×
Doktor Said
İsmail Beşikçi
Doktor Said
Gerek Aysel Çürükkaya, gerek Selim Çürükkaya, tören sırasında çok önemli konuşmalar yaptılar. Ama konuşmalarını Türkçe yaptılar. Bu, kişi olarak bende biraz burukluk yarattı. Çünkü bu ulusal ruh kavramına aykırı bir tutumdur. Ulusal ruh, ulusun anadi...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (311)


30 Eylül’de Seçim
İsmail Beşikçi
30 Eylül’de Seçim
Kürdler, Kürdistan 16 Ekim 2017 sabahında, çok büyük, çok ağır bir darbeyle karşılaştı. Halbuki, 25 Eylül 2017 referandumu sonunda çok başarılı bir sonuç elde edilmişti. Bu çok olumlu sonucu bozmak için hasım güçlerle işbirliği yapmak, gizli anlaşmal...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1039)


Geleceğini Belirleme Hakkı ve Kürdler
İsmail Beşikçi
Referandum ilanından sonra, sık sık yapılan bu açıklamalar şu anlama geliyordu. Siz  Kürdler, kendi geleceğinizi belirleme hakkına sahip değilsiniz. Sizin geleceğinizi ancak biz belirleriz. Siz kendinizi yönetemezsiniz.  Siz şimdiye kadar h...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1348)


Afrin savaşı uzun sürecek
İsmail Beşikçi
Afrin savaşı uzun sürecek
Avrupa’yı Avrupa yapan bazı değerler vardır. Ama Avrupa, Kürd/Kürdistan sorunlarına bu değerlerle yanaşmamaktadır; Ortadoğu’nun otoriter, baskıcı, ırkçı, mezhepçi değerleriyle yaklaşmaktadır. Bu bakımdan 1920’lerde kurulan Kürdlere,...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1241)


Düşmanlarını Sevindiren Bir Halk…
İsmail Beşikçi
Düşmanlarını Sevindiren Bir Halk…
Tarihte, Kürdler için ‘Yiğit bir halk’, ‘Kahraman bir halk’ ‘Gözünü budaktan esirgemeyen bir halk’ gibi ifadeler, kavramlar kullanılır. Kürdlerin davranışları bu tür nitelemelerle dile getirilir. Kürdler, başka bir...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1328)


Kürdler Zoru Başardı
İsmail Beşikçi
Kürdler Zoru Başardı
Irak’a, Türkiye’ye, İran’a, Suriye’ye rağmen, PKK’ye rağmen, Goran’a,  Komel’e rağmen, YNK’nin,  Ala Talabani, Bafil Talabani  gibi bir kesimine rağmen,  ABD’ye, İngiltere&rsqu...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1193)


Güvenlik...
İsmail Beşikçi
Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde, Kürdlerin ulusal istemleri, bu doğrultuda geliştirdikleri mücadeleler her zaman, Irak’ın güvenliği sorununu, bu sorun çevresinde gelişen endişeleri gündeme getirmektedir. Bu istemler, bu mücadeleler, sadec...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1318)


Bir Kürd
İsmail Beşikçi
Bu yazıdaki Kürd herhangi bir Kürd’dür. Üç Kürd yazısında, üç Kürd tipinden söz edilmişti. Biri, milliyetçi, yurtsever düşüncelerinden ve eylemlerinden dolayı, idam edilmiş bir Kürd. İkincisi, bu kişiyi yakalatan, yargılayıp idam hükmü veren, b...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1976)


İki Kürd...
İsmail Beşikçi
Kürd/Kürdistan tarihinde, Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde, iki isim önemlidir. Abdurzzak Bedirxan (1864-1918) ve II.Abdusselam Barzani (1868-1914) Kürdler için bu iki İsmin düşüncelerinin, eylemlerinin bilinmesi önemli olmalıdır.
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2036)


Üç Kürd
İsmail Beşikçi
Üç Kürd
Bu yazıda sözü edilen üç Kürd’den biri II. Şeyh Abdüsselam Barzini’dir.(1868-1914) İkincisi, Şeyh Abdüsselam Barzani’yi, ulusal taleplerinden ve ulusaL mücadelesinden dolayı Musul’da idam eden, Musul Valisi Süleyman Nazif&rsqu...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2055)


Page 1 of 17First   Previous   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  10  Next   Last   
27
Bir yılı aşkın bir zamandır, Güney Kürdistan’da, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde, sorunlar yaşanıyor.  Başkanlık konusu etrafında düğümlenen sorunlar krize dönüşmüş durumda. Güney Kürdistan’da, siyasal partilerin, İŞİD tehlikesi karşısında bile sağlıklı bir birlik gösterememeleri, insanı şaşırtıcı bir durum. Bu durum Kuzey Küdistan’da, Kürd aydınları arasında, Kürd kamuoyu, Kürd siyasetçiler arasında hüzün yaratıyor. Kürdler bu süreci eleştiren, protesto eden yazılar yayımlıyorlar, duygularını, düşüncelerini gösterilerle konferanslarla panellerle ifade ediyorlar.
8 Ekim 2015 de, Süleymaniye,  Qaladize,  Germiyan  gibi  şehirlerde,  Goran’ın etkili olduğu alanlarda, “maaşlar ödenmiyor” gerekçesiyle, Kürdistan Demokrat Partisi ve   Kürdistan hükümeti aleyhinde yapılan gösterilerde 5 kişi yaşamını yitirdi. Bu durum üzerine, Kürd aydınları, Kürd siyasetçiler, Güney Kürdistan’daki siyasal partileri, Kürdistan hükümetini eleştiren, bu süreçleri protesto eden yazılar yayımladılar.
Kürd siyasal partilerinin, Kürd örgütlerinin, birbirleriyle, sağlıklı bir birlik oluşturamamalarının temel nedeni, Kürdlerin/Kürdistan’ın bölünmüş, parçalanmış ve paylaşılmış olmasıdır. Bu, sadece, İran, Irak, Suriye, Türkiye diye coğrafi bir bölünmeyişi parçalanmayı, paylaşılmayı göstermemektedir. Toplumsal olarak da çok yoğun, yaygın bir parçalanma vardır. Aşiretler, aileler bölünmüştür. Toplumsal yapıdaki bölünme siyasal ilişkilere de yansımaktadır. Bir ailede iki kardeş de, siyasal bakımlardan, birbirilerin çok zıt çevrelerde yer alabilmektedir.
Bölünme, siyasal partilere de yansımaktadır. Birbirlerine zıtlı geliştiren siyasal partiler, Kürdistanı, Kürdleri müştereken denetleyen devletlerden birinin desteğini alarak, hasmını, karşı tarafı güçsüz düşürmeye çalışmaktadır.  Kürdistan’ı müştereken denetleyen devletler de, Kürd siyasal partileri arasındaki bu anlaşmazlıkları körükleyerek Kürdler ve Kürdistan üzerindeki denetimlerini pekiştirmeye gayret etmektedir. Siyasal partiler de, kendi örgütsel çıkarlarını korumak, geliştirmek için,  anlaşmazlık içindeki çevreyi zayıf düşürmek için o devletle ilişkilerini sürdürmektedir.
Bu çok olumsuz durumlardan kurtulmanın yolu, örgüt çıkarlarını değil, genel olarak Kürdistan çıkarlarının ön plana koymaktır. “Kürdistan çıkarlarının tek ben savunuyorum, başkaları,  Kürdistan çıkarları adı altında kendi örgütünün çıkarlarını savunuyor” itirazı geçerli bir itiraz değildir.
Kürdistan’ın genel çıkarları savunmak için de insanlarını kendilerini sorgulamaları gerekir.  Yakındoğu’da, Ortadoğu’da, Türk, Arap ve Fars yönetimleri karşısında, Kürdlerin/Kürdistan’ın konumu nedir, sorusunun irdelenmesi gerekir. Bu açıdan Kürdlerin kendilerini sorgulanması önemlidir. İran, Irak, Suriye, Türkiye devletlerinin Kürdlerin, Kürdistan’ın genel çıkarlarına yönelik, bir iş yapmayacaklarını, bilakis olumlu gelişmeleri engelleyeceklerini bilmek kaçınılmazdır. İşte bütün bunlardan dolayı, yüksek bir, Kürd/Kürdistan bilincinin oluşturulması önemli olmalıdır.
Bugün dünya uluslar ailesine katılmak, dünya uluslar ailesinin eşit bir ferdi olmak önemlidir. Bu amaç doğrultusunda çaba sarfetmek ihmal edilmemelidir.  Kürdlerse, dünya uluslar ailesinin eşiti bir ferdi olmak şöyle dursun,  dünya uluslar ailesinin bir ferdi bile değildir. Bunca nüfusuna rağmen, dünya uluslar ailesi içinde bir statü elde edememiş olmaları Kürd yurtseverlerinin düşündürmelidir.
Bu ana konular etrafında, kendini,  kendi örgütünü, çevresin sorgulayanlar Kürdistan etrafında daha kolay bir şekilde birleşir. Bu anlayış doğrultusunda, toplumsal ve siyasal sorunlar konusunda taviz vermek gerekirse, birbirlerin taviz verirler. Zira Kürdlerin birbirlerine verdikleri taviz, sonuçta, Kürdleri büyütür. Ama devlete verilen taviz, sonuçta Kürdleri azaltır,  noksanlaştırır. Bu hem taviz veren Kürd örgütünü, hem de hem de örgütün anlaşmazlık içinde olduğu örgütü, genel olarak bütün Kürdleri küçültür, ama devlete muhakkak kazandırır.
Kürdistan’ın bölünmesi, parçalanması, paylaşılması, Kürdlere çok büyük darbeler vurmuştur. Bu, Kürd toplumunda, iskeletin parçalanması, beynin dağılması gibi bir etki yaratmıştır.  Oluşturulan suni sınırlarda, Kürdlerin birbirlerinden koparılması için çok yoğun kapsamlı önlemler alınmıştır. Mayın tarlaları, dikenli teller, dikenli tellere elektrik verilmesi, gözetleme kuleleri, casus uşakları, … bölünmeyi, parçalanmayı paylaşılmayı derinleştirmek ve yaygınlaştırmak için etkili bir şekilde kullanılmıştır. Bugün de kullanılmaktadır.
Bölünme, parçalanma, paylaşılma, bir toplumun başına gelebilecek çok büyük bir felakettir. Bu felaketin ne zaman yaşandığı, nasıl yaşandığı zengin olgusal dayanaklarıyla incelenmelidir.
Kürdlerin/Kürdistan’ın bölünmesinde, parçalanmasında, paylaşılmasında,  dönemin emperyal güçleri, Büyük Britanya’nın ve Fransa’nın çok büyük rolü olduğu besbellidir. Bu emperyal güçlerin, Yakındoğu’daki ve Ortadoğu’daki, Türk, Arap ve Fars yönetimleriyle işbirliği yaptığı da açıktır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Milletler Cemiyeti döneminde yaşanan bu sürecin, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Birleşmiş Milletler döneminde de sürdürüldüğü bilinmektedir. Bu yönlerden, Milletler Cemiyeti düzeninin ve Birleşmiş Milletler düzeninin etkin bir şekilde eleştirilmesi gerekir. Düşünelim ki, gerek Milletler Cemiyeti, gerek Birleşmiş Milletler, uluslararası barışın kurulması için çaba gösteriyorlardı. Uluslar arası barışın kurulmaya çalışıldığı bu dönemlerde, Kürdlerin/Kürdistan’ın bölünmesi, parçalanması, paylaşılması, ne anlama gelmektedir? Bunun Kürdlerin ve Kürd dilinin yeryüzünden silinme çaba olduğu çok açıktır.
1920’lerde, anti-Kürd bir dünya nizamı kurulduğu, 1945 den sonra bu düzenin kurumlaştırılmaya çalışıldığı görülmektedir. Bu bakımlardan, Milletler Cemiyeti düzeninin, Birleşmiş Milletler düzeninin Kürd/Kürdistan sorunları açısından irdelenmesi önemli olmalıdır.
Şu da önemli bir konudur.  1920’ler…  Kürdlerin, Kürdistan’ın bölünmesi, parçalanması, paylaşılması… Bu, Kürdistan’ın, Kürdlerin üçüncü paylaşımıdır. Ulusların Kendi Geleceklerini Belirleme Hakkı’nın gerek Sovyetler Birliği’nde, gerek ABD’de, en çok konuşulduğu, tartışıldığı bir dönemde gerçekleşmiştir.
Üçüncü paylaşılma… Bu, Kürdlerde bir zaafın olduğuna işaret eder. Kürdlere, Kürdistan’a hasım olan güçler, bu zaaflardan yararlanarak onu bölüyor, parçalıyor ve kendi onları, çıkarları doğrultusunda seferber ediyor.  Bu zaafları saptamak, bu zaafların bilincine varmak, onlardan arınmaya çalışmak şüphesiz çok önemlidir.
Kürdleri, Kürdistan’ın bölünmesi parçalanması, paylaşılması, Kürdlerin ve Kürdistan’ın statü kazanmasının önündeki en büyük engel olmuştur. Bu Kürdleri dostsuz bırakmış, düşmanlarını çoğaltmıştır.  Bu bakımdan bu süreci bilincine ulaşmak önemlidir. “Devlet istemiyoruz, sınırlarla bayrakla sorunumuz yoktur…” gibi ifadeler bu bilincin oluşmasını engeller. Bu ifadeler sizin, Kürdistan’ı, Kürdleri yıkan, ezen bu süreçleri dert etmenize engel olur. Halbuki Kürd/Kürdistan sorununun ana noktası budur. Sorunun yüz yıla yakın bir zamandır neden çözülemediği bu durumla yakından ilgilidir.
Kürdlerin, Kürdistan’ın,  Tarihsel ve Arkeolojik Araştırmaların Dışında Tutulması
Bölünmenin, parçalanmanın ve paylaşılmanın çok önemli bir etkisi, araştırma inceleme alanında kendini göstermektedir. Kürdler, Kürdistan, tarihsel ve arkeolojik araştırmaların dışında tutulmuştur. Kürdler hiçbir zaman, istek ve iradesi olan bir halk olarak değerlendirilmemiştir. Kürdler, Kürdistan her zaman görmezlikten bilmezlikten gelinmiştir, şey olarak değerlendirilmiştir.
Tarihte, Hurri, Guti, Kassit, Nairi, Mitanni, Subari,Urartu, Med  gibi halklar yaşamışlardır. Bu hakların, İsa’dan önce 2000’lerde, 1000’lerde,  Zağroslar çevresinde yaşadıkları bilinmektedir. Bugün, bu halkların yaşadıkları alanlarda, Kürdler yaşamaktadır.  Fakat, araştırmacılar Kürdlerin bu halklarla ilişkileri konusunu  hiç incelememişlerdir. Örneğin,  Gılgamış Destanı’ndaki, Gılgamış’ın arkadaşı Enqidu’nun , Kürdlerle bağını kurmamak için yoğun bir gayret gösterilmiştir.  Sumerler Yukarı Mezopotamya’daki Gutileri  “dağ ejderi”  diye nitelemektedirler.  Araştımacılar, arkeologlar, Gutilerle Kürdlerin bağını kurmamaya özen göstermektedirler.
Hoşyar Zebari bir konuşmasında,  Zebari Aşireti’nin  köklerinin Subarilere  dayandığını  söylemişti. Bu, araştırmacılar için ufuk açıcı bir ifadedir. Hoşyar Zebari’nin, 2003-2014 yılları arasında Irak Dışişleri bakanı olduğu bilinmektedir. Günümüzde de Irak hükümetinin Maliye Bakanı’dır.
Faysal Dağlı’nın, Kutsal Kitaplar ve Mitolojide Kürdler  başlıklı bir kitabı var. (Aram Yayınevi, Mayıs 2013, İstanbul) Bu araştırmada Faysal Dağlı,  “Kürdistan, Kürd dili ve kültürü,  büyük oranda,  tarih ve arkeoloji araştırmaları dışında tutulduğu için,  Sumerlerle  ilgili tartışmalarda dikkate alınmamaktadır.” demektedir. (s. 23)
“Modern dönemde, arkeoloji ve tarih biliminin bunca  gelişimine rağmen,  politik nedenlerden dolayı, Kürdistan’ı araştırmak, arkeologlar ve tarihçiler için araştırma merkezi olmadı.” değerlendirmesi yine Faysal Dağlı’ya aittir. (s. 131)
Türkiye’de, Kürd, Kürdistan konusunun araştırmaya, incelemeye kapatılması resmi ideolojinin gereği olarak gerçekleşmiştir. Düşün yasakları daha çok bu alanla ilgilidir. Resmi ideolojinin, düşün hayatının, bilimi ve sanatı yönlendirdiği açıktır. Resmi ideolojinin herhangi bir ideoloji olmadığını, devletin idari ve cezai yaptırımlarıyla korunan ve kollanan bir ideoloji olduğunu hatırlatmak gerekir. Batılı akademisyenler, üniversiteler ise,  Kürdistan’ı müştereken denetleyen devletleri gücendirmemek için,  Kürdleri, Kürdistan’ı bilmezlikten, görmezlikten gelmektedirler.
Bütün bu engellemelere rağmen, bugünlerde, eski çağ Kürd tarihine karşı yoğun bir ilgi gelişmektedir.  Bu alanda çok değerli incelemeler yayımlanmaktadır. Cemşid Bender’in   (1927-2008), Battal Odabaşı’nın, Bahoz Şavata’nın, Selahattin ali Arık’ın çalışmaları  dikkate değer çalışmalardır. Cemşid Bender’in Kürt Tarihi ve Uygarlığı  (ilk baskı 1991, Kaynak Yayınları)), Battal Odabaşı’nın,  Keyakisar  (Ağustos 2011) Güneşin Krallığı  (Aralık 2014),  kitapları önemlidir.  Salahattin Ali Arık’ın, Aryan İnançlar ve Rêya/Raa Heqİye  ( İBV yayını, Nisan 2015) kitabı yine öyle…
Bahoz Şavata’nın, Ön Asya Halkları ve Aryan Kürdler başlıklı çalışması, İBV Yayınları tarafından yayına hazırlanmaktadır. Kısa bir zamanda yayımlanacaktır. Faysal Dağlı’nın yukarıda sözünü etmeye çalıştığım ufuk açıcı kitabı şüphesiz çok önemlidir.
Kürdlerin/Kürdistan’ın bölünmesi, parçalanması, paylaşılmasının bu süreçlerle çok yakından ilişkili olduğu açıktır. Örneğin, İran, Irak, Suriye, Türkiye gibi  Kürdleri, Kürdistan’ı müştereken denetleyen devletler, Kürdistan bölgesinde, arkeolojik kazılar yapanlara, şöyle bir şart dayatabilirler:  Kazılar sonunda, elde ettiğiniz buluntuları Kürdlerle irtibatlandıran yorumlara girişmeyin veya Kürdleri çağrıştıracak değerlendirmeler yapmayın, aksi halde çalışma ruhsatınız iptal edilir. Gerek yerli, gerek yabancı arkeologlara, araştırmacılara böyle bir koşul dayatılmış olabilir. Bu görüşün olgulara dayanılarak irdelenmesi gerekir.
Arkeolojik kazılarda elde edilen buluntular, örneğin, Sumerlerle, Hititlerle, Asurlarla, Ermenilerle, Araplarla vs. irtibatlandırılıyor, ama Kürdlerle irtibatlandırmamak için önemli bir çaba sarfediyor. Kürd dilinin, Sumer, Hitit, Asur, Elam dilleriyle, ilişkisini kuran değerlendirmelerden kaçınılıyor. Kürdlerin, Kürdistan’ın insanların bilincine çarpmasına engel olmak için her önlem alınıyor.
Kürdler, 200 yıldır mücadele ediyor. Buna sonuçta özgürlük ve vatan mücadelesi demek mümkündür. Bu yolda Kürdlerin verdiği şehit milyonlarcadır. Kürdlerin bu uğurda verdiği şehit sayısı, Fuat Önen’in dediği gibi, 28 üyeli Avrupa Birliği’nde,  47 üyeli Avrupa Konseyi’nde,  57 üyeli İslam Konferansı’nda, 193 üyeli Birleşmiş Milletler’de yer alan pek çok devletin nüfusundan çok daha fazladır. Bu anti-Kürd bir dünya nizamına işaret etmektedir. Bu konunun bilincine varmak da önemlidir. Anti-Kürd dünya nizamı eleştirilmelidir. Bu çerçevede yüksek bir Kürd/Kürdistan bilinci oluşturmak için gayret edilmesi önemlidir.
 
Posted in: tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (required)

Website

Konferansa Pirsgirêka Kurd li Tirkiyê
İsmail Beşikçi
Tirkiyê derbarê Pirsgirêka Kurd de zêdetirîn mijara ku tê qisetkirin ‘çareserî’ ye. Bêguman her tim kurd li ser ‘çareserî’yê diaxifin, kurd ‘çareserî’yê munaqeşe dikin. Lêbelê beriya ‘çareserî’yê pêwîst...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2463)


Êdî Kurd Dîroka Kurdan Dinivîsin
İsmail Beşikçi
Yek ji encamên girîng ên şerê çekdarîyê ev e ku, di nêv kurdan de hîşyarbûneke manewî daye destpêkirin. Rastîya wê, ew proseya ku ji salên 1960î de zîl dabû li dema şerî û piştî wî hê bêhtir geş bû, belav bû û kok berda erdê. Di roja îroyîn de li nêv...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2568)


Bûyera Dr. Friçê Duyem
İsmail Beşikçi
Di manşeta rojnameya Hürriyetê ya roja 21 pûşper 2007 de nûçeyek hebû. Sernavê nûçeya nûçegihan Özgür Ekşiyî “Lobîcîyê Veşartî Hat Eşkerekirin” e. Taner Akçamê ku li Zanîngeha Minnessota profesorê dîrokê ye, eşkera kirîye ku, ew kesê ku e...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2780)


Têgihîştinên Neteweperweriyê
İsmail Beşikçi
Dema ku pesnên neteweperweriya tirkî didin, pê re jî bona wê bizava neteweperweriyê ku di nav kurdan de aj dide, dibêjin “cudaxwaz e”, “paşverû ye”, “nîjadî ye” û hwd. e, bi vî awayî ev bizav tê xirabkirin. [Dibêji]...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2289)


Komeleya Piştgirîya Jiyana Nûjen Çi Dide Kurdan?
İsmail Beşikçi
Li Tirkiyeyê demokratîkbûn pirseka girîng e. Beşdarîya bo Yekîtîya Ewropayê û pêkanîna demokratîkbûnê, amanceka bingehîn a hukûmetan e. Wekî mînak, hukûmeta Partîya Edalet û Pêşveçûnê (AKP) carînan behsa vê amancê dike. Demokratîkbûn jî, ji rûyê polî...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2330)


Li Ser Têgeha “Ez kurd im, lê ne kurdçî me”
İsmail Beşikçi
Beşek ji kurdên ku vê sloganê tînin zimên, li hemberî vê şîroveyê jî derdikevin; dixebitin bidin zanîn ku em ji bo kurdan gelek tiştî dixwazin. Dibêjin, “Ez ne kurdçî me lê ji bo kurdan gelek tiştî dixwazim…” Dîsan dibêjin, “...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2570)


Pirsa Sereke Di Pirsgereka Kurd de
İsmail Beşikçi
Di vê axiftinê de ez dê hewl bidim xwe da ku li ser vê mijara bingehîn rawestim. Qonaxa bingehîn a dîrokî ku Pirsgirêka Kurd jê hasil bûye, qonaxa Şerê Cîhanê yê yekemîn e, yanî qonaxa pevçûna parvekirinê û piştî wê ye ku meriv dikare bi kurtahî bibê...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2859)


Têgihiştina di Derbarê Kurdan de, Têkilîyên Leşker û Hikûmetê
İsmail Beşikçi
Tirkîye, dewleteke xwedî îdeolojîya fermî ye. Di dewletên ku xwedî îdeolojîya fermî de tu cûdahîya dewlet û hukûmetê tune ye. Di îdarekirina dewletên wiha de, di dereca yekemîn de, yê ku biryar dide û birê ve dibe, sazîyên paraztin û meşandina îdeolo...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2499)


Sîstema Dewşîrme
İsmail Beşikçi
Di vê helwestê de, bi raya min sedema sereke, pirsgirêka mulk e. Gelê herêmê, mirovên ku herêmê xuya ne, xwedî mulk in. Weke mînak erdê gelekan heye. Jiber vê  yekê jî li ser gel bandoreke wan eşkere heye. Yekî ku li herêma xwe xwedî erdekî pir ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2467)


Têgihiştin û Nîqaşên di Derbarê Pirsgirêka Kurdan de
İsmail Beşikçi
Taybetmendîya vê pêvajoyê ya herî girîng, ew e ku dewlet û hikûmet qet xwe rexne nake û bi paşeroja xwe re hevrû nabe. Ez bawerim dewlet û hikûmet di vê mijarê de bi himet in. Dewlet û hikûmet plan dikin bêyî ku xwe rexne bikin, bêyî bi paşeroja xwe ...
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2242)


Page 1 of 4First   Previous   [1]  2  3  4  Next   Last