) yürüyüşlerinde bağımsızlık duygusunu, düşüncesini açıklamaktan hiçbir zaman geri durmadı… O zaman sömürgeci İngilizlerin elinde çok geliştirilmiş makinalı tüfekler, her türlü savaş araç ve gereçleri vardı, yürüyüşe katılan bazı yerlilerin elindeyse sadece deynekler…

Cezayir Ulusal Kurtuluş Mücadelesi söz konusu olduğu zaman Jean Paul Sartre çok iyi bilinir. Jean Paul Sartre, Cezayir Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’nde, Fransız yönetimini çok güçlü bir şekilde eleştirmiştir. Frantz Fanon’un, Dünyanın Lanetlileri kitabına yazdığı önsöz sömürge sömürgeci ilişkilerinde çok güçlü bir metindir. Fransız yönetimi dışında, genel olarak Fransızları, Fransız aydınlarını vs. eleştiren, ‘Hepimiz Katiliz’ başlıklı yazılar, kitaplar yazan yine Jean Paul Sartre’dir. Ama Jean Paul Sartre şunu da söylemiştir. ‘Kendi kasabına hayranlık duyan bir kurbandan, kendi cellatlarına saygı duyan bir mağdurdan nefret ederim’ Jean Paul Sartre bunu, Cezayir Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’ne karşı, Fransız sömürge yönetimi ile işbirliği yapan Cezayirli Arap ‘harkiler’ (bir çeşit korucu) için söylemiştir.

Tekrar 16 Ekim günlerine, 16 Ekim sonrası gelişmelere bakılım. Haşdi Şabi ve Irak güçleri Kürdlere karşı çok yoğun baskılar geliştirmeye başladılar. Kerkük, Tuzhurmatu, Xaneqin, Celavla gibi alanlarda, Kürd yöneticileri görevlerinden alıp yerlerine Arap ve Türkmen yöneticiler atadılar. Kürdleri evlerinden zorla çıkarıp, evlere Haşdi Şabi milislerinin yerleştirdiler… Kürdlere karşı bunun gibi pek çok operasyonlar gelişti. Ama bu Kürd güçler, durmadan, ‘maaşımızı istiyoruz…’ gösterileri yapan bu Kürd güçler, Haşdi Şabi’nin, Irak’ın bu tür operasyonlarına karşı tek bir söz söylemediler, tek eleştiri, protesto yapmadılar. Zaten Haşdi Şabi ve Irak güçleriyle gizli anlaşmalar yaparak onları Kerkük’e ve Kürdistan’dan koparılan öbür alanlara davet etmişlerdi. Ama bu Kürd güçler, her zaman Rojava’da gelişen sürece tepkilerinin belirtiyorlardı. Türkiye’yi, İŞİD’i, El Nusra’yı vs. eleştiriyorlardı. Rojava’ da elbette bütün Kürdlerin sorunudur. Ama, Kerkük’de, Tuzhurmatu’da, Xaneqin’de, Celavla’da vs. Kürdlere karşı tırmandırılan devlet terörüne hiç tepki göstermeyenlerin her gün Rojava için ağlamaları hiç inandırıcı değildir. Bu, çok derin bir hüzün kaynağıdır. Gülümseyip geçilecek bir durumdur. Kürdlerin bu durumu uzun uzun düşünmelerinde büyük yarar var…

Eleştirinin Önemi
Kürdler, Kürdistan Demokrat Partisi’ne, Mesut Barzani’ye düşmanlık ederek hiçbir kazanım elde edemezler. Bu, sadece Kürdlere hasım olan devletleri, hükümetleri, çevreleri sevinçlere boğar. Kürdlerdeyse hayal kırıklıkları ve mağduriyet yaratmaktan başka bir durum ortaya çıkmaz. Biz son 18-20 yıldır şunu görüyoruz. Gerek Başur’da, gerek Bakur’da, gerek Rojava’da, Kürdistan Demokrat Partisi’ne, Mesut Barzani’ye düşmanlık etmek bir siyasal akım haline gelmiştir. Bu hiç, hayra alamet bir tutum değildir. KDP de eleştirilebilir, Mesut Barzani de eleştirilebilir. Ama düşmanlık etmek, sadece hasım güçleri sevindirir. Bu tutum Kürdlere Kürdistan’a hiçbir şey kazandırmaz.

Mesut Barzani, referandumu kendi kişisel çıkarı için kendi örgütsel çıkarı için yaptı demek yanlıştır. Başkan Mesut Barzani’nin, Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaretleri hatırlayalım. Mesut Barzani, Türkiye’ye gelmeden önce de, Türkiye’de de, Türkiye’den döndükten sonra da, hep, bağımsızlığın, Kürdlerin doğal bir hakkı olduğunu vurgulamıştır. Türkiye’den döndükten sonra, Türkiye’nin anlayışına, düşüncesine uygun açıklamalar yapmamıştır.

Sınır Kapıları…
Irak Başbakanı İbadi ve Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ağustos 2018 ortalarında, Ankara’da bir görüşme yaptılar. Ortak basın toplantısı gerçekleştirdiler. Bu toplantıda, Kürdler için tek olumlu bir sözcük yoktur. Bilakis, Kürdleri daha çok mağdur etmek, hatta ezmek için alınması gereken önlemler konuşulmuştur. İkinci bir sınır kapısı açıp Kürdleri, Kürdistan’ı tamamen bypas etmekte konuşulan konular arasındadır.

Türk yöneticiler, örneğin, Filistinli Araplar için düşündükleri hakları, özgürlükleri, Kürdler için katiyen düşünmemektedirler, Kürdlere, bu hakları özgürlükleri layık görmemektedirler. Filistinliler için dile getirilen söylem ve Kürdler için dile getirilen söylem karşılaştırıldığı zaman bu açıkça görülmektedir. Kürdler için aşağılayıcı, hakarete varıcı bir söylem, tutum ve davranış olduğu apaçık görülmektedir.

Bu durum, kanımca, Filistin Kurtuluş hareketinin bir dezavantajıdır. Kendi ülkesinde, Kürdlerin haklarını ve özgürlüklerini, devlet terörünü durmadan tırmandırarak baskılamaya çalışan bir yönetimin, durmadan, Filistinli Arapların haklarından, özgürlüklerinden söz etmesi, dünyada yankı uyandırmaz. Bu da tebebessüm edilip geçilecek bir söylemdir. Durmadan Müslüman Filistinliler… Müslüman Filistinliler’in hakları… diye yeri-göğü inletip Müslüman Kürdlere baskı ve aşağılama politikaların sürdürmek sağlıklı bir tutum değildir…

Şu ilişkinin hatırlatılmasında yarar vardır. Ekim 2017’de, bundan on ay kadar önce, Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak Başbakanı İbadi için, ‘benim muhatabım değilsin, kıratımda değilsin, kalitemde değilsin…’ ‘ Haddini bil…’ diyordu. Bugün, Kürdleri, Kürdistan’ı baskılama, kuşatma konusunda geçmişte yaşanan ilişkiler görmezlikten, bilmezlikten gelinerek çok rahat bir şekilde yanyana gelebiliyorlar. Kürdlere hasım güçler, Kürdleri daha da çok ezmek, kuşatmak için bir araya gelirken, Kürdler neden bir araya gelip bu olumsuz sürece karşı bir güç oluşturamıyor, merkezi bir ordu, merkezi bir bürokrasi neden kutulamıyor. Kürdlerin, durumu uzun uzun düşünmelerinde büyük yarar var.

Kürdler neyi paylaşamıyor, ortada paylaşılacak ne var, denildiği zaman, peşmergenin, özellikle peşmerge komutanlarının, Kürd zenginleri denen bir grubun, hükümet bürokrasisinde ve siyasal partilerin üst düzey kadroları arasında yer alanların mal-mülk biriktirme hırslarını, üretimden kopuk bir toplumsal ve ekonomik yaşamı ayrı bir yazıda ele almak gerektiğini düşünüyorum.

30 Eylül 2018 Seçimleri Önemlidir.
30 Eylül 2018 Kürdistan Parlamentosu Seçimleri önemlidir. Kürdler, 25 Eylül 2017 Referandumu’nda, Kürdlerin, Kürdistan’ın özgür, bağımsız geleceğine nasıl sahip çıktılarsa, bu seçimde de Kürdistan’a sahip çıkmalıdır. 25 Eylül 2017 Referandumunun çok olumlu sonuçlarını çürütmek için hasım güçlerle işbirliği yapan Kürdler oldu. Bu süreç, Kürdler arasında, Kürdistan’da derin bir travma yarattı. 30 Eylül Seçimlerindeki tercihin, bağımsızlık Referandumu çizgisi doğrultusunda olması, Kürdistan’ın diğer parçalarında da yaratılmış travmayı umuda dönüştüreceği için çok önemli olduğunu düşünüyorum. 30 Eylül Seçimlerinin, bu travmanın giderilmesi ve bu yaraların sarılması sürecinde, yol açıcı olmasını diliyorum.

 İki ana partinin yukarıda, kısaca belirtilen koşul çerçevesinde işbirliği birçok sorunun çözülmesinde elverişli bir ortam yaratabilir. Bu ilişkiler ağında, Kürdi ve Kürdistani duyarlılıkları daha gelişkin bir Kürd neslinin yükseleceği de açıktır. Bu Kürd neslinin, işbirlikçi anlayışlara, süreçlere kararlı bir şekilde tepki göstereceği besbellidir.

Posted in: tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
30 Eylül’de Seçim
İsmail Beşikçi
Wednesday, September 5, 2018
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (178)
16 Ekim 2017 de ne oldu, sorusuna bir kere daha dönmek gerekiyor. 16 Ekim’de, Referanduma karşı olan Kürd güçler, Irak yönetimi, Haşdi Şabi gibi ha...
Geleceğini Belirleme Hakkı ve Kürdler
İsmail Beşikçi
Tuesday, February 13, 2018
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (753)
Peşmerge, siyasal partilere bağlı. Kürdistan Demokrat Partisi’nin ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin,  yüzbinleri aşan peşmergeleri var. Hantal b...
Afrin savaşı uzun sürecek
İsmail Beşikçi
Saturday, January 27, 2018
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (616)
Afrin’de yaşayan Kürdler, kendi yaşadıkları alanları, yaşadıkları toprakları savunmaktadırlar. Afrin, Kerkük gibi olmayacaktır. Kerkük, bütün devletl...
Düşmanlarını Sevindiren Bir Halk…
İsmail Beşikçi
Friday, October 27, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (724)
Kendi halkına bu kadar hasım kalmak, düşmanına aşık olmak ancak eğitimle olur. Bu Talabanilerin eğitim süreçleri incelenmelidir. Bafil Talabani nasıl bir eğitim al...
Kürdler Zoru Başardı
İsmail Beşikçi
Friday, September 29, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (601)
Bu koşullarda Referandumun gerçekleştirilmiş olması başlı başına bir başarıdır. Irak’a, Türkiye’ye, İran’a, Suriye’ye rağmen, PKK’ye rağme...
Güvenlik...
İsmail Beşikçi
Monday, August 7, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (784)
Son yıllarda, gerek Türkiye’de, gerek dış basında, Kürd/Kürdistan sorunları yoğun olarak gündeme getirilmekte ve tartışılmaktadır. Ama bu tartışmalar, hep...
Bir Kürd
İsmail Beşikçi
Thursday, March 16, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1460)
Bölünmüş, parçalanmış, paylaşılmış uluslar, ülkeler, bu tarihsel operasyonların bilincine vardıkları zaman, ulusal mücadelenin çok hızlı ve y...
İki Kürd...
İsmail Beşikçi
Monday, March 6, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1479)
Yahudiler, Avrupa’da, 1930’larda, 1940’larda çok büyük soykırım yaşadı. Almanya’da, Fransa’da Polonya’da, Avusturya’da, M...
Üç Kürd
İsmail Beşikçi
Tuesday, February 28, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1434)
Üç Kürd’ün Kürd/Kürdistan sorunlarıyla ilgili olarak çok farklı tutumlarının eğitimle çok yakından ilişkisi vardır. Eğitim, K&uu...
Ermeniler, Kürdler…
İsmail Beşikçi
Tuesday, January 24, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1370)
Hamidiye Hafif Süvari Alayları denildiği zaman, üç aşiret ve bu üç aşiretin reisi hemen öne çıkmaktadır. Miran Aşireti ve Reisi Mustafa Paş...
Hayatımdan Kesitler
İsmail Beşikçi
Tuesday, December 27, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1594)
Receple arkadaşlığımız,  dostluğumuz, 1974’den sonra da devam etti. Komal, Rizgari sürecinde ve daha sonraki süreçlerde beraberdik. Sormadan edemiyorum...
Peşmergelik Yüce Bir Değerdir
İsmail Beşikçi
Monday, November 21, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1801)
Doktor Sait Çürükkaya, politik düşünceleri, sezgileri, öngörüleri gelişkin bir arkadaşımızdı. Stratejik taktik askeri planları askeri biri...
Kaderine Küsmek
İsmail Beşikçi
Friday, November 11, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1639)
Kürdleri/Kürdistan’ıni bölünmesinin, parçalanmasının, paylaşılmasının, önemli bir etkisi sonucu da siyasal partilerin, örgütlerin b&...
Suriyeli Mülteciler
İsmail Beşikçi
Wednesday, October 26, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1682)
Suriyeli mültecilerin, daha konforlu bir yaşam sürmek için Avrupa’yı tercih ettikleri ileri sürülebilir. O zaman da şu çok önemli bir s...
28 Devlet Bağımsız Kürdistan’ı Tanımayacak...
İsmail Beşikçi
Saturday, September 3, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2084)
“Şu kadar devlet bağımsız Kürdistan’ı tanımayacak” demek, Kürdleri/Kürdistan’ı değil, Kürdistan’ı müştereken baskı altında tu...
   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media