Ramanên Li Ser Mîr Bedirxanî
İsmail Beşikçi
Saturday, June 15, 2013
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3747)
Daxuyanîya raman an hestekî Mîr Bedirxanîku vê ramanê sererast bike tune ye. Ez wek kesekî difikirim ku dibe ramanekewiha hebe. Em vî...
Ewropa, Kurd û Nasnameya Kurdan
İsmail Beşikçi
Monday, September 10, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2758)
Heqîqetek e ku li Ewropayê girseyeke mezin ya kurdan dijî. Lê, li welatên Ewropayê yên wek Almanaya,  Frensa, Îngîltere, ...
Dînamîkên Hundir-Dînamîkên Derve
İsmail Beşikçi
Monday, August 27, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2647)
Di ‘eslê xwe de cudakirina pêvajoyên civakî sîyasî wek dînamîkên derve, dînamîkên hundir nerast e. &Ec...
Çima Aşîtî Pêk Nayê?
İsmail Beşikçi
Thursday, August 30, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2663)
Divê bi baldarî li ser vegotina ku Serokwezîr Recep Tayyip Erdoğanî, ji bo ‘Erebên Filistînî, ji bo Herêma Xwesera Filist&icir...
Zanist, Hiqûq, Heqîqet
İsmail Beşikçi
Saturday, September 1, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2705)
Li Tirkiyeyê, zanîngeh, nesaziyeke ku li heqîqeta civakî digere. Berevajî vê, saziyeke ku bi awakî sîstematîk dixebite ji bo h...
Komeleya Zanistên Civakî ya Tirkan | İsmail Beşikçi
İsmail Beşikçi
Friday, August 31, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2598)
Helwesta bingehîna ku dê rê bide pêşketina zanistên civakî, rexneya îdeolojiya fermî ye. Divê îdeolojiya fermî bi ...
Zarokên Agir û Rojê
İsmail Beşikçi
Friday, August 31, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2819)
Dîrok çi ye? Di dîrokê de bi hezaran bûyer diqewimin. Ji vanan ancax yên bala mirovan, bala lêkolîneran dikşînin, yên t...
Li Hember Sîstema SiyasiyaTirkan Pêwendiyên Zanistî û Îdeolojiya Fermî*
İsmail Beşikçi
Saturday, September 1, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2632)
Li gor qen’eta min saziya herî girîng a sîstema siyasî ya Tirkan, a rejîma siyasî ya Tirkan îdeolojiya fermî ye. Îdeoloj...
Rexneya Îbrahîm Guçluyî
İsmail Beşikçi
Thursday, March 22, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2555)
Paşê İbrahim, behsa nîqaşeke ku di 1990î de  hatiye kirin dike. Ev nîqaş, nîqaşeke ku xwedî naverokeke civakî û sîyas&ici...
Li Ser “Zimanê Şaristaniyê”
İsmail Beşikçi
Thursday, March 22, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2587)
Di cihekî hevpeyvînê de, nûçegihan ji nivîskar pirsên li ser wêje û weşana Kurdî dipirse. Wek mînak, tu çi...
'Tirkiye Dostê Me ye'
İsmail Beşikçi
Thursday, February 9, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2491)
Li Ewropa, îro, dewletên ku serjimara wan li dor 30-40 hezarî ne hene. Ev endamên Konseya Ewropa û NYê ne jî. Andorra, San Marino, Monaco,...
Çavdêriyên Li Ser Universiteya Tirk / İsmail BEŞİKÇİ
İsmail Beşikçi
Thursday, March 22, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2220)
Va li vir jî aliyekî girîng î têkildar bi metoda ramana zanistî re heye. Serokê îqtîdara desthilatdar, Serokê Komî...
Azaedîya îfadeyê, Sansûr-Otosansûr
İsmail Beşikçi
Thursday, March 22, 2012
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (2876)
Di çandiniyê de hinek tiştên bizirar hene. Wek kurmê sîn, qimil, kulî, hêrîşa mişkan, hişkayî(tunebûna baranê)......
“Kurd Otonomîyê Naxwazin”
İsmail Beşikçi
Friday, February 12, 2010
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3365)
Heger ku li Tirkîyê li ser Kurdan, pirsgirêka Kurdan zulm bi giranî berdewam bike, zêdeyî hezar zarokên ku keviran davêjin polî...
Di Civaka Kurd de Polîtîkayên Guhertin û Rêvekirinê
İsmail Beşikçi
Wednesday, February 3, 2010
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (3565)
Perçekirin û parvekirinê îskeletê Kurdistanê û mejîyê Kurdan ji hevdû xistîye. Vê pêvajoyê li s...
   «   [1]  2  3  »      
  
26
Suriye olayları Mart 2011 de başladı. 2012 de yoğunluk ve yaygınlık kazandı. Bu tarihten sonra, halk, özellikle Araplar, Suriye sınırlarını aşıp Türkiye’ye göçtü. Ama, Suriyeli Araplar, Türkiye’de kalmaktan çok Avrupa’ya ulaşmak için çok yoğun ve yaygın bir çaba içinde oldular.
Şüphesiz, Ürdün, Lübnan gibi ülkelere, iltica eden Araplar da oldu. Suriyeli Kürdler ise, daha çok Kürdistan Bölgesel Yönetimi alanına, bir kısmı da Türkiye’ye iltica etti.
Suriyeli Arapların, neden ille de Avrupa’ya ulaşmak istemeleri dikkate değer bir durumdur. Suriyeli Arapların, örneğin, neden Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Müslüman ülkelere değil, ille de Avrupa’ya ulaşmak istemeleri, ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gereken bir süreçtir. Üstelik, isimleri verilen ülkelerin gelir bakımından zengin ülkeler olduğu da bilinmektedir. Avrupa’ya ulaşmanın büyük riskler taşıdığı da açıktır. Gerek Ege’den deniz yoluyla Yunanistan’a, ulaşmanın, gerek Trakya yolunun çok riskler içerdiği de bilinmektedir. Bunun büyük maddiyatı, ücreti gerektirdiği de açıktır. Bunlara rağmen ille de Avrupa’ya ulaşmaya çalışmak ilginçtir.
Suriyeli mültecilerin, daha konforlu bir yaşam sürmek için Avrupa’yı tercih ettikleri ileri sürülebilir. O zaman da şu çok önemli bir sorudur. Müslüman ülkeler, gerek kendi halklarına gerek mülteci Müslümanlara neden konforlu bir yaşam sunamıyor? İslam bugün, Arap Birliği’ne bağlı 22-23 ülke tarafından, İslam Konferansı’na bağlı 57 ülke tarafından, Batı Medeniyeti ve Doğu Medeniyeti yanında, üçüncü temel medeniyet olarak algılanmaktadır. Batı Medeniyeti, Doğu Medeniyeti, İslam Medeniyeti… O zaman böyle temel bir medeniyetin, savaşlar ve iç savaşlar dolayısıyla, acı çeken, darda kalmış mültecilere neden kucak açmadıkları, elbette incelenmesi gereken bir durumdur. Bazı Arap ülkelerinin gelir bakımından zenginliği de söz konusuyken…
Avrupa’ya ulaşabilen Suriyeli mültecilerin bir kısmının tutumlarının incelenmesi de gerekir. Bu mültecilerin bir kısmının kadınları, “biz İslamız, İslamı yaşamak istiyoruz, dinimizin gereği budur” diyerek, çarşaflara, peçelere bürünerek dolaşıyorlar, çoğu yerde, başörtüsü önemli bir sorun oluyor, gıda dağıtımında ‘domuz eti mi, değil mi?’ diye önemli sorunlar yaşanıyor… Bu insanlar, aileler, İslam’ı yaşamak istiyorlarsa, neden Müslüman ülkeleri tercih etmiyorlar?
Bu Arap mültecilerin bir kısmının, Berlin, Köln, Paris, Brüksel, Londra Roma gibi şehirlerde, ‘kafirlere ölüm’ diye dolaştıkları, tren istasyonlarında, otobüslerde, kahvehane gibi salonlarda bombalar patlattıkları da oluyor.
Filipinler’den, Malezya’dan, Myammar’dan, Bengladeş’den, Pakistan’dan, Afganistan’dan hareket eden Müslümanlar, İran üzerinden Türkiye’ye geçiyorlar, Türkiye’den de, Trakya ve Ege denizi yoluyla Yunanistan’a ulaşmak için çok yoğun bir çaba içine giriyorlar. Örneğin, İran gibi bir Müslüman ülkede yaşamak hiç tercih edilmiyor.
Afrika’nın çeşitli Müslüman ülkelerinden hareket eden Müslüman mülteciler de yine Müslüman ülkeleri geçerek Akdeniz’e ulaşmaya, oradan da, İtalya’ya geçmeye çalışıyorlar. Akdeniz kıyısındaki Müslüman ülkeleri tercih etmek bu mültecilerin aklından geçmiyor. Müslüman devletlerin de, bu Müslüman mültecilere kucak açmak gibi bir dertleri yok. Avrupa ülkelerinin bu mültecilerden rahatsızlığı ise, bu mültecilere, kendi halklarına sağladıkları konforu sağlayamama endişesinden kaynaklanıyor.
Mültecilerin, savaşlar, iç savaşlar sırasında darda kalmış, çaresiz kalmış, acı çeken insanlar, aileler olduğu, onlara her türlü yardımın yapılması gerektiği şüphesizdir. Bu konuda İslam ülkelerinin, özellikle gelir bakımından zengin İslam ülkelerinin neden duyarlı olmadıklarının sorgulanması vazgeçilmez olmalıdır.
Suriyeli mültecilerin, Suriye’yi terk ettikten sonra Müslüman ülkelere değil, ille de Avrupa’ya ulaşmaya çalışmaları, İslam dünyasında, düşün hayatını yakından ilgilendiren bir konu olmalıdır.
İslam’da, düşün hayatının başka sorunları da vardır. 1947’den beri, yani, İsrail’in, Ortadoğu’da, bağımsız bir devlet olarak kurulmasından beri, Arap-İsrail savaşlarında, Arapların çok büyük kaybı vardır. 1948-1949, 1956, 1967, 1973, 1982 savaşlarında Arapların verdiği kayıplar büyüktür. Ama, İslam dünyasının, kendi içindeki savaşlarda, Müslümanların birbirlerine verdirdikleri kayıplar, Arap-İsrail savaşlarında gerçekleşen kayıplardan misli misli büyüktür. Örneğin, 1979-1988 İran-Irak savaşında bir milyona yakın kayıp vardır.
ABD’nin, 2003’de, Irak’a silahlı müdahalesinden sonra, Saddam Hüseyin rejiminin yıkılmasından sonra, Şii-Sünni çatışmaları sürecinde meydana gelen kayıplar onbinlercedir. Bağdad’da ve benzeri büyük şehirlerde Şiilerin ve Sünnilerin, birbirlerinin camilerin girip ibadet eden insanlar arasında kendilerini patlatmaları dikkatlerden uzak tutulamaz.
Afganistan’da, 1980’lerden beri, Müslümanların kendi aralarında çatışmalarında, birbirlerine verdirdikleri kayıplar çok büyüktür. Bu çatışmalar halen devam etmektedir.
Mart 2011’de başlayan, halen devam eden Suriye iç savaşında, Müslümanların birbirlerine verdirdikleri kayıplar 500 bin, 600 bin rakamlarıyla ifade edilmektedir. Yerinden edilmeler 4 milyonun üzerindedir.
Türkiye, Pakistan gibi ülkelerde yaşanan çatışmalar, Suudi-Arabistan-Yemen çatışması, Libya iç savaşı, halen devam eden çatışmalardır.
Bugün, dünyanın çeşitli yelerinde çatışmalar yaşanmaktadır. Bu çatışmaların çoğu, Müslümanların kendi aralarında gerçekleşen çatışmalardır. Bütün bunlar, İslam dünyasında, düşün hayatının öneli sorunlarıdır.
İki yılı aşkın bir zamandır IŞİD, hak-hukuk tanımaz, hiçbir insani değere sahip olmayan barbar bir örgüt olarak varlığını sürdürmektedir. Fakat, IŞİD’e karşı, ne 22-23 üyeli Arap Birliği’nde, ne, 57 üyeli İslam Konferansı’nda, ciddi bir tepki olmamıştır. Bunların önemli bir kısmının, IŞİD’i finanse ettikleri ise, yine bilgilerimiz dahilindedir. Taliban, el Kaide, el Nusra gibi örgütler için de bunlar söylenebilir. Bu da İslam dünyasında, düşün hayatının çok önemli bir sorunu olmalıdır. Ama, zaman zaman, yarım ağız bir şekilde, ‘IŞİD İslamı temsi etmez’ sözleri, IŞİD’e karşı ciddi bir tepki değildir.

Posted in: tirki

Comments

There are currently no comments, be the first to post one!

Post Comment

Name (required)

Email (not required)

Website

CAPTCHA image
Enter the code shown above:

  
Kürdler Zoru Başardı
İsmail Beşikçi
Friday, September 29, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (59)
Bu koşullarda Referandumun gerçekleştirilmiş olması başlı başına bir başarıdır. Irak’a, Türkiye’ye, İran’a, Suriye’ye rağmen, PKK’ye rağme...
Güvenlik...
İsmail Beşikçi
Monday, August 7, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (249)
Son yıllarda, gerek Türkiye’de, gerek dış basında, Kürd/Kürdistan sorunları yoğun olarak gündeme getirilmekte ve tartışılmaktadır. Ama bu tartışmalar, hep...
Bir Kürd
İsmail Beşikçi
Thursday, March 16, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (864)
Bölünmüş, parçalanmış, paylaşılmış uluslar, ülkeler, bu tarihsel operasyonların bilincine vardıkları zaman, ulusal mücadelenin çok hızlı ve y...
İki Kürd...
İsmail Beşikçi
Monday, March 6, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (800)
Yahudiler, Avrupa’da, 1930’larda, 1940’larda çok büyük soykırım yaşadı. Almanya’da, Fransa’da Polonya’da, Avusturya’da, M...
Üç Kürd
İsmail Beşikçi
Tuesday, February 28, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (853)
Üç Kürd’ün Kürd/Kürdistan sorunlarıyla ilgili olarak çok farklı tutumlarının eğitimle çok yakından ilişkisi vardır. Eğitim, K&uu...
Ermeniler, Kürdler…
İsmail Beşikçi
Tuesday, January 24, 2017
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (785)
Hamidiye Hafif Süvari Alayları denildiği zaman, üç aşiret ve bu üç aşiretin reisi hemen öne çıkmaktadır. Miran Aşireti ve Reisi Mustafa Paş...
Hayatımdan Kesitler
İsmail Beşikçi
Tuesday, December 27, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (911)
Receple arkadaşlığımız,  dostluğumuz, 1974’den sonra da devam etti. Komal, Rizgari sürecinde ve daha sonraki süreçlerde beraberdik. Sormadan edemiyorum...
Peşmergelik Yüce Bir Değerdir
İsmail Beşikçi
Monday, November 21, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1063)
Doktor Sait Çürükkaya, politik düşünceleri, sezgileri, öngörüleri gelişkin bir arkadaşımızdı. Stratejik taktik askeri planları askeri biri...
Kaderine Küsmek
İsmail Beşikçi
Friday, November 11, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (975)
Kürdleri/Kürdistan’ıni bölünmesinin, parçalanmasının, paylaşılmasının, önemli bir etkisi sonucu da siyasal partilerin, örgütlerin b&...
Suriyeli Mülteciler
İsmail Beşikçi
Wednesday, October 26, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1023)
Suriyeli mültecilerin, daha konforlu bir yaşam sürmek için Avrupa’yı tercih ettikleri ileri sürülebilir. O zaman da şu çok önemli bir s...
28 Devlet Bağımsız Kürdistan’ı Tanımayacak...
İsmail Beşikçi
Saturday, September 3, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1349)
“Şu kadar devlet bağımsız Kürdistan’ı tanımayacak” demek, Kürdleri/Kürdistan’ı değil, Kürdistan’ı müştereken baskı altında tu...
Devlet, İslam, Kürdler ve Darbe
İsmail Beşikçi
Tuesday, August 30, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1165)
22 Şubat 1962’de Harp Okulu Komutanı Talat Aydemir’in darbe girişimi olmuştu. Bu başarıya ulaşmadı. Görüşmeler sonucu Talat Aydemir ve arkadaşlarına ceza veri...
Süleymaniye Merkez Güvenlik Karargahı
İsmail Beşikçi
Monday, May 30, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1458)
Bölünmenin, parçalanmanın, paylaşılmanın önemli bir etkisi de siyasal partiler, örgütler üzerinde görülmektedir. Bu siyasal partiler,...
'Peçar Tenkil Harekatı/1927' Üzerine Birkaç Söz
İsmail Beşikçi
Wednesday, May 25, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1304)
1971’de, 12 Mart Rejimi sırasında yaşanan ‘İki Saitler’ olayı, Kürd/Kürdistan tarihinin acı olaylarından biridir. Bu olayın karanlıkta bırakılmaması, ay...
Tunceli Kanunu,Getirdiği Esaslar ve Devletin Asimilasyon Planları(*)
İsmail Beşikçi
Saturday, May 21, 2016
Hejmara şirova (0)   Lê nerin (1171)
Kerbela'da ölenler 72 kişidir. 1937-38'de Dersim'de katledilenler ise belki 72 bin kişidir. Devlet 13 bin kişiden söz etmektedir. Sayının çok çok yükse...
   «   [1]  2  3  4  5  6  7  8  9  »      
DESTPÉK      Tarix-belge      TEVKURD      Aslan Kaya -Baz      Fuad Önen      Media